Kasas suresi

Kasas suresi, 51. ayet

Kasas suresi, 51. ayet. وَلَقَدْ وَصَّلْنَا لَهُمُ ٱلْقَوْلَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

veleḳad veṣṣalnâ lehümü-lḳavle le`allehüm yeteẕekkerûn.

Diyanet İşleri

Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur'an ayetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kasas 48–54 · surenin 51. ayeti / 88

Konu Kitap ehlinden iman edenler; hidayet Allah'tandır Kasas 51–56 3

  1. Kasas 48

    Onlara katımızdan gerçek gelince, "Musa'ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi" dediler. Onlar daha önce Musa'ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, "İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor" dediler. "Biz hepsini inkar ediyoruz" dediler.

  2. Kasas 49

    De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur'an'dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım."

  3. Kasas 50

    Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.

  4. 51

    Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur'an ayetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.

  5. Kasas 52

    Bu Kur'an'dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, işte onlar ona da inanırlar.

  6. Kasas 53

    Kur'an kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık" derler.

  7. Kasas 54

    İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları kendilerine iki kez verilecektir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

51. Bu âyetler onlara tekrar tekrar okunduğunda, açıklamalarına ihtiyaç duyacakları vakit üzerlerine nazil olduğunda belki öğüt alırlar diye sözü arka arkaya ulaştırdık. Onlara bir rahmet ve bir lütuf olmak üzere peyderpey indirdik. Böylelikle bu Kur’ân-ı Kerîm, onlara bir rahmet olmak üzere kısım kısım indirilmiş oldu. Bunlar kendilerinin menfaatlerine olan bir şeye niye itiraz ediyorlar ki?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Muhakkak biz, öğüt alıp iman etmelerini umarak, müşriklere ve İsrailoğulları'ndan Yahudilere, geçmiş ümmetlerin başına gelenler kendilerinin de başına gelmesin diye geçmiş milletlerin kıssalarına ve elçilerimizi yalanladıkları zaman onlara gönderdiğimiz azaba dair sözleri ardı ardına ulaştırdık.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. وَصَّلْنَا vessalna biz birbirine bitiştirdik kök: وصل
  3. لَهُمُ lehumu onlar için
  4. ٱلْقَوْلَ l-kavle sözü(müzü) kök: قول
  5. لَعَلَّهُمْ leallehum belki
  6. يَتَذَكَّرُونَ yetezekkerune düşünüp öğüt alırlar kök: ذكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وصل (12 geçiş)

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…

  • Aynı kök: وصل (12 geçiş)

    Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp…

  • Aynı kök: وصل (12 geçiş)

    Allah, ne "Bahire", ne "Saibe", ne "Vasile", ne de "Ham" diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkar edenler Allah'a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki (gerçeği) hatırlasınlar diye o sözü (Kur'an'ı) onlara ulaştırmıştık.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz bu ilahi sözü onlara adım adım ulaştırdık ki, belki (sorumluluklarını) hatırlarlar.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, Biz vahyi onlara adım adım ulaştırdık ki böylece belki (üzerinde düşünür), akıllarında tutarlar.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki onlara sözümüzü ardı ardına ulaştırdık. . . Umulur ki hatırlayıp düşünürler!

Ali Bulaç

Andolsun, biz öğüt alıp düşünsünler diye, sözü birbiri ardınca dizip indirdik.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardınca yetiştirmişizdir (aralıksız vahiylerimizi göndermişizdir).

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, sözü, art arda onlara ulaştırdık; belki öğüt alırlar diye.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü birbiri ardınca yetiştirmişizdir.

Edip Yüksel

Öğüt alırlar diye kendilerine mesajı iletip durduk.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Öğüt alırlar diye kendilerine mesajı iletip durduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, iyi düşünsünler diye, onlar hakkında sözü uladık da uladık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için onlar hakkında sözü uladık da uladık ki iyi düşünsünler

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun! Öğüt alırlar diye, onlara Söz'ü dipnot 1 ardı ardına yolladık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahyi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun! Öğüt alırlar diye, onlara Söz'ü dipnot 1 ardı ardına yolladık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahyi.

Gültekin Onan

Andolsun, biz öğüt alıp düşünsünler diye, sözü birbiri ardınca dizip indirdik.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz onlar için, nasıyhat kabul etsinler diye, sözü birbiri ardınca inzal edib durmuşuzdur.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, onlar için sözü birbirine bitiştirdik. Belki düşünürler diye.

Mehmet Alagaş

(51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an ayetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, düşünüp öğüt alsınlar diye onlar için sözü(müzü) birbirine bitiştirdik (ardı ardına gerçeği kanıtlayan ayetler gönderdik).

Süleymaniye Vakfı

Biz onlar için (Kur'an ve önceki kitaplardaki) sözleri ilişkilendirdik ki doğru bilgileri kullansınlar dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Sözler" diye tercüme edilen "el-kavl" kelimesi marife olduğu için "Allah'ın sözleri" anlamına gelir ve Allah'ın tüm kitaplarını kapsar. Yüce Allah'ın Adem'den (a.s.) itibaren gönderdiği tek din İslam'dır (Al-i İmran 3/19). İmtihan, ceza, nesih ya da tasdik ilişkisinin gerçekleşmesi için şeriatlar arasında bazı farklar oluşmuşsa da (Maide 5/48) genel yapı hep aynı kalmıştır. Bu sebeple ilahi kitaplar hiçbir zaman insanlara, bilmedikleri, duymadıkları şeyleri getirmemiştir (Mu'minun 23/68, Zümer 39/18, Şura 42/13, A'la 87/18-19). Ayette fiil kalıbı kullanılan "tavsil" sözcüğü, ilahi kitaplar arasındaki bu ilişkiyi ifade eder. Yani tüm ilahi kitaplar kendilerinden önceki kitaplar ile irtibatlı ve birbirini tasdik eder şekilde indirilmiştir. Bu, gelen her kitabın meşruiyetini temellendirmek içindir. Ayetin sonundaki "...doğru bilgileri kullansınlar" ifadesi bunu göstermektedir. Dahası bu ayetin devamındaki ayetlerde, kendilerinde var olan kitabi bilgiyi kullanarak Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğunu tespit eden ve gereğini yapanlardan övgüyle bahsedilmektedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu sözleri onlar için peş peşe sıraladık. Belki kafalarını çalıştırırlar.

Şaban Britch

Andolsun ki, belki düşünürler diye, onlar için sözü apaçık olarak bildirdik.

Şaban Piriş

Andolsun ki, belki düşünürler diye, onlar için sözü ard arda bildirdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz onlar için sözü ardarda getirdik ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We have already imparted to them the divine knowledge to guide then into all truth that they may hopefully lift to Allah their inward sight and keep Him in mind.

Abdul Haleem

We have caused Our Word to come to them so that they may be mindful.

Abdullah Yusuf Ali

Now have We caused the Word to reach them themselves, in order that they may receive admonition.

Abul A'la Maududi

We have constantly conveyed them the word (of admonition) that they may take heed. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, "As far as conveying of the admonition is concerned, we have done full justice to it in the Quran in the best way. But guidance is attained only by him who gives up stubbornness and frees his heart from prejudices and is inclined to accept the truth willingly and sincerely."

Aisha Bewley

We have conveyed the Word to them so that hopefully they will pay heed.

Al-Hilali & Khan

And indeed now We have conveyed the Word (this Qur’ân in which is the news of everything) to them, in order that they may remember (or receive admonition).

Ali Quli Qarai

Certainly We have concatenated the Word for them so that they may take admonition.

Amatul Rahman Omar

We have been sending uninterrupted revelations to them so that they may rise to eminence.

Arthur John Arberry

Now We have brought them the Word; haply they may remember.

Bijan Moeinian

I have [been more than just and have] delivered the message to them [over and over again] so that they may have the [ultimate] guidance.

E. Henry Palmer

And we caused the word to reach them, haply they may be mindful!

Edip-Layth

We have delivered the message, perhaps they may take heed.

George Sale

And now have We caused our word to come unto them, that they may be admonished.

Hamid S. Aziz

And if they cannot answer you, then know that they follow their own lusts (prejudices, fantasies, superstitions); and who is more in error than he who follows his own lust without guidance from Allah? Verily, Allah guides not a wrong doing people.

Mahmoud Ghali

And indeed We have already clearly conveyed to them the Word, (Literally: the Saying) that possibly they would remind themselves.

Marmaduke Pickthall

And now verily We have caused the Word to reach them, that haply they may give heed.

Mohamed Ahmed - Samira

We have been sending word to them that they may take a warning.

Muhammad Asad

NOW, INDEED, We have caused this word [of Ours] to reach mankind step by step, so that they might [learn to] keep it in mind.

Mustafa Khattab

Indeed, We have steadily delivered the Word ˹of Allah˺ to the people so they may be mindful.

Progressive Muslims

And We have delivered the message, perhaps they may take heed.

Rashad Khalifa

We have delivered the message to them, that they may take heed.

Sahih International

And We have [repeatedly] conveyed to them the Qur'an that they might be reminded.

Sam Gerrans

And We have caused the word to reach them, that they might take heed.

Shabbir Ahmed

Now, indeed, We have caused this Word to reach mankind step by step, so that they might take it to their heart. ('Wassalna' embraces 'step by step').

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We have made the Word (this Quran) reach them, so that they may remember and receive the warning.

Taqi Usmani

And We have conveyed (Our) word to them one after the other, so that they may receive the advice.

The Monotheist Group

And We have delivered the message, perhaps they may take heed.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 51. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 51. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 51. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩