Diyanet İşleri
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.
Kasas suresi
Kasas suresi, 80. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ وَيْلَكُمْ ثَوَابُ ٱللَّهِ خَيْرٌ لِّمَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا وَلَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلصَّٰبِرُونَ
veḳâle-lleẕîne ûtü-l`ilme veyleküm ŝevâbü-llâhi ḫayrul limen âmene ve`amile ṣâliḥâ. velâ yüleḳḳâhâ ille-ṣṣâbirûn.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kārûn Kasas 76–84 3
"Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez."
Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
Karun, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Karun'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.
Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.
İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
80. Bu gruba karşılık “kendilerine ilim verilenler ise” yani varlığın hakikatini bilenler, diğerleri dünyanın dış görünüşüne bakarken kendileri iç yüzüne bakanlar, kendi hallerinden yakınan ve bundan dolayı Kârûn’un halinin bir benzerinin kendilerinin olmasını temenni eden kimselerin söyledikleri sözleri reddederek ve bundan dolayı da hallerine acıyarak “dediler ki: Yazık size! İman edip salih amel işleyenler için” şu sizin temenni edip arzuladığınız şeylere oranla “Allah’ın” dünyada O’na ibadetin lezzeti, O’nu sevmek, O’na yönelmek, O’nun gösterdiği hedeflere koşmak gibi dünyevi, ahirette de içinde canların çektiği, gözlerin zevk aldığı her şey bulunan cennetteki uhrevi “mükafatı”, sizin bu temenni ettiğiniz ve arzuladığınız şeylerden “daha hayırlıdır.” İşte işin gerçeği budur.
ncak bu gerçeği bilen herkes bu gerçeğe yönelmez. Böyle bir şeye kavuşma muvaffakiyetini elde edenlerin kim olduğuna gelince “ona da ancak sabredenler kavuşturulur.” Kendilerini Allah’a itaate adayan, masiyetlerinden uzak duran, acı ve ızdırap verici takdirlere karşı sabreden, dünyanın çekiciliklerine ve arzularına karşı direnerek dünyanın kendilerini Rablerine yönelmekten alıkoyamadığı, kendileri ile yaratılış maksatları arasına engel olarak giremediği kimseler bu noktaya ulaşabilirler. İşte böyleleri, Allah’ın vereceği mükâfatları dünyanın fani mükâfatlarına tercih ederler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendilerine ilim verilmiş olanlar Karun’u ihtişamı içinde görüp ashabının da onun için ne söylediklerini işitince şöyle dediler: “Sizlere yazıklar olsun! Yüce Allah’ın kendisine iman edenlere ve salih ameller işleyenlere ahirette vereceği mükâfat ve hazırladığı nimetler Karun’a verilmiş olan dünya süslerinden daha hayırlıdır. Bu sözleri söylemeye ve gereğiyle amel etmeye, Allah’ın katındaki mükâfatları dünyada bulunan geçici süslere tercih etmeye sabır gösterenden başkası muvaffak olmaz.''
Aynı kıssa: Kārûn
Şüphesiz Karun, Musa'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler…
Aynı kıssa: Kārûn
"Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde…
Aynı kıssa: Kārûn
Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Hayır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Hayır
Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Hayır
"Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış, bir kısmı da inanmamışsa, artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O,…
Aynı kök: ثوب (28 geçiş) · Ortak kavram: Hayır
Eğer onlar iman edip Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı, Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı.…
Aynı kök: ثوب (28 geçiş) · Ortak kavram: Hayır
İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah'a mahsustur. O'nun mükafatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle demişlerdi: "Yazıklar olsun size! İman edip iyi iş(ler) yapan için Allah'ın (vereceği) ödül hayırlı olandır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulabilir."
Fakat bilgi ve bilginin amacını kavrama yeteneğiyle donatılmış olanlar da; "Yazıklar olsun size! İman eden ve Allah'ın razı olduğu iş işleyen kimselere Allah'ın verdiği ödül daha hayırlıdır; ama ona sabredenlerden başkası kavuşamaz!" derlerdi.
Kendilerine doğru, güvenilir bilgi bahşedilmiş olanlarsa: "Yazıklar olsun size!" derlerdi, (Bilmiyor musunuz ki,) gerçekten inanmış olan, dürüst ve erdemli davranışlarda bulunan kimseler için Allah'ın tasvip ettiği şeyler daha hayırlıdır; ama şüphesiz, böyle bir nimete güçlüklere göğüs geren kimselerden başkası erişemez".
Kendilerine ilim verilenler ise dedi ki: "Yazıklar olsun size! İman edip imanının gereğini uygulayanlara, Allah'ın vereceği karşılık daha hayırlıdır. . . Ona da ancak sabredenler kavuşturulur!"
Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size, Allah'ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz" dediler.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: Yazıklar olsun size! İman edip salih ameller işleyenlere göre Allah'ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.
Kendilerine bilgi verilmiş olanlar ise şöyle dediler: "Yazıklar olsun size; inanmış olarak erdemli edimler yapan kimse için, Allah'ın ödülü daha iyidir. Dirençli olanlardan başkası, zaten buna eriştirilmez!"
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: "Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın sevabı/nimeti daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir."
Kendilerine bilgi verilmiş olanlar, "Yazık size, gerçeği onaylayan ve erdemli davranan için ALLAH'ın ödülü daha iyidir" dediler. Buna ancak sabredenler kavuşturulur.
Kendilerine bilgi verilmiş olanlar, 'Yazık size, inanan ve erdemli davranan için ALLAH'ın ödülü daha iyidir,' dediler. Buna ancak sabredenler kavuşturulur.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: "Yazıklar olsun size! Allah'ın sevabı, iman edip iyi işler yapanlar için daha hayırlıdır. Ona ise sadece sabredenler kavuşturulur." dediler.
Kendilerine ılim verilmiş olanlar ise yazıklar olsun size dediler: Allahın sevabı iyman edip salah ile çalışan kimseler için daha hayırlıdır, ona ise ancak sabredenler kavuşdular
İlim verilmiş olanlar: dipnot 1 "Size yazıklar olsun! İman eden ve salihatı dipnot 2 yapan kimselere Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden dipnot 3 başkası kavuşamaz." dediler.
İlim verilmiş olanlar dipnot 1 : "Size yazıklar olsun! İnanan ve salihatı dipnot 2 yapan kimselere Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden dipnot 3 başkası kavuşamaz." dediler.
İlim verilenler dipnot 1 : "Size yazıklar olsun! İnanan ve salihatı dipnot 2 yapan kimselere Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden dipnot 3 başkası kavuşamaz." dediler.
Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size, Tanrı'nın sevabı inanan ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz" dediler.
Kendilerine ilim verilenler de (şöyle) dedi: "Yazıklar olsun size. Allahın sevabı iman ve iyi amel (ve hareket) eden kimseler için daha hayırlıdır. Buna da sabr (ve sebat) edenlerden başkası kavuşdurulamaz".
Kendilerine bilgi verilmiş olanlar da şöyle demişti: Yazıklar olsun size Allah'ın mükafatı, iman edip salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.
(76-84) Muhakkak ki Karun Musa kavmindendi, onlara karşı azıttı, Ona hazineler / servetler vermiştik, öyleydi ki anahtarlarını kuvvetlice bir kalabalık (usbe) ancak taşırdı, (Servet insan ilişkisi at süvari ilişkisi gibidir) Bir vakit kavmi ona demişti ki şımarıklık içinde olma / ferahlanma Allah şımaranları / ferahlananları sevmez, Allah’ın ahiret yurdunda vereceklerinin peşinden koş, dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana güzelce verdiği gibi sende güzelce ver / ihsanda bulun, Arzda bozuculuğun / ifsadın peşinde koşma, Allah bozguncuları sevmez. Karun dedi ki yanımdaki ilim sayesinde o bana verildi, peki gerçekten bilmiyor mu ki önceki nesilleri helak ettiğimizi , onlar ki kuvvetçe ondan daha şiddetli, topluluk olarak daha fazla idiler, suçlulara günahlarından sorulmaz / sual olunmaz. Karun, servetiyle süslenerek kavminin karşısına çıktı ve dünya hayatını dileyenler / murat edenler dedi ki keşke Karun’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi ya, o kocaman bir haz / pay içerisindedir. İlim verilenler ise dediler ki yazıklar olsun size Allah ’ın sevabı Allaha inanan ve salih amel işleyenler için daha hayırlıdır. Onunla da / sevapla da ancak sabırlılar buluşur / kavuşur. Onu ve yerdeki yurdunu yerin dibine geçirdik, Allah’tan başka ona yardım edebilecek bir adam dahi yoktu, o, yardım edilenlerden olmadı, dün onun yerinde olmayı umanlar şöyle d er hale geldiler , vay be d emek ki Allah kullarından istediğine rızkı seriyor / bol bol veriyor ya da kısabiliyor, eğer Allah’ın ihsanı olmasaydı kesin biz de yerin dibine batmıştık , vay be demek ki kafirler kurtulmuyorlar / iflah olmuyorlar. İşte bu ahiret yurdu , biz onu, arzda büyüklenme ve bozgun muradı olmayanlara yaptık, netice / akıbet korunanlarındır, kim güzel işlerle gelir ise ondan daha hayırlısı onundur, kim de kötülükle gelirse ona da yaptığı kötülük kadar ceza verilir.
Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size! İman eden ve salih amel işleyenler için Allah’ın sevabı çok daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşur." demişlerdi.
Kendilerine bilgi verilmiş olanlar ise: "Yazık size, dediler, inanan ve iyi iş yapan kimse için Allah'ın sevabı daha hayırlıdır. Buna ancak sabredenler kavuşturulur."
ٍİlim sahibi olanlar ise şöyle dediler: "Yazık size! Allah'ın, inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara vereceği karşılık daha iyidir. Buna da ancak sabırlı olanlar /duruşunu bozmayanlar ulaştırılır dipnot 1 ."
Kendilerine ilim verilenler de şöyle dediler: "Yazık size! Allah'ın, inanan ve iyi işler yapanlara vereceği karşılık daha iyidir. O da sabırlı olanlardan başkasına verilmez."
Kendilerine ilim verilenler ise: Yazıklar olsun size! İman eden ve salih amel yapanlar için Allah’ın sevabı çok daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşur, demişlerdi.
Kendilerine ilim verilenler ise: -Yazıklar olsun size, iman eden ve doğruları yapanlar için Allah'ın sevabı daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşur, demişlerdi.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar şöyle demişti: "Yazıklar olsun size! İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapan kişi için Allah'ın vereceği karşılık daha üstündür. Ama buna, sadece sabredenler ulaştırılır."
Whereas those gifted with divine and spiritual knowledge exclaimed: "Woe betide you -people of vanities-", "the reward conferred by Allah Hereafter is infinitely better for those whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues and their deeds wisdom and piety, a status attained only by the patient who exercise forbearance under provocation, bear with others their faults and limitations and sit like patience on a monument smiling at grief. "
but those who were given knowledge said, ‘Alas for you! God’s reward is better for those who believe and do good deeds: only those who are steadfast will attain this.’
But those who had been granted (true) knowledge said: "Alas for you! The reward of Allah (in the Hereafter) is best for those who believe and work righteousness: but this none shall attain, save those who steadfastly persevere (in good)."
But those endowed with true knowledge said: "Woe to you. The reward of Allah is best for those who believe and act righteously. But none except those who are patient shall attain to this." dipnot 1
But those who had been given knowledge said, ‘Woe to you! Allah’s reward is better for those who have iman and act rightly. But only the steadfast will obtain it.’
But those who had been given (religious) knowledge said: "Woe to you! The Reward of Allâh (in the Hereafter) is better for those who believe and do righteous good deeds, and this none shall attain except those who are As-Sâbirûn (the patient in following the truth)."
Those who were given knowledge said, ‘Woe to you! Allah’s reward is better for someone who has faith and acts righteously, and no one will receive it except the patient. ’
But the men of knowledge said, `Woe to you! The reward which Allâh has for those who believe and do good deeds is much better (than all this), but it shall be granted only to those who are patiently persevering. '
But those to whom knowledge had been given said, 'Woe upon you! The reward of God is better for him who believes, and works righteousness; and none shall receive it except the steadfast. '
Those who were knowledgeable said: "Shame on you; God’s blessing is far superior than your wealth and only those who choose to believe, do good deeds and are patient will earn it. "
But those who had been given knowledge said, 'Woe to you! the reward of God is better for him who believes and does right; but none shall meet with it except the patient.
Those who were blessed with knowledge said, "Woe to you! The reward from God is far better for those who acknowledge and promote reforms. None attains it except the steadfast."
But those on whom knowledge had been bestowed, answered, alas for you! The reward of God in the next life, will be better unto him who shall believe and do good works: But none shall attain the same, except those who persevere with constancy.
And he went out amongst the people in his pomp. Those who desired the life of this world said, "O would that we had the like of what Qarun has been given! Verily, he is lord of mighty fortune!"
And the ones to whom knowledge was brought said, "Woe to you! The requital of Allah is more charitable (i. e., better) for him who believes and does righteousness; and none will be granted (Literally: made to receive) except the patient.
But those who had been given knowledge said: Woe unto you! The reward of Allah for him who believeth and doeth right is better, and only the steadfast will obtain it.
But those who knew better, said: "Alack-a-day! God's guerdon is better for those who believe and do the right. Only those who persevere will receive it."
But those who had been granted true knowledge said: "Woe unto you! Merit in the sight of God is by far the best for any who attains to faith and does what is right: but none save the patient in adversity can ever achieve this [blessing]. "
But those gifted with knowledge said, "Shame on you! Allah’s reward is far better for those who believe and do good. But none will attain this except the steadfast."
And those who were blessed with knowledge said: "Woe to you! The reward from God is far better for those who believe and do good works. And none attains it except the steadfast."
As for those who were blessed with knowledge, they said, "Woe to you, GOD's recompense is far better for those who believe and lead a righteous life." None attains this except the steadfast.
But those who had been given knowledge said, "Woe to you! The reward of Allah is better for he who believes and does righteousness. And none are granted it except the patient."
But those given knowledge said: “Woe to you! The reward of God is better for him who believes and works righteousness”; and none is granted it save the patient.
But those who knew better said, "Woe unto you! Merit in the Sight of Allah is far better for anyone who believes and works for equity among people. (The real wealthy is one who believes in Divine Laws, helps the needy, and creates balance in the society). This reward is reserved for those who do not fall for instant gains, and work hard steadfastly."
But those who had been given (true) knowledge said: "Sorrow for (woe unto) you! The reward of Allah (in the Hereafter) is best for those who believe and act righteousness: But this no one will get, except those who continuously persevere (in good). "
And said those who were given knowledge, "Woe to you, Allah’s reward is much better for him who believes and acts righteously. But this is given to none but to those who observe restraint."
And those who were blessed with knowledge said: "Woe to you! The reward from God is far better for those who believe and do good work. And none attains it except the steadfast."