İsrâ suresi

İsrâ suresi, 76. ayet

İsrâ suresi, 76. ayet. وَإِن كَادُوا۟ لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ ٱلْأَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَإِذًا لَّا يَلْبَثُونَ خِلَٰفَكَ إِلَّا قَلِيلًا

vein kâdû leyestefizzûneke mine-l'arḍi liyuḫricûke minhâ veiẕel lâ yelbeŝûne ḫilâfeke illâ ḳalîlâ.

Diyanet İşleri

Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İsrâ 73–79 · surenin 76. ayeti / 111

Konu Sebat verilmesi, namaz vakitleri ve "hak geldi" İsrâ 73–81 3

  1. İsrâ 73

    Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.

  2. İsrâ 74

    Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.

  3. İsrâ 75

    İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.

  4. 76

    Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.

  5. İsrâ 77

    Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.

  6. İsrâ 78

    Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.

  7. İsrâ 79

    Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 76–77. ayetler için yazılmıştır.

76-77. “Seni sıkıştırıp neredeyse yurdundan çıkaracaklardı.” Yani aralarında kalmanı istemediklerinden dolayı seni az kalsın yurdundan (Mekke’den) çıkartma ve oradan sürme noktasına geldiler. Eğer bunu yapacak olsalardı, senden sonra aradan fazla bir zaman geçmeden ilâhi ceza gelip onları bulurdu. Nitekim Yüce Allah’ın, bütün ümmetler hakkında geçerli, hiçbir şekilde değiştirilemeyen ve yürürlükten kaldırılamayan sünneti/kanunu budur: Bir ümmet rasûlünü yalanlayıp onu arasından çıkartmışsa Allah onları dünyada mutlaka cezalandırmıştır. Kâfirler de Peygamber’e tuzak hazırlayıp O’nu yurdundan çıkarınca aradan kısa bir süre geçmişti ki Allah, Bedir’de onları bozguna uğrattı, ileri gelenleri katledildi ve güçleri darmadağın oldu. Allah’a hamd-u senâlar olsun.

u âyet-i kerimelerde kulun, Allah’ın sebatına çok ileri derecede muhtaç olduğuna delil vardır. O nedenle kulun, kendisine iman üzere sebat vermesi için Rabbine çokça yalvarıp yakarması, bunu gerçekleştirecek her bir sebebe sarılması ve bu uğurda gayretini ortaya koyması gerekir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem insanların en mükemmeli olduğu halde Allah kendisine: “Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık az kalsın onlara biraz da olsa meyledecektin” buyurduğuna göre, onun dışındakilerin durumunu var sen düşün!

ine bu buyruklarda Yüce Allah, Rasûlüne, ona olan lütuf ve ihsanını, onu kötülükten korumasını hatırlatmaktadır. Bu da Allah’ın, kötülüğün sebepleri hazır iken kendi lütfuyla kullarını koruması ve iman üzere onlara sebat vermesi şeklindeki lütuf ve ihsanının onlar tarafından farkına varılmasından hoşnut olduğuna delildir. Yine bu buyruklarda şuna da delil vardır: Kulun mertebesi ne kadar yüksek olur ve Yüce Allah’ın onun üzerindeki ardı arkası kesilmeyen nimetleri ne kadar çok olursa -o, kınanmayı gerektirecek bir iş yaptığı taldirde- günahı da o oranda büyük olur ve suçu da kat kat fazla olur. Çünkü Yüce Allah, Rasûlüne şâyet böyle bir iş yapacak olsa idi -hâşâ- ona azabın kat kat tattırılacağını bildirmiştir. Bu buyruklardaki diğer bir husus da şudur: Allah bir ümmeti helâk etmeyi murad etti mi o ümmetin suçları artar, büyür ve çoğalır. Bundan dolayı Allah’ın o ümmet hakkındaki azap sözü hak olur ve o ümmete azabını gönderir. Nitekim peygamberini aralarından çıkaran ümmetler hakkında uygulayageldiği sünneti/kanunu da bu şekildedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kâfirler, Mekke'den çıkarmak için sana karşı olan düşmanlıklarıyla neredeyse seni tedirgin edeceklerdi. Fakat Rabbinin hicret etme emri gelene kadar Yüce Allah onların seni çıkarmalarını engelledi. Sonra sen hicret edebildin. Eğer seni çıkarmış olsalardı, onlar da senin ardından orada ancak az bir zaman kalabilirlerdi.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِن ve in ve
  2. كَادُوا۟ kadu neredeyse kök: كود
  3. لَيَسْتَفِزُّونَكَ leyestefizzuneke seni tedirgin edeceklerdi kök: فزز
  4. مِنَ mine
  5. ٱلْأَرْضِ l-erdi yurdundan kök: ارض
  6. لِيُخْرِجُوكَ liyuhricuke çıkarmak için kök: خرج
  7. مِنْهَا ۖ minha oradan
  8. وَإِذًۭا veizen o takdirde
  9. لَّا la
  10. يَلْبَثُونَ yelbesune kalamazlar kök: لبث
  11. خِلَـٰفَكَ hilafeke senin ardından kök: خلف
  12. إِلَّا illa ancak
  13. قَلِيلًۭا kalilen pek az kök: قلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فزز (3 geçiş)

    "(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak…

  • Aynı kök: فزز (3 geçiş)

    Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda…

  • Aynı kök: كود (24 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte…

  • Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek…

  • Aynı kök: كود (24 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Allah'ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O'na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü…

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Allah, şöyle der: "Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar, seni o yerden (yurdundan) çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de (Mekke'de) fazla kalamayacaklar.

Mustafa İslamoğlu

Fakat (bunun imkansız olduğunu gören) berikiler, bu kez oradan çıkarmak için (senin) toprağında ısrarla seni taciz ve tedirgin etmeye çalışıyorlar. Ama (seni çıkardıkları) zaman, senin ardından onlar da pek fazla kalamayacaklar.

Muhammed Esed

Ve (seni ikna edemediklerini görünce, bu sefer) aralarından büsbütün çıkarıp atmak için (doğduğun) toprakta seni tedirgin etmeye çalışıyorlar. Ama, sen ayrıldıktan sonra, onların kendileri de pek fazla kalamayacaklar.

Ahmed Hulusi

Seni oradan (Mekke'den) çıkarmak için taciz edeceklerdi. . . İşte o takdirde onlar da senin ardından (dünyada) pek az kalacaklardı. (Bunu yaptılar ve Bedr'de öldürüldüler. A. H. )

Ali Bulaç

Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.

Ali Özek ve heyeti

Yine onlar (Mekke halkı), seni yurdundan (Mekke'den) çıkarmak için nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de (orada) fazla kalamazlar.

Ali Rıza Safa

Bu yerden çıkarmak için seni sıkıştırıyorlar. İşte o zaman, senden sonra kendileri de az bir süreden başka kalamazlar.

Bayraktar Bayraklı

Yine onlar seni yurdundan çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.

Edip Yüksel

Seni ülkeden çıkarmak için neredeyse seni zorla sürecekler. Bu taktirde senden sonra onlar da fazla kalmayacaklar. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Nitekim Muhammed peygamber Medine'ye göç ettikten kısa süre sonra Mekke kan dökülmeden fethedildi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Seni ülkeden çıkarmak için neredeyse seni zorla sürecekler. Bu taktirde senden sonra onlar da fazla kalmayacaklar

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Az daha seni bu yerden çıkarmak için rahatsız edeceklerdi ve o takdirde kendileri de senin ardından pek az kalacaklardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve az daha seni bu Arzdan çıkarmak için iz'ac edeceklerdi ve o takdirde kendileri de arkandan pek az kalacaklardı

Erhan Aktaş

Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.

Gültekin Onan

Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.

Hasan Basri Çantay

Yakında seni, neredeyse, bu yerden çıkarmak için her halde rahatsız edecekler, (fakat) o takdirde kendileri de arkandan pek az kalacaklardır.

İbni Kesir

Neredeyse seni memleketten çıkarmak için zorlayacaklardı. O zaman, senin ardından onlar da ancak çok az kalabilirler.

Mehmet Alagaş

(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.

Süleyman Ateş

Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için tedirgin edeceklerdi. O takdirde kendileri de senin ardından pek az kalabilirler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Seni bu topraklardan çıkarmak için yerinden oynatmak üzereler. Çıkarırlarsa senden sonra burada fazla kalamazlar.

Şaban Britch

Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için zorlayacaklar. O zaman, onlar da senin ardından çok az bir zaman kalabilirler.

Şaban Piriş

Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için zorlayacaklar. O zaman, onlar da senin ardından çok az bir zaman kalabilirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Az kalsın bu topraktan çıkarmak için seni sıkıştıracaklardı. Böyle bir durumda onlar orada senin arkandan çok az bir süre kalacaklardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They were resolved to impel you to the feeling of fear to make you resolve to quit the land and depart from Macca. But then they would have been allowed to remain only for a short while to come to the end of their rope wherefore We vanquish them and reduce them into a useless form.

Abdul Haleem

They planned to scare you off the land, but they would not have lasted for more than a little while after you.

Abdullah Yusuf Ali

Their purpose was to scare thee off the land, in order to expel thee; but in that case they would not have stayed (therein) after thee, except for a little while.

Abul A'la Maududi

They were bent upon uprooting you from this land and driving you away from it. But were they to succeed, they would not be able to remain after you more than a little while. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was a clear prophecy which was made at the time when it appeared to be no more than a mere threat, but it was fulfilled literally in a decade or so. A year after the revelation of this Surah, the disbelievers of Makkah compelled the Prophet (peace be upon him) to leave his home. Then within eight years he entered Makkah as a conqueror, and within two years after this, the entire Arabia was totally freed from mushriks. Then whosoever stayed in that country, he remained there as a Muslim and not as a mushrik.

Aisha Bewley

They were very near to scaring you from the land with the object of expelling you from it. But had they done so they would only have remained there a short time after you.

Al-Hilali & Khan

And verily they were about to frighten you so much as to drive you out from the land. But in that case they would not have stayed (therein) after you, except for a little while.

Ali Quli Qarai

They were about to hound you out of the land, to expel you from it, but then they would not have stayed after you but a little.

Amatul Rahman Omar

They had spared nothing in unsettling you from the land (of Makkah), that they might drive you out from it. But in that case they (themselves) would not have stayed after you except for a little while.

Arthur John Arberry

Indeed they were near to startling thee from the land, to expel thee from it, and then they would have tarried after thee only a little --

Bijan Moeinian

The disbelievers frightened you so much that you almost decided to flee. If it would have happened (as it happened a year later), they would not have stayed in power for a long time (as it took only eight years that Mohammad triumphantly returned to Mecca and after years everyone embraced Islam.)

E. Henry Palmer

And they well-nigh enticed thee away from the land, to turn thee out therefrom; but then - they should not have tarried after thee except a little.

Edip-Layth

They nearly enticed you to drive you out of the land. But in that case, they would have shortly been destroyed after you were gone.

George Sale

The unbelievers had likewise almost caused thee to depart the land, that they might have expelled thee thence: But then should they not have tarried therein after thee, except a little while.

Hamid S. Aziz

And they wished to scare you away from the land, to drive you forth there from; but then they would not have stayed after you except a little while.

Mahmoud Ghali

And decidedly they were indeed almost about to startle you from the land, to drive you out of it; and they would have not lingered even to succeed you except a little.

Marmaduke Pickthall

And they indeed wished to scare thee from the land that they might drive thee forth from thence, and then they would have stayed (there) but a little after thee.

Mohamed Ahmed - Samira

They had nearly expelled you from the land and driven you away from it. But then, they too would have stayed but a little after you.

Muhammad Asad

And [since they see that they cannot persuade thee, ] they endeavour to estrange thee from the land [of thy birth] with a view to driving thee away from, it-but, then, after thou wilt have left, they themselves will not remain [in it] for more than a little while:

Mustafa Khattab

They were about to intimidate you to drive you out of the land ˹of Mecca˺, but then they would not have survived after you ˹had left˺ except for a little while.

Progressive Muslims

And they nearly frightened you to drive you out of the land. But in that case, they would have shortly been destroyed after you were gone.

Rashad Khalifa

They almost banished you from the land to get rid of you, so they could revert as soon as you left.

Sahih International

And indeed, they were about to drive you from the land to evict you therefrom. And then [when they do], they will not remain [there] after you, except for a little.

Sam Gerrans

And they had almost driven thee out of the land, to turn thee out therefrom; and then would they not have tarried after thee save a little.

Shabbir Ahmed

Since they saw that they could not persuade you, they wished to drive you out (of Madinah as well. ) If they had done that, (they would have lost the stabilizing force of your presence), and would have annihilated one another in a short while.

Syed Vickar Ahamed

And verily, their purpose was to frighten you so much as to drive you away from the Land; But in that case, they would not have stayed (therein) after you, except for a short time.

Taqi Usmani

And they were likely to harass you in the land, so that they could expel you from there, and in that case, they will have not lived (there) after you, but a little.

The Monotheist Group

And they nearly intimidated you so they could drive you out of the land. But then they would have been destroyed shortly after you were gone.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 76. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 76. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 76. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩