Diyanet İşleri
Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 74. ayet. وَلَوْلَآ أَن ثَبَّتْنَٰكَ لَقَدْ كِدتَّ تَرْكَنُ إِلَيْهِمْ شَيْـًٔا قَلِيلًا
velevlâ en ŝebbetnâke leḳad kitte terkenü ileyhim şey'en ḳalîlâ.
Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sebat verilmesi, namaz vakitleri ve "hak geldi" İsrâ 73–81 3
Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.
Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır.
Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.
Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.
Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
74. Bununla beraber “eğer biz sana” hak üzere “sebat vermemiş” ve sana onların çağrılarını reddetmeyi ihsan etmemiş “olsaydık” çokça ısrarları ve senin onların hidâyet bulmalarını arzulaman dolayısı ile “az kalsın onlara biraz da olsa meyledecektin.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eğer sana hak üzerine sağlam durman için sebat ihsan etmemiş olsaydık, neredeyse onlara biraz meyledecektin. Aldatmada kuvvetli oluşları, sinsilikteki şiddetleri ve senin onların iman ederler diye aşırı hırsın sebebiyle, sana bulundukları öneriye muvafakat edecektin. Fakat biz senin onlara meyletmeni engelleyip seni koruduk.
Aynı kök: ركن (4 geçiş)
(Lut da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.
Aynı kök: ركن (4 geçiş)
Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.
Aynı kök: ركن (4 geçiş)
O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.
Aynı kök: ثبت (18 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer…
Aynı kök: كود (24 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.
Aynı kök: ثبت (18 geçiş)
(Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve…
Aynı kök: ثبت (18 geçiş)
Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin…
Aynı kök: كود (24 geçiş)
Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Seni dayanıklı (kararlı) kılmasaydık, az kalsın onlara birazcık eğilim gösterecektin. dipnot 1
Fakat Biz eğer kalbini iman üzere perçinlememiş olsaydık, belki o zaman birazçık olsun onlara eğilim göstermen mümkün olabilirdi.
Eğer seni(n imanını) berkitmemiş olsaydık, belki de onlara biraz olsun eğilim gösterecektin.
Eğer biz seni, direnç verip sarsılmaz kılmasaydık, neredeyse onlara birazcık meyledecektin!
Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin.
Seni güçlendirmiş olmasaydık, gerçek şu ki, onlara biraz eğilim gösterecektin.
Eğer seni sebatkar kılmasaydık yani engellemeseydik, gerçekten neredeyse onlara birazcık meyledecektin.
Seni sağlamlaştırmasaydık, onlara neredeyse bir parça meyledecektin.
Seni sağlamlaştırmasaydık, onlara neredeyse bir parça meyledecektin
Ve eğer Biz sana sebat vermemiş olsaydık, sen onlara nerede ise meylettindi.
Ve eğer biz sana sebat vermemiş olsa idik sen onlara az bir şey meyledeyazdındı
Seni dirençli kılmasaydık, ant olsun ki sen, neredeyse az da olsa onlara eğilim gösterecektin.
Seni dirençli kılmasaydık, ant olsun ki sen, neredeyse az da olsa onlara eğilim gösterecektin.
Seni dirençli kılmasaydık, ant olsun ki sen, onlara az da olsa eğilim gösterecektin.
Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, andolsun ki, sen onlara (belki) biraz meyl edecekdin.
Şayet sana sebat vermemiş olsaydık; andolsun ki, az da olsa onlara meyl edecektin.
(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.
Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, neredeyse onlara az da olsa meyledecektin.
Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, onlara bir parça yanaşacaktın.
Eğer biz senin duruşunu sağlamlaştırmasaydık dipnot 1 sen neredeyse onlara azıcık da olsa meyledecektin!
Eğer seni sağlamlaştırmasaydık, az da olsa onlara meyledecek gibi olurdun.
Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, neredeyse onlara az da olsa meyledecektin.
Eğer seni sağlam tutmamış olsaydık, az da olsa onlara meyledecektin.
Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, yemin olsun, onlara birazcık meylediverecektin.
Had We not confirmed you and influenced your heart and mind and impelled to the feeling of authority and security of position you would have gone along with them up to a point, thinking that with making a small concession you would succeed in fulfilling the divine mission.
If We had not made you stand firm, you would almost have inclined a little towards them.
And had We not given thee strength, thou wouldst nearly have inclined to them a little.
Indeed, had We not strengthened you, you might have inclined to them a little,
If We had not made you firm, you would have leaned towards them a little.
And had We not made you stand firm, you would nearly have inclined to them a little.
Had We not fortified you, certainly you might have inclined toward them a bit.
And if We had not made you firm and steadfast, you might have inclined towards them a little.
and had We not confirmed thee, surely thou wert near to inclining unto them a very little;
If I had not strengthened your faith, you would have compromised a little bit with them.
and had it not been that we established thee, thou wouldst have well-nigh leant towards them a little:
If We had not made you stand firm, you were about to lean towards them a little bit.
And unless We had confirmed thee, thou hadst certainly been very near inclining unto them a little.
And had it not been that We made you firm, you would have almost inclined towards them a little (made concessions, compromises).
And if we had not made you stand firm, indeed you were already almost about to (seek) support from them a (very) little.
And if We had not made thee wholly firm thou mightest almost have inclined unto them a little.
If We had not kept you constant you had almost leaned towards them.
And 'had We not made thee firm [in faith], thou might have inclined to them a. little
Had We not made you steadfast, you probably would have inclined to them a little,
And if We had not made you stand firm, you were about to lean towards them a little bit.
If it were not that we strengthened you, you almost leaned towards them just a little bit.
And if We had not strengthened you, you would have almost inclined to them a little.
And were it not that We had made thee firm, thou wouldst have relied upon them a little,
Their pressure was so intense that, without firm Conviction that brings Our support, you might have inclined toward them a little. (10:15), (11:113), (68:9).
And if We had not given you strength, you would have certainly listened to them a little.
Had We not made you firm, it was likely that you would have inclined towards them a little bit.
And if We had not made you stand firm, you were about to lean towards them a little bit.