Diyanet İşleri
Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
Kamer suresi
Kamer suresi, 3. ayet. وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
vekeẕẕebû vettebe`û ehvâehüm veküllü emrim müsteḳirr.
Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ayın yarılması ve davetçinin günü Kamer 1–8 3
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.
Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!
(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
3. Yüce Allah’ın: “Onlar, yalanladılar ve hevâlarına uydular” buyruğu şu buyruğunu andırmaktadır: “Eğer sana cevap vermezlerse bil ki onlar, ancak hevâlarına uymaktadırlar.” (el-Kasas, 28/50)
Çünkü onların maksadı, hidâyete tabi olmak olsaydı kesinlikle iman ederler, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e uyarlardı. Zira Yüce Allah, onun vasıtası ile bütün ilâhî isteklere ve şer’î maksatlara açıkça delil teşkil eden pek açık belgeler ve son derece kesin deliller göstermiştir.
"Halbuki her işin kararlaştırılmış bir vadesi vardır.” Yani şu ana kadar iş, henüz varacağı son noktaya varmış değildir. Ama o sona varacaktır. O son gelince de iman edenler, nimet dolu cennetlerde dolaşacak, Allah’ın mağfiret ve rızasına erişeceklerdir. Yalanlayanlar ise Allah’ın gazabında ve azabında ebedi kalacaklardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendilerine gelen hakkı yalanladılar ve onu yalanlamada heveslerine uydular. Bütün işler -hayır ya da şer- kıyamet günü hak ettiği şekilde vuku bulacaktır.
Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden…
Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak…
Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler…
Aynı kök: قرر (38 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: قرر (38 geçiş)
Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…
Aynı kök: قرر (38 geçiş)
Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendi arzularına uyarak (gerçeği) yalanladılar. (Oysa) her iş amacına ulaşacaktır.
zaten hep yalanlıyorlar ve önyargılarının peşine düşüyorlar. Sonuçta, her hakikatin ortaya çıkmak (gibi bir huyu) var.
çünkü onlar kendi arzu ve heveslerine uyarak bunu yalanlamaya şartlanmışlardır. Ama her şeyin doğruluğu sonunda ortaya çıkacaktır.
Yalanladılar ve hevalarına (nefslerine hoş gelen şeylere, sonu boş arzularına) tabi oldular! (Oysa) her hükmün gereği açığa çıkacaktır!
Yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku)larına uydular; oysa her iş 'sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.'
Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her işin ulaşacağı yeri vardır.
Yalanladılar; kendi isteklerine ve tutkularına kapıldılar. Oysa tüm işler için yargı verilmiştir.
Onlar yalanladılar ve kendi arzularına uydular. Oysa her işin varacağı bir yeri vardır.
Yalanladılar; fantezilerine ve her statükoya uydular. dipnot 1
Yalanladılar; arzularına ve tümüyle statükoya uydular.
Yalan dediler, arzularına uydular. Halbuki, her iş (Allah takdirinde) yerini almıştır.
Yalan dediler, hevalarına uydular, halbuki her emir müstekır
Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.
Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.
Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.
Yalanladılar ve kendi hevalarına uydular; oysa her buyruk 'sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır'.
(Peygamberi) tekzibetdiler. Heva (ve heves) lerine uydular. Halbuki (hayr-u şer) her iş bir gaayeye bağlıdır.
Ve yalanlayıp kendi heveslerine uyarlar. Ve her iş kararlaşmıştır.
(1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.
Yalanladılar ve kendi hevalarına uydular; hâlbuki her işin ulaşacağı bir yer vardır.
Yalanladılar, nefislerinin heveslerine uydular. Halbuki her iş, yerini bulacaktır (Allah'ın kararına kimse engel olamaz).
Onlar yalana sarıldı ve arzularının peşine düştüler dipnot 1 . Ama her iş bir yere kadardır dipnot 2 .
(Ayetler karşısında) yalana sarılıp, keyiflerine uyarlar. Ama her işin bir sonucu vardır.
Yalanlayıp, heveslerine uydular. Oysa her işin ulaşacağı bir yer vardır.
Yalanlayıp, heveslerine uydular. Oysa her iş kararlaştırılmıştır.
Yalanladılar; kendi heves ve kuruntularına uydular. Oysaki her iş ve oluş karara, ölçüye ve düzene bağlanmıştır.
They denied the truth when it was presented to them and treated the Messenger as one who passes himself off as someone other than he is and they followed their own lustful course and a religion of a sensuous character. But every event has its determined time and place.
They reject the truth and follow their own desires––everything is recorded––
They reject (the warning) and follow their (own) lusts but every matter has its appointed time.
They also gave the lie to (the splitting asunder of the moon) and only followed their desires. dipnot 1 Yet everything is destined to reach an end. dipnot 2
They have denied the truth and followed their whims and desires, but everything has its time.
They belied (the Verses of Allâh - this Qur’ân), and followed their own lusts. And every matter will be settled (according to the kind of deeds: good deeds will take their doers to Paradise, and similarly evil deeds will take their doers to Hell).
They denied, and followed their own desires, and every matter has a setting [appropriate to it].
They have cried lies (even to this sign) and have followed their low desires. Yet every decree (of God) shall certainly come to pass.
They have cried lies, and followed their caprices; but every matter is settled.
They deny the Lord and follow their own (low worldly) desires. Every prescribed event, however, will take place when its time arrives.
And they call it a lie and follow their lusts; but every matter is settled!
They rejected, and followed their desires, and every old tradition.
And they accuse thee, O Mohammed, of imposture, and follow their own lusts: But every thing will be immutably fixed.
And they call it a lie, and follow their own low desires; but every affair has its appointed term.
And they have cried lies and closely followed their prejudices; and every Command is settled.
They denied (the Truth) and followed their own lusts. Yet everything will come to a decision
And deny, and follow their own vain desires; but every matter is determined at its time.
for they are bent on giving it the lie, being always wont to follow their own desires. Yet everything reveals its truth in the end.
They rejected ˹the truth˺ and followed their own desires—and every matter will be settled—
And they disbelieved, and followed their desires, and every old tradition.
They disbelieved, followed their opinions, and adhered to their old traditions.
And they denied and followed their inclinations. But for every matter is a [time of] settlement.
And they denied, and followed their vain desires; but every matter is settled.
For they adamantly belie the Truth and follow their desires. Yet, everything moves to its destination in stages.
They reject (the warning) and follow their (own) desires and every matter has its appointed time.
They have rejected (the Truth) and followed their desires, while every matter has to settle (at some time).
And they disbelieved, and followed their desires, and every old tradition.