Kehf suresi

Kehf suresi, 92. ayet

Kehf suresi, 92. ayet. ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

ŝümme etbe`a sebebâ.

Diyanet İşleri

Sonra yine bir yol tuttu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 89–95 · surenin 92. ayeti / 110
  1. Kehf 89

    Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.

  2. Kehf 90

    Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.

  3. Kehf 91

    İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.

  4. 92

    Sonra yine bir yol tuttu.

  5. Kehf 93

    İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

  6. Kehf 94

    Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"

  7. Kehf 95

    Zülkarneyn, "Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 92–93. ayetler için yazılmıştır.

92-93. “Sonra bir başka sebebi/yolu takip etti. Nihâyet iki dağ arasına ulaştığı zaman...” buyruğu ile ilgili olarak müfessirler şöyle der: O, doğudan kuzeye doğru yola koyuldu ve iki dağ arasına ulaştı. Bu iki dağ o dönemde bilinen meşhur yerlerdi. Burası denize ulaşıncaya kadar sağdan da soldan da zincirleme/sıra dağlar şeklinde idi. Bu sıra dağlar, Ye’cüc ve Me’cüc ile insanlar arasında bir set teşkil ediyordu. O, iki dağın beri tarafında da dillerinin yabancılığı, zihin ve kalplerinin de kavrayışsızlığı dolayısıyla hemen hemen hiçbir söz anlayamayan bir kavim buldu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra ilk iki sefer izlediği yoldan başka doğu ve batı arasında farklı bir yol tuttu.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra yine
  2. أَتْبَعَ etbea tuttu kök: تبع
  3. سَبَبًا sebeben bir yol kök: سبب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: سبب (11 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: سبب (11 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: سبب (11 geçiş)

    Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

  • Aynı kök: سبب (11 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

  • Aynı kök: سبب (11 geçiş)

    Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü…

  • Aynı kök: سبب (11 geçiş)

    Her kim ona (Muhammed'e) Allah'ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir…

  • Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…

  • Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonra (farklı) bir yol tutmuştu.

Mustafa İslamoğlu

Yeniden kendisini (amacına) ulaştıracak bir araca başvurdu.

Muhammed Esed

Ve o (böylece, doğru bir amaca ulaşmak için) bir kere daha, doğru aracı seçmiş oldu.

Ahmed Hulusi

Sonra (Zül-Karneyn) bir yolu daha kullandı.

Ali Bulaç

Sonra bir yol (daha) tuttu.

Ali Özek ve heyeti

Sonra yine bir yol tuttu.

Ali Rıza Safa

Sonra, yine bir yol tuttu.

Bayraktar Bayraklı

Sonra yine bir yol tutup gitti.

Edip Yüksel

Sonra yine bir yol tuttu.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra yine bir yol tuttu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra da başka bir sebebi takip etti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da diğer bir sebebi ta'kıb etti

Erhan Aktaş

Sonra bir sebebe tabi oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra bir sebebe tabi oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra bir sebebe tabi oldu.

Gültekin Onan

Sonra bir yol (daha) tuttu.

Hasan Basri Çantay

Sonra yine bir yol tutdu.

İbni Kesir

Sonra da bir yol tuttu.

Mehmet Alagaş

(83-98) Sana İki boynuzludan / zülkarneyn’den sorarlar, de ki size onu ve onla ilgili hatıraları okuyacağım, arzı ona mekân yaptık her şeyi bir sebeple ona verdik , O da bir sebebe uydu / tabi oldu , güneşin battığı yere ulaştığında siyah balçıktan / çamurlu bir gözenin içinde onun / güneşin battığını gördü (gün batımı gözeye aksetmiş) ve gözenin yanında da bir kavim buldu, Ona, Ey Zülkarneyn ya bu kavmi azaba uğratırsın yahut onları güzellikle elde edersin dedik. O da kim zulmediyorsa ona azap ederiz, sonrasında da Rabbine geri gönderilir, O’da nasıl olacağı belirsiz bir azapla onlara azap eder dedi, Kim iman eder de ıslah edici amel işlerse ona güzel bir karşılık vardır , O’na işlerimizden / emirlerimizden kolay olanı söyleyeceğiz , sonra bir sebebe uydu / tabi oldu güneşin doğduğu yere ulaştığındaysa orada bir kavmin üzerine güneşi doğarken buldu, O kavmin güneşine karşı herhangi bir koruyucu siper yapmamıştık, Onun katında olanı her şeyi kuşatmıştık, her şeyden haberimiz vardı, sonra bir sebebe uydu / tabi oldu sonra iki set arasına vardığı zaman, iki setin dışında kalan, söz dahi anlamayan durumda ki bir kavmi buldu, dediler ki Ey Zülkarneyn, gerçekten Ye’cüc ve Me’cüc arzda bozgunculuk çıkarıyorlar, sana onlarla bizim aramızda set yapman karşılığında bir haraç versek olur mu? Rabbimin beni içinde bulundurduğu imkanlar daha hayırlıdır dedi. Bana güç / kuvvet ile yardım edin , bende onlarla sizin aranızda bir sur / radmen yapayım, bana demirin cevherlerini getirin, iki dağın arası yamaçlar, demir cevherleri ile dolarak eşitlenince körükleyin / üfürün dedi, kor haline / nar haline gelince de bana bakır getirin üzerine dökeyim dedi, artık onun arkasına geçmeye de yahut delmeye de güçleri yetmez , dedi ki bu Rabbimden bir esirgemedir / rahmettir, Rabbimin vaadi geldiğindeyse onu dümdüz edecektir, Rabbinin vaadi haktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra bir yol tuttu.

Süleyman Ateş

Sonra yine bir yol tuttu.

Süleymaniye Vakfı

Sonra bir yolu daha takip etti.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra yine başka bir yol tuttu.

Şaban Britch

Sonra yoluna devam etti.

Şaban Piriş

Sonra yoluna devam etti.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra yine bir sebebi izledi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Again he purposefully lead the way.

Abdul Haleem

He travelled on;

Abdullah Yusuf Ali

Then followed he (another) way,

Abul A'la Maududi

Then he set out on another expedition

Aisha Bewley

Then he followed a path

Al-Hilali & Khan

Then he followed (another) way,

Ali Quli Qarai

Then he followed a means.

Amatul Rahman Omar

Then he launched out on (yet another) course (to the northern part of his empire, - to the territory between the Caspian Sea and the Caucasian Mountains).

Arthur John Arberry

Then he followed a way

Bijan Moeinian

Then he took another way and marched on till he reached a valley ….

E. Henry Palmer

Then he followed a way

Edip-Layth

Then he followed the means.

George Sale

And he prosecuted his journey from south to north,

Hamid S. Aziz

He left them as they were. And We comprehended fully the forces before him.

Mahmoud Ghali

Thereafter he followed up (another) means.

Marmaduke Pickthall

Then he followed a road

Mohamed Ahmed - Samira

He then followed (another) road

Muhammad Asad

And once again he chose the right means (to achieve a right end].

Mustafa Khattab

Then he travelled a ˹third˺ course

Progressive Muslims

Then he followed the means.

Rashad Khalifa

He then pursued another way.

Sahih International

Then he followed a way

Sam Gerrans

Then he went his way.

Shabbir Ahmed

And once again he chose the right means to achieve a right end. (North towards Caucasus.)

Syed Vickar Ahamed

Then he followed (yet another) way,

Taqi Usmani

Thereafter he followed a course

The Monotheist Group

Then he followed the means.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 92. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 92. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 92. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩