Diyanet İşleri
(İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 68. ayet. قَالُوا۟ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓا۟ ءَالِهَتَكُمْ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ
ḳâlû ḥarriḳûhü venṣurû âliheteküm in küntüm fâ`ilîn.
(İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh Enbiyâ 48–77 3
Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler.
İbrahim, şöyle dedi: "Öyle ise siz, (hala) Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?"
"Yazıklar olsun, size de; Allah'ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?"
(İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler.
"Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve esenlik ol" dedik.
Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.
Onu Lut ile beraber kurtarıp, içinde alemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
68. İbrahim, onları bu delillerle susturduktan sonra onlar, herhangi bir gerekçe açıklayamadıklarından ötürü onu cezalandırmak için kaba kuvvet kullanma yoluna gittiler ve: “Dediler ki: Eğer (bir şey) yapacaksınız onu ateşte yakın ve ilahlarınıza arka çıkın.” Onu en ağır ölüm şekli olan yakarak öldürün. İlâhlarınız adına gazap ederek ve onlara arka çıkıp destek olarak bunu yapın. Yazıklar olsun onlara, tekrar tekrar yazıklar olsun! Çünkü onlar kendilerinin yardımına ihtiyaç duyan varlıklara ibadet ediyor ve onları ilâh ediniyorlardı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Delil getirerek onunla yüzleşmekten aciz kaldıklarında kaba kuvvet kullanmaya yönelip şöyle dediler: Şayet kırıp yerle bir ettiği putlarınıza yardım edip ona caydırıcı bir ceza verecekseniz, İbrahim'i ateşte yakın.
Aynı kök: حرق (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
(İbrahim'in) kavminin cevabı, "Onu öldürün veya yakın" demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Onlar, "Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir" dediler.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: فعل (109 geçiş)
(İbrahim gelince) "Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim" dediler.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!"
Aynı kök: حرق (9 geçiş)
Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi…
Aynı kök: حرق (9 geçiş)
Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini…
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Aynı kök: فعل (109 geçiş)
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bir kısmı) "(Bir iş) yapacaksanız, onu (İbrahim'i) yakın da ilahlarınıza yardım edin!" demişti.
"Onu yakın!" diye bağrıştılar; "İlle de bir şey yapacaksanız (böyle yapın) ki, ilahlarınızı desteklemiş olasınız!"
"Eğer (bir şey) yapacaksanız" dediler, "bari o'nu yakın da, böylece tanrılarınıza arka çıkmış olun!"
Dediler ki: "Onu (İbrahim'i) yakarak tanrılarınıza destek verin. . . Eğer elinizden bir şey gelirse (bunu yapın). "
Dediler ki: "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun."
Onlar da demişlerdi ki: "Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın ve ilâhlarınıza yardım edin".
"Onu yakın ve tanrılarınızı destekleyin; eğer bir şey yapacaksanız?" dediler.
Putperestler, "Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın da, tanrılarınıza yardım edin" dediler.
"Bir şey yapacaksanız onu yakın da tanrılarınızı destekleyin" dediler.
'Bir şey yapacaksanız onu yakın da tanrılarınızı destekleyin,' dediler.
(Onlar): "Siz bunu yakın da tanrılarınızın öcünü alın, eğer birşey yapacaksanız!" dediler.
Siz bunu, dediler: yakın da ilahlarınızın öcünü alın, bir iş yapacaksınız
Halk: "Eğer yapabilirseniz, onu yakın! İlahlarınızın intikamını alın!" dediler.
Halk: "Eğer yapabilirseniz, onu yakın! İlahlarınızın intikamını alın!" dediler.
Halk: "Eğer yapabilirseniz, onu yakın! İlahlarınızın intikamını alın!" dediler.
Dediler ki: "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve tanrılarınıza yardımda bulunun."
Dediler: "Ona yakın! (bu suretle) Tanrılarınıza yardım edin, eğer (bir iş) yapanlarsanız".
Onlar: Bir şey yapacaksanız şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin, dedi
(İçlerinden bazıları), “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin” dediler.
Dediler: "Onu yakın, tanrılarınıza yardım edin, eğer bir iş yapacaksanız."
Dediler ki: "Bir şey yapacaksanız, yakın şunu da ilahlarınıza destek verin!"
Dediler ki "Bir şey yapacaksanız, yakın şunu! Yakın da ilahlarınıza destek verin."
Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın ilahlarınıza yardım da bulunun, dediler.
-Eğer bir şey yapacaksanız, şunu yakın da, ilahlarınıza yardım edin, dediler.
Dediler: "Yakın bunu! Eğer birşey yapacak kişilerseniz, ilahlarınıza yardım edin."
"Nevertheless", they said, "burn him and uphold your gods if indeed you intend to maintain our system of faith and worship and sustain it against criticism".
They said, ‘Burn him and avenge your gods, if you are going to do the right thing.’
They said, "Burn him and protect your gods, If ye do (anything at all)!"
They said: "Burn him, and come to the support of your gods, if you are going to do anything."
They said, ‘Burn him and support your gods if you are resolved to do something. ’
They said: "Burn him and help your âlihah (gods), if you will be doing."
They said, ‘Burn him, and help your gods, if you are to do anything!’
They said, (among themselves,) `Burn him and help your gods if (at all) you would do (anything against Abraham). '
They said, 'Burn him, and help your gods, if you would do aught. '
They said to the public: "Burn him and save your gods, if you really care (about your cultural roots. )"
Said they, 'Burn him, and help your gods, if ye are going to do so!'
They said, "If you are to do anything, then burn him, and give victory to your gods."
They said, burn him, and avenge your gods: If ye do this it will be well.
"Fie upon you, and what you serve beside Allah! Have you then no sense?"
They said, "Burn him away and vindicate your gods, in case you are performing that. "
They cried: Burn him and stand by your gods, if ye will be doing.
They said: "Burn him, and save your gods, if you are men of action. "
They exclaimed: "Burn him, and [thereby] succour your gods, if you are going to do [anything]!"
They concluded, "Burn him up to avenge your gods, if you must act."
They said: "Burn him, and give victory to your gods if you will do anything. "
They said, "Burn him and support your gods, if this is what you decide to do."
They said, "Burn him and support your gods - if you are to act. "
They said: “Burn him, and support your gods, if you are doers!”
The priesthood of the temple (in their vested interests) instigated the masses, "Burn him alive and uphold your gods if you are going to take any action!"
They said: "Burn him and protect your gods, if you do (anything at all)!"
They said, "(O people) burn him and help your gods, if you are to take action."
They said: "If you are to do anything, then burn him, and give victory to your gods."