Diyanet İşleri
Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
Kalem suresi
Kalem suresi, 26. ayet. فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ
felemmâ raevhâ ḳâlû innâ leḍâllûn.
Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bahçe sahipleri kıssası Kalem 17–33 3
(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
(Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.
Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size 'Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.
Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 26–27. ayetler için yazılmıştır.
26. “Fakat bahçeyi” Yüce Allah’ın sözünü ettiği şekilde “kapkara kesilmiş” bir halde “görünce” hayret ve dehşet ile “dediler ki: Biz kesinlikle yolumuzu şaşırdık.” Yolumuzu kaybettiğimiz için bahçemizi bulamadık, bu geldiğimiz yer başka bir yer olsa gerek!
27. Ancak onun kendi bahçeleri olduğunu anlayıp da akılları başlarına geldiğinde: “Hayır, aksine biz” ondan “mahrum bırakıldık” dediler ve böylelikle bunun bir ceza olduğunu idrâk ettiler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bahçeyi yanmış olarak gördüklerinde birbirlerine şöyle dediler: “Biz bahçenin yolunu şaşırdık.”
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Fakat bahçeyi gördüklerinde "Biz (herhâlde) yolumuzu şaşırdık!" demişlerdi.
Derken, bahçeyi o halde görünce (tanıyamadılar ve) "Biz yolumuzu şaşırmışız (galiba)" dediler.
Ama bahçeye bakıp onu (tanınmaz halde) görünce: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız!" diye bağırdılar;
Bahçeyi gördüklerinde (harap olmuş): "Yanlış yere geldik herhalde" dediler.
Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.
Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.
Birden orayı gördüklerinde, şöyle dediler: "Büyük olasılıkla, yolumuzu şaşırdık!"
- Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, "Biz yanlış yere geldik" dediler. Kimileri de, "Hayır, biz mahvolmuşuz" dediler. İçlerinden en feraset sahibi, "Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?" dedi!"
Fakat bahçeyi görünce, "Biz yolu şaşırdık" dediler.
Fakat bahçeyi görünce, 'Biz yolu şaşırdık,' dediler.
Ama bağı gördüklerinde: "Biz her halde yanlış gelmişiz.
Vakta ki o bağı gördüler, biz, dediler: her halde yanlış gelmişiz
Fakat onu gördüklerinde: "Herhalde yanlış yere geldik!" dediler.
Fakat onu gördüklerinde: "Herhalde yanlış yere geldik!" dediler.
Fakat onu gördüklerinde: "Herhalde yanlış yere geldik!" dediler.
Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.
Fakat onu (bu halde) görüverince dediler ki: "Her halde biz yanlış gelenleriz".
Onu gördüklerinde dediler ki: Herhalde biz yanlış geldik.
(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.
Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde; “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler.
Fakat bahçeyi görünce: "Herhalde biz yolu şaşırdık." dediler.
Bahçeyi görünce şöyle dediler: "Biz, kesinlikle yolumuzu şaşırdık!
Bahçeyi görünce: "Biz, kesinlikle başka bir yere geldik!" dediler.
Onu gördüklerinde: Yolu şaşırdık, dediler.
Onu gördüklerinde: -Yolu şaşırdık, dediler.
Fakat bahçeyi görünce: "Yahu biz yanlış gelmişiz." dediler.
And when they saw the orchard had been changed out of all recognition and their dreams which they cherished with unreasonable affection were simply a reverie, they said: "We must have missed our way".
but when they saw the garden, they said, ‘We must have lost our way!
But when they saw the (garden), they said: "We have surely lost our way:
But as soon as they beheld the orchard, (they cried out): "We have certainly lost the way;
But when they saw it, they said, ‘We must have lost our way.
But when they saw the (garden), they said: "Verily, we have gone astray."
But when they saw it, they said, ‘We have indeed lost our way!’
When they saw it (desolated) they said, `We have surely mistaken the way.
But when they saw it, they said, 'Surely we are gone astray;
As soon as they saw their destroyed garden they said: "Are we in right place. "
And when they saw it they said, 'Verily, we have erred!
But when they saw it, they said, "We have gone astray!"
And when they saw the garden blasted and destroyed, they said, we have certainly mistaken our way:
But when they saw it (the garden), they said, "Most surely we have gone astray.
Then, as soon as they saw it, they said, "Surely we are indeed erring (people).
But when they saw it, they said: Lo! we are in error!
When they saw (and did not recognise it) they said: "Surely we have lost the way.
But as soon as they beheld [the garden and could not recognize] it, they exclaimed, "Surely we have lost our way!"
But when they saw it ˹devastated˺, they cried, "We must have lost ˹our˺ way!
But when they saw it, they said: "We have gone astray!"
But when they saw it, they said, "We were so wrong!
But when they saw it, they said, "Indeed, we are lost;
Then when they saw it they said: “We have gone astray!
But when they saw it, they said, "Behold, we have lost our way. "
But when they saw the (garden) they said: "We have surely lost our way:
But when they saw it (the place of the ruined garden), they said, "We have missed the way."
But when they saw it, they said: "We have gone astray!"