Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 65. ayet

Enbiyâ suresi, 65. ayet. ثُمَّ نُكِسُوا۟ عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ

ŝümme nükisû `alâ ruûsihim. leḳad `alimte mâ hâülâi yenṭiḳûn.

Diyanet İşleri

Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 62–68 · surenin 65. ayeti / 112
  1. Enbiyâ 62

    (İbrahim gelince) "Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim" dediler.

  2. Enbiyâ 63

    Dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!"

  3. Enbiyâ 64

    Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.

  4. 65

    Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler.

  5. Enbiyâ 66

    İbrahim, şöyle dedi: "Öyle ise siz, (hala) Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?"

  6. Enbiyâ 67

    "Yazıklar olsun, size de; Allah'ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?"

  7. Enbiyâ 68

    (İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

65. Ancak bu hallerini çok fazla sürdüremediler. Aksine: “Sonra baş aşağı (küfre) döndüler” Yani durumları tersine döndü, akılları işlemez, bir şey anlamaz oldu. Şaşırdılar ve İbrahim’e dediler ki: “Sen de çok iyi bilirsin ki bunlar konuşamazlar.” Nasıl bizimle dalga geçip alay ediyorsun da bu putların hiç konuşamadıklarını sen de bildiğin halde onlara soru sormamızı istiyorsun?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra eski inanç ve inatlarına dönerek: -Ey İbrahim- Ant olsun ki sen bu putların konuşamadıklarını kesin olarak bilmektesin. Onlara sormamızı nasıl emredersin? Bunun kendi lehlerine delil olmasını istediler, ancak onların aleyhine bir delildi.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra yine
  2. نُكِسُوا۟ nukisu döndürüldüler kök: نكس
  3. عَلَىٰ ala üzerine
  4. رُءُوسِهِمْ ru'usihim eski kafaları kök: راس
  5. لَقَدْ lekad muhakkak
  6. عَلِمْتَ alimte bilirsin ki kök: علم
  7. مَا ma
  8. هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i bunlar
  9. يَنطِقُونَ yentikune konuşmazlar kök: نطق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نكس (3 geçiş) · Aynı kök: راس (18 geçiş)

    Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, "Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim.…

  • Aynı kök: نكس (3 geçiş)

    Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hala düşünmeyecekler mi?

  • Aynı kök: نطق (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!"

  • Aynı kök: نطق (12 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    "Ne diye konuşmuyorsunuz?"

  • Aynı kök: نطق (12 geçiş)

    Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.

  • Aynı kök: راس (18 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: راس (18 geçiş)

    Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına…

  • Aynı kök: راس (18 geçiş)

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonra (eski) kafalarına dönmüşler dipnot 1 de "Sen bunların konuşamadığını pekâlâ biliyorsun!" (demişlerdi).

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen "Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına dönmüşlerdi" cümlesi "başları üzerine geri döndürülmüşlerdi" anlamında "zihnen tepetaklak olmayı", "fikrinden aniden caymayı", "eski kafalarına dönmeyi" içeren deyimsel bir ifadedir. Burada söz konusu halkın Hz. İbrahim'i temize çıkarma temayülünden vazgeçip eski suçlayıcı tavırlarına geri dönmeleri ifade edilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Fakat daha sonra, baş aşağı çevrilmiş bilinç haline (geri dönerek); "Doğrusu, onların konuşamayacağını kendin de çok iyi biliyorsun!" (dediler).

Muhammed Esed

Ama çok geçmeden yine eski düşünce tarzlarına döndüler ve (İbrahim'e:) "Bu (put)ların konuşamadıklarını kendin de pekala biliyorsun!" dediler.

Ahmed Hulusi

Sonra gene kafaları alt üst olup eski fikirlerinde ısrarla: "Sen gerçekten bilirsin ki, bunlar konuşmazlar!" (dediler).

Ali Bulaç

Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: "Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin."

Ali Özek ve heyeti

Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: «Sen bunların konuşmadığını pekâlâ biliyorsun» dediler.

Ali Rıza Safa

Yine de eski kafalarına döndüler: "Gerçek şu ki, bunların konuşamadıklarını sen de biliyorsun!"

Bayraktar Bayraklı

- Kendi kendilerine dönüp birbirlerine, "Doğrusu siz zalimlerdensiniz" dedikten sonra, gönüllerindeki eski inançları depreşerek, "Ey İbrahim! Sen bunların konuşmayacağını bilirsin" dediler.

Edip Yüksel

Sonra tekrar eski kafalarına döndüler: "Bunların konuşamadığını sen gayet iyi bilirsin!"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra tekrar eski kafalarına döndüler: 'Bunların konuşamadığını sen gayet iyi bilirsin!'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra tepeleri üstü ters döndüler: "Sen gerçekten bunların konuşmadığını bilirsin." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra yine tepeleri üstü ters döndüler, sen cidden bilirsin ki bunlar söylemez dediler

Erhan Aktaş

Sonra çok geçmeden yine eski kafalarına döndürüldüler: "Gerçek şu ki sen bunların konuşmadıklarını biliyorsun!" dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra çok geçmeden yine eski kafalarına döndürüldüler: "Gerçek şu ki sen bunların konuşmadıklarını biliyorsun!" dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra çok geçmeden yine eski inançlarına döndürüldüler: "Gerçek şu ki sen bunların konuşmadıklarını biliyorsun!" dediler.

Gültekin Onan

Sonra yine tepeleri üstüne ters döndüler: "Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin."

Hasan Basri Çantay

Sonra yine (eski) kafalarına döndürüldüler; "Andolsun ki bunların söz söylemeyeceğini sen de bilirsin" dediler.

İbni Kesir

Sonra eski kafalarına döndürüldüler: Bunların konuşamayacağını, andolsun ki; sen de bilirsin, dediler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve: “Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler.

Süleyman Ateş

Sonra yine eski kafalarına döndürüldüler: "Sen de bilirsin ki bunlar konuşmazlar," dediler.

Süleymaniye Vakfı

Sonra tekrar eski hallerine döndüler (ve şöyle dediler): "İyi biliyorsun ki bunlar konuşamazlar."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra başları önlerine eğildi de dediler ki "Sen de biliyorsun ki bunlar konuşmazlar."

Şaban Britch

Sonra yine başları üzerine döndüler ve: "Onların konuşamayacağını sen çok iyi bilirsin" dediler.

Şaban Piriş

Sonra yine eski kafalarına döndüler ve: -Onların konuşamayacağını sen çok iyi bilirsin, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra, yine kendi kafalarına döndürüldüler: "Vallahi, sen de bilirsin ki, bunlar konuşamazlar."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But, overturned by imprudence in their minds and by subversion of reason, they said to him: "You knew very well that these idols do not talk!"

Abdul Haleem

but then they lapsed again and said, ‘You know very well these gods cannot speak.’

Abdullah Yusuf Ali

Then were they confounded with shame: (they said), "Thou knowest full well that these (idols) do not speak!"

Abul A'la Maududi

Then their minds were turned upside down, dipnot 1 and they said: "You know well that they do not speak."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Literally the original text means: They were turned down upon their heads. Some commentators have interpreted it to mean: They hung down their heads with shame. But this does not fit in the context and the wording of the text. The right interpretation would be: When they considered the answer of Prophet Abraham (peace be upon him), they realized that they themselves were in the wrong, because they had set up helpless idols as deities, which could not even speak a word as to who had broken them. But soon after this, they were overpowered by obduracy and ignorance which perverted their minds and they again relapsed into crookedness.

Aisha Bewley

But then they relapsed back into their kufr: ‘You know full well these idols cannot talk. ’

Al-Hilali & Khan

Then they turned to themselves (their first thought and said): "Indeed you [Ibrâhîm (Abraham)] know well that these (idols) speak not!"

Ali Quli Qarai

Then they hung their heads. [They said], ‘You certainly know that they cannot speak.’

Amatul Rahman Omar

Then they were made to hang down their heads (in shame and said to Abraham), `Indeed, you know very well that these (idols) do not speak. '

Arthur John Arberry

Then they were utterly put to confusion saying, 'Very well indeed thou knowest these do not speak. '

Bijan Moeinian

They [were too proud, however, to admit it publicly and] returned to their roots and said: "You know well that the idols do not speak. "

E. Henry Palmer

Then they turned upside down again: 'Thou knewest that these cannot speak. '

Edip-Layth

Then they reverted to their old ideas: "You know that they do not speak!"

George Sale

Afterwards they relapsed into their former obstinacy, and said, verily thou knowest that these speak not.

Hamid S. Aziz

Then they turned to themselves and said, "Surely, you are the ones in the wrong. "

Mahmoud Ghali

Thereafter they were made to relapse (Literally: they were turned upon their heads) (into idolatry), (saying), "Indeed you already know that these (can) in no way pronounce (a word). "

Marmaduke Pickthall

And they were utterly confounded, and they said: Well thou knowest that these speak not.

Mohamed Ahmed - Samira

Then crestfallen (they confessed): "Truly, as you know, they cannot speak. "

Muhammad Asad

But then they relapsed into their former way of thinking and said: "Thou knowest very well that these [idols] cannot speak!"

Mustafa Khattab

Then they ˹quickly˺ regressed to their ˹original˺ mind-set, ˹arguing,˺ "You already know that those ˹idols˺ cannot talk."

Progressive Muslims

Then they reverted to their old ideas: "You know that they do not speak!"

Rashad Khalifa

Yet, they reverted to their old ideas: "You know full well that these cannot speak."

Sahih International

Then they reversed themselves, [saying], "You have already known that these do not speak!"

Sam Gerrans

Then they went back on themselves: “Thou knewest that these speak not.”

Shabbir Ahmed

They were utterly confounded in shame, lowered their heads and said to Abraham, "You know that they speak not. "

Syed Vickar Ahamed

Then they were confused, faced with shame: (They said:) "You know very well that these (idols) do not speak!"

Taqi Usmani

Then, hanging their heads they reversed their position (and replied to Ibrāhīm,) "You already knew that they do not speak."

The Monotheist Group

Then they returned to their old ideas: "You know that they do not speak!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 65. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 65. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 65. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩