Diyanet İşleri
Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.
Fussilet suresi
Fussilet suresi, 43. ayet. مَّا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدْ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبْلِكَ إِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٍ
mâ yüḳâlü leke illâ mâ ḳad ḳîle lirrusüli min ḳablik. inne rabbeke leẕû magfirativ veẕû `iḳâbin elîm.
Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gece, gündüz, güneş, ay ve Arapça Kur'an Fussilet 37–44 3
Ayetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
Kur'an kendilerine geldiğinde onu inkar edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şüphesiz o, çok değerli ve sağlam bir kitaptır.
Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.
Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.
Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."
Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.
Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
43. Yani ey peygamber! Seni yalanlayan ve sana karşı inatla direnenler tarafından “sana söylenenler, senden önceki peygamberlere söylenmiş olanlardan başka bir şey değildir.” Onlarla aynı türdendir, hatta onların hepsi de belki aynı sözleri söylemiş bulunuyorlar.
Bütün yalanlayıcı ümmetlerin, peygamberlerin Yüce Allah’a dini halis kılmaya, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadet etmeye çağırmalarından dolayı hayrete düşmeleri, güç yetirebildikleri bütün yollarla bu çağrıyı reddetmeye kalkışmaları, “Siz ancak bizim gibi birer insansınız” demeleri, peygamberlerine getirmeleri için herhangi bir gerek olmayan birtakım mucizeler getirmelerini teklif etmeleri vb. gibi inkarcı sözler hep aynıdır.
Küfürde kalpleri birbirine benzediği için sözleri de birbirine benzemiştir.
Peygamberler -salât ve selâm onlara olsun- onların eziyetlerine ve yalanlamalarına sabrettiler. Senden öncekiler sabrettiği gibi sen de öylece sabret.
Daha sonra onları tevbe etmeye, mağfirete vesile olacak işleri yapmaya çağırıp sapıklık üzere devam etmekten de sakındırarak şöyle buyrulmaktadır:
“Şüphesiz senin Rabbin hem” günahından vazgeçip tevbe eden herkesin bütün günahlarını silecek kadar pek büyük bir “mağfiret sahibidir, hem de” günahı üzere ısrar edip büyüklenmeye devam eden herkes için hazırlanmış “can yakıcı bir azabın sahibidir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Yalanlama hususunda sana söylenenler senden önceki peygamberlere de söylendi, sabret. Muhakkak senin Rabbin, kullarından kendine tövbe edene karşı mağfiret sahibi ve günahında ısrar edip tövbe etmeyen için ise elem dolu azap sahibidir.
Aynı kök: الم (75 geçiş)
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Aynı kök: الم (75 geçiş)
Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.
Aynı kök: الم (75 geçiş)
Allah'ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey…
Aynı kök: عقب (80 geçiş)
Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne…
Aynı kök: عقب (80 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: عقب (80 geçiş)
İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah'ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sana söylenmekte olan, senden önceki elçilere söylenmiş olandan başka bir şey değildir. dipnot 1 Şüphesiz ki senin Rabbin hem bağışlama sahibidir hem de elem verici bir azabın sahibidir.
(Ey Nebi!) Sana söylenenler, senden önceki elçilere söylenenlerden başka bir şey değildir. Şüphe yok ki senin Rabbinin bağışlayıcılığı kesindir, ama (aynı zamanda) can yakıcı bir cezanın da sahibidir.
(Sana gelince, ey Muhammed,) senin için söylenenler, senden önceki (Allah'ın) elçiler(i) için söylenenlerden başka bir şey değildir. Bak, senin Rabbin bağışlayıcıdır, ama aynı zamanda en şiddetli şekilde cezalandırmaya da kadirdir!
(Ey Allah Rasulü!) Senden önceki Rasullere söylenmiş olandan başkası sana söylenmiyor! Muhakkak ki Rabbin hem bağışlayıcıdır hem de feci azap yaşatandır.
Sana söylenen şeyler, senden önceki elçilere söylenenden başkası değildir. Şüphesiz, Rabbin, hem elbette mağfiret sahibidir, hem de acı bir azab sahibidir.
(Rasûlüm!) Sana söylenen, senden önceki peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir. Elbette ki senin Rabbin, hem mağfiret sahibi hem de acı bir azap sahibidir.
Senin için söylenenler, senden önceki elçiler için söylenenlerden daha değişik değildir. Kuşkusuz, Efendin, kesinlikle, hem bağışlayıcıdır hem de acı veren ağır bir cezalandırması vardır.
Sana söylenenler, senden önceki peygamberlere söylenenlerden başkası değildir. Şüphesiz senin Rabbin, hem affedicidir; hem de acı bir azap sahibidir.
Senin için söylenilenler, senden önceki elçiler için söylenilenlerin aynısıdır. Kuşkusuz senin Efendin hem bağışlanma sahibi, hem de acı azap sahibidir.
Senin için söylenilenler, senden önceki elçiler için söylenilenlerin aynısıdır. Kuşkusuz senin Rabbin hem bağışlanma sahibi, hem de acı azap sahibidir.
Sana senden önceki peygamberlere denilenden başkası denilmiyor ve şüphe yok ki, Rabbin hem bir bağışlama sahibidir, hem de elem verici bir azap.
Sana senden evvelki Resullere denilenden başka bir şey denilmiyor ve şübhe yok ki rabbın hem bir mağrifet sahibidir hem de elim bir ıkab
Sana, senden önceki Resullere söylenmiş olandan başka bir şey söylenmiyor. dipnot 1 Senin Rabb'in, kesinlikle bağışlamanın ve acı veren azabın sahibidir.
Sana, senden önceki resullere söylenmiş olandan başka bir şey söylenmiyor. dipnot 1 Senin Rabb'in, kesinlikle bağışlamanın ve acı veren azabın sahibidir.
Sana, senden önceki rasullere söylenmiş olandan başka bir şey söylenmiyor. dipnot 1 Senin Rabb'in, kesinlikle bağışlamanın ve acı veren azabın sahibidir.
Sana söylenen şeyler, senden önceki elçilere söylenenden başkası değildir. Şüphesiz, rabbin, hem elbette mağrifet sahibidir, hem de acı bir azab sahibidir.
(Habibim) sana, senden evvelki peygamberlere de söylenmiş olandan başka bir şey söylenmiyor. Şübhe yok ki senin Rabbin hem mutlak mağfiret saahibidir, hem çok elem verici azab saahibi.
Senin için söylenenler, mutlaka senden önceki peygamberler için de söylenmiştir. Elbette ki Rabbın; hem mağfiret sahibidir, hem de elim bir azab sahibidir.
(37-46) Gece, gündüz, güneş, ay, O’nun ayetlerindendir, Güneşe ve aya secde etmeyin, eğer ki ibadet edecekseniz de onların (bu saydıklarımızın) hepsini yaratana secde edin. Eğer ki büyüklenirlerse (Allaha secde etmekten imtina ederlerse) Rabbinin yanındakiler zaten gece gündüz onu hiç bıkmadan üstün tutmaktadırlar / tesbih etmektedirler. (Zaten yeteri kadar kul var) (Her şeyin üstünde tutmak, tıpkı ne gibi suyun üstünde tutunma, y üzme gibi) Onun ayetlerinden biri de Arz’ın ürkmüş halde olmasıdır, Onun üzerine suyu indirdiğimiz de sarsılır, hareketlenir ve kabarır, işte ona hayat veren kesinlikle ölülere de hayat verecektir, Muhakkak ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Bizim Ayetlerimizde meyledip sapanlar bize gizli kalamaz / biliriz , ateşe atılan kişi mi daha hayırlıdır kıyamet günü emniyet içinde getirilen (hangisi daha hayırlı?) şimdilik istediğinizi /dilediğinizi yapın, muhakkak ki O yaptıklarınızı görendir. Onlara hatırlatma geldiğinde üzerini örttüler / yok saydılar, muhakkak ki O , saygın bir kitaptır. (Yok sayılacak bir kitap değildir) Ona önünden ve ardından bir geçersizlik / iptallik / batıllık getirilemez , hâkim ve övülen den indirilmedir. Sana da senden öncekilere denilenlerden başkası / farklısı söylenmiyor. (Aynı / tanıdık bilindik şeyleri söylüyorlar) Muhakkak ki Rabbin mağfiret te sahibidir acıtıcı / elim bir azap ta sahibidir. Eğer ki Onu / okunanı / Kuran ’ı yabancı / acemi yapsaydık diyeceklerdi ki; Onun ayetleri sınıf sınıf ayrıştırılarak anlatılsaydı. Arabi ye yabancı mı? (Kendi dilinizden değil mi? doğru söyleyin nasıl acemi dersiniz) De ki O yola sokar / hidayet verir ve tedavi eder / şifa verir. İman etmeyen kimselerin kulaklarında ağır işitme / sağırlık vardır , onlar da körlük te vardır, işte onlar çok uzak bir mekândan çağrılmaktadırlar. Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya da kesinlikle kitabı verdik O’nda karşıtlık oluştu , ihtilafa düşüldü, eğer ki Rabbin kendini verdiği bir kelimeyle / ver diği söz ile tutmasaydı , onlar hakkındaki hüküm gerçekleşirdi. Muhakkak ki onlar, ondan kuşkulanıyorlar ve şüphe / mürib içindeler. (Şek; kuşku Rayb, şüphe Mirye; tereddüt) Kim ıslah edici bir faaliyet icra ederse kendisi içindir, kim de kötülük icra ederse aleyhinedir, Rabbin kullarına zulmedici değildir.
Sana söylenenler, senden önceki rasûllere söylenenlerden başka bir şey değildir. Süphesiz Rabbin, hem mağfiret sahibidir, hem de elem verici bir azap sahibidir.
Sana söylenen, senden önceki elçilere söylenmiş olandan başka bir şey değildir. Kuşkusuz Rabbin, hem bağışlama sahibi, hem de acı azab sahibidir.
Sana, senden önceki elçiler için söylenenlerden başkası söylenmiyor dipnot 1 . Senin Rabbin hem çokça bağışlayan hem de cezası acıklı olandır.
Senin için söylenenler senden önceki elçiler için söylenenlerden farklı değildir. Senin Rabbinin (Sahibinin) hem affı hem de pek acıklı azabı vardır.
Sana söylenenler, senden önceki elçilere söylenenlerden başka bir şey değildir. Süphesiz Rabbin, hem mağfiret sahibidir, hem de acı bir azap sahibidir.
Sana söylenenler, senden önceki elçilere söylenenlerden başka bir şey değildir. Süphesiz Rabbin, hem mağfiret sahibidir, hem de acı bir azap sahibidir.
Senin için söylenen, senden önceki resuller için söylenenden başka şey değildir. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin hem çok affedicidir hem de acıklı bir azabın sahibidir.
Nothing is said to you O Muhammad by your opponents who call you everything they could lay their tongues to that was not said to Messengers sent before you. Indeed Allah, your Creator, has on hand mercy and forgiveness and He has on hand also condign punishment.
[should remember that] you [Prophet] are not told anything that the previous messengers were not told: your Lord is a Lord of forgiveness, but also of painful punishment.
Nothing is said to thee that was not said to the messengers before thee: that thy lord has at his Command (all) forgiveness as well as a most Grievous Penalty.
(O Prophet), nothing is said to you but what was already said to the Messengers before you. Surely your Lord is the Lord of forgiveness dipnot 1 and the Lord of grievous chastisement.
Nothing has been said to you that was not said to the Messengers before you. Your Lord is the Possessor of forgiveness but also of painful retribution.
Nothing is said to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) except what was said to the Messengers before you. Verily, your Lord is the Possessor of Forgiveness, and (also) the Possessor of Painful Punishment.[1]
Nothing is said to you except what has already been said [earlier] to the apostles before you. Indeed your Lord is forgiving and One who metes out a painful retribution.
Nothing is said (in the form of objection) to you what was not already said to the Messengers before you. Verily, your Lord is Master of Protection (for the believers) and (also) Master of woeful retribution (for the disbelievers).
Naught is said to thee but what already was said to the Messengers before thee. Surely thy Lord is a Lord of forgiveness and of painful retribution.
Nothing is being said to you (Mohammad) which has not already been said to the Prophets before you [Qur’an is thus being the same book which was revealed to all Prophets but lost throughout the time]. Surely your Lord is forgiving [as he gives ample time to disbelievers to contemplate] as well as harsh in punishment.
Naught is said to thee but what was said to the apostles before thee, 'Verily, thy Lord is Lord of forgiveness and Lord of grievous torment!'
What is being said to you is the same that was said to the messengers before you. Your Lord has forgiveness, and a painful retribution.
No other is said unto thee by the infidels of Mecca, than what hath been formerly said, unto the apostles before thee: Verily thy Lord is inclined to forgiveness, and is also able to chastise severely.
Naught is said unto you (O Muhammad) but what was said unto the messengers before you; surely your Lord is the Lord of Forgiveness and the Lord of dire Retribution.
In no way is anything said to you except what already was said to the Messengers before you. Surely your Lord is indeed The Owner of forgivenes and The Owner of painful punishment.
Naught is said unto thee (Muhammad) save what was said unto the messengers before thee. Lo! thy Lord is owner of forgiveness, and owner (also) of dire punishment.
Nothing is said to you which had not been said to other apostles before you. Surely your Lord is the lord of forgiveness, but also the lord of severe retribution.
[And as for thee, O Prophet,] nothing is being said to thee but what was said to all [of God’s] apostles before thy time. Behold, thy Sustainer is indeed full of forgiveness - but He has also the power to requite most grievously!
˹O Prophet!˺ Nothing is said to you ˹by the deniers˺ except what was already said to the messengers before you. Surely your Lord is ˹the Lord˺ of forgiveness and painful punishment.
What is being said to you is the same that was said to the messengers before you. Your Lord has forgiveness, and a painful retribution.
What is said to you is precisely what was said to the previous messengers. Your Lord possesses forgiveness, and He also possesses painful retribution.
Nothing is said to you, [O Muúammad], except what was already said to the messengers before you. Indeed, your Lord is a possessor of forgiveness and a possessor of painful penalty.
Nothing is said to thee but what has been said to the messengers before thee: — “Thy Lord is possessor of forgiveness, and possessor of painful retribution,” —
Nothing is being said to you (O Messenger) but what was said to all Messengers before you. Behold, your Lord is Owner of the protecting forgiveness, and Owner of awesome grasp. ('Ghafarah' = Helmet of armor = Protecting from hurt = Absolving imperfections).
Nothing is said to you that was not (already) said to the messengers before you: Surely, that your Lord has, at His Command, (all the) Forgiveness and also the most painful penalty.
Nothing is being said to you but what has been said to the messengers before you. Your Lord is certainly the Lord of forgiveness and the Lord of painful punishment.
What is being said to you is the same that was said to the messengers before you. Your Lord has forgiveness, and He has a painful retribution.