Diyanet İşleri
Kur'an kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık" derler.
Kasas suresi
Kasas suresi, 53. ayet. وَإِذَا يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِهِۦٓ إِنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّنَآ إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلِهِۦ مُسْلِمِينَ
veiẕâ yütlâ `aleyhim ḳâlû âmennâ bihî innehü-lḥaḳḳu mir rabbinâ innâ künnâ min ḳablihî müslimîn.
Kur'an kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık" derler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitap ehlinden iman edenler; hidayet Allah'tandır Kasas 51–56 3
Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.
Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur'an ayetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.
Bu Kur'an'dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, işte onlar ona da inanırlar.
Kur'an kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık" derler.
İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları kendilerine iki kez verilecektir.
Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler.
Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
53. “Onlara okunduğunda da” onu dinler, ona itaat eder ve “derler ki: Biz ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelen haktır.” Çünkü bu kitap, geçmiş peygamberlerin getirdiklerine uygundur. Önceki kitaplarda sözü edilen şeyler ile uyum arzetmektedir. Doğru haberleri ihtiva ettiği gibi son derece hikmete uygun emir ve yasaklar da ihtiva etmektedir.
şte şahitlikleri fayda veren, sözlerinin yararı olan kimseler bunlardır. Çünkü bunlar, söylediklerini ancak bilgi ve basirete dayalı olarak söylerler. Zira onlar bilgi sahibidirler, bilir kişidirler, Kitap ehlidirler. Onların dışındakilerin reddedişlerinin ve hakka karşı çıkışlarının ise delil olmak şöyle dursun bir şüphe özelliği dahi yoktur. Zira onların dışındakiler, bu hususta ya büsbütün cahildir ya da hakka karşı bile bile inat eden, bilmezlikten gelen kimselerdir.
üce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “De ki: Ona ister iman edin, ister iman etmeyin. Şüphesiz o, bundan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara okununca onlar, çenelerinin üzerine secdeye kapanırlar...” (el-İsra, 17/107)
“Zaten biz ondan önce de müslüman idik.” İşte biz, Yüce Allah’ın bize lütfetmiş olduğu iman ve İslâm üzere sebat ettik ve bundan dolayı da bu Kur’ân’ı tasdik ettik. Önce indirilen kitaplara iman ettiğimiz gibi son indirilen Kitaba da iman ettik. Bizim dışımızdakiler ise bu Kitabı yalanlamak ile önceki kitaplara olan imanları ile çelişmektedirler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlara okuduğun zaman derler ki: “Biz buna iman ettik. Şüphesiz bu hiç kuşku bulunmayan Rabbimizden indirilmiş bir haktır. Zaten biz bu Kur’an’dan önce de, önceki peygamberin getirdiğine imanımız sebebiyle Müslümandık."
Aynı kök: تلو (63 geçiş)
Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
Aynı kök: تلو (63 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: تلو (63 geçiş)
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Ortak kavram: İslâm
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…
Ortak kavram: İslâm
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: İslâm
"Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerine (Kur'an) tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman "Ona iman ettik. Şüphesiz ki o, Rabbimizden gelen gerçektir. Esasen biz daha önce de müslümanlardık." derler. dipnot 1
Onlar, kendilerine (Kur'an vahyi) iletildiğinde: "Buna iman ettik, çünkü bu Rabbimizden gelen hakikatin ta kendisidir; zaten biz bundan önce de (O'na) kayıtsız şartsız teslim olmuş kimselerdik!" derler.
Bu kimseler (değişmeyen gerçek) kendilerine ulaştırıldığında, hemen, "Buna inandık!" derler, "Çünkü bu bize Rabbimizin katından ulaşan bir gerçek; bu bize ulaşmadan önce de, biz zaten O'na yürekten boyun eğen kimselerdik!"
Onlara bildirildiğinde: "Biz O'na iman ettik. . . Muhakkak ki O, Rabbimizden Hak'tır. . . Doğrusu biz O'ndan önce de, Rabbimize teslim olmuşluğumuzun farkındaydık!" dediler.
Onlara okunduğu zaman: "Biz ona inandık, gerçekten o, Rabbimizden olan bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de müslümanlar idik" derler.
Onlara (Kur’an) okunduğu zaman: Ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelmiş hakikattir. Esasen biz daha önce de müslüman idik, derler.
Zaten onlara okunduğunda, şöyle derler: "Ona inandık; kuşkusuz, O, Efendimizden gerçektir. Aslında, Ondan önce de teslim olmuştuk!"
Kur'an onlara okunduğu zaman, "Ona inandık, doğrusu o, Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz, daha önceden Müslüman olmuş kimseleriz" derler.
Kendilerine okunduğu zaman, "Onu onayladık. Bu, Efendimizden gelen gerçektir. Zaten ondan önce de Müslümanlar idik" derler.
Kendilerine okunduğu zaman, 'Ona inandık. Bu, Rabbimizden gelen gerçektir. Zaten ondan önce de müslümanlar idik,' derler.
O kendilerine okununca hemen: "Biz buna iman ettik; bu şüphesiz Rabbimizden gelen bir gerçektir. Doğrusu biz önceden müslümandık." derler.
Hem kendilerine tilavet olunur olunmaz "biz, dediler: buna iyman ettik bu şübhesiz hak, rabbımızdan, biz doğrusu evvelinden müsliman idik"
Onlara okunduğu dipnot 1 zaman: "Ona inandık. Kuşkusuz o, Rabb'imizden gelen Hakk'tır. Biz ondan önce de teslim dipnot 2 olanlardık." dediler.
Onlara okunduğu dipnot 1 zaman: "Ona inandık. Kuşkusuz o, Rabb'imizden gelen Hak'tır. Biz ondan önce de teslim dipnot 2 olanlardık." dediler.
Onlara okunduğu dipnot 1 zaman: "Ona inandık. Kuşkusuz o, Rabb'imizden gelen Hak'tır. Biz ondan önce de teslim dipnot 2 olanlardık." dediler.
Onlara okunduğu zaman: "Biz ona inandık, gerçekten o, rabbimizden olan bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de müslümanlar idik" derler.
Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: "Buna inandık. Şübhesiz ki bu, Rabbimizden (gelen) bir hakdır. Hakıykat, biz bundan evvel de İslamı kabul etmiş kimselerdik" dediler.
Onlara Kur'an okunduğu zaman; derler ki: Ona inandık, doğrusu o, Rabbımızdan gelen gerçektir. Şüphesiz biz, ondan önce de müslümanlar olmuştuk.
(51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?
Onlara okunduğu zaman derler ki: "Ona iman ettik. Şüphesiz o, Rabbimizden gelen haktır. Şüphesiz biz, bundan öncede Müslümandık."
Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: "Ona inandık, o, Rabbimizden gelen gerçektir... Zaten biz ondan önce de müslümanlar idik." derler.
(Bu Kitap) Onlara bağlantılarıyla okununca şöyle derler: "Biz ona inandık. O, Rabbimizden gelen gerçektir. Biz daha önce de ona teslim olan kimselerdik."
Onlara okununca şöyle diyeceklerdir: Biz ona inandık; o Rabbimizden gelen gerçek kitaptır. Biz daha önce de Rabbimize teslim olmuş kimselerdik.
Onlara okununca derler ki: Ona iman ettik, çünkü o Rabbimizden gelen haktır. Biz önceden de müslüman idik.
Onlara okununca derler ki: - Ona iman ettik, çünkü o Rabbimizden gelen gerçektir. Biz önceden de müslüman idik.
O, onlara okunduğu zaman şöyle derler: "İnandık buna, Rabbimizden gelmiş haktır o. Biz, ondan önce de müslümanlardık."
When it is recited to them they express their thoughts in words. They say: "We do acknowledge Allah's divine discourse represented in the Quran for it reflects the divine truth notwithstanding that long before the Quran We conformed to Islam".
and, when it is recited to them, say, ‘We believe in it, it is the truth from our Lord. Before it came we had already devoted ourselves to Him.’
And when it is recited to them, they say: "We believe therein, for it is the Truth from our Lord: indeed we have been Muslims (bowing to Allah's Will) from before this.
When it is recited to them they say: "We believe in it for it is the Truth from our Lord. Indeed we were already Muslims." dipnot 1
When it is recited to them they say, ‘We have iman in it; it is the truth from our Lord. We were already Muslims before it came.’
And when it is recited to them, they say: "We believe in it. Verily, it is the truth from our Lord. Indeed even before it we have been from those who submit themselves to Allâh in Islâm as Muslims (like ‘Abdullâh bin Salâm and Salmân Al-Farisî).[1]
and when it is recited to them, they say, ‘We believe in it. It is indeed the truth from our Lord. Indeed we were muslims [even] before it [came].’
And when this (Qur'ân) is recited to them, they say, `We believe in it. It is (a revelation) from our Lord, full of truth and wisdom. Indeed, we had submitted (to Him) even before it.'
and, when it is recited to them, they say, 'We believe in it; surely it is the truth from our Lord. Indeed, even before' it we had surrendered.'
Whenever Qur’an is recited to the latter [and not many of them have ever heard the verses of Qur’an], they say: "We believe in it as it has been revealed by God. In fact we have been Muslims from the very beginning."
and when it is recited to them they say, 'We believe in it as truth from our Lord; verily, we were resigned before it came!'
If it is recited to them, they say, "We acknowledge it. It is the truth from our Lord. Indeed, we had peacefully surrendered before it."
and when it is read unto them, say, we believe therein; it is certainly the truth from our Lord: Verily we were Moslems before this.
Those to whom We gave the Book before it (the Quran), they believe therein;
And when it is recited to them, they say, "We believe in it; surely it is the Truth from our Lord. Surely (even) before it, we were Muslims." (i.e. those who surrendered "to Allah").
And when it is recited unto them, they say: We believe in it. Lo! it is the Truth from our Lord. Lo! even before it we were of those who surrender (unto Him).
And when it is read out to them, say: "We believe in it. It's the truth from our Lord. We had committed ourselves before it came."
and whenever it is [clearly] conveyed unto them, they [are bound to] profess, "We have come to believe in it, for, behold, it is the truth from our Sustainer - and, verily, even before this have we surrendered ourselves unto Him!"
When it is recited to them, they declare, "We believe in it. This is definitely the truth from our Lord. We had already submitted[1] ˹even˺ before this."
And if it is recited to them, they Say: "We believe in it. It is the truth from our Lord. Indeed, we had surrendered before it."
When it is recited to them, they will say, "We believe in it. This is the truth from our Lord. Even before we heard of it, we were submitters."
And when it is recited to them, they say, "We have believed in it; indeed, it is the truth from our Lord. Indeed we were, [even] before it, Muslims [submitting to Allah ]."
And when it is recited to them, they say: “We believe in it. It is the truth from our Lord; before it were we submitting.”
And whenever it is conveyed to them, they say, "We believe in it, for it is the Truth from our Lord. Indeed, even before it we have been of those who submit (to a Supreme Authority)."
And when it is read out to them, they say: "We believe in it, verily, it is the Truth from our Lord: Truly, we have been Muslims even before this. "
And when this (Qur’ān) is recited to them, they say, "We believe in it. It is the truth from our Lord, and we are the ones who had submitted (to it) even before it (was revealed)."
And if it is recited to them, they say: "We believe in it. It is the truth from our Lord. Indeed, we had submitted before it."