Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 117. ayet

Âl-i İmrân suresi, 117. ayet. مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِى هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَثَلِ رِيحٍ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَأَهْلَكَتْهُ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِنْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

meŝelü mâ yünfiḳûne fî hâẕihi-lḥayâti-ddünyâ kemeŝeli rîḥin fîhâ ṣirrun eṣâbet ḥarŝe ḳavmin żalemû enfüsehüm feehleketh. vemâ żalemehümü-llâhü velâkin enfüsehüm yażlimûn.

Diyanet İşleri

Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 114–120 · surenin 117. ayeti / 200

Konu Kitap ehlinin hepsi bir değildir; sırdaş edinmeyin Âl-i İmrân 111–120 3

  1. Âl-i İmrân 114

    Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.

  2. Âl-i İmrân 115

    Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.

  3. Âl-i İmrân 116

    İnkar edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah'a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  4. 117

    Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.

  5. Âl-i İmrân 118

    Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.

  6. Âl-i İmrân 119

    İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.

  7. Âl-i İmrân 120

    Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 116–117. ayetler için yazılmıştır.

116-117. Yüce Allah kâfirlerin Allah’ın âyetlerini inkâr edip peygamberlerini yalanlayan kimseleri hiçbir şeyin, Allah’ın azabından kurtaramayacağını, hiçbir kimsenin onlara bir fayda sağlayamayacağını ve Allah nezdinde hiçbir kimsenin onlara şefaatçi olmayacağını beyan etmektedir. Zorlu zamanlar ve hoşlanmadıkları haller için hazırladıkları mallarının ve evlatlarının da kendilerine hiçbir faydasının olmayacağını, dünyada iken batıllarının zaferi için harcadıkları bütün mallarının da zayi olup gideceğini ifade etmektedir. Onların bu harcamalarının misali ise “kavurucu” çok soğuk yahut da yakıcı bir ateş içeren oldukça şiddetli bir rüzgârın isabet ettiği ekine benzer ki böyle bir rüzgâr o ekini mahveder.

Bütün bunların sebebi ise onların zulümleridir. Allah onlara zulmetmemiş, günahsız yere onları cezalandırmamıştır, asıl onlar kendi kendilerine zulmetmektedirler. Bu Yüce Allah’ın şu buyruğunu andırmaktadır: “O kâfirler, şüphesiz mallarını Allah yolundan alıkoymak için harcarlar, yakında da onları harcayacaklar, sonra bu onlara bir yürek acısı olacaktır. Sonra da yenilgiye uğrayacaklardır...” (el-Enfal, 8/36)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kâfirlerin hayır yolunda infakta bulundukları ve sevabını bekledikleri harcamaların misali; kendilerine günah ve diğer şeylerle zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Bu rüzgâr onların ekinlerine zarar vermiştir. İnfak etmiş oldukları şeylerden çok, hayır ümit etmişlerdir. Aynı bu rüzgârın ekine zarar verip ondan faydalanamadıkları gibi, küfürleri de ümitvar oldukları amellerin sevaplarını yok eder. Allah Teâlâ onlara zulmetmekten münezzehtir. Ancak onlar Allah'ı inkâr edip resullerini yalanladıklarından dolayı kendi nefislerine zulmetmişlerdir.

Kelimeler

23 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَثَلُ meselu durumu kök: مثل
  2. مَا ma şeylerin (malların)
  3. يُنفِقُونَ yunfikune harcadıkları kök: نفق
  4. فِى fi
  5. هَـٰذِهِ hazihi bu
  6. ٱلْحَيَوٰةِ l-hayati hayatında kök: حيي
  7. ٱلدُّنْيَا d-dunya dünya kök: دنو
  8. كَمَثَلِ kemeseli benzer kök: مثل
  9. رِيحٍۢ rihin bir rüzgara kök: روح
  10. فِيهَا fiha kendisine
  11. صِرٌّ sirrun dondurucu kök: صرر
  12. أَصَابَتْ esabet vurup kök: صوب
  13. حَرْثَ harse ekinine kök: حرث
  14. قَوْمٍۢ kavmin bir topluluğun kök: قوم
  15. ظَلَمُوٓا۟ zelemu zulmeden kök: ظلم
  16. أَنفُسَهُمْ enfusehum nefislerine kök: نفس
  17. فَأَهْلَكَتْهُ ۚ feehlekethu onu mahveden kök: هلك
  18. وَمَا ve ma
  19. ظَلَمَهُمُ zelemehumu onlara zulmetmedi kök: ظلم
  20. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  21. وَلَـٰكِنْ velakin fakat
  22. أَنفُسَهُمْ enfusehum onlar kendi kendilerine kök: نفس
  23. يَظْلِمُونَ yezlimune zulmediyorlardı kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرث (14 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk · Ortak kavram: Dünya

    Hani siz vadinin (Medine'ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şayet…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk · Ortak kavram: Dünya

    Dediler ki: "Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder." Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Onlar…

  • Aynı kök: حرث (14 geçiş) · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayat

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…

  • Aynı kök: روح (57 geçiş) · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine haksızlık etmiş olan bir toplumun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu rüzgârın durumuna benzer. Onlara Allah haksızlık etmedi fakat onlar kendilerine haksızlık ediyorlar. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:57; A‘râf 7:160, 177; Tevbe 9:70; Yûnus 10:44; Hûd 11:101; Nahl 16:33, 118; Kehf 18:49; ‘Ankebût 29:40; Rûm 30:9; Zuhruf 43:76.

Mustafa İslamoğlu

Onların bu dünya hayatı için harcadıkları, kendi kendilerine zulmeden bir toplumun ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir kasırgaya benzer: Onlara zulmeden Allah değildir, asıl onlar kendi kendilerine zulmetmektedir.

Muhammed Esed

Onların bu dünya hayatı için harcadıkları, kendi kendilerine zulmeden bir halkın ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir rüzgara benzer: Onlara haksızlık yapan Allah değildir, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlar.

Ahmed Hulusi

Onların şu süfli madde boyutunda (esfeli safiliyn - dünya hayatı) harcadıklarının misali, kendi nefslerine zulmeden bir topluluğun ekinlerine isabet edip, onu mahveden dondurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara zulmetmedi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlar.

Ali Bulaç

Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.

Ali Özek ve heyeti

Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kavurucu soğuğu bulunan bir rüzgarın misali gibidir ki, kendilerine zulmetmiş bir kavmin ekinine isabet eder de onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemiş, fakat asıl onlar, kendi kendilerine zulmetmişlerdir.

Ali Rıza Safa

Onların dünya yaşamında yardımlaşmak amacıyla paylaştıkları, kendilerine yazık etmiş bir toplumun ekinlerini vurarak yıkıma uğratan, kavurucu soğuklukta bir rüzgar gibidir. Allah, onlara haksızlık etmedi. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.

Bayraktar Bayraklı

Onların bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendi kendilerine zulmeden bir halkın ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir rüzgara benzer. Onlara haksızlık yapan Allah değildir, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlar.

Edip Yüksel

Bu dünya hayatındaki harcamaları, kendi kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup mahveden dondurucu bir rüzgar gibidir. ALLAH onlara zulmetmedi; fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bu dünya hayatındaki harcamaları, kendi kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup mahfeden dondurucu bir rüzgar gibidir. ALLAH onlara zulmetmedi; fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerine isabet edip onu mahveden kavurucu soğuk bir rüzgara benzer. Allah, onlara haksızlık etmemişti, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu dünya hayatında yapmakta oldukları masrafın meseli bir rüzgar meseline benzer ki onda kavurucu bir soğuk var: nefislerine zulmeden bir kavmin ekibine sataşmış da onu mahvetmektedir, ve onlara Allah zulmetmemişti ve lakin kendilerine zulmediyorlardı

Erhan Aktaş

Onların, bu dünya hayatında, infak dipnot 1 ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık etmiş dipnot 2 bir halkın ekinine isabet ederek onu mahveden kavurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara haksızlık yapmadı, fakat onlar, kendi kendilerine haksızlık etmektedirler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İhtiyaç sahiplerine yardım etmek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benliklerine, yaradılışlarına uygun olmayan işler yapmak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların, bu dünya hayatında, infak dipnot 1 ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık etmiş dipnot 2 bir halkın ekinine isabet ederek onu mahveden kavurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara haksızlık yapmadı, fakat onlar, kendi kendilerine haksızlık etmektedirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İhtiyaç sahiplerine yardım etmek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benliklerine, yaradılışlarına uygun olmayan işler yapmak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların, bu dünya hayatında, infak dipnot 1 ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık etmiş dipnot 2 bir toplumun ekinine isabet ederek onu mahveden kavurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara haksızlık yapmadı, onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hayırlı işlere harcadıkları ve ihtiyaç sahiplerine yardım ettikleri.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benliğine, yaradılışına uygun olmayan bir yola sapmış.

Gültekin Onan

Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. Tanrı, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.

Hasan Basri Çantay

Onların bu dünya hayaatında harc-u sarf edegeldiklerinin misali, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerini vurub da mahveden, kavurucu ve soğuk bir rüzgarın haali gibidir. Onlara Allah zulmetmedi. Fakat kendileri kendilerine zulmediyorlar.

İbni Kesir

Bu dünya hayatında onların sarfettikleri şeylerin durumu; kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerine isabet ederek mahveden kavurucu bir rüzgarın durumuna benzer. Allah onlara zulmetmedi, ama onlar; kendilerine zulmediyorlardı.

Mehmet Alagaş

(110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmiş değildir, aksine onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdir.

Süleyman Ateş

Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, nefislerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup onu mahveden dondurucu bir rüzgar(ın tahribatın)a benzer. Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dünya hayatında yaptıkları iyilikler (Allah için olmadığından), kavurucu soğuk bir rüzgarın, yanlışlara dalan bir topluluğun ekinini vurup mahvetmesi gibi mahvolur, (bir faydasını görmezler). Allah, onlara yanlış yapmaz, yanlışı onlar kendilerine yaparlar.

Şaban Britch

Onların bu dünya hayatında harcadıkları şeyin örneği; kavurucu soğuk bir rüzgara benzer. Kendilerine zulmetmiş bir toplumun ekinine isabet eder de, onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemiş fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdir.

Şaban Piriş

Onların bu dünya hayatında harcadıkları şeyin örneği; kavurucu soğuk bir rüzgara benzer. Kendilerine zulmetmiş bir toplumun ekinine isabet eder de, onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemiş fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu dünya hayatında harcamakta olduklarının durumu, bir rüzgar örneğine benzer: Onda kavurucu bir soğuk vardır. Öz benliklerine zulmetmiş bir toplululuğun ekinine değmiş de onu mahvetmiştir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine zulmediyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The example of whatever they spent in this world that was not pertaining to Allah is just like the crops of wrong headed farmers who were wrongful of actions. Their yield was hit by an icy cold wind that reduced it to ruin. It was not Allah Who did them injustice but it was they who wronged themselves.

Abdul Haleem

and whatever they give away in this life will be nullified: a frosty wind strikes and destroys the harvest of people who have wronged themselves. It was not God who wronged them; they wronged themselves.

Abdullah Yusuf Ali

What they spend in the life of this (material) world May be likened to a wind which brings a nipping frost: It strikes and destroys the harvest of men who have wronged their own souls: it is not Allah that hath wronged them, but they wrong themselves.

Abul A'la Maududi

The example of what they spend in the life of this world is like that of a wind accompanied with frost which smites the harvest of a people who wronged themselves, and lays it to waste. dipnot 1 It is not Allah who wronged them; rather it is they who wrong themselves.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The term 'harvest' in this parable refers to this life which resembles a field of cultivation the harvest of which one will reap in the World to Come. The 'wind' refers to the superficial appearance of righteousness, for the sake of which unbelievers spend their wealth on philanthropic and charitable causes. The expression 'frost' indicates their lack of true faith and their failure to follow the Divine Laws, as a result of which their entire life has gone astray.By means of this parable God seeks to bring home to them that while wind is useful for the growth of cultivation if that wind turns into frost it destroys it. So it is with man's acts of charity: they can prove helpful to the growth of the harvest one will reap in the Hereafter but are liable to be destructive if mixed with unbelief. God is the Lord and Master of man as well as of all that man owns, and the world in which he lives. If a man either does not recognize the sovereignty of his Lord and unlawfully serves others or disobeys God's Laws then his actions become crimes for which he deserves to be tried; his acts of 'charity' are but the acts of a servant who unlawfully helps himself to his master's treasure and then spends it as he likes.

Aisha Bewley

The metaphor of what they spend in their life in this world is that of a wind with an icy bite to it which strikes the crops of a people who have wronged themselves and destroys them. Allah did not wrong them; rather it was themselves they were wronging.

Al-Hilali & Khan

The likeness of what they spend in this world is the likeness of a wind which is extremely cold; it struck the harvest of a people who did wrong against themselves and destroyed it, (i.e. the good deed of a person is only accepted if he is a monotheist and believes in all the Prophets of Allâh, including the Christ عليه السلام and Muhammad صلى الله عليه وسلم). Allâh wronged them not, but they wronged themselves.

Ali Quli Qarai

The parable of what they spend in the life of this world is that of a cold wind that strikes the tillage of a people who wronged themselves, destroying it. Allah does not wrong them, but they wrong themselves.

Amatul Rahman Omar

That which they spend for the present life bears likeness with the wind wherein is freezing cold which smites the tilth of the people who have done injustice to themselves, so it destroys it. Allâh does no injustice to them but they wrong themselves.

Arthur John Arberry

The likeness of that they expend in this present life is as the likeness of a freezing blast that smites the tillage of a people who wronged themselves, and it destroyed that; God wronged them not, but themselves they wronged.

Bijan Moeinian

Their accomplishments in this world will be wiped out like a harvest scattered by a strong windstorm. God never means to harm them; it is them who are unjust to their own souls.

E. Henry Palmer

The likeness of what they expend in this life of the world, is as the likeness of wind wherein is a cold blast that falls upon a people's tilth who have wronged themselves and destroys it. It is not God who wrongs them, but it is themselves they wrong.

Edip-Layth

The example of what they spend in this world is like a wind in which there is a frost; it afflicts the field of the people who wronged themselves, and thus destroys it. God did not wrong them, but it was themselves that they wronged.

George Sale

The likeness of that which they lay out in this present life, is as a wind wherein there is a scorching cold: It falleth on the standing corn of those men who have injured their own souls, and destroyeth it. And God dealeth not unjustly with them; but they injure their own souls.

Hamid S. Aziz

The likeness of what they spend in this life of the world is as the likeness of wind wherein is a cold blast that falls upon the harvest of a people who have wronged themselves and destroys it. It is not Allah who wrongs them, but it is themselves they wrong.

Mahmoud Ghali

The likeness of whatever they expend in this present life (Literally: the lowly "life", i. e., the life of this world) is as the likeness of a wind wherein there is clamoring cold that afflicted the tillage of a people who did injustice to themselves, and so it did cause it to perish. And in no way did Allah do any injustice to them but they did injustice to themselves.

Marmaduke Pickthall

The likeness of that which they spend in this life of the world is as the likeness of a biting, icy wind which smiteth the harvest of a people who have wronged themselves, and devastateth it. Allah wronged them not, but they do wrong themselves.

Mohamed Ahmed - Samira

What they spend in the life of this world is like a frosty wind which smites and destroys the crops of a people who had wronged themselves. God did not wrong them, they wronged themselves.

Muhammad Asad

The parable of what they spend on the life of this world is that of an icy wind which smites the tilth of people who have sinned against themselves, and destroys it: for, it is not God who does them wrong, but it is they who are wronging themselves.

Mustafa Khattab

The good they do in this worldly life is like the harvest of an evil people struck by a bitter wind, destroying it ˹completely˺. Allah never wronged them, but they wronged themselves.

Progressive Muslims

The example of what they spend in this world is like a wind in which there is a frost; it afflicts the field of the people who wronged themselves, and thus destroys it. God did not wrong them, but it was their souls that they wronged.

Rashad Khalifa

The example of their accomplishments in this life is like a violent wind that hits the harvest of people who have wronged their souls, and wipes it out. GOD never wronged them; it is they who wronged themselves.

Sahih International

The example of what they spend in this worldly life is like that of a wind containing frost which strikes the harvest of a people who have wronged themselves and destroys it. And Allah has not wronged them, but they wrong themselves.

Sam Gerrans

The likeness of what they spend in the life of this world is as the likeness of a wind wherein was biting cold: it befell the tilth of a people who wronged their souls and destroyed it; and God wronged them not, but they wronged themselves.

Shabbir Ahmed

The likeness of what they spend in this life of the world is the likeness of a biting, frosty wind that destroys the harvest of a people who wronged their own "Self". Allah wronged them not, but they wronged themselves. (They spent their wealth on themselves although it was a trust given to them to share with fellow human beings).

Syed Vickar Ahamed

What they spend in the life from this (material) world may be compared to a wind that brings nipping frost: It strikes and destroys the crops of men who have wronged their own souls: It is not Allah who has wronged them, but they (continue to) wrong themselves.

Taqi Usmani

The example of what they spend in this worldly life is just like a wind that, having chill within, struck the tillage of those who wronged themselves, and destroyed it. Allah has not wronged them; rather, they did wrong to themselves.

The Monotheist Group

The example of what they spend in this world is like a wind in which there is a frost; it afflicts the field of the people who wronged themselves, and thus destroys it. God did not wrong them, but it was their souls that they wronged.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 117. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 117. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 117. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩