Diyanet İşleri
Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir.
Kasas suresi
Kasas suresi, 63. ayet. قَالَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَغْوَيْنَآ أَغْوَيْنَٰهُمْ كَمَا غَوَيْنَا تَبَرَّأْنَآ إِلَيْكَ مَا كَانُوٓا۟ إِيَّانَا يَعْبُدُونَ
ḳâle-lleẕîne ḥaḳḳa `aleyhimü-lḳavlü rabbenâ hâülâi-lleẕîne agveynâ. agveynâhüm kemâ gaveynâ. teberra'nâ ileyk. mâ kânû iyyânâ ya`büdûn.
Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Güvenli harem, dünya metaı ve mahşerdeki sorgu Kasas 57–67 3
(Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah'ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?
Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?
Allah'ın onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?" diyeceği günü hatırla!
Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir.
Onlara, "Haydi ortaklarınızı çağırın!" denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.
Allah'ın onlara seslenerek, "Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla."
O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 62–63. ayetler için yazılmıştır.
62. Yüce Allah, bu buyruğu ile kıyamet gününde insanlara neyi soracağını, onları her şeyin esasını teşkil eden Allah’a ibadet ve peygamberlerin çağrısını kabul konusunda sorgulayacağını haber vererek şöyle buyurmaktadır:
“O gün onlara” yani kendisine başkalarını ortak koşarak o varlıklara ibadet eden, onların fayda vermelerini ve kendilerine gelecek zararları önlemelerini uman kimselere, bu tapındıkları varlıkların acizliklerini, kendilerinin de sapıklıklarını açıklamak üzere: “seslenecek ve şöyle buyuracak: “Hani (benimle beraber ilah olduğunu) iddia ettiğiniz ortaklarım nerede?”
üce Allah’ın hiçbir ortağı yoktur. Ancak onlar, kendi zanları, delilsiz iddia ve iftiraları sonucu bunu ileri sürmüşlerdir. Bundan dolayı: “iddia ettiğiniz ortaklarım” buyurmaktadır. Hani, bunlar nerede? Bunların faydaları nerede? Sizden zararları önlemeleri nerede?
ilindiği gibi böyle bir durumda tapındıkları varlıkların ve onlara bağladıkları umutların boş ve batıl olduğunu, zatları itibari ile gerçek olmadıklarını, umutlarının yersiz olduğunu açıkça görecekler ve kendileri aleyhine sapık ve azgın olduklarını itiraf edeceklerdir. O nedenle Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
63. “Aleyhlerinde (azap) sözü hak olanlar” küfürde ve kötülükte baş ve önder olanlar, hem kendilerinin azgınlıklarını, hem de başkalarını azdırdıklarını ikrar ve itiraf ederek “diyecekler ki: Rabbimiz! İşte bunlar” bize uyan “azdırdığımız kimselerdir. Biz, kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık.” Yani hepimiz azgınlıkta ortağız ve hepimize azap sözü hak olmuştur.
“Biz, sana onlardan uzak olduğumuzu bildiriyoruz.” Biz, onların ibadetlerinden uzağız. Yani onların amellerinden de kendilerinden de uzağız.
“Onlar bize ibadet etmiyorlardı.” Aksine onlar ancak şeytanlara ibadet ediyorlardı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Azap edilmeleri gerekli olan küfre davet eden davetçiler şöyle derler: “Ey Rabbimiz! İşte bu azdırdığımız kimseler; kendimiz azdığımız gibi kendilerini azdırdıklarımızdır. Onlardan uzaklaşarak sana geldik. Zaten onlar bize ibadet etmiyorlar, Şeytanlara ibadet ediyorlardı.''
Aynı kök: غوي (22 geçiş)
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…
Aynı kök: غوي (22 geçiş)
Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette…
Aynı kök: غوي (22 geçiş)
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu…
Aynı kök: برا (31 geçiş)
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…
Aynı kök: برا (31 geçiş)
Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.
Aynı kök: برا (31 geçiş)
Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(O gün) hüküm aleyhlerine gerçekleşmiş olanlar şöyle diyeceklerdir: "Rabbimiz! Şunlar, azdırdığımız kişilerdir. Biz nasıl azmışsak onları da öyle azdırdık. (Kendilerinden) uzak olduğumuzu sana (arz ederiz). Zaten onlar, bize de tapmıyorlardı." dipnot 1
Aleyhlerindeki sözün gerçekleştiğini gören kimseler: "Rabbimiz!" diyecekler; "İşte şunlar bizim azdırdıklarımız; kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık: (onlarla) ilişiğimizi kesip sana sığınıyoruz; zaten onlar aslında bize tapıyor değildiler."
(Bunun üzerine, vaktiyle yapılan) uyarının apaçık aleyhlerine tecelli ettiğini gören kimseler: "Ey Rabbimiz!" diyecekler, "Bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir; (evet,) biz kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık (Ama şimdi) onları Senin hükmüne bırakıyoruz; zaten onların tapındığı gerçekte biz değildik".
Bildirilen sözü hak etmiş olanlar dedi ki: "Rabbimiz. . . İşte şunlar saptırıp azdırdığımız kimseler. . . Kendimiz sapıp azdığımız gibi onları da azdırdık. . . Sana yöneldik, hüküm senin. . . Zaten onlar bize tapınmıyorlardı. "
Üzerlerine (azab) sözü hak olanlar derler ki: "Rabbimiz, işte bizim azdırıp saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da değillerdi."
(O gün) aleyhlerine söz (hüküm, gerçekleşmiş olanlar: Rabbimiz! Şunlar azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak onları da öylece azdırdık (yoksa onları zorlayan bir gücümüz yoktu. Onların suçlarından) beri olduğumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bize tapmıyorlardı (kendi arzularına tapıyorlardı), derler.
Üzerine yargı gerçekleşenler, şöyle derler: "Efendimiz! Bizim azdırdıklarımız, işte bunlardı. Kendimiz azıttığımız gibi, onları da azdırdık. Zaten onların hizmet ettikleri, yalnızca biz değildik!"
O gün, söz aleyhlerine gerçekleşmiş olanlar, "Ey Rabbimiz! Şunlar azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak, onları da öyle azdırdık. Onlardan uzaklaşıp sana geldik, zaten onlar bize tapmıyorlardı" derler.
Aleyhlerinde yargının gerçekleştiği kimseler, "Efendimiz, şunlar bizim saptırdığımız kimselerdir; biz kendimiz sapmış olduğumuz için onları saptırdık. Onları bırakıp sana sığınıyoruz. Onlar aslında bize hizmet etmiyorlardı" derler.
Aleyhlerinde yargının gerçekleştiği kimseler, 'Rabbimiz, şunlar bizim saptırdığımız kimselerdir; biz kendimiz sapmış olduğumuz için onları saptırdık. Onları bırakıp sana sığınıyoruz. Onlar aslında bize tapmıyorlardı,' derler.
Aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar: "Ey Rabbimiz, işte azdırdığımız kimseler! Biz onları kendi azdığımız gibi azdırdık. Sana masum olduğumuzu arzettik; onlar bize tapmıyorlardı.
Aleyhlerinde söz hakk olmuş olanlar şöyle demektedir: ey bizim yegane rabbımız! daha işte şunlar: o azdırdığımız kimseler, biz onları kendi azdığımız gibi azdırdık sana teberri ettik onlar bizlere tapmıyorlardı
Haklarında sözün gerçekleştiği dipnot 1 kimseler: "Rabb'imiz! İşte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık. dipnot 2 Uzak olduğumuzu dipnot 3 Sana arz ederiz. Zaten onlar, bize kulluk etmiyorlardı." dediler.
Haklarında sözün gerçekleştiği dipnot 1 kimseler: "Rabb'imiz! İşte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık. dipnot 2 Uzak olduğumuzu dipnot 3 Sana arz ederiz. Zaten onlar, bize kulluk etmiyorlardı." dediler.
Haklarında sözün gerçekleştiği dipnot 1 kimseler: "Rabb'imiz! İşte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık. dipnot 2 Uzak olduğumuzu dipnot 3 Sana arz ederiz. Zaten onlar, bize kulluk etmiyorlardı." dediler.
Üzerlerine (azab) sözü hak olanlar derler ki: "Rabbimiz, işte bizim azdırıp saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da değillerdi."
(O gün) aleyhlerinde söz hak olanlar (şöyle) demişdir (diyecekdir): "Ey Rabbimiz, işte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz nasıl azmışsak onları da öylece azdırdık. Uzaklaşdık, sana (döndük. Zaten) onlar bize tapmıyorlardı".
Aleyhlerine hüküm gerçekleşen kimseler: Rabbımız; işte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz nasıl azmışsak onları da öylece biz azdırdık. Onlardan uzaklaşıp sana geldik, zaten onlar bize tapmıyorlardı, derler.
(62-67) O gün, iddia etmiş olduğunuz (zeame) ortaklarınız nerede denilerek onlara seslenilecek , söz üzerlerine gerçekleşecek olanlar diyecekler ki Rabbimiz İşte bunlar bizim azdırdıklarımız, kendimizi azdırdığımız gibi onları da azdırdık, sonra da sana sığındık , onlar bizlere tapıyor değildiler , d enilecek ki ortaklarınızı çağırın , onlar da çağ rıda bulunacaklar, kendilerine cevap vermeyecekler / icabet etmeyecekler ve azabı görecekler, keşke hidayete ermiş olsalardı . O gün gönderilenlere / resullere size ne cevap ve rildi diye sorularak seslenilecek. O gün artık haber almaları kapanmıştır birbirlerine de bir şey soramazlar. Her kim ki tövbe eder, iman eder ve salih amel işlerse kurtuluşa erenlerden / felah bulanlardan olması umulur.
Haklarında azap sözü gerçekleşmiş olanlar; “Rabbimiz! İşte azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık. Şimdi ise onlardan uzaklaşarak sana geldik. Zaten onlar, bize de ibadet etmiyorlardı.” dediler.
(Azab) söz(ü) üzerlerine hak olanlar: "Rabbimiz, azdırdıklarımız şunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. (Biz azdık, onlar da bize uydular. Onların yaptıklarından) uzak olduğumuzu, (bu hususta bizim suçumuz olmadığını) sana arz ederiz. Zaten onlar bize tapmıyorlardı (kendi arzularına tapıyorlardı)." derler.
Cezayı hak etmiş olanlar derler ki: "Rabbimiz! Bunlar bizim hayallere daldırdığımız kimselerdir; kendimiz nasıl hayallere daldıysak onları da öyle hayallere daldırdık. Şimdi onlarla ilişiğimizi kesip sana yöneldik. Zaten onlar bize kulluk etmiyorlardı ki dipnot 1 !"
Cezayı hak edenler diyecekler ki: "Rabbimiz! Bunlar, hayallere daldırdığımız kimselerdir; tıpkı bizim daldığımız gibi daldırdık. Onlardan ilişkimizi kesip sana yöneldik. Zaten kulluk ettikleri yalnız biz değildik".
Haklarında (azap) sözü gerçekleşmiş olanlar: Rabbimiz! İşte azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan beri olduk/uzaklaştık, sana geldik. Zaten onlar bize de ibadet etmiyorlardı, dediler.
Hüküm aleyhlerinde gerçekleşmiş olanlar: -Rabb'imiz, işte azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaştık, sana geldik. Zaten onlar bize de kulluk etmiyorlardı, dediler.
Üzerlerine hüküm hak olanlar şöyle diyecekler: "Rabbimiz, azdırdıklarımız işte şunlar! Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzak olduğumuzu sana arz ediyoruz. Zaten onlar sadece bize kulluk/ibadet etmiyorlardı ki!.."
And there, those whose destiny as losers has been fulfilled shall say: "O Allah, our Creator", "it is these whom we led astray and caused to deviate in mind" "We caused them to deviate in purpose as we deviated in mind. We repudiate them and denounce them in Your August presence. In fact it was not us they really worshipped!"
and those [ringleaders] against whom the verdict will be passed will say, ‘Our Lord, these are the ones we caused to deviate. We caused them to deviate as we ourselves deviated, but now we disown them before You: they did not really serve us.’
Those against whom the charge will be proved, will say: "Our Lord! These are the ones whom we led astray: we led them astray, as we were astray ourselves: we free ourselves (from them) in Thy presence: it was not us they worshipped."
Those against whom the Word will be realised dipnot 1 will say: "Our Lord, these are the ones whom we led astray just as we ourselves strayed. We absolve ourselves before You of all blame. dipnot 2 It was not us that they worshipped." dipnot 3
Those against whom the Word has been justly carried out will say, ‘Our Lord, those people we misled, we only misled them as we too were misled. We declare our innocence to You. It was not us they were worshipping!’
Those about whom the Word will have come true (to be punished) will say: "Our Lord! These are they whom we led astray. We led them astray, as we were astray ourselves. We declare our innocence (from them) before You. It was not us they worshipped."
Those against whom the word had become due will say, ‘Our Lord! These are the ones whom we have perverted. We perverted them as we were perverse ourselves. We plead for non-liability before You: it was not us that they worshipped.’
(Thus) those who have been doomed to condemnation will say, `Our Lord! these are the people whom we led astray, we led them astray even as we had gone astray ourselves. (Now we declare before You that) we have nothing to do with them and we turn to You. It was not us that they worshipped.'
Those against whom the Word is realized they shall say, 'Our Lord, those whom we perverted, we perverted them even as we ourselves erred. We declare our innocence unto Thee; it was not us that they were serving.'
Those who had introduced alternative ideologies [and were literally taken to the Heaven by their followers] would speak up and confess: "Our Lord, we misled them [with our opinionated thoughts] for the simple reason that we were misled ourselves. Now [that we know the truth,] we throw ourselves at Your mercy; our fans did not literally worship us."
And those against whom the sentence is due shall say, 'Our Lord! these are those whom we have seduced; we seduced them as we were seduced ourselves: but we clear ourselves to thee;- they,did not worship us!'
Those who have deserved the retribution will say, "Our Lord, these are the ones we misled; we misled them only because we ourselves were misled. We seek to absolve ourselves to You, it was not us that they served."
And they upon whom the sentence of damnation shall be justly pronounced, shall answer, these, O Lord, are those whom we seduced; we seduced them as we also had been seduced: But now we clearly quit them, and turn unto Thee. They did not worship Us, but their own lusts.
And on the Day when He will call them and say, "Where are My partners which you imagined?"
The ones against whom the Word (Literally: the Saying) came true will say, "Our Lord, these are the ones whom we have misguided; we misguided them even as we ourselves were misguided. We declare quit (i.e., We are not responsible for their being misguided) to You; in no way was it us that they were worshiping."
Those concerning whom the Word will have come true will say: Our Lord! These are they whom we led astray. We led them astray even as we ourselves were astray. We declare our innocence before Thee: us they never worshipped.
Those against whom the sentence is justified will say: "O Lord, these are those we had led astray as we had ourselves gone astray. We clear ourselves before You: They never worshipped us."
[whereupon] they against whom the word [of truth] shall thus stand revealed will exclaim: O our Sustainer! Those whom we caused to err so grievously, we but caused to err as we ourselves had been erring. We [now] disavow them before Thee: it was not us that they worshipped!"
Those ˹misleaders˺ against whom the decree ˹of torment˺ is justified will cry, "Our Lord! These ˹followers˺ are the ones we caused to deviate. We led them into deviance, for we ourselves were deviant. We disassociate ourselves ˹from them˺ before You. It was not us that they used to worship."
Those who have deserved the retribution will Say: "Our Lord, these are the ones we misled; we misled them only because we ourselves were misled. We seek to absolve ourselves to You, it was not us that they worshipped."
Those who incurred the judgment will say, "Our Lord, these are the ones we misled; we misled them only because we ourselves had gone astray. We now devote ourselves totally to You. They were not really worshipping us."
Those upon whom the word will have come into effect will say, "Our Lord, these are the ones we led to error. We led them to error just as we were in error. We declare our disassociation [from them] to You. They did not used to worship us."
Those upon whom the word has become binding will say: “Our Lord: these are they whom we caused to err. We caused them to err even as we ourselves did err. We declare our innocence to Thee; it was not us that they served.”
Those against whom the charge will be proved, will say, "Our Lord! These are the ones we misled. We misled them only because we were astray ourselves. We now disown them before you. It was not us they worshiped."
Those against whom the charge will be proved, will say: "Our Lord! These are the ones whom we led astray: Because we were astray ourselves: We free ourselves (from them) in Your Presence: They did not worship us. "
Those against whom the word will come true will say, "Our Lord, these are the ones whom we led astray. We led them astray as we ourselves went astray. We negate before you our responsibility (in respect of them); it was not we whom they worshipped."
Those who have deserved the retribution will say: "Our Lord, these are the ones we misled; we misled them only because we ourselves were misled. We seek to absolve ourselves to You, it was not us that they worshipped."