Kehf suresi

Kehf suresi, 93. ayet

Kehf suresi, 93. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ ٱلسَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا

ḥattâ iẕâ belegae beyne-sseddeyni vecede min dûnihimâ ḳavmel lâ yekâdûne yefḳahûne ḳavlâ.

Diyanet İşleri

İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 90–96 · surenin 93. ayeti / 110
  1. Kehf 90

    Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.

  2. Kehf 91

    İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.

  3. Kehf 92

    Sonra yine bir yol tuttu.

  4. 93

    İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

  5. Kehf 94

    Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"

  6. Kehf 95

    Zülkarneyn, "Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi.

  7. Kehf 96

    "Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, "Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 92–93. ayetler için yazılmıştır.

92-93. “Sonra bir başka sebebi/yolu takip etti. Nihâyet iki dağ arasına ulaştığı zaman...” buyruğu ile ilgili olarak müfessirler şöyle der: O, doğudan kuzeye doğru yola koyuldu ve iki dağ arasına ulaştı. Bu iki dağ o dönemde bilinen meşhur yerlerdi. Burası denize ulaşıncaya kadar sağdan da soldan da zincirleme/sıra dağlar şeklinde idi. Bu sıra dağlar, Ye’cüc ve Me’cüc ile insanlar arasında bir set teşkil ediyordu. O, iki dağın beri tarafında da dillerinin yabancılığı, zihin ve kalplerinin de kavrayışsızlığı dolayısıyla hemen hemen hiçbir söz anlayamayan bir kavim buldu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yolculuğuna devam etti ve iki dağ arasında geçit gibi olan bir yere ulaştı. O iki dağın yanında hemen hemen başkalarının hiçbir sözünü anlamayan bir kavme rastladı.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. حَتَّىٰٓ hatta nihayet
  2. إِذَا iza ne zaman ki
  3. بَلَغَ belega ulaştı kök: بلغ
  4. بَيْنَ beyne arasına kök: بين
  5. ٱلسَّدَّيْنِ s-seddeyni iki sed kök: سدد
  6. وَجَدَ vecede buldu kök: وجد
  7. مِن min
  8. دُونِهِمَا dunihima onların dışında kök: دون
  9. قَوْمًۭا kavmen bir kavim kök: قوم
  10. لَّا la
  11. يَكَادُونَ yekadune neredeyse kök: كود
  12. يَفْقَهُونَ yefkahune hiç anlamayan kök: فقه
  13. قَوْلًۭا kavlen söz kök: قول

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سدد (6 geçiş) · Aynı kıssa: Zülkarneyn

    Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman…

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kafir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları)…

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.

  • Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Aynı kök: كود (24 geçiş)

    Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah'tandır"…

  • Aynı kök: سدد (6 geçiş)

    Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah'a karşı…

  • Aynı kök: سدد (6 geçiş)

    (70-71) Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonunda iki set (dağ) arasına ulaştığında onların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlayamayan bir toplum bulmuştu. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ülke de muhtemelen kuzeye doğru benzer bir ülke olabilir.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet iki set arasına ulaştığı zaman, onların arasında yaşayan bir topluluğa rastladı; konuştuğu dilden pek anlamıyorlardı.

Muhammed Esed

Ve derken, iki set arasında (bir yere) vardığında onların yamacında (yaşayan ve onun konuştuğu dilden) çok az şey anlayabilen bir kavme rastladı.

Ahmed Hulusi

Nihayet iki sed (set, dağ) arasına ulaştı. . . Orada neredeyse -hiçbir- uyarıyı değerlendirmeyecek halde bir kavim buldu.

Ali Bulaç

seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu.

Ali Özek ve heyeti

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.

Ali Rıza Safa

İki set arasına vardığında, onun önünde, söz anlamayan bir toplum buldu.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda iki set arasına varınca, bunların ötesinde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir topluluk buldu.

Edip Yüksel

İki seddin arasına varınca, ötesinde, nerdeyse söz anlamayan bir topluluk buldu.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İki seddin arasına varınca, ötesinde, nerdeyse söz anlamayan bir topluluk buldu

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet iki set arasına vardığı zaman, önlerinde neredeyse hiç söz anlamayan bir kavim buldu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ta iki sedd arasına vardığı vakit önlerinde bir kavm buldu ki hemen hemen söz anlayacak bir halde değil gibi idiler

Erhan Aktaş

Nihayet iki set arasına ulaştığı zaman, onların yanı başında neredeyse hiç söz anlamayan bir halkla karşılaştı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nihayet iki set arasına ulaştığı zaman, onların yanı başında neredeyse hiç söz anlamayan bir halkla karşılaştı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nihayet iki set arasına ulaştığı zaman, onların dışında, neredeyse hiç söz anlamayan bir toplumla karşılaştı.

Gültekin Onan

İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan (yefkahune) bir kavim buldu.

Hasan Basri Çantay

Nihayet iki dağ arasına ulaşdığı zaman onların önünde hemen hiç bir söz anlamaz bir kavm buldu.

İbni Kesir

En sonunda iki dağın arasına varınca; orada hemen hemen hiç bir söz anlamayan bir kavme rastladı.

Mehmet Alagaş

(83-98) Sana İki boynuzludan / zülkarneyn’den sorarlar, de ki size onu ve onla ilgili hatıraları okuyacağım, arzı ona mekân yaptık her şeyi bir sebeple ona verdik , O da bir sebebe uydu / tabi oldu , güneşin battığı yere ulaştığında siyah balçıktan / çamurlu bir gözenin içinde onun / güneşin battığını gördü (gün batımı gözeye aksetmiş) ve gözenin yanında da bir kavim buldu, Ona, Ey Zülkarneyn ya bu kavmi azaba uğratırsın yahut onları güzellikle elde edersin dedik. O da kim zulmediyorsa ona azap ederiz, sonrasında da Rabbine geri gönderilir, O’da nasıl olacağı belirsiz bir azapla onlara azap eder dedi, Kim iman eder de ıslah edici amel işlerse ona güzel bir karşılık vardır , O’na işlerimizden / emirlerimizden kolay olanı söyleyeceğiz , sonra bir sebebe uydu / tabi oldu güneşin doğduğu yere ulaştığındaysa orada bir kavmin üzerine güneşi doğarken buldu, O kavmin güneşine karşı herhangi bir koruyucu siper yapmamıştık, Onun katında olanı her şeyi kuşatmıştık, her şeyden haberimiz vardı, sonra bir sebebe uydu / tabi oldu sonra iki set arasına vardığı zaman, iki setin dışında kalan, söz dahi anlamayan durumda ki bir kavmi buldu, dediler ki Ey Zülkarneyn, gerçekten Ye’cüc ve Me’cüc arzda bozgunculuk çıkarıyorlar, sana onlarla bizim aramızda set yapman karşılığında bir haraç versek olur mu? Rabbimin beni içinde bulundurduğu imkanlar daha hayırlıdır dedi. Bana güç / kuvvet ile yardım edin , bende onlarla sizin aranızda bir sur / radmen yapayım, bana demirin cevherlerini getirin, iki dağın arası yamaçlar, demir cevherleri ile dolarak eşitlenince körükleyin / üfürün dedi, kor haline / nar haline gelince de bana bakır getirin üzerine dökeyim dedi, artık onun arkasına geçmeye de yahut delmeye de güçleri yetmez , dedi ki bu Rabbimden bir esirgemedir / rahmettir, Rabbimin vaadi geldiğindeyse onu dümdüz edecektir, Rabbinin vaadi haktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Nihayet iki dağ arasına ulaştığı zaman, önlerinde hemen hemen hiçbir söz anlamayan bir kavme rastladı.

Süleyman Ateş

Nihayet iki sed arasına ulaşınca onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu.

Süleymaniye Vakfı

İki seddin arasına varınca setlerin alt tarafında, söylenenleri neredeyse hiç anlamayan bir topluluğa rastladı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O iki barajın arasına varınca onların aşağısında söylenen sözü neredeyse hiç anlamayan (anlayışı kıt) bir topluluğa rastladı.

Şaban Britch

Sonunda iki dağ arasında, hemen hemen hiçbir söz anlamayan bir kavme rastladı.

Şaban Piriş

Sonunda iki dağ arasında, hemen hemen hiçbir söz anlamayan bir kavme rastladı.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, iki set arasına ulaştı. Setler arasında öyle bir topluluk buldu ki neredeyse söz anlamıyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Until he reached a stretch of territory towered by two barriers -probably mountains- beneath which he found a people who could hardly understand a foreign word or language.

Abdul Haleem

then, when he reached a place between two mountain barriers, he found beside them a people who could barely understand him.

Abdullah Yusuf Ali

Until, when he reached (a tract) between two mountains, he found, beneath them, a people who scarcely understood a word.

Abul A'la Maududi

until when he reached a place between the two mountains, dipnot 1 he found beside the mountains a people who scarcely understood anything. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The "two mountains" must have been parts of that mountain range which runs between the Caspian Sea and the Black Sea as stated in (Ayat 96). This must be so because beyond them was the territory of Gog and Magog.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, it was difficult to communicate with them: their language was almost foreign to Zul-Qarnain and his companions, and, as they were quite barbaric, none could understand their language, nor were they acquainted with any foreign language.

Aisha Bewley

until he arrived between the two mountains where he found a people scarcely able to understand speech.

Al-Hilali & Khan

Until, when he reached between two mountains, he found, before (near) them (those two mountains), a people who scarcely understood a word.

Ali Quli Qarai

When he reached [the place] between the two barriers, he found between them a people who could hardly understand a word.

Amatul Rahman Omar

So that when he reached a place (- Derbent) between two barriers (on one side the Caspian Sea and on the other the Caucasian mountains) he found in their vicinity a people who could hardly understand speech (in his Persian language).

Arthur John Arberry

until, when he reached between the two barriers, he found this side of them a people scarcely able to understand speech.

Bijan Moeinian

whose inhabitants barely understood a word.

E. Henry Palmer

until when he reached the point between the two mountains, he found below them both a people who could scarcely understand speech.

Edip-Layth

Until he reached the area between the two barriers, he found no one beside it except a people who could barely understand anything said.

George Sale

until he came between the two mountains; beneath which he found certain people, who could scarce understand what was said.

Hamid S. Aziz

Then he followed still another way,

Mahmoud Ghali

Until, when he reached between the two barriers, he found close to them a people who almost did not comprehend speech.

Marmaduke Pickthall

Till, when he came between the two mountains, he found upon their hither side a folk that scarce could understand a saying.

Mohamed Ahmed - Samira

Till he reached a place between two mountains, and found this side of it a people who understood but little of what was spoken.

Muhammad Asad

[And he marched on] till, when he reached [a place] between the two mountain-barriers, he found beneath them a people who could scarcely understand a word [of his language].

Mustafa Khattab

until he reached ˹a pass˺ between two mountains. He found in front of them a people who could hardly understand ˹his˺ language.

Progressive Muslims

Until he reached the area between the two barriers, he found no one beside it except a people who could barely understand anything said.

Rashad Khalifa

When he reached the valley between two palisades, he found people whose language was barely understandable.

Sahih International

Until, when he reached [a pass] between two mountains, he found beside them a people who could hardly understand [his] speech.

Sam Gerrans

When he had reached between the two barriers, and found besides them a people scarcely understanding speech,

Shabbir Ahmed

When he reached the valley between two mountain ranges, he found people whose language was barely understandable to him.

Syed Vickar Ahamed

Until, when he reached (a valley) between two mountains, he found, beneath them, a (primitive) people who did not understand a word.

Taqi Usmani

until when he reached between the two mountains, he found by them a people who were almost unable to understand anything said.

The Monotheist Group

Until he reached the area between the two barriers, he found no one besides them except a people who could barely understand anything said.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 93. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 93. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 93. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩