Diyanet İşleri
"Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk."
Cin suresi
Cin suresi, 5. ayet. وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا
veennâ żanennâ el len teḳûle-l'insü velcinnü `ale-llâhi keẕibâ.
"Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri Cin 1–15 3
(1-2) (Ey Muhammed!) De ki: "Bana cinlerden bir topluluğun (Kur'an'ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: "Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur'an dinledik de ona inandık. Artık, Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız."
"Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir; ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk."
"Demek bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş."
"Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk."
"Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı."
"Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."
"Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
5. “Halbuki biz insanların da cinlerin de Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık.” Yani bizler, bundan önce aldanmışız. Cin ve insanların ileri gelenleri, efendileri bizi aldattılar. Biz onlara hüsn-ü zan beslemiş, onların Allah’a karşı yalan söyleme cesaretini göstermeyeceklerini zannetmiştik. Bundan dolayı önceden biz onların yolundan giderdik. Bugün ise hak, bizim için açıklık kazandığına göre artık hakkın yolunu izlemeye koyulduk, ona boyun eğdik. Hidâyete aykırı, onunla bağdaşmayan hiçbir kimsenin sözüne artık aldırış etmiyoruz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz biz, O'nun hanımının ve çocuğunun olduğunu iddia ettikleri zaman; insan ve cinlerden olan müşriklerin yalan söylemediklerini zannettik. Biz de onları taklit ederek sözlerini tasdik ettik.
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Cennet
Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan
Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan
Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Aynı kök: انس (97 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin…
Aynı kök: انس (97 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: "Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız." Onların insanlardan…
Aynı kök: انس (97 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
(O gün Allah, şöyle diyecektir:) "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran…
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Ortak kavram: Cennet
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz hiçbir insan ve cinin Allah hakkında yalan söylemeyeceğini sanmıştık.
Halbuki biz, ne insanların ne de cinlerin Allah'a iftira edeceğine asla ihtimal vermezdik."
ve ne insanın ne de (hiçbir) görünmez gücün Allah hakkında yalan uydurmayacağını düşün(mekte yanılmış)tık.
"Biz gerçekten, ins ve cin Allah hakkında asla yalan söylemez, diye zannetmiştik. "
"Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah'a karşı asla yalan söylemiyeceklerini sanmıştık."
Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler, sanmıştık.
"Aslında, insanların ve cinlerin, Allah hakkında yalanlar söylemeyeceklerini sanıyorduk!"
"Biz, insanları ve cinleri Allah hakkında asla yalan söylemezler sanmıştık."
"İnsanların ve cinlerin ALLAH'a karşı yalan uyduramayacaklarını sanmıştık."
'İnsanların ve cinlerin ALLAH'a karşı yalan uyduramıyacaklarını sanmıştık.'
Doğrusu biz insanları ve cinleri Allah'a karşı asla yalan söylemez sanmışız.
Ve doğrusu biz, İns ü Cinn Allaha karşı asla yalan söylemez sanmışız
"Doğrusu biz insin ve cinnin dipnot 1 Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerine inanıyorduk."
"Doğrusu biz insin ve cinnin dipnot 1 Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerine inanıyorduk."
Doğrusu biz "ins"in ve "cinn"in dipnot 1 Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerine inanıyorduk.
"Oysa biz, insanların ve cinlerin Tanrı'ya karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık."
"Gerçek biz de insan (olsun), cin (olsun) Allaha karşı (hiçbiri) asla yalan söylemez, sanmıştık."
Doğrusu öyle zannettik ki; insanlar ve cinnler Allah'a karşı asla yalan söylemezler.
(1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.
“Biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan söylemeyeceklerini zannederdik."
Biz insanların ve cinlerin, Allah'a karşı yalan söylemeyeceklerini sanmıştık (onun için o beyinsizin sözüne uymuştuk),
Oysa biz, insanların da cinlerin de Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini zannederdik dipnot 1 .
Biz sanıyorduk ki insanlar ve cinler, Allah'a karşı yalan söyleyemezler.
Biz de, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan söylemeyeceklerini zannederdik.
Biz de, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan söylemeyeceklerini zannederdik.
"Biz sanmıştık ki, ne insanlar ne de cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler."
"Nor could we conceive that among the men and the Jinn there would be those who are that wicked as to relate to Allah falsehood".
although we had thought that no man or jinn would [dare to] tell a lie about Him.
'But we do think that no man or spirit should say aught that untrue against Allah.
and that "we had thought that men and jinn would never speak a lie about Allah", dipnot 1
We did not think it possible for either man or jinn to tell a lie against Allah.
‘And verily, we thought that men and jinn would not utter a lie against Allâh.
Indeed we thought that humans and jinn would never utter any falsehood concerning Allah.
"And (we acknowledge) that (we believed in them because) we never thought that men and jinn could ever possibly utter a lie about Allâh.
and we had thought that men and jinn would never speak against God a lie.
"The Jinns admit that it is a sin for a Jinn or a man to fabricate a lie against God. "
"'And we thought that men and ginn would never speak a lie against God.
"We had thought that neither people nor the Jinn would ever utter a lie against God."
But we verily thought that neither man nor genius would by any means have uttered a lie concerning God.
"And lo! We thought (or think) that men and jinn did not (or ought not to) utter a lie against Allah:
And that we surmised that humankind and the jinn would never speak against Allah a lie.
And lo! we had supposed that humankind and jinn would not speak a lie concerning Allah -
We had in fact thought that men and jinns would never speak a lie about God,
and that [we were mistaken when] we thought that neither man nor [any of] the invisible forces would ever tell a lie about God.
We certainly thought that humans and jinn would never speak lies about Allah.
"And we had thought that neither mankind nor the Jinn would ever utter a lie against God. "
" 'We thought that neither the humans, nor the jinns, could possibly utter lies about GOD.
And we had thought that mankind and the jinn would never speak about Allah a lie.
“And that: ‘We had thought that the servi and the domini would not ascribe a lie to God.’
"And behold, we used to think that people, whether civilized or uncivilized, would never utter a lie about Allah. "
" ‘And verily, we do think that no man or spirit (among jinns') should say anything that is untrue against Allah.
and that we thought that the humans and the Jinn would never tell a lie about Allah, (therefore, we had followed them in shirk under this impression),
"And we had thought that neither mankind nor the Jinn would ever utter a lie against God."