Bakara suresi

Bakara suresi, 279. ayet

Bakara suresi, 279. ayet. فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ فَأْذَنُوا۟ بِحَرْبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَٰلِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ

feil lem tef`alû fe'ẕenû biḥarbim mine-llâhi verasûlih. vein tübtüm feleküm ruûsü emvâliküm. lâ tażlimûne velâ tużlemûn.

Diyanet İşleri

Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 276–282 · surenin 279. ayeti / 286
  1. Bakara 276

    Allah, faiz malını mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkar nankörü sevmez.

  2. Bakara 277

    Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

  3. Bakara 278

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.

  4. 279

    Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.

  5. Bakara 280

    Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.

  6. Bakara 281

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah'a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.

  7. Bakara 282

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkarca bir davranış olur. Allah'a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 277–279. ayetler için yazılmıştır.

277. Yüce Allah, haram kılmış olduğu fâizli kazançlardan uzak durmanın en büyük sebebinin, imanı ve imanın haklarını özellikle de namaz ve zekatı tamama erdirmek olduğunu beyan etmektedir. Çünkü namaz çirkin işlerden ve kötülükten alıkoyar. Zekât ise insanlara iyilikte bulunmaktır ki bu da faiz alıp vermeye aykırıdır. Zira fâiz insanlara bir zulüm ve onlara yapılabilecek büyük bir kötülüktür.

278-279. Yüce Allah hitabını mü’minlere yönelterek onlara kendisinden korunup sakınmalarını ve bundan önce yaptıkları faiz alıp verme işlemlerinden arta kalanını bırakmalarını ve ondan vazgeçmelerini emretmektedir. Eğer bunu yapmayacak olurlarsa da Allah’a ve Rasûlüne karşı savaşan kimseler konumunda olacaklarını belirtmektedir. Bu da faizin ne kadar çirkin olduğunun en büyük delillerindendir. Çünkü Yüce Allah burada faiz alıp vermekte ısrar eden kimseleri Allah’a ve Rasûlü’ne karşı savaş açmış kimseler olarak ifade etmektedir. Daha sonra da: “Eğer tevbe ederseniz” yani faizli işlemlerden vazgeçerseniz “sermayeleriniz yine sizindir. (Böylece) ne” faiz almak sureti ile insanlara “zulmetmiş, ne de” ana sermayenizi daha az almak sureti ile “zulme uğramış olursunuz.” Faizden vazgeçip tevbe eden herkesin bu işlemi eğer haram kılınışından önce ise geçmişte aldıkları onundur, işi de Allah’a kalmıştır. Şâyet hali hazırda mevcut bir işlem ise o takdirde yalnızca sermayesini almakla yetinmesi gerekir. Eğer daha fazla alacak olursa faiz alma cesaretini göstermiş olur.

Bu âyet-i kerimede faizin haram kılınış hikmeti açıklanmaktadır. Bu da muhtaç kimselere verilen borcun fazlası ile geri alınmasının zulüm olmasıdır. Hâlbuki borçlu ve ödeme zorluğu çekenlere (faiz almak şöyle dursun) mühlet tanımak gerekir. İşte bundan dolayı Allah, devamla şöyle buyrulmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer emrolunduğunuz şeyi yapmazsanız, bunun Allah’a ve elçisine karşı açılmış bir savaş olduğunu kesinlikle bilin. Şayet Allah'a tövbe eder ve faizi terk ederseniz, borç verdiğiniz ana paranız sizindir. Böylece ana paranızın üzerine ilave olarak bir şey almamak sureti ile kimseye zulmetmemiş ve malın eksiltilmemesi ile de zulme uğramamış olursunuz.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِن fe in eğer
  2. لَّمْ lem
  3. تَفْعَلُوا۟ tef'alu böyle yapmazsanız kök: فعل
  4. فَأْذَنُوا۟ fe'zenu bilin kök: اذن
  5. بِحَرْبٍۢ biharbin savaşa açıldığını kök: حرب
  6. مِّنَ mine (tarafından)
  7. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  8. وَرَسُولِهِۦ ۖ ve rasulihi ve Elçisi kök: رسل
  9. وَإِن ve in ve eğer
  10. تُبْتُمْ tubtum tevbe ederseniz kök: توب
  11. فَلَكُمْ felekum sizindir
  12. رُءُوسُ ru'usu ana kök: راس
  13. أَمْوَٰلِكُمْ emvalikum malınız kök: مول
  14. لَا la
  15. تَظْلِمُونَ tezlimune ne haksızlık edersiniz kök: ظلم
  16. وَلَا ve la
  17. تُظْلَمُونَ tuzlemune ne de haksızlığa uğratılırsınız kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz,…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.

  • Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah, kendine karşı…

  • Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen…

  • Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta…

  • Aynı kök: حرب (11 geçiş)

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya,…

  • Aynı kök: حرب (11 geçiş)

    Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Böyle) yapmazsanız, Allah ve Elçisi tarafından (faizcilere açılan) savaştan haberiniz olsun! dipnot 1 tevbe ederseniz, malınızın aslı (anaparanız) sizindir. (Böylece) ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu tehdit de tıpkı Bakara 2:275. ayette olduğu gibi sadece "faiz"le ilgili kullanılmaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Haksızlık etmemek ve haksızlığa uğratılmamak" cümlesi, Kur'an'ın en önemli prensiplerindendir.

Mustafa İslamoğlu

Fakat bunu hala yapmıyorsanız, bu durumda Allah ve Rasulü'ne (güvensizlik ilan ederek) azılı bir savaş açmışsınız demektir. Eğer tevbe ederseniz, sermayeniz size aittir: Böylece ne haksızlık yapmış, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

Muhammed Esed

çünkü eğer böyle yapmazsanız, bilin ki Allah'a ve Elçisine savaş açmış olursunuz. Ama eğer tevbe ederseniz, ana-paranız(ı geri almay)a hak kazanırsınız: Böylece ne haksızlık yapmış ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

Ahmed Hulusi

Eğer bunu yapmazsanız, bilin ki Allah ve Rasulüne savaş açmış olursunuz. Eğer bu yanlış tutumunuzu idrak edip bir daha yapmamak üzere vazgeçerseniz, anaparanızı almaya hak kazanırsınız. (Böylece) ne zulmetmiş ne de zulme uğramış olursunuz.

Ali Bulaç

Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulüne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz.

Ali Özek ve heyeti

Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah'a ve Rasûlüne karşı savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz (ana paranız) sizindir. Ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

Ali Rıza Safa

Böyle yapmazsanız, Allah'a ve O'nun elçisine karşı savaş açığınızı bilin. Pişmanlık gösterirseniz, anaparanız sizindir. Ne haksızlık yapmış ne de haksızlığa uğramış olursunuz. dipnot 57

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 57
    "Allah'a ve O'nun elçisine karşı savaş açtığınızı bilin!" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Allah'ın ve O'nun elçisinin savaş açtığını bilin!" biçiminde çevrilmiştir. Bu suredeki beş ayetten başka, 3:130, 4:161 ve 30:39 ayetlerinde de faizin kesin olarak yasaklandığı bildirilmiş olmasına karşın, geçimlerini din üzerinden sağlayanların danışmanlık ücreti karşılığında verdiği fetvalarla, katılım bankacılığı ve faizsiz kazanç ismi altında bir düzen uydurulmuştur. Bu uydurma bankacılık düzeninde, faiz elde edenler kar payı aldıkları yalanlarıyla; faiz ödeyenler de kar payı ödedikleri yalanlarıyla aldatılmaktadır. Kredi kartlarından, finansal kiralama işlemlerine dek, tüm finansman araçlarını pazarlayan sözde faizsiz bankalar, kredi kartlarının ve kredilerin gecikme faizlerini de yeniden kredilendirme dedikleri yanıltıcı bir isim altında ve yüksek oranlarda faiz uygulayarak tahsil ederler. Tefeciliğe yanıltıcı isimler koyarak ve uydurma fetvalarla bunun helal olduğunu söyleyerek insanları aldatanlar, Allah'ı aldatamayacaklarını bilmelidirler. Faiz konusu, Tevrat ve Zebur ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat, Yasanın Tekrarı 23:19,20; "Kardeşinize para, yiyecek veya faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde ondan faiz almayacaksınız. Yabancıdan faiz alabilirsiniz, ama kardeşinizden almayacaksınız." Zebur,
    Mezmurlar 15:1-5 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Mezmurlar 15:1

    Ya RAB, çadırına kim konuk olabilir? 2 Kutsal dağında kim oturabilir?

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ; "‘Ya Rab, çadırına kim konuk olabilir; kutsal dağında kim oturabilir?' ‘Parasını faize vermeyenler, suçsuza karşı rüşvet almayanlar; böyle yaşayanlar asla sarsılmayacaktır.'"

Bayraktar Bayraklı

Eğer böyle yapmazsanız, biliniz ki Allah'a ve Peygamberine savaş açmış olursunuz. Ama eğer tövbe ederseniz, ana paranızı geri almaya hak kazanırsınız.Böylece ne haksızlık yapmış, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

Edip Yüksel

Böyle yapmazsanız ALLAH'tan ve elçisinden bir savaş bekleyin. Tövbe ederseniz anaparanız yine sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böyle yapmazsanız ALLAH'tan ve elçisinden bir savaş bekleyin. Tevbe ederseniz anaparanız yine sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer böyle yapmazsanız, o halde Allah ve O'nun elçisi tarafından bir savaş açılacağını bilin. Eğer tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. Ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok eğer yapmazsanız o halde Allah ve Resulünden mutlak bir harb olunacağını bilin ve eğer tevbe ederseniz re'sülmallarınız sizindir, ne zalim olursunuz ne mazlum.

Erhan Aktaş

Eğer bırakmazsanız, o zaman Allah ve Resul'ünün size savaş açacağını bilin. Eğer tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer bırakmazsanız, o zaman Allah ve Resul'ünün size savaş açacağını bilin. Eğer tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer bırakmazsanız, o zaman Allah ve Rasul'ünün size savaş açacağını bilin. Eğer tövbe ederseniz, ana malınız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

Gültekin Onan

Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulüne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz.

Hasan Basri Çantay

İşte (böyle) yapmazsanız Allaha ve Peygamberine karşı harb (e girmiş olduğunuzu) bilin. Eğer (tefeciliğe, mürabehacılığa) tevbe ederseniz mallarınızın başları (sermayeleriniz) yine sizindir. (Bu suretle) ne haksızlık yapmış, ne de haksızlığa uğratılmış olmazsınız.

İbni Kesir

Böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve peygambere karşı bir harb olduğunu bilin. Şayet tevbe ederseniz, sermayeniz sizindir. Hem haksızlık yapmamış, hem de haksızlığa uğratılmamış olursunuz.

Mehmet Alagaş

(275-281) Riba / faiz yiyenler, (Borç verdiğini aynı birimden artırtarak /yükselterek geri alanlar) Şeytanın dokunuşu ile çarpılmış / ağzı gözü yamulmuş birinin kalkması gibi kalkarlar , bu, onların, alışveriş te riba gibidir, demelerinden dolayıdır , Allah ticareti helal, ribayı haram etmiştir. Kim Rabbinden öğüt / vaaz gel dikten sonra onu sonlandırırsa (Ribayı sonlandırdı ise) geçmiştekiler onundur, İşi de (durumunun değerlendirilmesi) Allah’a kalır, kim de tekrar dönerse o ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah artırmayı / faizi yok eder (Hilalin yok olması gibi) sadakaları artırır, Allah hiçbir görmezden geleni / kafiri ve suçluyu sevmez. İman edenlerin ve ıslah edicilik yapanların, namazı kılanların, zekâtı verenlerin, kesinlikle onların ücretleri / ecirleri Rablerinin yanındadır. (Yanına gittiklerinde alacaklar) Onlara korku yoktur, onlar hüzünlenmeyecekler. Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve eğer iman ediyorsanız Riba’nın geriye kalanını / bakiyesini bırakın (Borcun aslını al üstüne bir şey isteme) eğer bunu yapmazsanız Allah’a ve Resulüne harp ilan etmiş olursunuz , eğer vazgeçerseniz / tövbe ederseniz mallarınızın baş kısmı / ana sermayesi sizindir , zulmetmezsiniz ve size de zulmedilmez, zorda ise kolaylayıncaya kadar bekleyin , eğer bilirseniz ki sadaka olarak bırakmanız / tasadduk etmeniz sizin için daha iyidir. Allah’a geri döndürüleceğiniz günden sakının sonra her kişiye kazandığı tam tamına karşılığı ödenir, zulmedilmezsiniz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer böyle yapmazsanız, bunun Allah’a ve elçisine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Şayet tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. (Böylece) zulmetmemiş ve de zulme uğramamış olursunuz.

Süleyman Ateş

Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Elçisiyle savaşa girdiğinizi bilin. Tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Ne haksızlık edersiniz, ne de haksızlığa uğratılırsınız.

Süleymaniye Vakfı

Eğer bunu yapmazsanız Allah ve resulü tarafından açılmış bir savaşın içinde olduğunuzu bilin. dipnot 1 Tövbe ederseniz /dönüş yaparsanız ana mallarınız sizindir; dipnot 2 ne haksızlık eder ne de haksızlığa uğrarsınız.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Faizli borç vermekten vazgeçmeyenler, Allah ve resulüne karşı savaşmalarının ve ekonomiyi çökerterek (Bakara 2/276) fesat çıkarmalarının cezası olarak sürgün cezasına çarptırılabilirler (Maide 5/33).
  2. metne dön, dipnot 2
    Ana malın yani borç olarak verilen şeyin üstündeki her fazlalık faizdir; ancak kağıt para ve dijital para sisteminde paranın gerçek değeri olmadığı için satın alma gücü esas alınır. Ayetin devamındaki "haksızlık etmemek" ve "haksızlığa uğramamak" ifadelerine bakıldığında, satın alma gücündeki değişikliğin dikkate alınması, yani borcu öderken enflasyon farkına dikkat edilmesi gereği ortaya çıkar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer vazgeçmezseniz, Allah'a yani Allah'ın kitabına dipnot 1 karşı savaşmakta olduğunuzu bilin. Tevbe ederseniz (hatanızdan tam olarak dönerseniz), ana mallarınız sizindir dipnot 2 ; böylece ne haksızlık edersiniz ne de haksızlığa uğrarsınız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Resul (رسول), "gönderilen"demektir. Bir bilgiyi iletmek için gönderilen elçiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir (Müfredat). Kur'an'daki resul kelimeleri ya elçi ya da Allah'ın Kitabı anlamındadır. Elçi ölümlü, Kitap kalıcıdır. Allah Teala şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Artık aramızdaki resul, Kur'an olduğu için bu gibi ayetlerde kelimeye başka anlam verilemez.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ana malın yani borç olarak verilen şeyin üstündeki her fazlalık faizdir.

Şaban Britch

Eğer böyle yapmazsanız, bunun Allah’a ve Elçisi'ne karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Şayet tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. (Böylece) zulmetmemiş ve de zulme uğramamış olursunuz.

Şaban Piriş

Eğer böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Elçisi'ne karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin... Şayet tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. (Böylece) zulmetmemiş ve de zulme uğramamış olursunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer bunu yapmazsanız Allah ve resulünden bir harp ilanını duymuş olun. Tövbe ederseniz, mallarınızın esasları/ana paralarınız sizindir; ne zulmeden olursunuz ne de zulme uğratılan.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And if you do not obey this rule of righteous life commanded by religion, nor fearing for your unlawful gain, then you must expect war between belief against unbelief waged against you by Allah and His Prophet. But if you repent, grow wiser and reform then you are entitled only to the principal, the capital sum lent, so that you do not wrong others or be wronged.

Abdul Haleem

If you do not, then be warned of war from God and His Messenger. You shall have your capital if you repent, and without suffering loss or causing others to suffer loss.

Abdullah Yusuf Ali

If ye do it not, Take notice of war from Allah and His Messenger: But if ye turn back, ye shall have your capital sums: Deal not unjustly, and ye shall not be dealt with unjustly.

Abul A'la Maududi

But if you fail to do so, then be warned of war from Allah and His Messenger. dipnot 1 If you repent even now, you have the right of the return of your capital; neither will you do wrong nor will you be wronged.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse was revealed after the conquest of Makka and has been placed here because of its contextual relevance. Although interest was considered objectionable earlier, it had not been legally prohibited. After the revelation of this verse interest-bearing transactions became a punishable offence within the realm of Islam. The Prophet (peace he on him) warned the Arab tribes through his officials that war would be declared against them if they did not give up interest-bearing transactions. It was specified, for instance, in the agreement under which the Christians of Najran were granted internal autonomy under the suzerainty of the Islamic state, that if they continued to use interest, the agreement with them would be considered void and their action an act of belligerency. On the basis of the last words of the verse, Ibn 'Abbas, Hasan al-Baari, Ibn Sirin and Rabi' ibn Anas are of the view that anyone who takes interest within the boundaries of the Islamic State (Dar al-Islam) should be pressed to repudiate the transaction and recant and, if he persists, should be put to death. Others consider it sufficient to imprison such people and keep them in prison until they pledge to give up taking interest. (See Jassas's commentary, on verse 2: 278; see especially vol. 1, pp. 471 f. - Ed.)

Aisha Bewley

If you do not, know that it means war from Allah and His Messenger. But if you make tawba you may have your capital, without wronging and without being wronged.

Al-Hilali & Khan

And if you do not do it, then take a notice of war from Allâh and His Messenger[1] but if you repent, you shall have your capital sums. Deal not unjustly (by asking more than your capital sums), and you shall not be dealt with unjustly (by receiving less than your capital sums).

Ali Quli Qarai

And if you do not, then be informed of a war from Allah and His apostle. And if you repent, then you will have your principal, neither harming others, nor suffering harm.

Amatul Rahman Omar

But if you do (it) not, then beware of war from Allâh and His Messenger. But if you turn away (from such an unlawful transaction) then you shall have your principal (without interest) back. (Thus) you shall neither deal unjustly nor be dealt with unjustly.

Arthur John Arberry

But if you do not, then take notice that God shall war with you, and His Messenger; yet if you repent, you shall have your principal, unwronging and unwronged.

Bijan Moeinian

Not giving up charging interest is like declaring war with God and His Prophet. If you give up charging interest, you may keep the capital. Be just and you will be treated justly.

E. Henry Palmer

and if ye will not do it, then hearken to the proclamation of war from God and His Apostle; but if ye repent, your capital is yours. Ye shall not wrong, nor shall ye be wronged.

Edip-Layth

If you will not do this, then take notice of a war from God and His messenger. However, if you repent, then you will have back your principal money, you will not be wronged nor will you wrong.

George Sale

but if ye do it not, hearken unto war, which is declared against you from God and his apostle: Yet if ye repent, ye shall have the capital of your money. Deal not unjustly with others, and ye shall not be dealt with unjustly.

Hamid S. Aziz

And if you will not do it, then hearken to the proclamation of war from Allah and His Apostle; but if you repent, your capital is your s. Wrong not, and you shall not be wronged.

Mahmoud Ghali

So, in case you do not perform (that), then take notice of a war from Allah and His Messenger (against you). And in case you repent, then you will have the capitals of your riches; you will not do injustice, and you will not be done injustice.

Marmaduke Pickthall

And if ye do not, then be warned of war (against you) from Allah and His messenger. And if ye repent, then ye have your principal (without interest). Wrong not, and ye shall not be wronged.

Mohamed Ahmed - Samira

If you do not, beware of war on the part of God and His Apostle. But if you repent, you shall keep your principal. Oppress none and no one will oppress you.

Muhammad Asad

for if you do it not, then know that you are at war with God and His Apostle. But if you repent, then you shall be entitled to [the return of] your principal: you will do no wrong, and neither will you be wronged.

Mustafa Khattab

If you do not, then beware of a war with Allah and His Messenger! But if you repent, you may retain your principal—neither inflicting nor suffering harm.

Progressive Muslims

And if you will not do this, then take notice of a war from God and His messenger; but if you repent, then you will have back your principal money, you will not be wronged nor will you wrong.

Rashad Khalifa

If you do not, then expect a war from GOD and His messenger. But if you repent, you may keep your capitals, without inflicting injustice, or incurring injustice.

Sahih International

And if you do not, then be informed of a war [against you] from Allah and His Messenger. But if you repent, you may have your principal - [thus] you do no wrong, nor are you wronged.

Sam Gerrans

And if you do not, then be informed of war from God and His messenger. But if you repent, then to you are your principal sums; doing no wrong, you will not be wronged.

Shabbir Ahmed

And if you do it not, then know that you are at war with Allah and His Messenger. But, if you mend your ways, simply take back your capital sums. Inflict not injustice and you will not incur injustice.

Syed Vickar Ahamed

If you do not do it, (then), take notice of war from Allah and His Prophet (Muhammad): But if you turn back (in repentance), you shall have your capital sums: Do not deal unjustly, and you shall not be dealt with unjustly.

Taqi Usmani

But if you do not (give it up), then listen to the declaration of war from Allah and His Messenger. However, If you repent, yours is your principal. Neither wrong, nor be wronged.

The Monotheist Group

And if you will not do this, then be informed of a war from God and His messenger; but if you repent, then you will have back your principal money, you will not be wronged nor will you wrong.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 279. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 279. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 279. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩