Kâf suresi

Kâf suresi, 19. ayet

Kâf suresi, 19. ayet. وَجَآءَتْ سَكْرَةُ ٱلْمَوْتِ بِٱلْحَقِّ ذَٰلِكَ مَا كُنتَ مِنْهُ تَحِيدُ

vecâet sekratü-lmevt bilḥaḳḳ. ẕâlike mâ künte minhü teḥîd.

Diyanet İşleri

Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, "İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir" denir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kâf 16–22 · surenin 19. ayeti / 45

Konu Şah damarından yakınlık, iki melek ve ölüm sarhoşluğu Kâf 16–19 3

  1. Kâf 16

    Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.

  2. Kâf 17

    Üstelik, biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir.

  3. Kâf 18

    İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.

  4. 19

    Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, "İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir" denir.

  5. Kâf 20

    (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sur'a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.

  6. Kâf 21

    Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.

  7. Kâf 22

    (Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.)

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

19. “Nihayet” Allah’ın âyetlerini yalanlayan gafile “ölüm sarhoşluğu” geri çevrilmesi ve kendisinden kaçıp kurtulunması mümkün olmayan bir şekilde “gerçekten gelir. “İşte bu, kendisinden kaçıp durduğun” geri kalmaya çalıştığın ve arkanı dönüp uzaklaştığın “şeydir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İnsanın kendisinden kaçacağı yeri olmayan ölümün şiddetli hali gerçekten gelir de insana; "-Ey gafil insan!- İşte bu; senin erteleyip durduğun ve kendisinden kaçtığın şeydir." denir.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَجَآءَتْ ve ca'et ve geldi kök: جيا
  2. سَكْرَةُ sekratu sarhoşluğu kök: سكر
  3. ٱلْمَوْتِ l-mevti ölüm kök: موت
  4. بِٱلْحَقِّ ۖ bil-hakki gerçekten kök: حقق
  5. ذَٰلِكَ zalike işte bu
  6. مَا ma şeydir
  7. كُنتَ kunte senin olduğun kök: كون
  8. مِنْهُ minhu ondan
  9. تَحِيدُ tehidu kaçmış kök: حيد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سكر (7 geçiş)

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

  • Aynı kök: سكر (7 geçiş)

    (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.

  • Aynı kök: سكر (7 geçiş)

    (Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni…

  • Ortak kavram: Ölüm

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Ortak kavram: Ölüm

    Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…

  • Ortak kavram: Ölüm

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ölüm sarhoşluğu gerçeği getirir; (insana) "İşte bu, senin kaçtığın şeydir!" (denir).

Mustafa İslamoğlu

Derken ölüm kabusu tüm gerçekliğiyle çıkagelir; (ki) işte bu (ey insan), senin köşe bucak kaçtığın şeydir!

Muhammed Esed

Ve (sonra,) ölüm kabusu, kendisiyle beraber (asıl) gerçeği de ortaya koyacaktır -işte bu, (ey insan,) senin her zaman kaçtığın şeydir!-

Ahmed Hulusi

Hak olarak Sekrat'ül Mevt (ölüm sarhoşluğu) yaşanmaya başlanmıştır! İşte bu senin kendisinden kaçıp durduğun şeydir.

Ali Bulaç

O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "İşte bu, senin yan çizip kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da).

Ali Özek ve heyeti

Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.

Ali Rıza Safa

Ve ölüm sarhoşluğu gerçek olarak gelmiştir. Kaçtığın şey, işte budur.

Bayraktar Bayraklı

Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelecek, "İşte ey insan!Bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir" denecek.

Edip Yüksel

Sonunda ölüm sarhoşluğu gerçekten gelmiştir; işte senin kendisinden kaçıp durduğun şey budur.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonunda ölüm sarhoşluğu gerçekten gelmiştir; işte senin kendisinden kaçıp durduğun şey budur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde: "İşte o senin kaçıp durduğun!" diye.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve ölüm sekeratı hakk ile geldikte işte diye: o senin kaçıp durduğun

Erhan Aktaş

Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"

Gültekin Onan

O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "işte bu, senin yan çizip kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da).

Hasan Basri Çantay

(Bir gün bakarsın ki) ölüm baygınlığı, gerçek olarak gelmiş. "İşte bu, senin kaçıb durduğun şey" (denilmiş) dir.

İbni Kesir

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte bu; senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir.

Mehmet Alagaş

(16-20) Kesin şu ki insanı biz yarattık ve kendisinin / nefsinin ona verdiği vesveseleri de biliyoruz. Biz ona şah damarından daha yakınız. (Hablul verid, vird varmak demek) Sağında ve solunda oturan ikili , ne işliyorsa onu kaydediyorlar. (Kirâmen Kâtibin) Söz olarak ne söyler ise / ne laf atarsa mutlaka yanı başında hazır bir gözlemci yi bulur. Artık ölüm sarhoşluğu gerçekleşmek üzere gelmiştir, bu ondan kaçmış olduğun şeydir. Sur' a üfürülür. Bu da vadedilen o gündür.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona; “İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir.” denir.

Süleyman Ateş

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ölüm sarhoşluğu, o gerçeği (ölümü) getirir; işte kaçıp durduğun şey!

Şaban Britch

Ölüm sekeratı gerçekten geldiğinde ona denir ki: İşte senin kaçıp durduğun şey!

Şaban Piriş

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, ona denir ki: -İşte senin kaçıp durduğun şey!

Yaşar Nuri Öztürk

Ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then, there comes the occasion when he sinks into a stupor indicating the near approach of the encounter with death; "This is," he is told, "what you tried hard to evade. "

Abdul Haleem

The trance of death will bring the Truth with it: ‘This is what you tried to escape.’

Abdullah Yusuf Ali

And the stupor of death will bring Truth (before his eyes): "This was the thing which thou wast trying to escape!"

Abul A'la Maududi

Lo, the agony of death has indeed come with the Truth. dipnot 1 That is what you had sought to avoid. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Come with the truth" implies that the agony of death is the starting point when the reality which had remained concealed in the world, begins to be uncovered. At this point man starts seeing clearly the other world of which the Prophet had forewarned him. Here, man also comes to know that the Hereafter is the very truth, and also this whether he is entering this second stage of life as favored or damned.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, this is the same reality which you refused to believe. You desired that you should live and go about as an unbridled rogue in the world, and there should be no other life after death, in which you may have to suffer for the consequences of your deeds. That is why you shunned the concept of the Hereafter and were not at all inclined to believe that this next world would ever be established. Now, you may see that the same next world is unveiling itself before you.

Aisha Bewley

The throes of death come revealing the truth. That is what you were trying to evade!

Al-Hilali & Khan

And the stupor of death will come in truth: "This is what you have been avoiding!"

Ali Quli Qarai

Then the agony of death brings the truth: ‘This is what you used to shun!’

Amatul Rahman Omar

(Mankind!) the stupor of death has truly to come. This is the thing which you were trying to avoid.

Arthur John Arberry

And death's agony comes in truth; that is what thou wast shunning!

Bijan Moeinian

The whole truth starts to reveal itself as soon as the agony of death touches the person. The same death that you were trying to escape.

E. Henry Palmer

And the agony of death shall come in truth!- 'that is what thou didst shun!'

Edip-Layth

The moment of death came in truth: "This is what you have been trying to avoid!"

George Sale

And the agony of death shall come in truth: This, O man, is what thou soughtest to avoid.

Hamid S. Aziz

And the stupor of death will bring truth; that is what you were trying to escape.

Mahmoud Ghali

And the stupor of death comes with the Truth; that is what you were averting.

Marmaduke Pickthall

And the agony of death cometh in truth. (And it is said unto him): This is that which thou wast wont to shun.

Mohamed Ahmed - Samira

The palsy of death will surely come. This is what you wished to avert.

Muhammad Asad

And [then, ] the twilight of death brings with it the [full] truth that [very thing, O man,] from which thou wouldst always look away! –

Mustafa Khattab

˹Ultimately,˺ with the throes of death will come the truth.[1] This is what you were trying to escape!

Progressive Muslims

And the moment of death came in truth: "This is what you have been trying to avoid!"

Rashad Khalifa

Finally, the inevitable coma of death comes; this is what you tried to evade.

Sahih International

And the intoxication of death will bring the truth; that is what you were trying to avoid.

Sam Gerrans

And the intoxication of death will bring the truth: — “That is what thou wast avoiding!” —

Shabbir Ahmed

And then, the twilight of death brings with it the inevitable truth. "This is the very thing you would rather evade."

Syed Vickar Ahamed

And the agony of death will bring truth (before his eyes, and he says): "This was the thing you were attempting to escape!"

Taqi Usmani

The daze of death has (to) come with truth. That is what you tried to escape.

The Monotheist Group

And the moment of death came with truth: "This is what you have been trying to avoid!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kâf suresi, 19. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kâf suresi, 19. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kâf suresi, 19. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩