Bakara suresi

Bakara suresi, 59. ayet

Bakara suresi, 59. ayet. فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

febeddele-lleẕîne żalemû ḳavlen gayra-lleẕî ḳîle lehüm feenzelnâ `ale-lleẕîne żalemû riczem mine-ssemâi bimâ kânû yefsüḳûn.

Diyanet İşleri

Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 56–62 · surenin 59. ayeti / 286

Konu Tövbe, Allah'ı görme isteği, gölge ve kudret helvası Bakara 54–59 3

  1. Bakara 56

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

  2. Bakara 57

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

  3. Bakara 58

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz" demiştik.

  4. 59

    Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.

  5. Bakara 60

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. "Allah'ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın" demiştik.

  6. Bakara 61

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin" demiştiniz. O da size, "İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var" demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.

  7. Bakara 62

    Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır" (diye hükmedilmiştir).

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

59. “Ama” içlerinden “o zulmedenler kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler.” Burada ifade, sözü değiştirenlerin içlerinden bir topluluk olduğunu, hepsinin bunu yapmadığını açıklayıcı tarzdadır. İşte bunlar “hıtta” diyecek yerde, Allah’ın emrini küçümseyerek ve onunla alay ederek “hınta/buğday içerisinde bir habbe/tane”, diye (ses benzerliği verecek şekilde) söylediler. Söylenmesi kolay olduğu halde sözde değişiklik yapanlar, emrolundukları fiilde elbette ki değişiklik yaparlar. Bundan dolayı (secde etmek yerine) kıçları üzerinde sürünerek girdiler. Onların bu haddi aşan taşkınlıkları, Allah’ın cezasına çarptırılmalarının en büyük sebebi olduğundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: “Biz de” aralarından “zulmedenlerin üzerine fasıklık ettikleri için” fasıklıkları ve azgınlıkları sebebi ile “gökten bir azap indirdik.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlardan zalim olanlar yapması gerekeni değiştirdiler, sözü tahrif ettiler. Arkaları üzerine sürünerek girdiler. Allah Teâlâ'nın emri ile alay ederek arpa tanesi manasına gelen (hınta kelimesini) söylediler. Bunun cezası olarak Allah, din sınırını aşıp emre muhalefet etmelerinden dolayı zalim olanların üzerine gökyüzünden azap indirdi.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَبَدَّلَ febeddele fakat değiştirdiler kök: بدل
  2. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  3. ظَلَمُوا۟ zelemu zalimler kök: ظلم
  4. قَوْلًا kavlen bir sözle kök: قول
  5. غَيْرَ gayra başka kök: غير
  6. ٱلَّذِى llezi
  7. قِيلَ kile söylenenden kök: قول
  8. لَهُمْ lehum kendilerine
  9. فَأَنزَلْنَا feenzelna biz de indirdik kök: نزل
  10. عَلَى ala üzerine
  11. ٱلَّذِينَ ellezine
  12. ظَلَمُوا۟ zelemu zulmedenlerin kök: ظلم
  13. رِجْزًۭا riczen bir azab kök: رجز
  14. مِّنَ mine -ten
  15. ٱلسَّمَآءِ s-semai gök- kök: سمو
  16. بِمَا bima dolayı
  17. كَانُوا۟ kanu yaptıkları kök: كون
  18. يَفْسُقُونَ yefsukune kötülüklerden kök: فسق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رجز (10 geçiş) · Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.

  • Aynı kök: بدل (45 geçiş) · Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri…

  • Aynı kök: بدل (45 geçiş) · Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen…

  • Aynı kök: رجز (10 geçiş) · Aynı kök: بدل (45 geçiş)

    Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Fısk

    Musa, "Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır" dedi.

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Fısk

    Allah, şöyle dedi: "O halde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Fısk

    Musa için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: "Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de…

  • Aynı kök: رجز (10 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İçlerinden bazı) zalimler, kendilerinden (söylemeleri) istenen sözü başka bir sözle değiştirmişlerdi. Biz de yoldan çıkmaları nedeniyle üzerlerine gökten bir azap göndermiştik. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada yoldan çıkmak "sebep", azap göndermek ise "sonuç"tur. Yaşananlar hak edişin sonucudur; yoksa hiç kimseye haksızlık edilmemektedir.

Mustafa İslamoğlu

Zulme gömülenler, kendilerine tembil edilen sözü bir başka sözle değiştirdiler. Biz de yoldan saptıkları için zulmedenlerin üzerine yukarıdan bela yağdırdık.

Muhammed Esed

Ama o zulmetmeye şartlanmış olanlar kendilerine tevdi edilmiş olan (söz)ü başka bir sözle değiştirdiler: bunun üzerinde Biz de yoldan çıkmalarından ötürü o zalimlerin üzerine gökten bir bela indirdik.

Ahmed Hulusi

Ne var ki, onların arasındaki nefsine zulmedenler, kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Bunun sonucu olarak biz de semadan (beyindeki amigdala özelliklerinden) ricz (vehim, azaba sebep olacak fikirler) inzal ettik.

Ali Bulaç

Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuğa karşılık, üzerlerine gökten iğrenç bir azab indirdik.

Ali Özek ve heyeti

Fakat (onların içlerinden ) zulmedenler, kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler. Bunun üzerine biz, zalimlerin üzerine fâsıklık yapmalarından dolayı gökten acı bir azap indirdik.

Ali Rıza Safa

Bunun ardından, haksızlık yapanlar, kendilerine söylenenden başkasıyla sözü değiştirdiler. Haksızlık yapanlara, yoldan çıktıkları için, gökten aşağılayıcı bir ceza indirdik.

Bayraktar Bayraklı

Fakat zalimler, kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler. Bunun üzerine biz, yapmakta oldukları kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten acı bir azap indirdik.

Edip Yüksel

Ancak içinizdeki zalimler, kendilerine verilen kelimeleri başka kelimelerle değiştirdiler. Nitekim, yoldan çıktıkları için zulmedenlerin üzerine gökten bir azap indirdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ancak içinizdeki zalimler, kendilerine verilen kelimeleri başka kelimelerle değiştirdiler. Nitekim, yoldan çıktıkları için zulmedenlerin üzerine gökten bir azap indirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken o zulmedenler sözü değiştirdiler, kendilerine söylendiğinden başka bir şekle koydular. Biz de o zalimlere kötülük yaptıkları için gökten pis bir azap indirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

derken o zulmedenler sözü değiştirdiler, kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle koydular, biz de o zalimlere fısk işledikleri için gökten bir murdar azap indirdik

Erhan Aktaş

Fakat zalimler, sözü, söylenenden başka bir şekle soktular. O zalimlere, doğru yoldan sapmalarına karşılık gökten bir azap indirdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat zalimler, sözü, söylenenden başka bir şekle soktular. O zalimlere, doğru yoldan sapmalarına karşılık gökten bir azap indirdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat zalimler, sözü, söylenenden başka bir şekle soktular. O zalimlere, doğru yoldan sapmalarına karşılık gökten bir azap indirdik.

Gültekin Onan

Ancak zalimler kendilerine söylenen sözü (kavlen) (yani: 'dileğimiz bağışlanmadır'ı-?) başkasıyla değiştirdiler (bedele). Biz de fasıklık (yapma)larına karşılık o zalimlerin üzerine gökten iğrenç bir azap (riczen) indirdik.

Hasan Basri Çantay

(Evet, öyle demişdik de içlerinden nefislerine) zulmedenler sözü kendilerine söylenenden başkasına çevirmişlerdi, biz de o zaalimlerin üstüne gökden etdikleri fıskın karşılığı olmak üzere murdar bir azab indirmişdik.

İbni Kesir

Zulmedenler, sözü; kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de fasıklık etmelerinden dolayı o zalimlerin üstüne gökten korkunç bir azab indirdik.

Mehmet Alagaş

(51-61) Musa’dan kırk gece sözü / vaadi aldık , sonra Onun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz , siz zalimdiniz. Sonra bunun ardından sizi böylelikle belki şükredersiniz diye sizi affettik, Bir vakit Musa’ya kitabı ve Ayırıcıyı / Furkan’ı verdik ki böylelikle belki yola girersiniz. Musa kavmine dedi ki ey kavmim siz buzağıyı edinmek suretiyle nefislerinize zulmettiniz, yaratıcınıza vazgeçmiş olarak tövbe edin ve de “kendinizi öldürün”, işte bu, sizin için yaratıcınız yanında daha hayırlıdır , sizin tövbele riniz kabul eder , O, kesinlikle tövbeleri çokça kabul edendir, esirgeyendir dedi. Siz de dediniz ki Ey Musa! Açıkça Allah’ı görmedikçe sana iman etmeyeceğiz” sizi bir yıldırım yakaladı / öldürdü. (Firavun ailesini boğarken ki baktığınız gibi) siz de bakıyordunuz, s onra sizi ölümünüzün ardından yeniden dirilttik böylelikle belki teşekkür edersiniz. Üzerinize buluttan bir gölge yaptık , üzerinize menne ve selva indirdik / bıldırcın eti ve kudret helvası indirdik, rızık olarak size verdiklerimizin hoş ve temiz olanlarından yiyin dedik, bize zulüm edemediler ve lakin kendilerine zulmettiler. Bir vakit size “Bu memlekete girin, istediğiniz taraftan bol bol yiyin, kapıdan secde ederek girin, günahlarımızı bizden kaldır / hıtta deyin, biz de sizi günahlarınızdan bağışlayalım, güzel davrananlara ilerde ziyadesiyle vereceğiz dedik. Kafirler kendilerine söyleneni başka bir sözle değiştirdiler (Hıtta yerine kılçıklı buğday anlamında hınta dediler güya dalga geçtiler , tahrif harfle başlar ) ve biz de yoldan çıkmaları / fasık olmaları nedeniyle zalimler üzerine pislik bir azap indirdik. Musa kavmi için su dilemişti, biz de asan ile vur taşa dedik, Ondan on iki göze fışkırdı. (Yakub’un on iki soyu) Her bir insan içeceği yeri bildi , Allah’ın rızkından yiyin için haddi aşıp arzda bozgunculuk çıkarmayın. Bir vakit de dediniz ki Ey Musa tek yemeğe dayanamıyoruz , Rabbine dua et bizim için, arzın yetiştirdiği şeylerden baklasından, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın , dedi ki hayırlı olanı daha değersiz olanla / edna olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Şehire / Mısır’a (ekim dikim yapılan yer) inin, sorduklarınız sizin için orada var. Üzerlerine zillet / utanç ve yoksulluk damgası vuruldu , Allah’tan bir azaba çarpıldılar , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok sayıyor olmalarındandı ve haksız yere nebileri öldürüyor olmalarındandı , bu, onların haddi aşıp isyan etmelerinden dolayıydı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Fakat, zulmedenler kendilerine söylenmiş olan sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, günah işleyerek yoldan çıktıkları için gökten kahredici bir azap indirmiştik.

Süleyman Ateş

Derken o zalimler, onu, kendilerine söylenenden başka bir sözle değiştirdiler. Biz de yaptıkları kötülüklerden dolayı o zulmedenlerin üzerine gökten bir azab indirdik.

Süleymaniye Vakfı

(İçlerinden) yanlış davrananlar, kendilerine söylenen sözü (verdiğimiz emri) başka bir sözle değiştirdiler. dipnot 1 Biz de yoldan çıkmalarına karşılık, yanlış davrananların üzerine gökten bir afet indirdik. dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kendilerine verilen: "Oraya girin" emrini, sanki "onlarlarla şavaşın" denilmiş gibi değiştirerek emre karşı çıkmış ve şöyle demişlerdi: : "Ey Musa! Orada çok zorba bir halk var. Onlar çıkmadıkça biz asla oraya girmeyeceğiz. Eğer onlar çıkarlarsa o zaman gireriz."(Maide 5/22) Ey Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla ikiniz savaşın! Biz burada oturacağız" (Maide 5/24). Burada bahsedilen olaylar, Tevrat'ın Çölde Sayım 13-14 bablarında ve Yasa'nın Tekrarı 1:20-46 pasajlarında anlatılmaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlış yapanlar, sözü kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de yanlış yapanlara, yoldan çıkmalarına karşılık, gökten bir azap indirdik.

Şaban Britch

Fakat, zulmedenler kendilerine söylenmiş olan sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, günah işleyerek yoldan çıktıkları için gökten kahredici bir azap indirmiştik.

Şaban Piriş

Fakat, zulmedenler kendilerine söylenmiş olan sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, günah işleyerek yoldan çıktıkları için gökten kahredici bir azap indirmiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne var ki zulme sapanlar, bir sözü kendilerine söylenmiş olandan başkasıyla değiştirdiler. Bunun üzerine biz, bu zalimler üstüne, ürettikleri kötülüklere karşılık olarak gökten bir pislik indirdik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But the wrongful of actions had exchanged the virtuous spoken discourse authorized by heaven for the false discourse of their own making and in consequence did Heaven come upon them with a forcible impact of a torturing punishment in requital of their wickedness.

Abdul Haleem

But the wrongdoers substituted a different word from the one they had been given. So, because they persistently disobeyed, We sent a plague down from the heavens upon the wrongdoers.

Abdullah Yusuf Ali

But the transgressors changed the word from that which had been given them; so We sent on the transgressors a plague from heaven, for that they infringed (Our command) repeatedly.

Abul A'la Maududi

Then the wrong-doers substituted another saying for that which had been given them; and so We sent down a scourge upon the wrong-doers from the heavens for their transgression.

Aisha Bewley

But those who did wrong substituted words other than those they had been given. So We sent down a plague from heaven on those who did wrong because they were deviators.

Al-Hilali & Khan

But those who did wrong changed the word from that which had been told to them for another, so We sent upon the wrong-doers Rijz (a punishment)[1] from the heaven because of their rebelling against Allâh’s obedience. (Tafsir At-Tabarî).

Ali Quli Qarai

But the wrongdoers changed the saying with other than what they were told. So We sent down on those who were wrongdoers a plague from the sky because of the transgressions they used to commit.

Amatul Rahman Omar

But those who were bent on doing wrong, gave a different version to the order that was given them, (and thus acted contrary to the Divine will). So We sent down upon those who did wrong a pestilence from heaven because they had been transgressing persistently.

Arthur John Arberry

Then the evildoers substituted a saying other than that which had been said to them; so We sent down upon the evildoers wrath out of heaven for their ungodliness.

Bijan Moeinian

But the unjust among them did not obey God’s commands. Due to their disobedience, We sent down upon them a sever punishment from the sky.

E. Henry Palmer

But those who did wrong changed it for another word than that which was said to them: and we sent down upon those who did wrong, wrath from heaven for that they had so sinned.

Edip-Layth

But the wicked altered what was said to them into a different saying, thus We sent down upon the wicked an affliction from the sky because they had transgressed.

George Sale

But the ungodly changed the expression into another, different from what had been spoken unto them; and we sent down upon the ungodly indignation from heaven, because they had transgressed.

Hamid S. Aziz

But those who did wrong changed it for another word than that which was said to them: and We sent down upon those who did wrong, wrath from heaven for that they had so sinned.

Mahmoud Ghali

Then the ones who did injustice exchanged a saying other than that which had been said to them. So We sent down upon the ones who did injustice chastisement from the heaven for that they used to commit immorality.

Marmaduke Pickthall

But those who did wrong changed the word which had been told them for another saying, and We sent down upon the evil-doers wrath from heaven for their evil-doing.

Mohamed Ahmed - Samira

But the wicked changed and perverted the word We had spoken to a word distorted, and We sent from heaven retribution on the wicked, for they disobeyed.

Muhammad Asad

But those who were bent on evildoing substituted another saying for that which had been given them: and so We sent down upon those evildoers a plague from heaven in requital for all their iniquity.

Mustafa Khattab

But the wrongdoers changed the words they were commanded to say. So We sent down a punishment from the heavens upon them for their rebelliousness.

Progressive Muslims

But the wicked altered what was said to them to a different saying, thus We sent down upon the wicked an affliction from the heaven for what they had transgressed.

Rashad Khalifa

But the wicked among them carried out commands other than the commands given to them. Consequently, we sent down upon the transgressors condemnation from the sky, due to their wickedness.

Sahih International

But those who wronged changed [those words] to a statement other than that which had been said to them, so We sent down upon those who wronged a punishment from the sky because they were defiantly disobeying.

Sam Gerrans

Then those who did wrong changed the saying to other than what was said to them, so We sent down a scourge from the sky upon those who did wrong because they were perfidious.

Shabbir Ahmed

But, the transgressors altered the Word which had been instructed to them for another word and thought changing their attitude of humility. And so, We sent down upon the transgressors a heavenly Requital for their drifting away from the Commands. (You became shaky in your resolve losing courage and the Sacred Land became forbidden for you for forty years (2:61), (3:21), (5:22-26)).

Syed Vickar Ahamed

But those who transgressed, changed the words from those (words) that were given to them; So We sent on those who transgressed a plague from heaven, because they disobeyed (Our command) repeatedly.

Taqi Usmani

But those who were unjust substituted another word for the one that was prescribed for them. So, We sent down a scourge from heaven upon those who were unjust, because they had acted sinfully.

The Monotheist Group

But the wicked altered what was said to them to a different saying, thus We sent down upon the wicked an affliction from the heavens for what wickedness they were in.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 59. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 59. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 59. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩