İsrâ suresi

İsrâ suresi, 73. ayet

İsrâ suresi, 73. ayet. وَإِن كَادُوا۟ لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ لِتَفْتَرِىَ عَلَيْنَا غَيْرَهُۥ وَإِذًا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلًا

vein kâdû leyeftinûneke `ani-lleẕî evḥaynâ ileyke litefteriye `aleynâ gayrah. veiẕel letteḫaẕûke ḫalîlâ.

Diyanet İşleri

Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İsrâ 70–76 · surenin 73. ayeti / 111

Konu Sebat verilmesi, namaz vakitleri ve "hak geldi" İsrâ 73–81 3

  1. İsrâ 70

    Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.

  2. İsrâ 71

    Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.

  3. İsrâ 72

    Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır.

  4. 73

    Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.

  5. İsrâ 74

    Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.

  6. İsrâ 75

    İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.

  7. İsrâ 76

    Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

73. Yüce Allah, rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e lütuf ve ihsanını, onu her yolla fitneye düşürmeyi şiddetle arzu eden düşmanlarına karşı koruduğunu söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “(Müşrikler) neredeyse sana vahyettiğimizden başkasını uydurup bize isnat edesin diye seni vahyimizden saptırıp fitneye düşüreceklerdi.” Yani onlar, gerçekleştiremedikleri bir tuzak kurmuşlardı. Sana indirdiğimizden başkasını uydurup Allah’a iftira edesin diye hileler hazırlamışlardı. Böylelikle sen onların hevâlarına uyacak şeyleri getirecek ve Allah’ın sana indirdiklerini terk edecektin. “O taktirde” onların arzularını yerine getirmiş olsaydın “seni dost edineceklerdi.” Sen, o zaman onların candan sevdikleri, seçkin bir kimse olurdun. Onlar için en sevdiklerinden bile daha değerli olurdun. Allah’ın sana ihsan etmiş olduğu üstün ahlâkî değerler, yakından da uzaktan da, dost tarafından da düşman tarafından da sevilen güzel edebin dolayısıyla onların kalbinde yer ederdin. Fakat şunu bil ki sana bu şekilde düşmanlık etmeleri ve karşı çıkmaları, bizatihi sen sen olduğun için değil, getirdiğin haktan dolayıdır. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Ancak onların yalanladığı sen değilsin. Bilakis o zalimler bile bile Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar.” (el-En’âm, 6/33)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Müşrikler, sana vahyettiğimiz Kur'an'dan başka hevâlarına uyan bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için neredeyse seni, vahyettiğimizden saptıracaklardı. İşte o zaman seni candan dost kabul edeceklerdi.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِن ve in ve eğer
  2. كَادُوا۟ kadu az daha onlar kök: كود
  3. لَيَفْتِنُونَكَ leyeftinuneke seni kandıracaklardı kök: فتن
  4. عَنِ ani
  5. ٱلَّذِىٓ llezi
  6. أَوْحَيْنَآ evhayna vahyettiğimizden kök: وحي
  7. إِلَيْكَ ileyke sana
  8. لِتَفْتَرِىَ litefteriye iftira atman için kök: فري
  9. عَلَيْنَا aleyna üstümüze
  10. غَيْرَهُۥ ۖ gayrahu ondan başkasını kök: غير
  11. وَإِذًۭا ve izen işte o zaman
  12. لَّٱتَّخَذُوكَ lattehazuke seni edinirlerdi kök: اخذ
  13. خَلِيلًۭا halilen dost kök: خلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خلل (13 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda…

  • Aynı kök: خلل (13 geçiş) · Aynı kök: كود (24 geçiş)

    Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O,…

  • Aynı kök: فري (60 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    Allah'a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, "Bana vahyolundu" diyen, ya da "Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de…

  • Aynı kök: فري (60 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin…

  • Aynı kök: فري (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek), hepsi de gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülecekler ve (ilah…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Müşrikler), sana vahyettiğimizden (Kur'an'dan) başka bir şeyi bize iftira etmen için neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.

Mustafa İslamoğlu

İşte o (tipler) eğer ellerinden gelse, sana vahyettiğimizin dışında Bizim adımıza birtakım şeyler tedarik edesin diye, seni dahi baştan çıkararak tuzağa düşürmeye kalkışırlar; seni de ancak bunu başarabildikleri zaman dost edinirler.

Muhammed Esed

O (Yolunu şaşırmış) kimseler, Bizim adımıza, vahyettiğimizden başka bir şey ortaya atasın diye seni ayartarak, seni vahyettiğimiz (gerçeklerden) uzaklaştırmaya çalışmaktalar; öyle ki, bunu başarabilselerdi seni hemen kendilerine dost edinirlerdi!

Ahmed Hulusi

Neredeyse seni bile, sana vahyettiğimizin gayrını bizim aleyhimize uydurasın diye, fitneye düşüreceklerdi! (Başarsalardı) işte o takdirde seni dost edinirlerdi!

Ali Bulaç

Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.

Ali Özek ve heyeti

Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.

Ali Rıza Safa

Oysa onlar, sana bildirdiğimizden başkasını uydurup, Bize yakıştırman için, neredeyse seni ayartacaklardı. İşte o zaman, seni dost kabul edeceklerdi.

Bayraktar Bayraklı

Bize karşı başka bir şey uydurman için, az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden seni saptıracaklardı. O zaman seni dost edineceklerdi.

Edip Yüksel

Başka bir şeyi uydurup bize yakıştırman için nerdeyse seni sana vahiy ettiğimizden ayırıp saptıracaklardı. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Başka bir şeyi uydurup bize yakıştırman için nerdeyse seni sana vahyettiğimizden ayırıp saptıracaklardı. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Az daha seni bile, sana vahyettiğimizden gayrısını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni halil ittihaz edeceklerdi

Erhan Aktaş

Onlar, fitneyle dipnot 1 neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. dipnot 2 O zaman seni halil dipnot 3 edinirlerdi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tutarlı ve ilkeli olma sınavını kaybetmeni sağlayacak şeylerle.
  2. metne dön, dipnot 2
    Müşrikleri kazanmak adına kimi ilkeleri yumuşatarak, vahyin özü ile bağdaşmayan onları hoşnut edecek, onlara birtakım ayrıcalıklar sağlayacak ödünler verecektin.
  3. metne dön, dipnot 3
    Samimi dost, arkadaş, yoldaş, iz bırakan önder, sevgili.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, fitneyle dipnot 1 neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. dipnot 2 O zaman seni halil dipnot 3 edinirlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tutarlı ve ilkeli olma sınavını kaybetmeni sağlayacak şeylerle.
  2. metne dön, dipnot 2
    Müşrikleri kazanmak adına kimi ilkeleri yumuşatarak, vahyin özü ile bağdaşmayan onları hoşnut edecek, onlara birtakım ayrıcalıklar sağlayacak ödünler verecektin.
  3. metne dön, dipnot 3
    Samimi dost, arkadaş, yoldaş, iz bırakan önder, sevgili.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, fitneyle dipnot 1 neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. dipnot 2 O zaman seni halil dipnot 3 edinirlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Baskı ve zorbalıkla.
  2. metne dön, dipnot 2
    Müşrikleri kazanmak adına kimi ilkeleri yumuşatarak, vahyin özü ile bağdaşmayan onları hoşnut edecek, onlara bir takım ayrıcalıklar sağlayacak ödünler verecektin.
  3. metne dön, dipnot 3
    Yoldaş, dost. İz bırakan önder.

Gültekin Onan

Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman içir seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.

Hasan Basri Çantay

(Akıllarınca) onlar sana vahy etdiğimzden başkasını uydurub bize (atf ve) iftira edesin diye seni bile hemen hemen fitneye düşürecekler, o takdirde seni (candan) dost edineceklerdi.

İbni Kesir

Onlar; sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için, seni fitneye düşürmeye çalışırlar. O zaman, seni dost edineceklerdi.

Mehmet Alagaş

(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar neredeyse sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı dizip uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

Süleyman Ateş

Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayırarak ondan başkasını üstümüze atman için kandıracaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi.

Süleymaniye Vakfı

(Ey Muhammed!) Az kalsın, sana vahyettiğimizden başkasını bize mal etmen için, seni ondan uzaklaştırıp dipnot 1 başını yakacaklardı. dipnot 2 O zaman seni kesinlikle dost edinirlerdi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet nebilerde "ismet" sıfatının olmadığının delillerindendir. Yani nebiler günahlardan korunmuş değildirler. İlgili diğer ayetler için bkz: (Nisa 4/105-107, En'am 6/88, Enfal 8/67-68, Tevbe 9/43, Hud 11/12, Neml 27/10-11, Zümer 39/65-66, Tahrim 66/1-2).
  2. metne dön, dipnot 2
    Fitne için bkz.İsra 17/60. ayetin dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Başka bir şey uydurup üzerimize atasın diye sana sıkıntı verip az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden ayıracaklardı. O zaman seni dost(veli) edinirlerdi.

Şaban Britch

Onlar neredeyse sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

Şaban Piriş

-Sana vahyettiğimizden başka bir şeyi bizim hakkımızda uydurarak neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrısını bize isnat edesin diye fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni dost edinirlerdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They -the infidels- tried their best to tempt you O Muhammad and incite you to make some concessions. They thought they almost seduced you into a course of action totally undivine.

Abdul Haleem

[Prophet], the disbelievers tried to tempt you away from what We revealed to you, so that you would invent some other revelation and attribute it to Us and then they would have taken you as a friend.

Abdullah Yusuf Ali

And their purpose was to tempt thee away from that which We had revealed unto thee, to substitute in our name something quite different; (in that case), behold! they would certainly have made thee (their) friend!

Abul A'la Maududi

(O Muhammad), they had all but tempted you away from what We have revealed to you that you may invent something else in Our Name. dipnot 1 Had you done so, they would have taken you as their trusted friend.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In order to understand the significance of this verse, we should keep in view the circumstances through which the Prophet (peace be upon him) had been passing at Makkah during the preceding decade or so. The disbelievers of Makkah were exerting their utmost to turn the Prophet (peace be upon him) away, somehow or other, from his message of Tauhid, which he was presenting, and to force him to make a compromise with shirk and the customs of ignorance. In order to achieve this end, they tempted him in several ways. They practiced deception upon him, and tempted him with greed, held out threats, and raised a storm of false propaganda against him, and persecuted him and applied economic pressure and social boycott against him. In short, they did all that could be done to defeat his resolve.

Aisha Bewley

They were very near to enticing you away from some of what We have revealed to you, hoping that you would invent something against Us. Then they would have taken you as their intimate.

Al-Hilali & Khan

Verily, they were about to tempt you away from that which We have revealed (the Qur’ân) unto you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم), to fabricate something other than it against Us, and then they would certainly have taken you a Khalîl (an intimate friend)!

Ali Quli Qarai

They were about to beguile you from what Allah has revealed to you so that you may fabricate against Us something other than that, whereat they would have befriended you.

Amatul Rahman Omar

And they had spared nothing in causing you (the severest) affliction with the purpose to turn you away from the revelations given to you, that you might forge in Our name something different from that which We have revealed to you. In that case they would surely have taken you for a special friend.

Arthur John Arberry

Indeed they were near to seducing thee from that We revealed to thee, that thou mightest forge against Us another, and then they would surely have taken thee as a friend;

Bijan Moeinian

They almost succeeded in convincing you to walk away from My Revelations and falsify them in order to gain their friendship.

E. Henry Palmer

They had well-nigh beguiled thee from what we inspired thee with, that thou shouldst forge against us something else, and then they would have taken thee for a friend;

Edip-Layth

They nearly diverted you from what We inspired to you so that you would fabricate something different against Us, and then they would have taken you as a friend!

George Sale

It wanted little but the unbelievers had tempted thee to swerve from the instructions which We had revealed unto thee, that thou shouldest devise concerning Us a different thing; and then would they have taken thee for their friend:

Hamid S. Aziz

They strove hard to beguile you from what We inspired you with, that you should invent against Us something else, and then they would have taken you for a friend;

Mahmoud Ghali

And decidedly they were indeed almost about to tempt you (The Prophet) from (that) which We have revealed to you, that you might fabricate against Us another, and lo, they would have indeed taken you to themselves a (close) fellow.

Marmaduke Pickthall

And they indeed strove hard to beguile thee (Muhammad) away from that wherewith We have inspired thee, that thou shouldst invent other than it against Us; and then would they have accepted thee as a friend.

Mohamed Ahmed - Samira

They had almost led you away from what has been revealed to you, that you may invent things about Us besides those revealed, when they would have taken you as friend.

Muhammad Asad

AND,. behold, they [who have gone astray] endeavour to tempt thee away from all [the truth] with which We have inspired thee, [O Prophet,] with a view to making thee invent something else in Our name - in which case they would surely have made thee their friend!

Mustafa Khattab

They definitely ˹thought they˺ were about to lure you away from what We have revealed to you ˹O Prophet˺, hoping that you would attribute something else to Us falsely—and then they would have certainly taken you as a close friend.[1]

Progressive Muslims

And they nearly diverted you from what We inspired to you so that you would fabricate something different against Us, and then they would have taken you as a friend!

Rashad Khalifa

They almost diverted you from the revelations we have given you. They wanted you to fabricate something else, in order to consider you a friend.

Sahih International

And indeed, they were about to tempt you away from that which We revealed to you in order to [make] you invent about Us something else; and then they would have taken you as a friend.

Sam Gerrans

And they had almost seduced thee away from that We revealed to thee, that thou invent about Us other than it — and then would they have taken thee as a friend.

Shabbir Ahmed

And, behold, they endeavor to tempt you away (O Prophet) from what We reveal to you (and make compromises in return for accepting you as the King of Arabia and a Prophet) if you invented something of their liking (like authorizing the worship of their false deities or taking back the equality of humans) in Our Name. (17:46).

Syed Vickar Ahamed

Verily, their purpose was to tempt you away from what We had revealed to you, (and) to replace in it (the Quran) something quite different against Us: And then, they would certainly have made you a close friend!

Taqi Usmani

(O Prophet,) Surely, they were about to lure you away from what We have revealed to you, so that you forge something else against Us, and in that case they would have certainly made you a bosom friend.

The Monotheist Group

And they nearly diverted you from what We inspired to you so that you would fabricate something different against Us, and then they would have taken you as a friend!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 73. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 73. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 73. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩