Diyanet İşleri
Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İbrâhîm suresi
İbrâhîm suresi, 4. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِهِۦ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ فَيُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
vemâ erselnâ mir rasûlin illâ bilisâni ḳavmihî liyübeyyine lehüm. feyüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.
Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Karanlıklardan aydınlığa; Mûsâ ve şükür İbrâhîm 1–8 3
(1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.
Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler.
Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Andolsun, Musa'yı da, "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat" diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Hani Musa kavmine, "Allah'ın size olan nimetini anın. Hani O sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır" demişti.
Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
4. Bu, Allah’ın kullarına olan lütfundandır. O, ne kadar peygamber gönderdiyse hep kavminin dili ile göndermiştir ki ihtiyaç duydukları şeyleri onlara açıklasın, onlar da peygamberin getirdiklerini iyice öğrenme imkânı bulabilsinler. Peygamber başka bir dil ile onlara gelecek olsa idi, insanlar ancak peygamberin konuştuğu o dili öğrendikten sonra söylediği şeyleri anlayabilirlerdi. Peygamber onlara emrolundukları şeyleri açıklayıp nelerin yasak kılındığını söyleyince ve onlara karşı Allah’ın delili ortaya konulduktan sonra Allah, hidâyete boyun eğmeyenlerden “dilediği kimseleri saptırır, dilediği” rahmetini ihsan ettiği “kimseleri de doğru yola iletir. O Azîzdir, Hakîmdir.” Hidâyete iletenin ve saptıranın yalnız O olması ve kalpleri dilediği şekilde evirip çevirmesi, O’nun Aziz oluşunun bir tecellisidir. O’nun ancak layık olan kimseleri hidâyete iletmesi ve saptırması da hikmetinin bir tecellisidir.
Bu âyet-i kerime, Yüce Allah’ın ve Rasûlünün buyruklarını açıklamaya imkan veren Arap dili ilimlerinin öğreniminin, Allah tarafından sevilen ve istenen şeylerden olduğuna delildir. Çünkü bunları öğrenmeden Allah’ın peygamberine indirdiklerini tam anlamı ile bilmeye imkân yoktur. İnsanlar bu öğrenime ihtiyaç duymayacak bir hale gelinceye kadar da bu öğrenim devam etmelidir. Bu ise onların Arapça’yı iyice öğrenmeleri, küçük çocukları da bu dili öğrenerek yetiştirmeleri, ayrıca Arapça’nın inceliklerini bilmenin, onların adeta karakteristik bir özellikleri haline gelmesi halinde söz konusu olur. O zaman bu konuda ayrıca bir çaba harcamalarına gerek kalmaz ve Allah ile Rasûlünün buyruklarını, ashab-ı kiramın algılayıp öğrendikleri gibi doğrudan öğrenme imkânını elde ederler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz her peygamberi ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki; Allah katından getirdiklerinin anlaşılması onlar için kolay olsun. Peygamberleri insanları Allah'a iman etmeye zorlamak için göndermedik. Allah dilediğini adaleti ile saptırır, dilediğini de lütfu ile hidayete muvaffak kılar. O Aziz'dir/hiç kimsenin mücadele edemeyeceği mutlak galiptir. Yaratmasında ve yönetmesinde hikmet sahibidir.
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Şehirde birtakım kadınlar, "Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu…
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir?
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Hikmet
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Aynı kök: لسن (25 geçiş)
Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler…
Aynı kök: لسن (25 geçiş)
Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine…
Aynı kök: لسن (25 geçiş)
İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma) · Ortak kavram: Hikmet
Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma) · Ortak kavram: Hikmet
(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağut'u tanımamaları kendilerine…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Allah'ın emirlerini) onlara açıklasın diye her elçiyi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. dipnot 1 Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır, dileyeni (layık gördüğünü) de doğru yola ulaştırır. dipnot 2 O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Biz her peygamberi yalnızca kendi kavminin diliyle gönderdik ki, mesajı onlara açık ve net olarak iletsin. Bundan sonradır ki Allah isteyenin sapmasını dileyecek, isteyeni ise doğru yola yöneltecektir: Zira her işinde mükemmel olan, hükmünde tam isabet kaydeden O'dur.
Biz her elçiyi, mutlaka kendi halkının diliyle (vahyedilmiş bir mesajla) gönderdik ki, (hakkı) onlara açık (ve dolaysız) bir biçimde ulaştırabilsin; artık bundan sonra Allah (sapmayı) dileyeni sapıklık içinde bırakır, (doğru yolu tutmayı) dileyeni de doğru yola yöneltir, çünkü doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibi O'dur.
Biz her Rasulü kendi toplumunun lisanı ile irsal ettik ki, onlara en anlaşılır şekilde açıklasın. . . (Artık) Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet eder. . . O, Aziyz'dir, Hakiym'dir.
Biz hiç bir elçiyi, kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın. Böylece Allah, dilediğini şaşırtıp saptırır, dilediğini hidayete erdirir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Allah'ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir.
Onlara iyice açıklaması için, her elçiyi, kendi toplumunun diliyle gönderdik. Böylece, Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin dili ile gönderdik. Artık Allah dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. Çünkü O, güçlüdür; hikmet sahibidir.
Biz her elçiyi ancak halkının diliyle göndeririz ki onlara bildirebilsin. ALLAH dileyeni/dilediğini saptırır, dileyeni/dilediğini de doğruya ulaştırır. O, Güçlüdür, Bilgedir. dipnot 1
Biz her elçiyi ancak halkının diliyle göndeririz ki onlara bildirebilsin. ALLAH dileyeni/dilediğini saptırır, dileyeni/dilediğini de doğruya ulaştırır. O, Güçlüdür, Bilgedir.
Ve biz her gönderdiğimiz peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın; sonra da Allah dilediğini sapıklık içinde bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. Ve O, öyle herşeye galip, tam hüküm sahibidir.
Ve biz her gönderdiğimiz Resulü ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki onlara iyi beyan etsin sonra da Allah dilediğini dalalette bırakır, dilediğini de hidayete irdirir, ve öyle aziz hakim o
Biz, mesajımızı anlaşılır olarak iletebilmesi için hiçbir Resulü kendi halkının dilinden başka bir dille göndermedik. Allah, artık hak eden kimseyi dipnot 1 saptırır, hak eden kimseyi dipnot 1 de doğru yola iletir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Biz, mesajımızı anlaşılır olarak iletebilmesi için hiçbir Resulü kendi halkının dilinden başka bir dille göndermedik. Allah, artık hak eden kimseyi dipnot 1 saptırır, hak eden kimseyi dipnot 1 de doğru yola iletir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Biz, mesajımızı anlaşılır olarak iletebilmesi için hiçbir rasulü kendi halkının dilinden başka bir dille göndermedik. Allah, artık dileyen kimseyi saptırır, dileyen kimseyi de hidayete iletir. dipnot 1 O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Biz hiç bir elçiyi kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki onlara apaçık anlatsın. Böylece Tanrı, dilediğini şaşırtıp saptırır, dilediğini hidayete erdirir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Biz hiçbir peygamberi kendi kavminin dilinden başkasıyle göndermedik ki (emr olunduklarını) onlara apaçık anlatsın. Artık Allah kimi dilerse sapdırır, kimi de dilerse doğru yola götürür. O, (iradesinde) yegane (haakim ve) gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.
Biz, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik ki; onlara, apaçık anlatsın. Bundan sonra Allah; dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Ve O; Aziz'dir, Hakim'dir.
(1-4) Elif Lâm Râ, Kitabı, O’nu sana, insanları karanlıktan aydınlığa, Rabbinin izni ile saygıdeğer ve övülenin yoluna çıkarman için indirdik. Allah öyledir ki göklerde ve yerde ne varsa onundur , kafirlere şiddetli azaptan ötürü yazıklar olsun , öyle kimselerdirler ki Ahirete karşı dünya hayatını severler ve Allah yolundan alıkoyarlar, eğrilmesini isterler, işte onlar uzak bir sapma içindedirler. Biz Resulleri, onlara ifade edebilmeleri için sadece kendi kavimlerinin lisanlarıyla gönderdik, Allah’ın dilediği kişiyi saptırır, dilediği kişiyi yola iletir, O saygıdeğerdir, hâkimdir.
Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Biz, her elçiyi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açıklasın. Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini yola iletir. O, azizdir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Biz, her elçiyi /Kitabı dipnot 1 ancak kendi halkının dili ile gönderdik ki (ayetleri) onlara açık açık göstersin. Bundan sonra Allah, (sapkınlığı) tercih edeni sapkın sayar, (doğru yolu) tercih edeni de yoluna kabul eder dipnot 2 . O, daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.
Biz, her resulü dipnot 1 kendi halkının dili ile gönderdik ki onlar için her şeyi ortaya koysun. Bundan sonra Allah, sapıklığı tercih edeni sapık sayar, hidayeti tercih edeni de yoluna kabul eder. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O'dur.
Kendilerine açıklayıp, beyan etsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini saptırır ve dilediğini de hidayet eder. O, Aziz'dir, Hakim'dir.
Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini sapıklıkta bırakır ve dilediğini de doğru yola çıkarır; güçlü olan, Hakim olan O'dur.
Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından, Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Aziz'dir, Hakim'dir O!
We never sent a Messenger, to a people, who did not master their tongue so that he makes himself understood, distinctly expressing all that is meant leaving nothing merely implied. There and then does Allah misguide whom He will and guides to His path of righteousness whom He will, and He is the AL-Aziz (the Almighty) and AL-Hakim (the Source of wisdom and wise mysterious dispensations).
We have never sent a messenger who did not use his own people’s language to make things clear for them. But still God leaves whoever He will to stray, and guides whoever He will: He is the Almighty, the All Wise.
We sent not a messenger except (to teach) in the language of his (own) people, in order to make (things) clear to them. Now Allah leaves straying those whom He pleases and guides whom He pleases: and He is Exalted in power, full of Wisdom.
Never have We sent a Messenger but he has addressed his people in their language that he may fully expound his Message to them. dipnot 1 (And after the Message is expounded), Allah lets go astray whomsoever He wills, and guides to the Right Way whomsoever He wills. dipnot 2 He is the All-Mighty, the All-Wise. dipnot 3
We have not sent any Messenger except with the language of his people so he can make things clear to them. Allah misguides anyone He wills and guides anyone He wills. He is the Almighty, the All-Wise.
And We sent not a Messenger except with the language of his people, in order that he might make (the Message) clear for them. Then Allâh misleads whom He wills and guides whom He wills. And He is the All-Mighty, the All-Wise.
We did not send any apostle except with the language of his people, so that he might make [Our messages] clear to them. Then Allah leads astray whomever He wishes, and He guides whomsoever He wishes, and He is the All-mighty, the All-wise.
And We sent no Messenger but (he spoke) in the language of his people so that he might make (all Our Messages) clear to them, yet Allâh leaves in error those who wish to remain in error and guides him who wishes to be guided (to the right path). And He is the All-Mighty, the All-Wise.
And We have sent no Messenger save with the tongue of his people, that he might make all clear to them; then God leads astray whomsoever He will, and He guides whomsoever He will; and He is the All-mighty, the All-wise.
For those who ask why Qur’an is not revealed in another language as a miracle!] God has always sent His words to each nation on their own language so that they may get the message clearly. [The message thus being clear], God then makes whoever he pleases [of the disbelievers] to walk on the wrong path and whoever he pleases to join the right path and He is the All Mighty, the Wisest.
We have not sent any apostle save with the language of his people, that he might explain to them. But God leads whom He will astray, and guides whom He will; and He is the mighty, the wise.
We did not send any messenger except in the language of his people, so he may proclaim to them. But God misguides whom He wills, and He guides whom He wills. He is the Noble, the Wise.
We have sent no apostle but with the language of his people, that he might declare their duty plainly unto them: For God causeth to err whom He pleaseth, and directeth whom He pleaseth; and He is the mighty, the wise.
We never sent a Messenger save with the language of his people, that he might clarify the message to them. Then Allah leads whom He will astray, and guides whom He will; and He is the Mighty, the Wise.
And in no way have We sent any Messenger except with the tongue of his people, that he may make (the message) evident for them. Then Allah leads into error whomever He decides and guides whomever He decides; and He is The Ever-Mighty, The Ever-Wise.
And We never sent a messenger save with the language of his folk, that he might make (the message) clear for them. Then Allah sendeth whom He will astray, and guideth whom He will. He is the Mighty, the Wise.
We never sent a messenger who did not speak the tongue of his people, that he may explain to them distinctly. God leads whosoever He wills astray, and shows whoever He wills the way: He is all-mighty and all-wise.
AND NEVER have We sent forth any apostle otherwise than [with a message] in his own people's tongue, so that he might make [the truth] clear unto them; but God lets go astray him that wills [to go astray], and guides him that wills [to be guided] -for He alone is almighty, truly wise.
We have not sent a messenger except in the language of his people to clarify ˹the message˺ for them. Then Allah leaves whoever He wills to stray and guides whoever He wills. And He is the Almighty, All-Wise.
And We have not sent any messenger except in the language of his people, so he may clarify to them. But God misguides whom He wills, and He guides whom He wills. And He is the Noble, the Wise.
We did not send any messenger except (to preach) in the tongue of his people, in order to clarify things for them. GOD then sends astray whomever He wills, and guides whomever He wills. He is the Almighty, the Most Wise.
And We did not send any messenger except [speaking] in the language of his people to state clearly for them, and Allah sends astray [thereby] whom He wills and guides whom He wills. And He is the Exalted in Might, the Wise.
And We sent a messenger only in the tongue of his people, that he might make plain to them; and God sends astray whom He wills, and guides whom He wills; and He is the Exalted in Might, the Wise.
We never sent a Messenger who did not speak the language of his people, so that he might make the Message clear to them. People go astray or attain guidance according to Allah's Laws (4:88). He is Almighty, Wise.
We did not send a messenger except (to teach) in the language of his (own) people, so as to make (things) clear to them. Then Allah leaves wandering those whom He pleases: And guides whomsoever He wills: And He is the Exalted in Power (Al-Aziz), the Full of Wisdom (Al-Hakeem).
We did not send any messenger but (speaking) in the language of his people, so that he might clearly convey the message to them. So, Allah lets go astray whom He wills and lets find guidance whom He wills. And He is the Mighty, the Wise.
And We have not sent any messenger except in the language of his people, so he may clarify for them. But God misguides whom He wills, and He guides whom He wills. And He is the Noble, the Wise.