Diyanet İşleri
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
Bakara suresi
Bakara suresi, 15. ayet. ٱللَّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ
allâhü yestehziü bihim veyemüddühüm fî ṭugyânihim ya`mehûn.
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıklar ve iki benzetme Bakara 8–20 3
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
15. “Asıl Allah onlarla alay eder ve azgınlıkları ile baş başa bırakarak şaşkınca dolaşmalarına mühlet verir” İşte O’nun kulları ile alay etmelerinin cezası! İşlediklerini, bedbahtlıklarını ve kötü hallerini süslemesi ve mü’minleri onlara musallat kılmaması yüzünden, mü’minlerle beraber olduklarını zanneder hale gelmeleri Allah’ın onlarla alay etmesinin bir parçasıdır.
Yine Allah’ın Kıyamet gününde mü’minlerle birlikte onlara da zahiren bir nur vermesi onlarla alayının kapsamı içerisindedir. Mü’minler kendi nurları ile birlikte yürüyüp gittiklerinde münafıkların nurları söndürülecek ve aydınlıktan sonra karanlık içerisinde şaşkın bir halde kalacaklardır. Umutlanmanın ardından ümitsizlik ne büyük bir acı!: “Onlara (müminlere); biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. (Müminler de:) Evet, ama siz nefislerinizi helâke sürüklediniz, (hakkımızda felaketler) bekleyip durdunuz ve şüphe ettiniz...” (el-Hadid, 57/14) XXXfarklı surelere ait ayetler farklı font ya da özelliklerde yazılsınXXX
“Azgınlıkları ile” yani günahları ve küfürleri ile “baş başa bırakarak” azgınlıklarını daha bir artırarak “şaşkınca” hayret ve tereddüt içerisinde “dolaşmalarına mühlet verir.” İşte bu da Yüce Allah’ın onlarla alay etmesine dahildir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Müminlerle alay etmelerinin karşılığında Allah da onlarla alay eder. Bu, yaptıklarının karşılığıdır. Bundan dolayı dünyada onlara Müslüman hükümleri uygulanır. Ancak ahirette küfür ve nifaklarının karşılığını onlara verilecektir. Aynı zamanda taşkınlık ve sapıklıkları içinde bocalayıp durmaları için onlara mühlet verir ve şaşkınlık ve tereddüt içinde kalırlar.
Aynı kök: عمه (7 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş)
Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları…
Aynı kök: عمه (7 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş)
Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
Aynı kök: عمه (7 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş)
Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz,…
Aynı kök: مدد (32 geçiş)
Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.
Aynı kök: مدد (32 geçiş)
Evet, sabrettiğiniz ve Allah'a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size…
Aynı kök: مدد (32 geçiş)
Şeytanlara kardeş olanlara gelince, şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler, sonra da bundan hiç geri durmazlar.
Aynı kök: هزا (34 geçiş)
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle…
Aynı kök: هزا (34 geçiş)
Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Oysa) Allah onlarla alay eder; dipnot 1 (fakat) onlara fırsat vermektedir. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmaktadırlar. dipnot 2
Allah da onların alaylarına karşılık verir ve onları kendi tuğyanlarına gömülmüş olarak bırakır, şaşkın şaşkın debelenirler.
Allah da bu alaycı tavırlarından dolayı onlara hak ettikleri karşılığı verecek ve onları küstahlıkları ile baş başa şaşkınca bocalamaya terk edecektir.
(Hakikatleri olan Allah'ı anlamamakta ısrarları dolayısıyla) Allah kendileriyle alay ediyor ve basiretsizlikleri dolayısıyla azgınlıklarına müsaade ediyor!
(Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına (belli bir) süre tanır.
Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar.
Allah, onlarla alay eder ve azgınlıkları içinde şaşkın dolaşmaları için süre verir. dipnot 12
Allah onlarla alay ediyor ve taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına süre tanıyor.
ALLAH da, taşkınlıkları içinde bocalar durumda bırakarak asıl onları hafife alır.
ALLAH da, taşkınlıkları içinde bocalar durumda bırakarak onlarla alay eder.
Asıl Allah onlarla alay ediyor ve taşkınlıkları içinde bocalarlarken kendilerini sürükleyip götürüyor.
Allah onlarla istihza ediyor da tuğyanları içinde bocalarlarken kendilerini sürüklüyor
Allah da onları alay konusu yapar. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmalarına zaman tanır.
Allah da onları dipnot 1 alay konusu yapar. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmalarına zaman tanır.
Allah da onlarla alay eder. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmalarına zaman tanır.
Tanrı da onlarla alay eder ve taşkınlıkları (tuğyan) içinde bocalamalarına / şaşkınca dolaşmalarına (ya'mehun) süre tanır.
(Asıl) Allah onlarla istihza eder ve taşkınlıkları, azgınlıkları içinde serseri dolaşmalarına mühlet verir.
Allah da onlarla istihza eder ve azgınlıklarında şaşkın bir halde dolaştırır.
(8-20) İnsanlardan Allah’a ve diğer güne / ahiret gününe inanıyoruz diyenler var, onlar iman etmiş değillerdir, Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya / kandırmaya çalışırlar oysa onlar ancak kendilerini aldatıyorlar ve bilincinde değiller / şuurunda değiller, k alplerinde hastalık vardır, Allah’ta hastalıklarını / marazlarını artırmıştır. Onlara, yalanlıyor olmalarından dolayı acıtıcı /elemli bir azap vardır , onlara, arzda bozgun / fesat çıkarmayın denildiğinde derler ki biz ıslah edicileriz , hayır onlar kesinlikle ve kesinlikle bozguncudurlar ve fakat bilincinde değillerdir , onlara insanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde akılsızların / sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz derler , hayır asıl onlar akılsızdırlar/sefihtirler ve fakat bilmiyorlar , iman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler, şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise biz sizle beraberiz biz onlarla alay ediyoruz derler, Allah’ ta onlarla alay eder ve taşkınlıkları içerisinde bocalasınlar diye de onlara süre tanır, (Münafığın bu şekil imanı onu ölünceye kadar emniyette tutar, öldükten sonrası felaket.) Sapıklığı, yola girmiş olmaya tercih edip satın alanlar, ticaretlerinde kâr edemediler onlar yolu da bulamadılar, onların misali, ateş yakan birisine benzer, yakılan ateş etrafını ışıklandırınca, Allah’ın onların ışığını gidermesi ile onları karanlıkta bırakması ve onların artık görememesi gibidir, sağırdırlar dilsizdirler, kördürler, onlar gerisin geri dönemezler (karanlıktaki halleri budur) yahut o kişi, gökten boşalan, içinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin olduğu yağışa tutulan birileri gibidir, yıldırımdan dolayı ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar, Allah, kafirleri kuşatmıştır, şimşek çakar gözleri kamaşır , her bir aydınlanmasında o yağmurda ancak yürüyebilirler, karanlıktayken / şimşek çakmazken de ayakta kalakalırlar, eğer Allah dileseydi işitmelerini de görmelerini de giderirdi (ne şimşek görürlerdi ne gök gürültüsü duyarlardı) Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.
Allah da onlarla alay eder ve onları taşkınlıkları içinde şaşkın bir halde bırakır.
Allah da kendileriyle alay eder ve onları bırakır; taşkınları içinde bocalayıp dururlar.
Taşkınlıkları içinde bocalayıp durmalarına fırsat vererek onları hafife alan Allah'tır. dipnot 1
Taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara fırsat vererek göz yuman Allah'tır. dipnot 1
Allah da onlarla alay eder ve onları taşkınlıkları içinde şaşkın bir halde bırakır.
Allah da onlarla alay eder ve onları taşkınlıkları içinde şaşkın bir halde bırakır.
Allah onlarla alay ediyor ve onları, kendi azgınlıkları içinde bocalar bir halde sürüklüyor.
Allah gives them plenty of rope to allow them free scope and action in order to commit themselves to the loss in a maze of error.
God is mocking them, and allowing them more slack to wander blindly in their insolence.
Allah will throw back their mockery on them, and give them rope in their trespasses; so they will wander like blind ones (To and fro).
Allah jests with them, leaving them to wander blindly on in their rebellion.
But Allah is mocking them, and drawing them on, as they wander blindly in their excessive insolence.
Allâh mocks at them and gives them increase in their wrong-doing to wander blindly.
It is Allah who derides them, and leaves them bewildered in their rebellion.
Allâh will bring down disgrace upon them and will let them continue in their (ways of) transgression. They are blindly wandering.
God shall mock them, and shall lead them on blindly wandering in their insolence.
God will pay them back their mockery and let them wonder like blinds (for a while. )
God shall mock at them and let them go on in their rebellion, blindly wandering on.
God mocks them, and leaves them prolonged in their transgression.
God shall mock at them, and continue them in their impiety; they shall wander in confusion.
Allah shall mock at them and let them go on in their rebellion, blindly wandering on.
Allah mocks them and grants them extension in blundering in their inordinance.
Allah (Himself) doth mock them, leaving them to wander blindly on in their contumacy.
But God will turn the joke against them and allow them to sink deeper into evil and wander perplexed in their wickedness.
God will requite them for their mockery, and will leave them for a while in their overweening arrogance, blindly stumbling to and fro:
Allah will throw their mockery back at them, leaving them to continue wandering blindly in their defiance.
God mocks them, and leaves them prolonged in their transgression.
GOD mocks them, and leads them on in their transgressions, blundering.
[But] Allah mocks them and prolongs them in their transgression [while] they wander blindly.
God mocks them, and increases them in wandering blindly in their inordinacy.
Allah (His Eternal Law of Requital) turns their mockery upon them. They keep wandering in their arrogance to the point of no return.
Allah will throw back their mockery at them, and give them rope in their trespasses; So they will wander like blind ones (back and forth)!
It is Allah who mocks at them, and lets them go on wandering blindly in their rebellion.
God mocks them, and leaves them prolonged in their transgression.