Kasas suresi

Kasas suresi, 57. ayet

Kasas suresi, 57. ayet. وَقَالُوٓا۟ إِن نَّتَّبِعِ ٱلْهُدَىٰ مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ أَرْضِنَآ أَوَلَمْ نُمَكِّن لَّهُمْ حَرَمًا ءَامِنًا يُجْبَىٰٓ إِلَيْهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَىْءٍ رِّزْقًا مِّن لَّدُنَّا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

veḳâlû in nettebi`i-lhüdâ me`ake nüteḫattef min arḍinâ. evelem nümekkil lehüm ḥaramen âminey yücbâ ileyhi ŝemerâtü külli şey'ir rizḳam mil ledünnâ velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kasas 54–60 · surenin 57. ayeti / 88

Konu Güvenli harem, dünya metaı ve mahşerdeki sorgu Kasas 57–67 3

  1. Kasas 54

    İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları kendilerine iki kez verilecektir.

  2. Kasas 55

    Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler.

  3. Kasas 56

    Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.

  4. 57

    Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

  5. Kasas 58

    Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.

  6. Kasas 59

    Rabbin, ülkelerin merkezi yerlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helak edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz.

  7. Kasas 60

    (Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah'ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

57. Şanı Yüce Allah, Kureyşliler ile Mekke ahalisinden yalanlayıcıların o yüce Rasûle şöyle dediklerini haber vermektedir:

“Seninle birlikte hidâyete uyarsak” öldürülmek, esir edilmek, mallarımızın talan edilmesi sureti ile “yerimizden-yurdumuzdan ediliriz.” Çünkü insanlar sana düşmanlık ve muhalefet etmiş bulunuyorlar. Biz sana uyacak olursak, bütün insanların düşmanlığına maruz kalırız. Oysa bizim onlara karşı koyacak gücümüz yok.

nların söyledikleri bu sözler, Allah hakkında kötü zan beslediklerini, Allah’ın; dinini zafere ulaştırmayacağını, sözünü yüceltmeyeceğini, aksine dinine mensup kimselerin aleyhine diğer insanlara imkân ve iktidar vererek onları en kötü işkencelere maruz bırakacağını zannettiklerini ve bu batıl zanlarının gereği olarak da batılın hakka üstün geleceğini düşündüklerini göstermektedir. Yüce Allah da insanlar arasında sadece kendilerine özel olarak ihsan ettiği hallerini açıklayarak şöyle buyurmaktadır:

“Halbuki onları tarafımızdan bir rızık olmak üzere her türden ürünlerin getirilip toplandığı, güven dolu ve saygın/dokunulmaz o yere biz yerleştirmedik mi?” Biz, onlara gidip gelenlerin pek çok olduğu, ziyaretçilerin gelip ziyaret ettikleri o Harem bölgesinde yerleştirip onları türlü imkânlarla donatmadık mı? Ki uzak, yakın herkes bu Hareme saygı duymaktadır. Orada bulunanlar tedirgin edilmez, az olsun çok olsun mallarına dokunulmaz ve küçük görülmezler. Halbuki çevrelerinde bulunan bütün yerleri dört bir yandan korku kuşatmış bulunuyor, ahalileri güven ve huzur içinde değildirler.

halde bunlar başkalarının sahip olmadıkları bu tam güvenlik, kendilerine rızık olmak üzere her bir yandan gelen ve bolluk içerisinde yaşamalarını sağlayan mahsullerden, yiyeceklerden ve mallardan oluşan bu pek bol rızık dolayısı ile Rablerine hamd etsinler. Bu güvenliklerinin, bolluklarının, rahat yaşayışlarının kemale ermesi için bu şerefli rasûle tâbi olsunlar. Sakın onu yalanlamasınlar. Sahip oldukları nimetler dolayısı ile şımarmasınlar. O vakit güvenlikleri korkuya, güç ve kuvvetleri zillete, zenginlikleri de fakirliğe dönüştürülür.

nedenle Yüce Allah onları, kendilerinden önceki ümmetlere yaptıklarını hatırlatarak tehdit etmekte ve şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Mekke müşrikleri, İslam’a uyma ve iman etme konusunda bahaneler sunarak şöyle dediler: “Biz, senin getirdiğin bu İslam’a ittiba edersek düşmanlarımız bizi topraklarımızdan çabucak çıkarırlar.” Oysa biz bu müşrikleri, orada başkalarının onlara ansızın baskın yaparak saldırmasından güven içinde olacakları, zulmün ve kan dökmenin haram kılındığı Harem’e yerleştirmedik mi? Rızık olarak kendi katımızdan onlara gönderdiğimiz her şeyin meyveleri oraya gelir. Fakat onların çoğu Allah’ın onlara verdiği nimetleri bilmezler ve bunlara karşılık O'na şükretmezler.

Kelimeler

25 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالُوٓا۟ ve kalu ve dediler ki kök: قول
  2. إِن in eğer
  3. نَّتَّبِعِ nettebii biz uyarsak kök: تبع
  4. ٱلْهُدَىٰ l-huda doğru yola kök: هدي
  5. مَعَكَ meake seninle beraber
  6. نُتَخَطَّفْ nutehattaf atılırız kök: خطف
  7. مِنْ min -dan
  8. أَرْضِنَآ ۚ erdina yurdumuz- kök: ارض
  9. أَوَلَمْ evelem
  10. نُمَكِّن numekkin biz bir mekan vermedik mi? kök: مكن
  11. لَّهُمْ lehum onlara
  12. حَرَمًا haramen dokunulmaz kök: حرم
  13. ءَامِنًۭا aminen güvenli kök: امن
  14. يُجْبَىٰٓ yucba toplanıp getirildiği kök: جبي
  15. إِلَيْهِ ileyhi ona
  16. ثَمَرَٰتُ semeratu ürünlerinin kök: ثمر
  17. كُلِّ kulli her kök: كلل
  18. شَىْءٍۢ şey'in şeyin kök: شيا
  19. رِّزْقًۭا rizkan bir rızık olarak kök: رزق
  20. مِّن min
  21. لَّدُنَّا ledunna kendi katımızdan kök: لدن
  22. وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat
  23. أَكْثَرَهُمْ ekserahum çokları kök: كثر
  24. لَا la
  25. يَعْلَمُونَ yea'lemune bilmezler kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ثمر (24 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kabe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru…

  • Aynı kök: خطف (7 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı,…

  • Aynı kök: خطف (7 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hala batıla…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah'ın kendilerine verdiği rızkı -Allah'a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    (Ey Muhammed!) De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zineti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde…

  • Aynı kök: ثمر (24 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a…

  • Aynı kök: ثمر (24 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İnkârcılar) "Biz seninle birlikte o doğru yola uyarsak, yerimizden (yurdumuzdan) atılırız!" demişlerdi. Onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke'ye) yerleştiren de biz değil miydik! dipnot 1 Fakat onların çoğu (bu gerçeği) bilmezler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet ‘Ankebût 29:67. ayetle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Bir de: "Eğer seninle birlikte doğru yola girersek, yurdumuzdan yuvamızdan koparılırız" dediler. Ama onları, sayemizden her türlü ürünün gelip rızık olarak kendisinde toplandığı kutsal bir dokunulmazlığa sahip güvenli bir yere yerleştirmedik mi? Ne ki onların çoğu bunun farkında bile değil.

Muhammed Esed

"Seninle aynı yolu izleyecek olursak kendi toprağımızdan koparıp atarlar bizi" diyorlar. Oysa, Katımızdan rızık olarak her türlü ürünün getirilip toplandığı, koruyucu örf altında güvenli bir yere yerleştirmedik mi onları? Ne var ki, çokları (bunun) farkında değil.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Eğer seninle birlikte hakikate uyarsak, yerimizden sökülüp çıkarılırız". . . Biz onları, indimizden (lütfederek), yaşam gıdası olarak her şeyin ürünlerinin toplandığı, güvenli bir Harem'e yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğunluğu (kıymetini) bilmezler.

Ali Bulaç

Dediler ki: "Eğer seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden (yurdumuzdan ve konumumuzdan) çekilip kopartılırız." Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli bir harem'de yerleşik kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Ali Özek ve heyeti

«Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız» dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Seninle birlikte doğru yolu izleyecek olursak toprağımızdan atılırız!" Oysa Kendi katımızdan, geçimlik olarak her türlü ürünün getirilip toplandığı, güvenli ve saygın bir bölgeye onları yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmez.

Bayraktar Bayraklı

"Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. "Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler."

Edip Yüksel

Dediler ki, "Senin hidayetine uysak yurdumuzdan ediliriz." Onları, katımızdan her çeşit ürünün rızık olarak toplanıp götürüldüğü güvenli ve sınırlanmış bir bölgeye yerleştirmedik mi? Ne var ki çokları bilmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dediler ki, 'Senin hidayetine uysak yurdumuzdan ediliriz. Onları, katımızdan her çeşit ürünün rızık olarak toplanıp götürüldüğü güvenli ve kutsal bir bölgeye yerleştirmedik mi? Ne var ki çokları bilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de: "Haklısın, ama biz doğru yolu tutup seninle birlikte olursak yerimizden yurdumuzdan olur çarpılırız." dediler. Biz onlara kendi katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün taşınıp getirildiği güvenli mukaddes bir yeri mekan kılmadık mı? Fakat çoğu bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de, doğrusun amma biz o doğru yolu tutar seninle beraber olursak derhal yerimizden yurdumuzdan olur çarpılırız dediler, ya biz onlara darül'eman bir haremi mekan kılmadık da mı? Ona ledünnümüzden rızk olarak her şeyin semaratı toplanacak ve lakin ekserisi bilmezler

Erhan Aktaş

"Eğer seninle beraber doğru yoldan gidersek, yerimizden kovuluruz." dediler. Katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün kendilerine getirildiği, saygı duyulan kutlu yere dipnot 1 güven içinde yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bilmiyorlar. dipnot 2

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mekke.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerçeği bilmiyorlar, kavramıyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Eğer seninle beraber doğru yoldan gidersek, yerimizden kovuluruz." dediler. Katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün kendilerine getirildiği, saygı duyulan kutlu yere dipnot 1 güven içinde yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bilmiyorlar. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mekke.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerçeği bilmiyorlar, kavramıyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Eğer seninle beraber doğru yoldan gidersek, yerimizden kovuluruz." dediler. Katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün kendilerine getirildiği, saygı duyulan kutlu yere dipnot 1 güven içinde yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bilmiyorlar. dipnot 2

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mekke.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerçeği kavramıyorlar.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Eğer seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden [yurdumuzdan ve konumumuzdan] çekilip kopartılırız." Oysa biz onları kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli (aminen) bir haremde yerleşik kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Hasan Basri Çantay

Dediler ki: "Biz, eğer senin maiyyetinde doğru yolu (tutub) uyarsak derhal yerimizden (yurdumuzdan olub) kapılırız". Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak her şey'in mahsullerinin gelib toplanacağı korkusuz bir haremde yerleşdirmedik mi? Fakat onların çoğu (bu hakıykatı) bilmezler.

İbni Kesir

Dediler ki: Seninle beraber hidayete uyacak olursak, yerimizden oluruz. Halbuki onları katımızdan bir rızık olarak her şeyin mahsulünün toplandığı emin bir haremde yerleştirmedik mi? Ama onların çoğu bilmezler.

Mehmet Alagaş

(51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

Rowwad Tercüme Merkezi

"Eğer seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak, kendi yurdumuzdan çekilip çıkarılırız." dediler. Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği; emin, harem kıldığımız bir yere (Mekke'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Biz seninle beraber doğru yola gelirsek yurdumuzdan atılırız." Biz onlara kendi katımızdan bir rızık olarak, her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir mekan vermedik mi? Fakat çokları bilmezler.

Süleymaniye Vakfı

(Mekkeliler) "Bu rehbere /Kur'an'a seninle birlikte uyacak olsak yerimizden yurdumuzdan ediliriz." dediler. Onları, katımızdan bir rızık olarak her yerden her türlü ürünün getirildiği, güvenli Harem bölgesine biz yerleştirmedik mi dipnot 1 ? Ama onların pek çoğu bunu bilmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Size diyorlar ki; "Eğer doğru yola, seninle birlikte biz de girsek, yerimizden, yurdumuzdan ediliriz." Dokunulmaz ve güvenli olan bir bölgeye (Mekke'ye) onları biz yerleştirmedik mi? Oraya her yerden her türlü ürün; ayrıca katımızdan da bir rızık getirilir. Ancak, onların pek çoğu bunu bilmez.

Şaban Britch

Eğer, seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak, kendi yurdumuzdan çekilip, çıkarılırız, dediler. Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, emin, harem kıldığımız bir yere (Mekke'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Şaban Piriş

-Eğer, seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak, ülkemizden sürülürüz, dediler. Oysa biz, onları katımızdan rızık olarak verdiğimiz ürünlerin gelip toplandığı emin ve saygın bir yere yerleştirmedik mi? Fakat, onların çoğu bilmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Eğer seninle birlikte yol alırsak, yerimizden, yurdumuzdan oluruz." Biz onları, katımızdan rızık olarak gelen tüm ürünlerin derlenip toplandığı güvenli, saygıdeğer bir mekana yerleştirmedik mi? Ama onların çokları bilmiyorlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And they -the infidels- say to you: " Should we fall in line with you and follow your exhortation we will be ousted from our land and be robbed of our rights and privileges!" Did We not confirm to them on a secure basis a safe and sacred Sanctuary secured by religious sentiments and reverence against violation, infringement or encroachment. We caused the flow of all kinds of fruits and the products of everything to its environ; a livelihood provided by Us albeit most of them are ignorant of this fact

Abdul Haleem

They say, ‘If we were to follow guidance with you [Prophet], we would be swept from our land.’ Have We not established for them a secure sanctuary where every kind of produce is brought, as a provision from Us? But most of them do not comprehend.

Abdullah Yusuf Ali

They say: "If we were to follow the guidance with thee, we should be snatched away from our land." Have We not established for them a secure sanctuary, to which are brought as tribute fruits of all kinds,- a provision from Ourselves? but most of them understand not.

Abul A'la Maududi

They say: "If we were to follow this guidance with you, we should be snatched away from our land." dipnot 1 Have We not established for them a secure sanctuary to which fruits of all kinds are brought as a provision from Us? But most of them do not know. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was the most important excuse which the unbelieving Quraish made for not accepting Islam. To understand fully we shall have to see what was the position of the Quraish historically which they feared would be affected if they accepted Islam.
  2. metne dön, dipnot 2
    The importance that the Quraish gained initially in Arabia was due to them being genealogically the descendants of the Prophet Ishmael (peace be upon him), and therefore, the Arabs looked upon them as the children of the Prophets. Then, when they became the custodians of the Kaabah through Qusayy bin Kilab’s sagacity, and Makkah became their home, their importance grew, because they were the attendants of the most, sacred shrine of Arabia, and its priests too. Therefore, every Arab tribe had to have relations with them on account of the annual pilgrimage. Taking advantage of this central position the Quraish started gaining prominence as a commercial people, and to their great good fortune, the political conflict between the Eastern Roman Empire and Iran helped them to gain an important place in the international trade. Iran in those days had blocked entrance to all the trade routes between Rome, Greece, Egypt, and Syria in the north, and China, India, Indonesia and eastern Africa in the southeast. The only exception was the Red Sea route. This also was blocked when Yemen fell to Iran. After this, no way of the transit of trade goods remained except that the Arab merchants should transport merchandise of the Roman territories to the harbors of the Arabian Sea and the Persian Gulf, and then lift trade goods of the eastern countries from these harbors and transport them to the Roman territories. This sort of arrangement made Makkah an important center of the international trade, and the Quraish were its monopolists. But the chaotic conditions prevailing in Arabia did not allow smooth transit of the trade goods unless the Quraish had pleasant relations with the tribes through whose territories the trade caravans passed. For this the religious influence of the Quraish was not enough; they had to enter into treaties with the tribes concerned, pay them dividends from their profits, and make gifts to the tribal chiefs and other influential people. Besides, they also traded in money lending on a vast scale, which had ensnared the merchants and the chiefs of almost all the neighboring tribes.

Aisha Bewley

They say, ‘If we follow the guidance with you, we shall be forcibly uprooted from our land. ’ Have We not established a safe haven for them to which produce of every kind is brought, provision direct from Us? But most of them do not know it.

Al-Hilali & Khan

And they say: "If we follow the guidance with you, we would be snatched away from our land." Have We not established for them a secure sanctuary (Makkah), to which are brought fruits of all kinds, a provision from Ourselves, but most of them know not.[1]

Ali Quli Qarai

They say, ‘Should we follow the guidance with you, we will be dispossessed of our territory. ’ Did We not establish a secure sanctuary for them where fruits of all kinds are brought as a provision from Us? But most of them do not know.

Amatul Rahman Omar

(Some of the) people say, `If we join you and follow (this Qur'ânic) guidance we shall be snatched away from our country. ' (Tell them on Our behalf,) `Have We not settled them in a safe (and) secure place to which all kinds of fruit are brought? It is a goodly provision made by Us.' Yet most of them do not know (this true fact).

Arthur John Arberry

They say, 'Should we follow the guidance with thee, we shall be snatched from our land. ' Have We not established for them a sanctuary secure, to which are collected the fruits of everything, as a provision from Us? But most of them know not.

Bijan Moeinian

They say: "If we follow this guidance, we will become the subject of the persecution [of other Arab tribes who have placed their gods in Mecca. ] Do they not realize that it is I who made this city a safe place for them at first place and it is I who provided different kind of fruits for their enjoyment; what a shame that most of them they do not get it.

E. Henry Palmer

And they say, 'If we follow the guidance we shall be snatched away from the land. ' Have we not established for them a safe sanctuary, to which are imported the fruits of everything as a provision from us? but most of them do not know.

Edip-Layth

They said, "If we follow the guidance with you, we will be deposed from our land." Did We not establish for them a safe territory, to which all kinds of fruits are offered, as a provision from Us? Indeed, most of them do not know.

George Sale

The Meccans say, if we follow the same direction with thee, we shall be forcibly expelled our land. Have We not established for them a secure asylum; to which fruits of every sort are brought, as a provision of our bounty? But the greater part of them do not understand.

Hamid S. Aziz

Verily, you can not guide whom you do like, but Allah guides whom He wills; for He knows best who are to be guided.

Mahmoud Ghali

And they have said, "Decidedly (in case) we closely follow the guidance with you, we will be snatched away from our land. " Have We not established for them a secure sanctuary to which are collected the products of everything, as a provision from very close to Us? But most of them do not know.

Marmaduke Pickthall

And they say: If we were to follow the Guidance with thee we should be torn out of our land. Have We not established for them a sure sanctuary, whereunto the produce of all things is brought (in trade), a provision from Our presence? But most of them know not.

Mohamed Ahmed - Samira

They say: "If we followed your guidance we would be driven from the land by force. " Have We not set up a sanctuary for them, to which is brought a wealth of everything as provision from Us? But most of them do not understand.

Muhammad Asad

Now some say, "If we were to follow the guidance to which thou invitest us, we would be torn away from our very soil!" Why - have We not established for them a sanctuary secure, to which, as a provision from Us, shall be gathered the fruits of all (good) things? But most of them are unaware [of this truth].

Mustafa Khattab

They say ˹to the Prophet˺, "If we were to follow ˹true˺ guidance with you, we would certainly be snatched away from our land." Have We not established for them a safe haven ˹in Mecca˺ to which fruits of all kinds are brought as a provision from Us? But most of them do not know ˹this favour˺.

Progressive Muslims

And they said: "If we follow the guidance with you, we will be deposed from our land. " Did We not establish for them a safe territory, to which all kinds of fruits are offered, as a provision from Us Indeed, most of them do not know.

Rashad Khalifa

They said, "If we follow your guidance, we will suffer persecution." Did we not establish for them a Sacred Sanctuary, to which all kinds of fruits are offered, as a provision from us? Indeed, most of them do not know.

Sahih International

And they say, "If we were to follow the guidance with you, we would be swept from our land. " Have we not established for them a safe sanctuary to which are brought the fruits of all things as provision from Us? But most of them do not know.

Sam Gerrans

And they say: “If we follow the guidance with thee, we will be swept from our land.” Have We not established for them a sanctuary secure whereto are collected the fruits of all things as a provision from Us? But most of them know not.

Shabbir Ahmed

They (the Quraish) say, "If we were to follow the Guidance to which you invite us, we would be torn away from our land. " Why - Have We not established for them a Secure Sanctuary, to which are brought all kinds of produce, a provision from Our Presence? But most of them do not make use of what they know.

Syed Vickar Ahamed

And they say: "If we were to follow the guidance with you, we will be driven away from our land. " Have We not built for them a land of safety, to which are brought all types of fruits, as gifts— A stock (of food) from Ourselves? But most of them do not understand.

Taqi Usmani

They said, "If we follow the guidance with you (O Muhammad), we will be driven out of our land." Is it not that We have established them in the peaceful Haram (sanctuary) to which the fruits of everything are drawn as a provision from Us? But most of them do not know.

The Monotheist Group

And they said: "If we follow the guidance with you, we will be deposed from our land." Did We not establish for them a safe territory, to which all kinds of fruits are offered, as a provision from Us? Indeed, most of them do not know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 57. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 57. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 57. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩