Kamer suresi

Kamer suresi, 3. ayet

Kamer suresi, 3. ayet. وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ

vekeẕẕebû vettebe`û ehvâehüm veküllü emrim müsteḳirr.

Diyanet İşleri

Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kamer 1–6 · surenin 3. ayeti / 55

Konu Ayın yarılması ve davetçinin günü Kamer 1–8 3

  1. Kamer 1

    Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

  2. Kamer 2

    Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.

  3. 3

    Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

  4. Kamer 4

    Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

  5. Kamer 5

    Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

  6. Kamer 6

    (6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

3. Yüce Allah’ın: “Onlar, yalanladılar ve hevâlarına uydular” buyruğu şu buyruğunu andırmaktadır: “Eğer sana cevap vermezlerse bil ki onlar, ancak hevâlarına uymaktadırlar.” (el-Kasas, 28/50)

Çünkü onların maksadı, hidâyete tabi olmak olsaydı kesinlikle iman ederler, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e uyarlardı. Zira Yüce Allah, onun vasıtası ile bütün ilâhî isteklere ve şer’î maksatlara açıkça delil teşkil eden pek açık belgeler ve son derece kesin deliller göstermiştir.

"Halbuki her işin kararlaştırılmış bir vadesi vardır.” Yani şu ana kadar iş, henüz varacağı son noktaya varmış değildir. Ama o sona varacaktır. O son gelince de iman edenler, nimet dolu cennetlerde dolaşacak, Allah’ın mağfiret ve rızasına erişeceklerdir. Yalanlayanlar ise Allah’ın gazabında ve azabında ebedi kalacaklardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendilerine gelen hakkı yalanladılar ve onu yalanlamada heveslerine uydular. Bütün işler -hayır ya da şer- kıyamet günü hak ettiği şekilde vuku bulacaktır.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَكَذَّبُوا۟ ve kezzebu ve yalanladılar kök: كذب
  2. وَٱتَّبَعُوٓا۟ vettebeu ve uydular kök: تبع
  3. أَهْوَآءَهُمْ ۚ ehva'ehum heveslerine kök: هوي
  4. وَكُلُّ vekullu ve her kök: كلل
  5. أَمْرٍۢ emrin iş kök: امر
  6. مُّسْتَقِرٌّۭ mustekirrun yerini bulacaktır kök: قرر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden…

  • Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak…

  • Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler…

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş)

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş)

    Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka…

  • Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…

  • Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendi arzularına uyarak (gerçeği) yalanladılar. (Oysa) her iş amacına ulaşacaktır.

Mustafa İslamoğlu

zaten hep yalanlıyorlar ve önyargılarının peşine düşüyorlar. Sonuçta, her hakikatin ortaya çıkmak (gibi bir huyu) var.

Muhammed Esed

çünkü onlar kendi arzu ve heveslerine uyarak bunu yalanlamaya şartlanmışlardır. Ama her şeyin doğruluğu sonunda ortaya çıkacaktır.

Ahmed Hulusi

Yalanladılar ve hevalarına (nefslerine hoş gelen şeylere, sonu boş arzularına) tabi oldular! (Oysa) her hükmün gereği açığa çıkacaktır!

Ali Bulaç

Yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku)larına uydular; oysa her iş 'sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.'

Ali Özek ve heyeti

Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her işin ulaşacağı yeri vardır.

Ali Rıza Safa

Yalanladılar; kendi isteklerine ve tutkularına kapıldılar. Oysa tüm işler için yargı verilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar yalanladılar ve kendi arzularına uydular. Oysa her işin varacağı bir yeri vardır.

Edip Yüksel

Yalanladılar; fantezilerine ve her statükoya uydular. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Ayet, başka türlü okunarak, "Yalanladılar, arzularına uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır" diye de anlaşılabilir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yalanladılar; arzularına ve tümüyle statükoya uydular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yalan dediler, arzularına uydular. Halbuki, her iş (Allah takdirinde) yerini almıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yalan dediler, hevalarına uydular, halbuki her emir müstekır

Erhan Aktaş

Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.

Gültekin Onan

Yalanladılar ve kendi hevalarına uydular; oysa her buyruk 'sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır'.

Hasan Basri Çantay

(Peygamberi) tekzibetdiler. Heva (ve heves) lerine uydular. Halbuki (hayr-u şer) her iş bir gaayeye bağlıdır.

İbni Kesir

Ve yalanlayıp kendi heveslerine uyarlar. Ve her iş kararlaşmıştır.

Mehmet Alagaş

(1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yalanladılar ve kendi hevalarına uydular; hâlbuki her işin ulaşacağı bir yer vardır.

Süleyman Ateş

Yalanladılar, nefislerinin heveslerine uydular. Halbuki her iş, yerini bulacaktır (Allah'ın kararına kimse engel olamaz).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Ayetler karşısında) yalana sarılıp, keyiflerine uyarlar. Ama her işin bir sonucu vardır.

Şaban Britch

Yalanlayıp, heveslerine uydular. Oysa her işin ulaşacağı bir yer vardır.

Şaban Piriş

Yalanlayıp, heveslerine uydular. Oysa her iş kararlaştırılmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yalanladılar; kendi heves ve kuruntularına uydular. Oysaki her iş ve oluş karara, ölçüye ve düzene bağlanmıştır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They denied the truth when it was presented to them and treated the Messenger as one who passes himself off as someone other than he is and they followed their own lustful course and a religion of a sensuous character. But every event has its determined time and place.

Abdul Haleem

They reject the truth and follow their own desires––everything is recorded––

Abdullah Yusuf Ali

They reject (the warning) and follow their (own) lusts but every matter has its appointed time.

Abul A'la Maududi

They also gave the lie to (the splitting asunder of the moon) and only followed their desires. dipnot 1 Yet everything is destined to reach an end. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, they still persisted in the same decision that they had made of denying the Hereafter and have not changed their mind even after having witnessed this manifest sign, mainly because it clashed with their desires of the flesh.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, it cannot be so endlessly that Muhammad (peace be upon him) should go on inviting you to the truth while you persist in your falsehood stubbornly and his truth and your falsehood should never be established. All affairs ultimately have to reach an appointed end. Likewise, inevitably this conflict between you and Muhammad (peace be upon him) has also to reach an end. A time will certainly come when it will be clearly established that he had been in the right and you in the wrong throughout. Likewise, the worshipers of the truth shall one day see the result of their worshiping the truth and the worshipers of falsehood of their worshiping the falsehood.

Aisha Bewley

They have denied the truth and followed their whims and desires, but everything has its time.

Al-Hilali & Khan

They belied (the Verses of Allâh - this Qur’ân), and followed their own lusts. And every matter will be settled (according to the kind of deeds: good deeds will take their doers to Paradise, and similarly evil deeds will take their doers to Hell).

Ali Quli Qarai

They denied, and followed their own desires, and every matter has a setting [appropriate to it].

Amatul Rahman Omar

They have cried lies (even to this sign) and have followed their low desires. Yet every decree (of God) shall certainly come to pass.

Arthur John Arberry

They have cried lies, and followed their caprices; but every matter is settled.

Bijan Moeinian

They deny the Lord and follow their own (low worldly) desires. Every prescribed event, however, will take place when its time arrives.

E. Henry Palmer

And they call it a lie and follow their lusts; but every matter is settled!

Edip-Layth

They rejected, and followed their desires, and every old tradition.

George Sale

And they accuse thee, O Mohammed, of imposture, and follow their own lusts: But every thing will be immutably fixed.

Hamid S. Aziz

And they call it a lie, and follow their own low desires; but every affair has its appointed term.

Mahmoud Ghali

And they have cried lies and closely followed their prejudices; and every Command is settled.

Marmaduke Pickthall

They denied (the Truth) and followed their own lusts. Yet everything will come to a decision

Mohamed Ahmed - Samira

And deny, and follow their own vain desires; but every matter is determined at its time.

Muhammad Asad

for they are bent on giving it the lie, being always wont to follow their own desires. Yet everything reveals its truth in the end.

Mustafa Khattab

They rejected ˹the truth˺ and followed their own desires—and every matter will be settled—

Progressive Muslims

And they disbelieved, and followed their desires, and every old tradition.

Rashad Khalifa

They disbelieved, followed their opinions, and adhered to their old traditions.

Sahih International

And they denied and followed their inclinations. But for every matter is a [time of] settlement.

Sam Gerrans

And they denied, and followed their vain desires; but every matter is settled.

Shabbir Ahmed

For they adamantly belie the Truth and follow their desires. Yet, everything moves to its destination in stages.

Syed Vickar Ahamed

They reject (the warning) and follow their (own) desires and every matter has its appointed time.

Taqi Usmani

They have rejected (the Truth) and followed their desires, while every matter has to settle (at some time).

The Monotheist Group

And they disbelieved, and followed their desires, and every old tradition.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 3. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 3. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 3. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩