Enfâl suresi

Enfâl suresi, 67. ayet

Enfâl suresi, 67. ayet. مَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَكُونَ لَهُۥٓ أَسْرَىٰ حَتَّىٰ يُثْخِنَ فِى ٱلْأَرْضِ تُرِيدُونَ عَرَضَ ٱلدُّنْيَا وَٱللَّهُ يُرِيدُ ٱلْـَٔاخِرَةَ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

mâ kâne linebiyyin ey yekûne lehû esrâ ḥattâ yüŝḫine fi-l'arḍ. türîdûne `araḍa-ddünyâ. vellâhü yürîdü-l'âḫirah. vellâhü `azîzün ḥakîm.

Diyanet İşleri

Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 64–70 · surenin 67. ayeti / 75
  1. Enfâl 64

    Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü'minlere Allah yeter.

  2. Enfâl 65

    Ey Peygamber! Mü'minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.

  3. Enfâl 66

    Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah'ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.

  4. 67

    Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  5. Enfâl 68

    Eğer Allah'ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı, aldığınız şey (fidye)den dolayı size büyük bir azap dokunurdu.

  6. Enfâl 69

    Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  7. Enfâl 70

    Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlas, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

67. Bu âyet-i kerimeler Yüce Allah’tan, Allah Rasûlüne ve mü’minlere yönelik bir azarlama içermektedir. Çünkü Bedir günü müşrikleri esir almışlar ve fidye almak maksadı ile onları hayatta bırakmışlardı. Bu durumda Ömer b. Hattab radıyallahu anh’ın görüşü ise bu esirlerin öldürülmesi ve toptan yok edilmeleri şeklinde idi. İşte bu hususta Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir peygambere yeryüzünde ağırlığını koymadıkça esir al(ıp fidye karşılığı serbest bırak)ması yaraşmaz.” Yani eğer bir peygamber Allah’ın nurunu söndürmek isteyen, dinini ortadan kaldırmak için çalışan, yeryüzünde Allah’a ibadet edecek kimse kalmasın diye çabalayan kâfirler ile savaşacak olursa, onlardan esirler alıp fidye için onları hayatta bırakması, o peygambere yaraşmaz, yakışmaz. Bu fidye, onların yok olmalarını ve kötülüklerinin ortadan kaldırılmasını gerektiren maslahata nispetle az bir bedeldir. Kâfirler kötülük yapma güç ve imkânına sahip olduğu sürece en uygunu esir alınmamalarıdır. Yeryüzünde gereği gibi savaşıp müşriklerin kötülükleri ortadan kaldırılacak, güçleri darmadağın edilecek ve sindirilecek olurlarsa, işte o vakit onlardan esir almak ve bu esirleri hayatta bırakmakta bir sakınca yoktur.

Devamla Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sizler” fidye almak ve esirleri hayatta bırakmak suretiyle “geçici dünya malını istiyorsunuz.” Yoksa bunda dininiz lehine gerçekleşecek bir maslahat bulunmamaktadır. “Allah ise” dinini aziz kılıp güçlendirmek, gerçek dostlarına yardımcı olup onların kelimelerini başkalarınınkine üstün kılmak sureti ile “âhireti istiyor.” Bu yüzden size, sizi bu sonuçlara ulaştıracak emirler veriyor. “Allah, Azizdir.” İzzeti, güç ve kuvveti eksiksizdir, kâmildir. Savaşmaksızın kâfirlerden intikam almak dilese elbette bunu yapar. Ama O, “Hakîmdir”; hikmeti gereği kiminizi kiminizle sınar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendisiyle savaşan kâfirleri çokça öldürmedikçe hiçbir peygamberin esir alması doğru değildir. Bu da, onların kalplerine korku verip tekrar sizinle savaşmaya dönmemeleri içindir. -Ey Müminler!- Sizler Bedir'de esirler alarak fidye elde etmek istiyorsunuz. (Siz geçici dünya malını istiyorsunuz) Hâlbuki Allah, sizin için dine yardım etmek ve dini aziz kılmak ile elde edilen ahireti istiyor. Yüce Allah; zatında, sıfatlarında ve galip gelmede üstün olandır. Hiç kimse O'na galip gelemez. O, takdirinde ve dininde hikmet sahibidir.

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَا ma
  2. كَانَ kane yakışmaz kök: كون
  3. لِنَبِىٍّ linebiyyin hiçbir nebiye kök: نبا
  4. أَن en
  5. يَكُونَ yekune olmak kök: كون
  6. لَهُۥٓ lehu sahibi
  7. أَسْرَىٰ esra esirler kök: اسر
  8. حَتَّىٰ hatta kadar
  9. يُثْخِنَ yushine ağır basıncaya kök: ثخن
  10. فِى fi
  11. ٱلْأَرْضِ ۚ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  12. تُرِيدُونَ turidune siz istiyorsunuz kök: رود
  13. عَرَضَ arade geçici malını kök: عرض
  14. ٱلدُّنْيَا d-dunya dünya kök: دنو
  15. وَٱللَّهُ vallahu Allah ise kök: اله
  16. يُرِيدُ yuridu istiyor kök: رود
  17. ٱلْـَٔاخِرَةَ ۗ l-ahirate ahireti kök: اخر
  18. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  19. عَزِيزٌ azizun daima üstün kök: عزز
  20. حَكِيمٌۭ hakimun hüküm ve hikmet sahibidir kök: حكم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ثخن (2 geçiş)

    (Savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ…

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…

  • Aynı kök: اسر (6 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Dünya

    Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer…

  • Aynı kök: اسر (6 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlas, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe"…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.

  • Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    Şehirde birtakım kadınlar, "Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hiçbir peygambere yeryüzünde ağır basıncaya (kesin bir zafere ulaşıncaya) kadar, (yanında) esirler bulundurmak yakışmaz. dipnot 1 Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, Allah ise (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle kölelik-cariyelik kurumunun bitirilmesi için en önemli ilkeyi içermektedir. Ayrıca kölelerin bedelli veya bedelsiz bırakılmaları (Muhammed 47:4), durumu müsait olanlarla özgürlük sözleşmesi denilen [mükâtebe] yapılması (Nûr 24:33), mümin köle ve cariyelerin müşrik erkek ve kadınlardan hayırlı olduğu ifade edilerek kendileriyle evlenmenin teşvik edilmesi (Bakara 2:221), bazı kefaret uygulamalarında bazen ilk sırada olmak üzere seçenek olarak sunulması (Nisâ 4:92; Mâide 5:89; Mücâdele 58:3), zekât verilecek sekiz gruptan biri olması (Tevbe 9:60), iyilik ve [takvâ]da (duyarlılıkta) onlara yardımın öne çıkartılması (Bakara 2:177; Nisâ 4:36; Nûr 24:33) ve [akabe] denen sarp yokuşu aşmanın ilk uygulaması olarak belirlenmesi (Beled 90:13) bu noktada elbette hatırlanmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Kıran kırana gerçekleşmiş sıcak bir savaş sonucu olmadıkça bir peygambere esir almak yakışmaz. Sizler bu dünyanın geçici değerlerini istiyorsunuz; ama Allah (sizin için daha yüce bir değer olan) ahireti istiyor: zira Allah iradesinde pek yüce, işinde hikmetli olandır.

Muhammed Esed

Kıyasıya girdiği zorlu bir meydan savaşı sonucu değilse, esir almak bir peygamber için yakışık almaz. Siz bu dünyanın geçici kazançlarına talip olabiliyorsunuz, ama Allah (sizin için) sonraki hayatın (güzel/iyi olmasını) murad ediyor: çünkü, Allah doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibidir.

Ahmed Hulusi

Bir Nebiye, arzda ağır basıncaya kadar, (savaşsız) esirler sahibi olması sahih olmaz. . . Siz (düşmanınızı öldürmek yerine esir almayı istemekle) dünyanın malını diliyorsunuz; Allah ise sonsuz geleceği diliyor. . . Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.

Ali Bulaç

Hiç bir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ali Özek ve heyeti

Yeryüzünde ağır basıncaya (küfrün belini kırıncaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunması yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünde kesin bir utku kazanıncaya dek, tutsak almak bir peygambere yakışmaz. Siz, dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah, sonsuz yaşamı istiyor. Çünkü Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir. dipnot 136

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 136
    Ayetin ilk tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Zorlu bir savaş sonucu değilse, tutsak almak bir peygamber için yakışık almaz." veya "Gerçek bir savaş yapmadan, tutsak almak bir peygambere yakışmaz." biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde ağır basıncaya kadar, hiçbir peygambere esir sahibi olmak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz; halbuki Allah sizin için ahireti istiyor. Allah güçlüdür; hikmet sahibidir.

Edip Yüksel

Hiçbir peygambere, yeryüzünde savaşa katılmaksızın esirler edinmesi yakışmaz. Siz bu dünyanın geçici malını istiyorsunuz; ALLAH ise (sizin için) ahireti ister. ALLAH Üstündür, Bilgedir. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bu ayet insan kaçırmayı ve köleciliği yasaklamaktadır. Savaş esirleri 47:4 ayetine göre savaştan sonra serbest bırakılır. * Ayrıca bak 4:25; 90:1-20.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hiç bir peygambere, yeryüzünde savaşa katılmaksızın esirler edinmesi yakışmaz. Siz bu dünyanın geçici malını istiyorsunuz; ALLAH ise (sizin için) ahireti ister. ALLAH Üstündür, Bilgedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır basmadıkça (kafirlere karşı ezici bir üstünlük sağlamadıkça), esirlerinin olması doğru değildir. Siz dünya varlığını istiyorsunuz, Allah ise ahireti kazanmanızı istiyor. Allah, güçlüdür, hikmet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hiç bir Peygamber için Arzda ağır basmadıkça esirleri olmak doğru değildir, siz, Dünya uruzunu istiyorsunuz Allah ise Ahıreti kazanmanızı dileyor ve Allah azizdir hakimdir

Erhan Aktaş

Hiçbir Neb'iye, yeryüzünde düşmana üstünlük sağlayıncaya kadar, esir almak dipnot 1 yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti istiyor. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müslümanların, fidye almak amacıyla esir edinme şeklindeki dünyalık kazanç peşinde olmaları kınanmaktadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hiçbir nebiye, yeryüzünde düşmana üstünlük sağlayıncaya kadar, esir almak dipnot 1 yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti istiyor. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müslümanların, fidye almak amacıyla esir edinme şeklindeki dünyalık kazanç peşinde olmaları kınanmaktadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hiçbir nebiye, yeryüzünde düşmana üstünlük sağlayıncaya kadar, esir almak dipnot 1 yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti istiyor. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müslümanların, fidye almak amacıyla esir edinme şeklindeki dünyalık kazanç peşinde olmaları kınanmaktadır.

Gültekin Onan

Hiç bir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Tanrı (size) ahireti istemektedir. Tanrı, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hasan Basri Çantay

Hiç bir peygamberin yer yüzünde ağır basıb (harb edib) zaferler kazanıncaya kadar (muhaarib düşmandan) esirler alması (vaaki) olmamışdır. Siz geçici dünya malını arzu ediyorsunuz. Halbuki Allah ahireti (daha çok ahiret sevabını kazanmanızı, ahireti düşünmenizi) ister. Allah azizdir (dostlarını düşmanları üzerine gaalib kılandır), hakimdir (her haale layık olanı hakkıyle ve hikmetiyle bilendir).

İbni Kesir

Hiç bir peygambere yeryüzünde savaşırken zaferler kazanıncaya kadar esirler alması yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz. Allah ise ahireti istiyor. Ve Allah; Aziz'dir, Hakim'dir.

Mehmet Alagaş

(67-71) Hiçbir nebiye esir almak yakışmaz hatta arzda tamamen zafere ulaşsa dahi , dünyanın malını mı murat ediyorsunuz ? Allah ahireti murat ediyor Allah azizdir hakimdir. Eğer ki Allahtan geçmiş bir yazılı metin / kitap olmasaydı, aldıklarınızdan dolayı size acıtıcı / elim bir azap dokunurdu , elde ettiklerinizi helal ve hoş olarak yiyin ve Allahtan sakının, muhakkak Allah bağışlayıcıdır esirgeyendir / merhametlidir. Ey nebi esirlerden elinizdekilere de ki; eğer ki Allah kalplerinizde bir hayır bilirse, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allah, bağışlayıcıdır esirgeyendir / merhametlidir. Eğer sana hıyanet etmeyi murat ediyorlarsa ki önce de Allaha hıyanet etmişlerdi, Allah onlara karşı sana imkân verdi. Allah bilendir hakimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hâkim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz. Hâlbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah; mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Süleyman Ateş

Yeryüzünde ağır bas(ıp küfrün belini iyice kır)ıncaya kadar hiçbir peygambere esirler sahibi olmak yakışmaz. Siz, geçici dünya malını istiyorsunuz, Allah ise (sizin için) ahireti istiyor. Allah daima üstün, hüküm ve hikmet sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Hiçbir nebi, dipnot 1 savaş alanında dipnot 2 düşmanı etkisiz hale getirmeden esir alma hakkına sahip değildir! dipnot 3 . Siz, hemen elinize geçecek şeyler istiyorsunuz. Allah ise sonrasını dipnot 4 istiyor. Daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan Allah'tır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet nebilerde ismet sıfatının olmadığının delillerindendir (Nisa 4/105-107, Tevbe 9/43, Hud 11/12, İsra 17/73-75, Neml 27/10-11, Tahrim 66/1-2). Yani nebiler günahlardan korunmuş değillerdir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette geçen "el-ard = (الارض)" kelimesi, "o yer", anlamındadır. Burada savaşın yapıldığı yer anlamındadır.
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4
    Savaş meydanında galip gelip düşman üzerinde tam hakimiyet kurmanızı istiyor.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Savaş alanında dipnot 1 düşmanı etkisiz hale getirinceye kadar hiçbir nebinin esir alma hakkı yoktur dipnot 2 . Siz, dünya malını (hemen elde edeceğinizi) istiyorsunuz. Allah ise Ahireti (sonrasını) istiyor. Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    الارض o yer, demektir. Burada savaşın yapıldığı yer anlamındadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bkz. Muhammed 47/4

Şaban Britch

Yeryüzünde (savaşırken) ağır basıp (düşmanı yere sermeden) esir alma, hiçbir peygambere yaraşmaz! Geçici dünya malını istiyorsunuz. Oysa Allah, ahireti ister. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

Şaban Piriş

Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir alma hiç bir peygambere yaraşmaz! Geçici dünya malını istiyorsunuz. Oysa Allah, ahireti kazanmanızı ister. Allah güçlüdür, hakimdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Hiçbir peygamber için, yeryüzünde ağır basmadıkça, esirlere sahip olmak uygun değildir. Siz şu iğreti dünyanın nimetini istiyorsunuz; Allah ise ahireti istiyor. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

No Prophet is entitled to take prisoners of war under the circumstances when the infidels are doing their best to defy Allah's religion, until he has humbled the avowed enemies of faith and subdued the land at the peril of their lives. To take prisoners and ransom them at this stage means that you Muslims are concerned with the interests and pleasures of this life when Allah's concern is the Hereafter, and Allah is Azizun and Hakimun.

Abdul Haleem

It is not right for a prophet to take captives before he has conquered the battlefield. You [people] desire the transient goods of this world, but God desires the Hereafter [for you]- God is mighty and wise-

Abdullah Yusuf Ali

It is not fitting for a prophet that he should have prisoners of war until he hath thoroughly subdued the land. Ye look for the temporal goods of this world; but Allah looketh to the Hereafter: And Allah is Exalted in might, Wise.

Abul A'la Maududi

It behoves not a Prophet to take captives until he has sufficiently suppressed the enemies in the land. You merely seek the gains of the world whereas Allah desires (for you the good) of the Hereafter. Allah is All-Mighty, All-Wise.

Aisha Bewley

It is not fitting for a Prophet to take captives until he has let much blood in the land. You desire the goods of this world, whereas Allah desires the Next World. Allah is Almighty, All-Wise.

Al-Hilali & Khan

It is not for a Prophet that he should have prisoners of war (and free them with ransom) until he had made a great slaughter (among his enemies) in the land. You desire the good of this world (i.e. the money of ransom for freeing the captives), but Allâh desires (for you) the Hereafter. And Allâh is All-Mighty, All-Wise.

Ali Quli Qarai

A prophet may not take captives until he has thoroughly decimated [the enemy] in the land. You desire the transitory gains of this world, while Allah desires [for you] [the reward of] the Hereafter, and Allah is all-mighty, all-wise.

Amatul Rahman Omar

It does not behove a Prophet to keep captives unless He has triumphed after a regular bloody fighting in the land. (If you take captives without warfare, ) you desire the temporary and frail goods of this world, while Allâh desires (for you the good of) the Hereafter. And Allâh is All-Mighty, All-Wise.

Arthur John Arberry

It is not for any Prophet to have prisoners until he make wide slaughter in the land. You desire the chance goods of the present world, and God desires the world to come; and God is All-mighty, All-wise.

Bijan Moeinian

It is beneath the dignity of a prophet to hold people captive, after the war is over [and after their ransom is being paid. ] For you the possessions of this world is important (and that is why you want to keep the captives, humiliate them and even kill them) while it is Hereafter that God recommends to you and, of course [He knows what is the best for you as], God is the Most Knowledgeable, the Most High.

E. Henry Palmer

It has not been for any prophet to take captives until he hath slaughtered in the land! Ye wish to have the goods of this world, but God wishes for the next, for God is mighty, wise!

Edip-Layth

It was not for any prophet to take prisoners unless it was in battle. You desire the materials of this world, while God wants the Hereafter for you. God is Noble, Wise.

George Sale

It hath not been granted unto any prophet, that he should possess captives, until he had made a great slaughter of the infidels in the earth. Ye seek the accidental goods of this world, but God regardeth the life to come; and God is mighty and wise.

Hamid S. Aziz

It has not been for any Prophet to take captives until he hath subdued the land! You desire the lure of this world, but Allah desires the Hereafter, for Allah is Mighty, Wise!

Mahmoud Ghali

In no way can any Prophet have captives until he has subjugated (the enemy) in the earth; you (i. e., the believers) are willing to have the (chance) advantages of the present (life), (Literally: the lowly "life", i.e., the life of this world) and Allah wills the Hereafter; and Allah is Ever-Mighty, Ever-Wise.

Marmaduke Pickthall

It is not for any prophet to have captives until he hath made slaughter in the land. Ye desire the lure of this world and Allah desireth (for you) the Hereafter, and Allah is Mighty, Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

No apostle should take captives until he has battled and subdued the country. You desire the vanities of this world, but God wills (for you the reward) of the world to come; and God is all-mighty and all-wise.

Muhammad Asad

IT DOES NOT behove a prophet to keep captives unless he has battled strenuously on earth. You may desire the fleeting gains of this world-but God desires [for you the good of] the life to come: and God is almighty, wise.

Mustafa Khattab

It is not fit for a prophet that he should take captives until he has thoroughly subdued the land. You ˹believers˺ settled with the fleeting gains of this world,[1] while Allah’s aim ˹for you˺ is the Hereafter. Allah is Almighty, All-Wise.

Progressive Muslims

And it was not for any prophet to take prisoners unless it was in battle. You desire the materials of this world, while God wants the Hereafter for you. God is Noble, Wise.

Rashad Khalifa

No prophet shall acquire captives, unless he participates in the fighting. You people are seeking the materials of this world, while GOD advocates the Hereafter. GOD is Almighty, Most Wise.

Sahih International

It is not for a prophet to have captives [of war] until he inflicts a massacre [upon Allah 's enemies] in the land. Some Muslims desire the commodities of this world, but Allah desires [for you] the Hereafter. And Allah is Exalted in Might and Wise.

Sam Gerrans

It is not for a prophet to have captives until he has battled strenuously in the land. You desire the goods of the World, and God desires the Hereafter; and God is exalted in might and wise.

Shabbir Ahmed

It is beyond the dignity of a Prophet that he may hold any captives, except temporarily, during warfare. They must be freed at the conclusion of hostilities by way of kindness, for ransom, or by exchange of prisoners of war, and there is no other option to keep them (47:4). You may desire the fleeting gains of this world, but Allah desires for you the good of Eternal Achievement, the life to come. Allah is Mighty, Wise.

Syed Vickar Ahamed

It is not appropriate for a prophet that he should take prisoners of war (for ransom monies) until he has fought and completely won over the land. You may wish for the material gains of this world; But Allah desires the Hereafter (for you): And Allah is Supreme in Strength (Aziz), All Wise (Hakeem).

Taqi Usmani

It is not befitting a prophet that he has captives with him unless he has subdued the enemy by shedding blood in the land. You intend to have the stuff of this world, while Allah intends the Hereafter (for you). And Allah is All-Mighty, All-Wise.

The Monotheist Group

And it was not for any prophet to take prisoners until he is bound by a campaign. You desire the materials of this world, while God wants the Hereafter for you. God is Noble, Wise.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 67. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 67. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 67. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩