Bakara suresi

Bakara suresi, 14. ayet

Bakara suresi, 14. ayet. وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ إِلَىٰ شَيَٰطِينِهِمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِءُونَ

veiẕâ leḳu-lleẕîne âmenû ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalev ilâ şeyâṭînihim ḳâlû innâ me`aküm innemâ naḥnü müstehziûn.

Diyanet İşleri

İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 11–17 · surenin 14. ayeti / 286

Konu Münafıklar ve iki benzetme Bakara 8–20 3

  1. Bakara 11

    Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler.

  2. Bakara 12

    İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

  3. Bakara 13

    Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

  4. 14

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.

  5. Bakara 15

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  6. Bakara 16

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.

  7. Bakara 17

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. İşte bu buyrukta kalplerinde olmadığı halde sadece dilleri ile söyledikleri sözler dile getirilmektedir. Şöyle ki onlar mü’minlerle bir arada olduklarında mü’minlerin yolu üzere ve onlarla birlikte olduklarını izhar ederler. Ancak şeytanları, yani kötülük konusundaki büyükleri ve önderleri ile bir arada bulunduklarında; “Gerçekte biz sizinle birlikteyiz, biz mü’minlerle sadece, onların yolu üzere olduğumuzu söyleyerek alay ediyoruz”, derler. İşte münafıkların iç yüzleri ve zahirde nasıl gözüktükleri! Kötü hile ve tuzak, onu kuranın başına geçer.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Müminlerle karşılaştıklarında: Sizin iman ettiklerinizi tasdik ediyoruz derler. Bunu müminlerden korktukları için söylerler. Müminlerden ayrılıp kendileriyle baş başa kaldıkları önderlerinin yanına gittiklerinde, onlara tabi olmada sebat edeceklerini vurgulayarak; "Biz sizin yolunuz üzereyiz. Zira bizler müminlerle dalga geçmek ve alay etmek için zahirde muvafakat ediyoruz" derler.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza zaman
  2. لَقُوا۟ leku rastladıkları kök: لقي
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimselere
  4. ءَامَنُوا۟ amenu inanan kök: امن
  5. قَالُوٓا۟ kalu derler kök: قول
  6. ءَامَنَّا amenna inandık kök: امن
  7. وَإِذَا veiza ve zaman
  8. خَلَوْا۟ halev yalnız kaldıkları kök: خلو
  9. إِلَىٰ ila ile
  10. شَيَـٰطِينِهِمْ şeyatinihim şeytanları kök: شطن
  11. قَالُوٓا۟ kalu derler kök: قول
  12. إِنَّا inna şüphesiz biz
  13. مَعَكُمْ meakum sizinle beraberiz
  14. إِنَّمَا innema elbette sadece
  15. نَحْنُ nehnu biz
  16. مُسْتَهْزِءُونَ mustehziune (onlarla) alay ediyoruz kök: هزا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

  • Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan

    Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak…

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

51 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıklarında "(Biz de) iman ettik." derler. dipnot 1 Şeytanları (kafadarları) ile baş başa kaldıklarındaysa "Biz sizinle beraberiz; biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz." derler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:76; Al-i İmrân 3:119.

Mustafa İslamoğlu

Ama inanan kimselerle karşılaştıklarında "Biz iman ettik" derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise, "Biz sizinler beraberiz, biz (onlarla) sadece alay ediyorduk" derler.

Muhammed Esed

Ve iman etmiş olanlarla karşılaştıkları zaman da, "Biz de (sizin gibi) inanıyoruz!" iddiasında bulunurlar; ama şeytani dürtüleriyle baş başa kaldıklarında, "Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece eğleniyoruz" derler.

Ahmed Hulusi

İman edenlerle beraberken "Amenna - kabul ettik" derler, şeytanlarıyla (vehimlerine tabi olarak onları saptıranlarla) başbaşa olduklarında ise: "Biz sizinle aynı fikirdeyiz, onlarla alay ediyoruz" derler.

Ali Bulaç

İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: "Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz."

Ali Özek ve heyeti

(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit «(Biz de) iman ettik» derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: «Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz» derler.

Ali Rıza Safa

İnananlarla karşılaştıklarında, "İnandık!" derler. Oysa şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında, şöyle derler: "Aslında, sizinle birlikteyiz; yalnızca alay ediyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Müminlerle karşılaştıklarında, "İman ettik" derler, reisleriyle başbaşa kaldıklarında ise, "Biz sizinle beraberiz; biz sadece alay ediyoruz" derler.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlarla karşılaştıkları vakit, "Gerçeği onaylıyoruz" derler; fakat sapkınlarıyla baş başa kaldıklarında, "Sizinle beraberiz. Biz sadece hafife almaktayız" derler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlarla karşılaştıkları vakit, 'İnanıyoruz,' derler; fakat şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında, 'Sizinle beraberiz. Biz sadece alay etmekteyiz,' derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de iman edenlerle karşılaştıklarında: "Biz de inandık" derler. Kendi şeytanları ile başbaşa kaldıklarında: "Emin olun biz sizinle beraberiz, biz ancak alay ediyoruz." derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de iman edenlerle karşılaştılar mı "amenna" derler ve kendi şeytanları ile halvet oldular mı "emin olun derler, biz sizinle beraberiz, biz ancak mütehziyiz"

Erhan Aktaş

İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İnandık." derler. dipnot 1 Şeytanları dipnot 2 ile baş başa kaldıkları zaman, "Biz, sizinle beraberiz; onlarla sadece alay ediyoruz." derler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İman etmedikleri halde iman etmiş gibi görünenler.
  2. metne dön, dipnot 2
    Akıl babaları, yandaşları, yol arkadaşları, önderleri, saptırıcıları.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İnandık." derler. dipnot 1 Şeytanları dipnot 2 ile baş başa kaldıkları zaman, "Biz, sizinle beraberiz; onlarla sadece alay ediyoruz." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnanmadıkları halde inanmış gibi görünenler.
  2. metne dön, dipnot 2
    Akıl babaları, yandaşları, yol arkadaşları, önderleri, saptırıcıları.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İnandık." derler. Şeytanları dipnot 1 ile baş başa kaldıkları zaman, "Biz, sizinle beraberiz; onlarla, sadece alay ediyoruz." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Akıl babaları, yandaşları, yol arkadaşları.

Gültekin Onan

İnananlarla karşılaştıklarında "inandık" derler; fakat şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında "kuşkusuz sizinle beraberiz, biz sadece alay etmekteyiz / alay edicileriz (istihza)" derler.

Hasan Basri Çantay

Onlar iman edenlere kavuşdukları zaman "inandık" derler. Şeytanlariyle yalınızca (başbaşa) kalınca ise "Emin olun, biz sizinle beraberiz. Biz ancak istihza edicileriz" derler.

İbni Kesir

Mü'minlere rastlayınca; inandık, derler. Şeytanları ile başbaşa kalınca da; biz sizinle beraberiz, onlarla sadece istihza etmekteyiz, derler.

Mehmet Alagaş

(8-20) İnsanlardan Allah’a ve diğer güne / ahiret gününe inanıyoruz diyenler var, onlar iman etmiş değillerdir, Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya / kandırmaya çalışırlar oysa onlar ancak kendilerini aldatıyorlar ve bilincinde değiller / şuurunda değiller, k alplerinde hastalık vardır, Allah’ta hastalıklarını / marazlarını artırmıştır. Onlara, yalanlıyor olmalarından dolayı acıtıcı /elemli bir azap vardır , onlara, arzda bozgun / fesat çıkarmayın denildiğinde derler ki biz ıslah edicileriz , hayır onlar kesinlikle ve kesinlikle bozguncudurlar ve fakat bilincinde değillerdir , onlara insanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde akılsızların / sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz derler , hayır asıl onlar akılsızdırlar/sefihtirler ve fakat bilmiyorlar , iman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler, şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise biz sizle beraberiz biz onlarla alay ediyoruz derler, Allah’ ta onlarla alay eder ve taşkınlıkları içerisinde bocalasınlar diye de onlara süre tanır, (Münafığın bu şekil imanı onu ölünceye kadar emniyette tutar, öldükten sonrası felaket.) Sapıklığı, yola girmiş olmaya tercih edip satın alanlar, ticaretlerinde kâr edemediler onlar yolu da bulamadılar, onların misali, ateş yakan birisine benzer, yakılan ateş etrafını ışıklandırınca, Allah’ın onların ışığını gidermesi ile onları karanlıkta bırakması ve onların artık görememesi gibidir, sağırdırlar dilsizdirler, kördürler, onlar gerisin geri dönemezler (karanlıktaki halleri budur) yahut o kişi, gökten boşalan, içinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin olduğu yağışa tutulan birileri gibidir, yıldırımdan dolayı ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar, Allah, kafirleri kuşatmıştır, şimşek çakar gözleri kamaşır , her bir aydınlanmasında o yağmurda ancak yürüyebilirler, karanlıktayken / şimşek çakmazken de ayakta kalakalırlar, eğer Allah dileseydi işitmelerini de görmelerini de giderirdi (ne şimşek görürlerdi ne gök gürültüsü duyarlardı) Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Bu münafıklar) İman edenlere rastladıkları zaman; "Biz de iman ettik", derler. Şeytanları ile baş başa kalınca da: "Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla (Müminlerle) sadece alay ediyoruz." derler.

Süleyman Ateş

İnanmış olanlara rastladıkları zaman; "İnandık," derler. Fakat şeytanlarıyla yalnız kaldıkları zaman; "Biz sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz," derler.

Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenenlerle karşılaştıklarında "Biz de inanıp güvendik." derler. Şeytanlarıyla dipnot 1 başbaşa kalınca da "Biz, kesinlikle sizin yanınızdayız, biz onları, sadece hafife alıyoruz!" dipnot 2 derler. dipnot 3

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şeytanlar, doğru yoldan çıkmış olan ama başkalarını da çıkarmak için doğru yolun üstünde oturan insanlar ve cinlerdir (En'am 6/71, 112, A'raf 7/30, Şuara 26/221-223, Nas 114/1-6).
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayetteki müstehzi (مُسْتَهْزِءُ) kelimesi, gizlice dalga geçme anlamındaki hüz' (هزء) kökündendir (Müfredat). Ona, yerine göre idare etme, göz yumma veya hafife alma şeklinde anlam verilmesi uygun düşmektedir.
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'a inanıp güvenenlerle yüz yüze gelince, "Biz O'na inanıp güveniriz." derler. Şeytanlarıyla dipnot 1 baş başa kalınca, "inanın biz sizin yanınızdayız, onlara sadece göz yumuyoruz!" derler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şeytan, doğru yoldan uzaklaşan insan ve cinlere denir. (Bkz. En'am 6/112)

Şaban Britch

İnananlara rastladıkları zaman; "İnandık", derler. Şeytanları ile başbaşa kalınca da: "Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla sadece alay ediyoruz", derler.

Şaban Piriş

İnananlara rastladıkları zaman: -İnandık, derler. şeytanları ile başbaşa kalınca da: -Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla sadece alay ediyoruz, derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunlar iman etmiş olanlarla yüz yüze geldiklerinde, "iman ettik" derler. Kendi şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise söyledikleri şudur: "Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when they are face to face with those whose hearts are impressed with the image of religious and spiritual virtues they declare that they have conformed their will to Allah’s will, and when they are apart with their satanic confederates who delight in satanic wickedness, they assure them of their confederacy and that they confederate in their design but they were only laughing at the believers with an outward contempt of what they esteemed sacred.

Abdul Haleem

When they meet the believers, they say, ‘We believe,’ but when they are alone with their evil ones, they say, ‘We’re really with you; we were only mocking.’

Abdullah Yusuf Ali

When they meet those who believe, they say: "We believe;" but when they are alone with their evil ones, they say: "We are really with you: We (were) only jesting."

Abul A'la Maududi

When they meet the believers, they say: "We believe," but when they meet their evil companions (in privacy), dipnot 1 they say: “Surely we are with you; we were merely jesting.”

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    'Satan' in Arabic means refractory, rebellious and headstrong, and is used for both human beings and jinn. Although this word is generally used in the Qur'an for the satans amongst the jinn, it is also used occasionally for human beings possessing satanic characteristics. The context generally explains whether the word 'satan' refers to jinn or to human beings. In this particular case the word 'satans' refers to those influential leaders of the time who were in the vanguard of opposition and hostility to Islam

Aisha Bewley

When they meet those who have iman, they say, ‘We have iman. ’ But then when they go apart with their shaytans, they say, ‘We are really with you. We were only mocking.’

Al-Hilali & Khan

And when they meet those who believe, they say: "We believe," but when they are alone with their Shayâtîn (devils - polytheists, hypocrites), they say: "Truly, we are with you; verily, we were but mocking."

Ali Quli Qarai

When they meet the faithful, they say, ‘We believe,’ but when they are alone with their devils, they say, ‘We are with you; we were only deriding [them]. ’

Amatul Rahman Omar

And when they meet those who have believed they say, `We (too) have believed. ' But when they are alone with their ring-leaders they say, `We are, in reality, with you, we were simply making light of them (- the believers).'

Arthur John Arberry

When they meet those who believe, they say, 'We believe'; but when they go privily to their Satans, they say, 'We are with you; we were only mocking. '

Bijan Moeinian

And when they meet the believers, they say: "We believe," but when they get together with their devil peers, they say: “We are indeed with you; we were just kidding. ”

E. Henry Palmer

And when they meet those who believe, they say, 'We do believe;' but when they go aside with their devils, they say, 'We are with you; we were but mocking!'

Edip-Layth

If they come across those who have acknowledged, they say, "We acknowledge," and when they are alone with their devils they say, "We are with you, we were only mocking."

George Sale

When they meet those who believe, they say, we do believe: But when they retire privately to their devils, they say, we really hold with you, and only mock at those people:

Hamid S. Aziz

And when they meet those who believe, they say, "We do believe;" but when they go aside with their devils, they say, "We are with you; we were but mocking!"

Mahmoud Ghali

And when they meet the ones who have believed they say, "We have believed, " and when they go apart to their shayatîn, (The all-vicious (ones), i. e. devils) they say, "Surely we are with you; surely we are only mocking.

Marmaduke Pickthall

And when they fall in with those who believe, they say: We believe; but when they go apart to their devils they declare: Lo! we are with you; verily we did but mock.

Mohamed Ahmed - Samira

When they meet the faithful they say: "We believe;" but when alone with the devils (their fellows), they say: "We are really with you; we were joking. "

Muhammad Asad

And when they meet those who have attained to faith, they assert, "We believe [as you believe]"; but when they find themselves alone with their- evil impulses, they say, "Verily, we are with you; we were only mocking!"

Mustafa Khattab

When they meet the believers they say, "We believe." But when alone with their evil associates they say, “We are definitely with you; we were only mocking.”

Progressive Muslims

And if they come across those who have believed, they Say: "We believe," and when they are alone with their devils they Say: "We are with you, we were only mocking. "

Rashad Khalifa

When they meet the believers, they say, "We believe," but when alone with their devils, they say, "We are with you; we were only mocking."

Sahih International

And when they meet those who believe, they say, "We believe"; but when they are alone with their evil ones, they say, "Indeed, we are with you; we were only mockers. "

Sam Gerrans

And when they meet those who heed warning, they say: “We believe.” But when they are alone with their satans, they say: “We are with you; we were only mocking!”

Shabbir Ahmed

Some of these people, when meeting those who have seen the Truth, say, "We have attained belief. " But when they join their own rebellious folks, they say, "We are, of course, with you. We were only making mockery."

Syed Vickar Ahamed

When they meet those who believe, they say: "We believe;" But when they are alone with their evil companions, they say: "We are really with you; We (were) only mocking!"

Taqi Usmani

When they meet those who believe, they say, "We have entered Faith;" but when they are alone with their satans, they say, “Indeed, we are with you; we were only mocking.”

The Monotheist Group

And if they come across those who have believed, they say: "We believe," and when they are alone with their devils they say: "We are with you, we were only mocking."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩