Kalem suresi

Kalem suresi, 30. ayet

Kalem suresi, 30. ayet. فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَٰوَمُونَ

feaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetelâvemûn.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kalem 27–33 · surenin 30. ayeti / 52
  1. Kalem 27

    (Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.

  2. Kalem 28

    Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size 'Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.

  3. Kalem 29

    Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

  4. 30

    Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

  5. Kalem 31

    Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"

  6. Kalem 32

    "Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."

  7. Kalem 33

    İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 30–32. ayetler için yazılmıştır.

30-31. Bundan dolayı büyük bir pişmanlık duydular ve “birbirlerini” yaptıkları dolayısı ile “kınamaya başladılar. Dediler ki: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kimselermişiz.” Gerek Allah’a karşı, gerek kullarının hakları hususunda haddi aşan kimselermişiz.

32. “Umarız Rabbimiz, bize o (bahçe) yerine daha hayırlısını verir. Şüphesiz biz yalnızca Rabbimize ümit bağlıyoruz.” Böylelikle Yüce Allah’tan telef olan bahçelerinin yerine ondan daha hayırlısını vermesini ümit ettiler. Yüce Allah’tan dilekte bulunacaklarını söylediler ve dünyada ona ısrarla dua edecekleri vaadinde bulundular. Eğer dediklerini yaptılarsa görünen o ki Yüce Allah, dünyada kendilerine o bahçelerinden daha iyisini vermiştir. Çünkü samimi olarak Allah’a dua edip de O’na yönelen ve O’na ümit bağlayan kimseye Allah dilediğini verir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra da birbirlerini kınamaya başladılar.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَقْبَلَ feekbele dönüp başladılar kök: قبل
  2. بَعْضُهُمْ bea'duhum bir kısmı kök: بعض
  3. عَلَىٰ ala
  4. بَعْضٍۢ bea'din diğerini kök: بعض
  5. يَتَلَـٰوَمُونَ yetelavemune kınamağa kök: لوم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لوم (14 geçiş)

    Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı…

  • Aynı kök: لوم (14 geçiş)

    Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı…

  • Aynı kök: لوم (14 geçiş)

    İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi…

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Birbirlerini kınamaya başlamışlardı.

Mustafa İslamoğlu

Ardından birbirlerine yönelerek, karşılıklı özeleştiri yaptılar.

Muhammed Esed

ve sonra dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar.

Ahmed Hulusi

Ardından birbirlerine dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar!

Ali Bulaç

Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.

Ali Özek ve heyeti

Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.

Ali Rıza Safa

Sonunda, birbirlerini suçlamaya başladılar.

Bayraktar Bayraklı

- Onlar, "Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik" dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz."

Edip Yüksel

Ve hemen birbirlerini suçlamaya başladılar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve hemen birbirlerini suçlamaya başladılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra döndüler, kendilerini kınıyorlardı:

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı

Erhan Aktaş

Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.

Gültekin Onan

Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.

Hasan Basri Çantay

Şimdi kabahati birbirlerine yüklemiye başladı (lar).

İbni Kesir

Şimdi birbirlerini yermeye başladılar.

Mehmet Alagaş

(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Karşılıklı olarak birbirlerini kınamaya başladılar.

Süleyman Ateş

Dönüp birbirlerini kınamağa başladılar:

Süleymaniye Vakfı

Sonra da kendi kendilerini kınar bir halde birbirlerine döndüler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar:

Şaban Britch

Başladılar birbirlerini kınamaya.

Şaban Piriş

Başladılar birbirlerini kınamaya..

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then they turned round on each other in reproach for the ingratitude to Allah and for the idea of evading benevolence to the poor.

Abdul Haleem

and then they turned to each other in mutual reproach.

Abdullah Yusuf Ali

Then they turned, one against another, in reproach.

Abul A'la Maududi

Then they began to reproach one another. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, each reproached and blamed the other that because of his wrong counsel they had forgotten God and resolved upon an evil course. 3

Aisha Bewley

They turned to face each other in mutual accusation.

Al-Hilali & Khan

Then they turned one against another, blaming.

Ali Quli Qarai

Then they turned to one another, blaming each other.

Amatul Rahman Omar

Then some of them turned their faces to the others, reproaching one another.

Arthur John Arberry

And they advanced one upon another, blaming each other.

Bijan Moeinian

Then they started to blame each other.

E. Henry Palmer

And they approached each other with mutual blame.

Edip-Layth

Then they started to blame each other.

George Sale

And they began to blame one another,

Hamid S. Aziz

Then some of them advanced against others, blaming each other.

Mahmoud Ghali

Then some of them came forward to others, blaming each other.

Marmaduke Pickthall

Then some of them drew near unto others, self-reproaching.

Mohamed Ahmed - Samira

Then they started blaming one another,

Muhammad Asad

- and then they turned upon one another with mutual reproaches.

Mustafa Khattab

Then they turned on each other, throwing blame.

Progressive Muslims

Then they started to blame each other.

Rashad Khalifa

They started to blame each other.

Sahih International

Then they approached one another, blaming each other.

Sam Gerrans

Then they approached one other, blaming one another.

Shabbir Ahmed

And then they confronted one another, blaming.

Syed Vickar Ahamed

Then they turned, one against another, in blame.

Taqi Usmani

Then, (at the beginning,) they started reproaching one another;

The Monotheist Group

Then they started to blame each other.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 30. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 30. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 30. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩