Kamer suresi

Kamer suresi, 6. ayet

Kamer suresi, 6. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍ نُّكُرٍ

fetevelle `anhüm. yevme yed`u-ddâ`i ilâ şey'in nükür.

Diyanet İşleri

(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kamer 3–9 · surenin 6. ayeti / 55

Konu Ayın yarılması ve davetçinin günü Kamer 1–8 3

  1. Kamer 3

    Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

  2. Kamer 4

    Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

  3. Kamer 5

    Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

  4. 6–7

    (6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

  5. Kamer 8

    Davetçiye doğru koşarlarken kafirler, "Bu zor bir gün" derler.

  6. Kamer 9

    Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. Yüce Allah, Rasûlüne şöyle buyurmaktadır: Artık yalanlayıcıların hidâyet bulmalarına imkân olmadığı açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır. Geriye onlardan yüz çevirmekten başka bir seçenek kalmamıştır. O bakımdan ona şöyle buyurmaktadır: “O halde sen onlara aldırma” ve onları gelip bulacak pek büyük bir günü ve müthiş dehşetli azabı bekle.

"O gün çağırıcı” İsrafil aleyhisselam “bilinmedik bir şeye çağırır.” Yani bütün insanların bilmedikleri son derece korkunç ve dehşetli bir şeye çağırır. İnsanlık ondan daha dehşetli, daha korkunç ve daha ızdırap verici bir şey görmemiştir.

İsrafil, Sûr’a bir defa üfürdükten sonra bütün ölüler, Kıyamet’te (hesap için toplanılacak yer olan) Mevkıf’te toplanmak üzere kabirlerinden çıkacaklardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul- Eğer doğru yola gelmezlerse onları bırakıp, terk et. Görevli meleğin Sur'a üfürerek daha önceden hiçbir canlının benzerini görmediği o dehşet verici olayın yaşanacağı günü bekle ve onlardan yüz çevir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَتَوَلَّ fetevelle öyleyse sen de yüz çevir kök: ولي
  2. عَنْهُمْ ۘ anhum onlardan
  3. يَوْمَ yevme gün kök: يوم
  4. يَدْعُ yed'u çağıracağı kök: دعو
  5. ٱلدَّاعِ d-dai çağırıcının kök: دعو
  6. إِلَىٰ ila
  7. شَىْءٍۢ şey'in bir şeye kök: شيا
  8. نُّكُرٍ nukurin görülmemiş tanınmamış kök: نكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur'an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler…

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş)

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı…

  • Ortak kavram: Dua

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Dua

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Ortak kavram: Dua

    "Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

55 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sen de onlardan yüz çevir! Bir çağrıcının hoş görülmeyecek bir şeye çağıracağı gün,

Mustafa İslamoğlu

Artık sen de onlardan yüz çevir! Bir davetçinin, asla (kimsenin) tasavvur edemeyeceği o şeye çağıracağı gün,

Muhammed Esed

sen (yine) onlardan uzak dur. Çağrı Sesinin, (insanı) aklın tasavvur edemeyeceği bir şeye çağıracağı Gün,

Ahmed Hulusi

O halde onlardan yüz çevir! O çağırıcının çok dehşetli, korkunç olaya çağırdığı süreçte. . .

Ali Bulaç

Öyleyse sen onlardan yüz çevir. O çağırıcının 'ne tanınmış, ne görülmüş' bir şeye çağıracağı gün...

Ali Özek ve heyeti

Çağıranın görülmemiş bir şeye çağırdığı gün, sen de onlardan yüz çevir.

Ali Rıza Safa

Artık, onlardan uzaklaş. O gün, çağıran, görülmemiş bir şeye çağırır.

Bayraktar Bayraklı

Öyleyse onlardan yüz çevir. Çağrıcının hoşlanılmayan bir şeye çağıracağı günü bekle!

Edip Yüksel

Onlara aldırma; çağırıcının, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağıracağı gün,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara aldırma; çağırıcının, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağıracağı gün,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı görülmedik korkunç bir şeye çağırır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen de onlardan yüz çevir, o gün ki çağırıcı görülmedik müdhiş bir şey'e çağırır

Erhan Aktaş

O halde onlardan yüz çevir. O Gün çağırıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye çağıracak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O halde onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye çağıracak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O halde onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye çağıracak.

Gültekin Onan

Öyleyse sen onlardan yüz çevir. O çağırıcının benzeri görülmedik (nükür) bir şeye çağıracağı gün...

Hasan Basri Çantay

O halde (habibim) onlardan yüz çevir. O da'vet edici nin (misli) görülmemiş, tanıtmamış bir şey'e da'vet edeceği gün.

İbni Kesir

Öyleyse yüz çevir onlardan. O çağıranın, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün.

Mehmet Alagaş

(1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı, onları korkunç olan bir şeye çağırır.

Süleyman Ateş

Öyleyse sen de onlardan yüz çevir; o çağırıcının görülmemiş, tanınmamış bir şeye çağıracağı gün,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlarla yakından ilgilenmeyi bırak. O çağrıcının görülmemiş bir şeye çağıracağı o gün,

Şaban Britch

Onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları korkunç olan, nahoş bir şeye çağırır.

Şaban Piriş

Onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları hoşlanmadıkları bir şeye çağırır.

Yaşar Nuri Öztürk

O halde yüz çevir onlardan sen de; o çağırıcının alışılmadık/ürpertirci şeye çağırdığı günde,

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Pay no attention to them O Muhammad; there shall come the day of the horrendous Event when the announcer among the angels intimates to them the painful and disturbing news of the unwelcome occurrence of the imminent judicious hearing and judgment.

Abdul Haleem

so [Prophet] turn away from them. On the Day the Summoner will summon them to a horrific event,

Abdullah Yusuf Ali

Therefore, (O Prophet,) turn away from them. The Day that the Caller will call (them) to a terrible affair,

Abul A'la Maududi

So turn away from them, (O Prophet). dipnot 1 On the Day when a caller shall call them to a thing most terrible, dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In other words, leave them to themselves. When every effort has been made to make them understand the truth in the most rational ways, when instances have been cited from history to show them the evil results of the denial of the Hereafter, when the dreadful fates suffered by the other nations in consequence of their rejecting the Prophetic messages have been brought to their notice and yet they are disinclined to give up their stubbornness, they should be left alone to gloat over their follies. Now, they would believe only when after death they arise from their graves to see with their own eyes that the Resurrection of which they were being forewarned and exhorted to adopt the truth, had actually taken place.
  2. metne dön, dipnot 2
    Another meaning can be "an unknown thing", a thing which they never could imagine, of which they never had any concept and no idea whatever that it also could occur.

Aisha Bewley

Turn away from them then. On the Day the Summoner summons them to something unspeakably terrible,

Al-Hilali & Khan

So (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) withdraw from them. The Day that the caller will call (them) to a terrible thing.

Ali Quli Qarai

So turn away from them! The day when the Caller calls to a dire thing,

Amatul Rahman Omar

Therefore turn away from them, (and await) the day when the summoner will summon them to a most disagreeable thing,

Arthur John Arberry

So turn thou away from them. Upon the day when the Caller shall call unto a horrible thing,

Bijan Moeinian

Leave them alone then till they are called to face the awesome event.

E. Henry Palmer

But turn thy back on them! The day when the caller shall call to an awkward thing.

Edip-Layth

So turn away from them; the day will come when the caller will announce a terrible disaster.

George Sale

wherefore do thou withdraw from them. The day whereon the summoner shall summon mankind to an ungrateful business,

Hamid S. Aziz

So turn your back on them for the Day when the Summoner summons them unto a terrible affair,

Mahmoud Ghali

So turn away from them. On the Day when the Caller will call to a highly maleficent thing,

Marmaduke Pickthall

So withdraw from them (O Muhammad) on the day when the Summoner summoneth unto a painful thing.

Mohamed Ahmed - Samira

So turn away from them. When on the Day the crier calls to the painful business,

Muhammad Asad

turn thou away from them. On the Day when the Summoning Voice will summon [man] unto something that the mind cannot conceive,

Mustafa Khattab

So turn away from them ˹O Prophet˺. ˹And wait for˺ the Day ˹when˺ the caller[1] will summon ˹them˺ for something horrifying.[2]

Progressive Muslims

So turn away from them; the Day will come when the caller will announce a terrible disaster.

Rashad Khalifa

Ignore them; the day will come when the caller will announce a terrible disaster.

Sahih International

So leave them, [O Muúammad]. The Day the Caller calls to something forbidding,

Sam Gerrans

So turn thou from them. The day the Caller calls to a thing beyond experience: —

Shabbir Ahmed

Therefore, (O Messenger) Ignore them for a while. The Day is coming when the caller will call them to a thing they have not conceived. (Shackles of captivity following the battle when they come to attack the believers.)

Syed Vickar Ahamed

Therefore, (O Prophet,) turn away from them. The Day when the Caller will call (them) to a terrible affair.

Taqi Usmani

Therefore, turn aside (O Prophet,) from them. (They will see the reality) on the day in which the caller will call (them) to a gruesome object.

The Monotheist Group

So turn away from them; the Day will come when the caller will announce a terrible disaster.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩