Diyanet İşleri
Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
Kamer suresi
Kamer suresi, 4. ayet. وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ
veleḳad câehüm mine-l'embâi mâ fîhi müzdecer.
Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ayın yarılması ve davetçinin günü Kamer 1–8 3
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.
Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.
Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!
(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
4. Yüce Allah, onların sağlıklı bir maksatlarının bulunmadığını, hidâyete tabi olmak gibi bir isteklerinin olmadığını açıklamak üzere şöyle buyurmaktadır: “Andolsun onlara” sapıklık ve azgınlıklarından kendilerini “alıkoyacak özellikte birçok haber” geçmiş ve geleceğe dair haberler ve açık mucizeler “gelmiştir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ant olsun Yüce Allah'ın, küfürleri ve zulümleri sebebiyle helak ettiği geçmiş ümmetlerin haberleri onlara geldi de; onları küfür ve zulümlerinden döndürmeye yetmedi.
Aynı kök: زجر (6 geçiş)
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
Aynı kök: زجر (6 geçiş)
O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.
Aynı kök: زجر (6 geçiş)
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Ortak kavram: Nübüvvet
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(4, 5) Yemin olsun ki onlara tastamam doğru hükümler içeren, (kendilerini) kötülükten engelleyecek haberler gelmiştir. (Yüz çevirene) uyarılar yarar sağlamaz.
Doğrusu onlara, içerisinde (gerçeği) gözlere zorla sokan haberler bulunan bir mesaj gelmiştir:
Ve bakın, onlara (küstahlıklarını) önleyecek birçok haber gelmiştir;
Andolsun ki onlara içinde vazgeçirici özellik ihtiva eden haberlerden gelmiştir.
Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.
Andolsun onlara, kötülükten önleyecek nice önemli haberler gelmiştir.
Üstelik gerçek şu ki, buna son vermelerini sağlayacak haberler onlara gelmiştir.
Şüphesiz onlara, geçmiş toplumların haberlerinden, kendilerini caydıracak kadar bilgi gelmiştir.
Oysa, kötülüklerini engelleyecek uyarılar dolu haberler kendilerine gelmiş bulunuyor.
Oysa, kötülüklerini engelleyecek uyarılar dolu haberler kendilerine gelmiş bulunuyor.
Andolsun ki, onlara kötülüklerden vazgeçirici haberleri de içeren kıssalar geldi!
Celalim hakkı için onlara kıssalardan öyleleri de geldi ki onlarda zecredecek haberler var
Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.
Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.
Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi.
Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.
Andolsun ki onlara (kendilerini küfür ve inaddan şiddetle) vaz geçirecek nice mühim haberler gelmişdir.
Andolsun ki; onlara vazgeçirecek nice önemli haberler gelmiştir.
(1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.
Muhakkak (onları bu hallerinden) korkutup vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.
Andolsun, onlara, (batılda kalmalarını) önleyecek (ibret verici olayları anlatan) haberler geldi.
Halbuki onlara, içinde (görevinden) engellenen kişinin de (Nuh'un da) dipnot 1 anlatıldığı nice haberler geldi dipnot 2 ,
Onlara ne haberler geliyor, içinde kendilerini bundan (yalandan) vazgeçirecek olanları da var.
Muhakkak, (onları bu hallerinden) korkutup, vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.
Onlara boyun eğdirecek şeyin haberleri, onlara gelmiştir.
Yemin olsun ki, onlara haberlerden, içinde ihtar, sakındırma ve tehdit bulunanı gelmiştir.
In fact they have received narratives of the fate of those who denied Allah; narratives instructive and informative enough to induce them to reject the path of falsehood and recourse to the path of safety and righteousness.
although warning tales that should have restrained them have come down to them––
There have already come to them Recitals wherein there is (enough) to check (them),
Surely there came to them narratives (of the ancient nations) that should suffice to deter (them from transgression),
News has come to them which contains a threat:
And indeed there has come to them news (in this Qur’ân) wherein there is (enough warning) to check (them from evil),
There have already come to them reports containing admonishment,
And certainly there has already come to them the important accounts (concerning the fate of the ancients) in which there is provision of abstaining (from obstinately following the wrong course).
And there have come to them such tidings as contain a deterrent --
The disbelievers have heard about the other prophets and it is easy for them to cross check the truth.
There has come to them some information with restraint in it -
While the news had come to them in which there was sufficient warning.
And now hath a message come unto them, wherein is a determent from obstinate infidelity;
And certainly some narratives have come to them wherein is a deterrent,
And indeed there have already come to them such tidings wherein there is a scaring.
And surely there hath come unto them news whereof the purport should deter,
Messages deterring them from evil had come to them,
And withal, there has come unto them many a tiding that should have restrained [their arrogance]:
even though the stories ˹of destroyed nations˺ that have already come to them are a sufficient deterrent.
While the news had come to them in which there was sufficient warning.
Sufficient warnings have been delivered to alert them.
And there has already come to them of information that in which there is deterrence -
And there has come to them of reports that wherein is deterrence:
And indeed, there has come unto them news sufficient to deter them from arrogance.
And indeed there have already come to them, recitations in which there is (enough) warning
And there has come to them as much news (of the earlier communities) as it is enough to deter,
While the news had come to them in which there was sufficient warning.