Diyanet İşleri
Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)" demiştik.
Bakara suresi
Bakara suresi, 63. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱذْكُرُوا۟ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm verafa`nâ fevḳakümu-ṭṭûr. ḫuẕû mâ âteynâküm biḳuvvetiv veẕkürû mâ fîhi le`alleküm tetteḳûn.
Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)" demiştik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Tûr'un kaldırılması ve Cumartesi yasağı Bakara 63–66 3
Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. "Allah'ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın" demiştik.
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin" demiştiniz. O da size, "İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var" demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır" (diye hükmedilmiştir).
Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)" demiştik.
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.
Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
63. “Hani sizden sapasağlam söz almıştık” yani, hatırlayın ki sizden ağır bir söz almıştık. Bu da Tûr üzerlerine kaldırılıp korkutularak alınmış bir sözdü. Onlara denildi ki: “Size verdiğimizi kuvvetle” yani, Tevrat’ı tam bir gayret, ciddiyet ve Allah’ın emirlerini ifa etmek üzere sabır ile “tutun ve içindekinden” yani Kitab’ınızın içinde bulunanlardan, o Kitab’ı okuyarak ve öğrenerek “gafil olmayın ki” Allah’ın azab ve gazabından “korunasınız.” Yahut da kötülüklerden sakınan takvâ ehli olasınız.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'a ve rasullerine iman etme adına sizden sapasağlam aldığımız sözü hatırlayın. Verdiğiniz sözü terk etmekten sizi sakındırmak ve korkutmak için Tûr dağını üzerinize kaldırdık. Tevrat’ta size indirmiş olduğumuz şeyleri tembellik ve ihmal etmeden, ciddiyet ve gayret ile almanızı emrettik. Onda olanları muhafaza edin ve iyice düşünün; umulur ki bunu yapmanızdan dolayı Allah Teâlâ'nın azabından korunursunuz.
Aynı kök: طور (11 geçiş) · Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: رفع (29 geçiş)
Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı…
Aynı kök: طور (11 geçiş) · Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: رفع (29 geçiş)
Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tur"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara,…
Aynı kök: رفع (29 geçiş) · Aynı kök: فوق (43 geçiş)
Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak…
Aynı kök: رفع (29 geçiş) · Aynı kök: فوق (43 geçiş)
O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün…
Aynı kök: رفع (29 geçiş) · Aynı kök: فوق (43 geçiş)
Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle…
Aynı kök: قوي (42 geçiş) · Aynı kök: فوق (43 geçiş)
Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı…
Aynı kök: طور (11 geçiş)
Ona, Tur dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
Aynı kök: وثق (34 geçiş)
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hani sizden sağlam bir söz almış, üzerinize (Sînâ) dipnot 1 Dağı(nı âdeta) kaldırmıştık. (Onlara) "Size verdiğimizi (Kitabı) kuvvetle alın (ona sıkıca tutunun) dipnot 2 ve içinde olanı hatırlayın ki takvâlı olabilesiniz." (demiştik).
Bir zaman da (Sina) Dağı'nı başınıza dikip sizden (şöyle) söz almıştık: Size verdiğimiz mesaja sımsıkı sarılın, onun muhtevasını hatırdan çıkarmayın ki sorumluluğunuzun bilincine varasınız.
İşte o zaman, Sina Dağı'nı üzerinize şahit tutarak ciddi ve samimi (görünen) taahhüdünüzü kabul etmiş ve "Size bahşettiğimiz şeye (bütün) gücünüzle sımsıkı sarılın ki Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincine varasınız!" (demiştik).
Hani sizden söz almıştık ve Tur'u da üstünüze kaldırmıştık (Musa'nın bir mucizesi). Size verdiğimizi (hakikat bilgisini) bir kuvve olarak tutun ve onun içinde olanı zikredip hatırlayın ki korunabilesiniz.
Sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve demiştik ki:) "Size verdiğimize sımsıkı yapışın ve onda olanı (hükümleri sürekli) hatırlayın, ki sakınasınız."
Sizden sağlam bir söz almış, Tûr'u da üzerinize kaldırıp, size verdiğimizi sıkıca/kuvvetle tutun, onda bulunanları daima hatırlayın, umulur ki, böylece korunursunuz (demiştik de);
Sizden kesin söz aldığımızda, dağı üzerinize yükseltmiştik. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın ve Onun içindekini hatırlayın; böylece, belki sorumluluk bilincine erişirsiniz!"
Hani sizden sağlam bir söz almış, Tur'u da üstünüze kaldırmış ve "Size verdiğimiz kitabın hükümlerine sımsıkı sarılınız, içinde olanları hatırlayınız ki, ruh olgunluğuna ulaşasınız"demiştik.
Sina dağını üzerinize kaldırarak bir zamanlar sizden söz almıştık: "Size verdiğimize kuvvetle sarılın, içindekileri hatırlayın ki korunasınız" demiştik.
Sina dağını üzerinize kaldırarak bir zamanlar sizden söz almıştık: 'Size verdiğimize kuvvetle sarılın, içindekileri hatırlayın ki korunasınız,' demiştik.
Bir vakit de sizden söz almıştık ve Tur'u üstünüze kaldırıp demiştik ki: "Verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve içindekilerden gafil olmayın ki, günahtan sakınmış olasınız."
Bir vakit de misakınızı almıştık, ve Turu üstünüze kaldırıp demiştik ki verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekinden gafil olmayın, gerek ki korunursunuz
Hani bir zamanlar, takva sahibi dipnot 1 olmanız için, size verdiğimiz şeylere kuvvetle sarılıp kendinize mal etmek ve içindekilerini sürekli aklınızda tutmanız konusunda sizden söz almıştık. Ve Tur'u dipnot 2 üzerinize kaldırmıştık.
Hani bir zamanlar, takva sahibi dipnot 1 olmanız için, size verdiğimiz şeylere kuvvetle sarılıp kendinize mal etmek ve içindekilerini sürekli aklınızda tutmanız konusunda sizden söz almıştık. Ve Tur'u dipnot 2 üzerinize kaldırmıştık.
Hani bir zamanlar, sizden, takva sahibi olmanız için, size verdiğimiz şeylere kuvvetle sarılıp kendinize mal etmek ve içindekilerini sürekli aklınızda tutmanız konusunda sağlam bir söz almıştık. Ve turu dipnot 1 üzerinize kaldırmıştık.
Sina dağını üzerinize kaldırarak sizden söz (misak) almıştık: "Size verdiğimize kuvvetle / sımsıkı sarılın, içindekileri / onda olanı anımsayın ki korunasınız (tettekun)" (demiştik).
Hani sizden (Tevrat ile amil olacağınıza dair) sapasağlam söz almışdık, "Tur" u da (tepenize iniverecek bir durumda) üstünüze kaldırmışdık, (ve demişdik ki:) "Size verdiğimiz (Kitab) ı (n hükümlerini) kuvvetle tutun, onda onlar (la amel etmek lüzumun) u hatırlayın. Ta ki (cehennemden, günahlardan) sakınmış olasınız".
Hani sizden sapasağlam söz almıştık. Tur'u da üstünüze kaldırmıştık. Size veridğimize sımsıkı sarılın, onda olanları hatırlayın ki sakınmış olasınız.
(6, 63, 65, 66) Bir vakit sizden söz almıştık ve Tur dağını üzerinize kaldırmıştık , size verdiklerimizi kuvvetlice tutun ve içindekileri de zikredin böylelikle belki sakınırsınız demiştik. Bunun ardından yüz çevirdiniz, Allah’ın üzerinizdeki fazileti ve rahmeti olmasaydı, hasara uğrayanlardan olurdunuz. Kesin olan şu ki, siz, cumartesine sizden kimlerin taciz de bulunduğunu bildiniz. Bizde onlara , “aşağılık maymunlar olun ” dedik. Bunu, mevcut olanlara ve artlarından gelenlere ibretlik ceza olarak verdik ve sakınanlara öğüt yaptık.
Hani, sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da üzerinize kaldırmış ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz kitabı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün” demiştik.
Bir zaman da sizin sözünüzü almış, üzerinize dağı kaldırmıştık: "Size verdiğimizi kuvvetle tutun, içinde olanı hatırlayın ki (azabımızdan) korunasınız," (demiştik).
Birgün Tur'u /Sina Dağı'nı tepenize kaldırarak sizden kesin söz almıştık: "Size verdiğimize (Musa'nın kitabına) dipnot 1 sıkı sarılın, ondaki bilgileri aklınızda tutun; belki yanlışlardan sakınırsınız!" demiştik. dipnot 2
Bir gün üstünüze Tur'u dipnot 1 kaldırarak kesin söz almıştık: "Size verdiğimize sıkı sarılın, onda olanı aklınızdan çıkarmayın ki kendinizi koruyabilesiniz!" demiştik.
Hani, sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da üzerinize kaldırmış ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı kuvvetle tutun, onun içindekileri anın demiştik.
Sizden sapa sağlam söz almıştık. Dağı da üzerinize kaldırmış: -Allah'a karşı gelmekten sakınabilmeniz için size verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onun içindekileri aklınızda tutun, demiştik.
Hani, sizden şu şekilde kesin söz almış da Tur'u üzerinize kaldırmıştık: "Size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayıp zikredin ki, sakınabilesiniz."
"Also, recall to the mind that once when you camped at the foot of the Mount and heaven thundered and the awe –inspiring- echoes thundered in your ears as We entered with you into a covenant and We stabilized the Mount above you when it shook with such fits of awe for the profound reverence dutiful to Allah, and We said: "Adhere to all that We have imparted to you AL-Tawrah and observe the code of discipline and body of regulations and hold them in esteem and hold to your promise, pay attention and regard to it and be mindful of Our commandments so that you may hopefully entertain the profound reverence dutiful Allah".
Remember when We took your pledge, and made the mountain tower high above you, and said, ‘Hold fast to what We have given you and bear its contents in mind, so that you may be conscious of God.’
And remember We took your covenant and We raised above you (The towering height) of Mount (Sinai): (Saying): "Hold firmly to what We have given you and bring (ever) to remembrance what is therein: Perchance ye may fear Allah."
And recall when We made a covenant with you and caused the Mount Sinai to tower above you, dipnot 1 (saying): "Hold fast to the Book that We have given you, and remember the directives and commandments in it, that you be pious."
Remember when We made the covenant with you and lifted up the Mount above your heads: ‘Take hold vigorously of what We have given you and pay heed to what is in it, so that hopefully you will have taqwa. ’
And (O Children of Israel, remember) when We took your covenant and We raised above you the Mount (saying): "Hold fast to that which We have given you, and remember that which is therein so that you may become Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2).
And when We took a pledge from you, and raised the Mount above you [declaring], ‘Hold on with power to what We have given you, and remember that which is in it, so that you may be Godwary. ’
And (recall, O Children of Israel!) when We took a covenant from you, (and it was the time when you were at the foot of Sinai), with (the summits of) the Mount towering above you (saying), `Hold fast to what We have given you, and bear in mind that which is in it, so that you may guard against evil. '
And when We took compact with you, and raised above you the Mount: 'Take forcefully what We have given you, and remember what is in it; haply you shall be godfearing. '
[O’ Children of Israel;] I would like to remind you more: When I raised Mt. Sinai on top of your head and (while you were at awe) you promised Me that you will carry my order: "Hold up to the book that I have revealed to you and make it a part of your daily life and refer to it frequently" so that you may become successful.
And when we took a covenant with you and held the mountain over you; ' Accept what we have brought you with strong will, and bear in mind what is therein, haply ye yet may fear. '
We took your covenant, and raised the mount above you, "Take what We have given you with strength, and remember what is in it that you may be conscientious."
Call to mind also when we accepted your covenant, and lifted up the mountain of Sinai over you, saying, receive the law which we have given you, with a resolution to keep it, and remember that which is contained therein, that ye may beware.
And when We took a covenant with you and held the mountain over you; (saying) "Accept what We have brought you with strong will, and bear in mind what is therein, per chance (or possibly) you yet may fear. "
And (remember) as We took compact with you and raised above you the Tûr (i. e. the Mount): "Take powerfully what We have brought you and remember what is in it, that possibly you would be pious (towards Me)."
And (remember, O Children of Israel) when We made a covenant with you and caused the mount to tower above you, (saying): Hold fast that which We have given you, and remember that which is therein, that ye may ward off (evil).
Remember the day We made the covenant with you and exalted you on the Mount and said: "Hold fast to what We have given you, and remember what is therein that you may take heed. "
AND LO! We accepted your solemn pledge, raising Mount Sinai high above you, [and saying;] "Hold fast with [all your] strength unto what We have vouchsafed you, and bear in mind all that is therein, so that you might remain conscious of God!"
And ˹remember˺ when We took a covenant from you and raised the mountain above you ˹saying˺, "Hold firmly to that ˹Scripture˺ which We have given you and observe its teachings so perhaps you will become mindful ˹of Allah˺."
And We took your covenant, and raised the mount above you: "Take what We have given you with strength, and remember what is in it that you may be righteous. "
We made a covenant with you, as we raised Mount Sinai above you: "You shall uphold what we have given you strongly, and remember its contents, that you may be saved."
And [recall] when We took your covenant, [O Children of Israel, to abide by the Torah] and We raised over you the mount, [saying], "Take what We have given you with determination and remember what is in it that perhaps you may become righteous. "
And when We took your agreement and raised the mount above you: “Hold fast what We have given you, and remember what is therein, that you might be in prudent fear.”
O Children of Israel! Recall the times when We made a firm Covenant with you in the Valley of Mount Sinai, letting the lofty mountain bear witness and commanded you to hold fast the Commandments We had given you, so that you may walk aright.
And (remember) when, We took your Promise and We raised above you (the towering height of) Mount (Sinai) (saying): "Hold firmly to what We have given you and always remember what is in there: That you may fear Allah. "
And when We took the pledge from you, and raised high above you the (Mount of) Tūr: "Hold fast to what We have given to you, and remember what is in it, so that you may become God-fearing."
And We took your covenant, and raised the mount above you: "Take what We have given you with strength, and remember what is in it that you may be righteous."