Enfâl suresi

Enfâl suresi, 69. ayet

Enfâl suresi, 69. ayet. فَكُلُوا۟ مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

fekülû mimmâ ganimtüm ḥalâlen ṭayyibâ. vetteḳu-llâh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

Diyanet İşleri

Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 66–72 · surenin 69. ayeti / 75
  1. Enfâl 66

    Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah'ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.

  2. Enfâl 67

    Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  3. Enfâl 68

    Eğer Allah'ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı, aldığınız şey (fidye)den dolayı size büyük bir azap dokunurdu.

  4. 69

    Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  5. Enfâl 70

    Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlas, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  6. Enfâl 71

    Eğer sana hainlik etmek isterlerse, (bil ki) onlar daha önce Allah'a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  7. Enfâl 72

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

69. “Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve hoş olarak yiyin.” Daha önce hiçbir ümmete helâl kılınmamış olmakla birlikte Allah’ın, bu ümmete ganimetleri helâl kılmış olması, O’nun bu ümmete olan lütuflarından birisidir.

“Allah’tan” bütün işlerinizde “korkup sakının” ve Yüce Allah’ın üzerinizdeki nimetlerine şükür olmak üzere takvadan asla ayrılmayın. “Şüphesiz ki Allah Ğafurdur” Tevbe edip kendisine yönelenlerin bütün günahlarını bağışlar. Kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayanların da bütün masiyetlerini bağışlar. Size karşı “Rahimdir.” Merhametlidir; çünkü O, sizlere ganimetleri mubah kılmış ve onun hoş ve helâl olduğunu bildirmiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O halde -Ey Müminler!- Kâfirlerden elde ettiğiniz ganimetleri helal olarak yiyin. Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah Teâlâ'dan korkun. Şüphesiz Allah, Mümin kullarını çokça bağışlayandır, onlara çok merhamet edendir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَكُلُوا۟ fekulu artık yeyin kök: اكل
  2. مِمَّا mimma
  3. غَنِمْتُمْ ganimtum aldığınız ganimetten kök: غنم
  4. حَلَـٰلًۭا halalen helal kök: حلل
  5. طَيِّبًۭا ۚ tayyiben (ve) temiz olarak kök: طيب
  6. وَٱتَّقُوا۟ vetteku ve korkun kök: وقي
  7. ٱللَّهَ ۚ llahe Allah'tan kök: اله
  8. إِنَّ inne şüphesiz
  9. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  10. غَفُورٌۭ gafurun bağışlayandır kök: غفر
  11. رَّحِيمٌۭ rahimun esirgeyendir kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah'ın size verdiği…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah'a karşı gelmekten sakının.

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah'a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah'a şükredin.

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helali haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir…

  • Aynı kök: غنم (9 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine…

  • Aynı kök: غنم (9 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Artık elde ettiğiniz ganimetten temiz, helal olarak yiyin! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mustafa İslamoğlu

Şu halde, ganimet olarak ele geçirdiklerinizin helal ve temiz olanlarını kullanın ve Allah'a karşı sorumlu davranın: unutmayın ki Allah tarifsiz bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

Muhammed Esed

O halde, savaşta ele geçirdiğiniz şeyler için (yalnız) helal olanları kullanın ve Allaha karşı sorumluluk bilinci taşıyın: (hem de şu gerçeği hep akılda tutarak) Allah çok esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.

Ahmed Hulusi

Elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yeyin. . . Allah'tan korunun. Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

Ali Bulaç

Artık ganimet olarak elde ettiklerinizden helal ve temiz olarak yiyin ve Allah'tan korkup sakının. Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Ali Özek ve heyeti

Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olarak yiyin. Ve Allah'tan korkun. Şüphesiz ki Allah bağışlayan, merhamet edendir.

Ali Rıza Safa

Savaş kazanımı olarak ele geçirdiğiniz şeylerden, helal ve temiz olarak artık yiyin. Ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyiniz. Allah'tan sakınınız. Şüphesiz ki Allah, bağışlayandır; merhamet edendir.

Edip Yüksel

Artık ele geçirdiğiniz ganimetleri helal ve temiz olarak yiyebilirsiniz. ALLAH'ı dinleyin. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Artık ele geçirdiğiniz ganimetleri helal ve temiz olarak yiyebilirsiniz. ALLAH'ı dinleyin. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve hoş olarak yiyin ve Allah'tan korkun! Çünkü Allah, bağışlayan, çok merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık elde ettiğiniz ganimetten halal ve hoş olarak yiyin ve Allaha korunun, çünkü Allah gafurdur rahimdir

Erhan Aktaş

Artık elde ettiğiniz ganimetten, helal ve temiz olarak yiyin ve Allah için takvalı olun. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık elde ettiğiniz ganimetten, helal ve temiz olarak yiyin ve Allah için takvalı olun. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık elde ettiğiniz ganimetten, helal ve temiz olarak yiyin ve Allah için takvalı dipnot 1 olun. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

Gültekin Onan

Artık ganimet olarak elde ettiklerinizden helal ve temiz olarak yiyin ve Tanrı'dan korkup sakının. Şüphesiz Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.

Hasan Basri Çantay

Artık elde etdiğiniz ganimetden halal ve hoş olarak yeyin. Allahdan korkun. Şübhesiz ki Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.

İbni Kesir

Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yeyin. Allah'tan da sakının. Çünkü Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

Mehmet Alagaş

(67-71) Hiçbir nebiye esir almak yakışmaz hatta arzda tamamen zafere ulaşsa dahi , dünyanın malını mı murat ediyorsunuz ? Allah ahireti murat ediyor Allah azizdir hakimdir. Eğer ki Allahtan geçmiş bir yazılı metin / kitap olmasaydı, aldıklarınızdan dolayı size acıtıcı / elim bir azap dokunurdu , elde ettiklerinizi helal ve hoş olarak yiyin ve Allahtan sakının, muhakkak Allah bağışlayıcıdır esirgeyendir / merhametlidir. Ey nebi esirlerden elinizdekilere de ki; eğer ki Allah kalplerinizde bir hayır bilirse, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allah, bağışlayıcıdır esirgeyendir / merhametlidir. Eğer sana hıyanet etmeyi murat ediyorlarsa ki önce de Allaha hıyanet etmişlerdi, Allah onlara karşı sana imkân verdi. Allah bilendir hakimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olarak yiyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Süleyman Ateş

Artık aldığınız ganimetten helal ve temiz olarak yeyin ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Süleymaniye Vakfı

Artık ganimet olarak aldıklarınızdan helal ve temiz olanları yiyin dipnot 1 . Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah, Bedir'de yanlış yapan müslümanlara zafer verdiğini bildirdikten sonra aldıkları ganimetleri yemelerini de helal kılmıştır. Ganimet olan esirler değil, onlardan alınacak fidyeler (Muhammed 47/4) ve düşmandan alınan diğer mallardır (Enfal 8/41).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Aldığınız ganimeti helali hoş olarak yiyebilirsiniz. Allah'tan çekinerek korunun. Allah bağışlar, ikramı boldur.

Şaban Britch

Elde ettiğiniz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin; Allah’tan sakının/takvalı olun. Şüphesiz Allah, çokça bağışlayandır. Çokça merhamet edendir.

Şaban Piriş

Elde ettiğiniz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin; Allah'tan korkun, şüphesiz Allah, bağışlayan ve merhamet edendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık elde ettiğiniz ganimetlerden helal ve temiz olarak yiyin; Allah'tan sakının! Allah çok affedici, çok merhametlidir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, you may enjoy what you have gained, in the way of spoils of war, it is a lawful gain, but fear Allah and entertain the profound reverence dutiful to Him.

Abdul Haleem

So enjoy in a good and lawful manner the things you have gained in war and be mindful of God: He is forgiving and merciful.

Abdullah Yusuf Ali

But (now) enjoy what ye took in war, lawful and good: but fear Allah: for Allah is Oft-forgiving, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

So eat that which you have obtained - for it is lawful and clean--and fear Allah. dipnot 1 Surely Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In attempting to explain the circumstantial background of the above verse, some commentators on the Qur'an have referred to the deliberations for deciding the fate of the Quraysh captives after the Battle of Badr. In that council Abu Bakr pleaded to release the captives in return for ransom while 'Umar suggested that they should be put to the sword. Preferring Abu Bakr's suggestion, the Prophet (peace be on him) set all the captives free in return for ransom. However, God disapproved the decision as is evident from the above-quoted verse. (See Muslim, 'Jihad', 'Bab al-lmdad bi al-Mala'ikah fi Ghazwah Badr'; and the comments on verses 67 and 68 by Ibn Kathir; and on verse 67 by Jassas and Qurtubi - Ed.) The viewpoint of the commentators can be faulted on the grounds that they failed to offer any persuasive explanation of this part of the same Qur'anic verse: 'Had it not been for a previous decree from Allah.' This could mean either the Divine decree in eternity which determines all that will happen, or, God's decree in eternity to make the spoils of war lawful for the Muslims. Now, it is evident that it is unlawful to take anything from someone unless it has been declared lawful according to Revealed Law. Hence, were the above view to be accepted, it would mean that all, including the Prophet (peace be on him), had committed a sin. Such an interpretation can hardly he entertained especially since this view is dependent on the authority of isolated ('ahad) traditions. In my opinion, in order to understand the above verse it should be borne in mind that preliminary instructions about war had already been given in Surah Muhammad which was revealed before the Battle of Badr: Therefore, when you meet, the Unbelievers (in fight), smite at their necks. At length, when you have thoroughly subdued them, bind a bond firmly (on them). Thereafter, either resort to generosity or to ransom until the war lays down its burden (Muhammad 47: 4). This verse had already made it lawful for the Muslims to hold the enemy in captivity or to accept ransom contingent on the total suppression of the enemy. The Muslims had, therefore, acted in accordance with the permission granted by God to accept ransom. However, in so doing they had neglected the stipulation that the enemy should be fully subdued before the acceptance of ransom. (See the comments of Jassas on verses 67- 9-Ed.) While the Quraysh army was retreating, many Muslims took to collecting the spoils and taking the unbelievers as captives. It was only a few Muslims who chased the fleeing enemy. Had the Muslims made a concerted pursuit, a death-blow could have been struck at the Quraysh power, once and for all. God, therefore expressed His disapproal of this manner of dealing with the situation as the above-quoted verse suggests. It is obvious that it is not the Prophet (peace be on him) but the generality of Muslims at whom the reproach is directed. The purpose of the verse is to impress upon the Muslims that they had not yet imbibed the mission of the Prophet (peace be on him). Prophets are not concerned with filling their coffers with spoils and ransom money. Rather their mission is to crush the power of the unbelievers. This was not the first instance when the Muslims had showed their worldliness. They had earlier expressed their preference to raid the trade caravan to fighting against the Quraysh army. Then, rather than try to crush the enemy, they turned to collecting spoils and taking captives, and later remonstrated about the distribution of booty. Had it not been that God had granted them permission to accept ransom see (Muhammad 47: 4), He would have severely punished them on that count. God, howeve, was merciful to them and permitted them to enjoy whatever they had seized. They should, therefore, refrain from behaviour which might be displeasing to God. It is pertinent to point out that Jassas in his Ahkam al-Qur'an, considers the above view a plausible interpretation of the verse. (See the comments of Jassas on this verse, vol. 3, pp. 72-3 - Ed.) Ibn Hisham also contains a report which supports the view. The report mentions that while the Muslims were engaged in seizing captives of war and collecting booty, the Prophet ( peace be on him) observed signs of disapproval on the face of Sa'd b. Mu'adh. The Prophet (peace be on him) asked him: 'O Sa'd! It appears that you do not approve of the behaviour of these people.' He replied: 'Yes, O Messenger of God! It is the first encounter in which God has caused the rout of the unbelivers. This opportunity should have been better utilized for crushing the unbelievers thoroughly rather than for amassing captives of war.' (Ibn Hisham. vol. 1, p. 628 - Ed.)

Aisha Bewley

So make full use of any booty you have taken which is halal and good; and have taqwa of Allah. Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

So enjoy what you have gotten of booty in war, lawful and good, and be afraid of Allâh. Certainly, Allâh is Oft-Forgiving, Most Merciful.

Ali Quli Qarai

Avail yourselves of the spoils you have taken as lawful and good, and be wary of Allah. Indeed Allah is all-forgiving, all-merciful.

Amatul Rahman Omar

So eat (and spend) of that which you have acquired after winning the war as is lawful, good and pure, and take Allâh as a shield, for Allâh is Great Protector, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

Eat of what you have taken as booty, such as is lawful and good; and fear you God; surely God is All-forgiving, All-compassionate.

Bijan Moeinian

Therefore, enjoy what you have gained in the war and respect the Lord as God is Forgiving and Merciful.

E. Henry Palmer

Eat of what spoils ye have taken, what is lawful and good; and fear God, verily, God is forgiving and merciful.

Edip-Layth

So consume what you have gained, lawful and good, and be aware of God. God is Forgiving, Compassionate.

George Sale

Eat therefore of what ye have acquired, that which is lawful, and good; for God is gracious and merciful.

Hamid S. Aziz

Eat (enjoy, utilize) of what spoils you have taken, what is lawful and good; and fear Allah, verily, Allah is Forgiving and Merciful.

Mahmoud Ghali

So, eat of what you have taken as booty, such as is lawful (and) good; and be pious to Allah; surely Allah is Ever-Forgiving, Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

Now enjoy what ye have won, as lawful and good, and keep your duty to Allah. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

But now use such of the spoils as are lawful and good, and fear God, for God is forgiving and kind.

Muhammad Asad

Enjoy, then, all that is lawful and good among the things which you have gained in war, and remain conscious of God: verily, God is much-forgiving, a dispenser of grace.

Mustafa Khattab

Now enjoy what you have taken, for it is lawful and good. And be mindful of Allah. Surely Allah is All-Forgiving, Most Merciful.

Progressive Muslims

So consume what you have gained, lawful and good, and be aware of God. God is Forgiving, Merciful.

Rashad Khalifa

Therefore, eat from the spoils you have earned, that which is lawful and good, and observe GOD. GOD is Forgiver, Most Merciful.

Sahih International

So consume what you have taken of war booty [as being] lawful and good, and fear Allah. Indeed, Allah is Forgiving and Merciful.

Sam Gerrans

So eat of what you took in spoils as lawful and good, and be in prudent fear of God; God is forgiving and merciful.

Shabbir Ahmed

(You have seen that you developed your character and established the Divine Order in the society. Then you had to fight off aggression.) Now enjoy what you have won as Lawful and good. Be mindful of Allah's Laws. Verily, Allah is Absolver of imperfections, Merciful.

Syed Vickar Ahamed

But (now) enjoy what you have as booty in the war, (as far as it is) lawful and good: But fear Allah: Certainly, Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

So, eat of the spoils you have got, lawful and pure, and fear Allah. Surely, Allah is Most-Forgiving, Very-Merciful.

The Monotheist Group

So consume what you have gained, lawful and good, and be aware of God. God is Forgiving, Merciful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 69. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 69. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 69. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩