Diyanet İşleri
İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!
Mâide suresi
Mâide suresi, 79. ayet. كَانُوا۟ لَا يَتَنَاهَوْنَ عَن مُّنكَرٍ فَعَلُوهُ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
kânû lâ yetenâhevne `am münkerin fe`alûhü. lebi'se mâ kânû yef`alûn.
İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lânetlenenler ve mü'minlere en yakın olanlar Mâide 78–86 3
(Ey Muhammed!) De ki: "Allah'ı bırakıp da, sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."
De ki: "Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın."
İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.
İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!
Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah'ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar.
Eğer Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene (Kur'an'a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
(Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah'a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da "Biz hıristiyanlarız" diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
79. Başlarına ibret verici cezaların gelmesine ve türlü türlü cezalara uğratılmalarına sebep olan günahlarından bir diğeri de şudur: “Onlar işledikleri herhangi bir münkerden birbirlerini vazgeçirmezlerdi.” Yani onlar, münkeri (kötülüğü) işler ama biri diğerini o münkerden alıkoymaz, vazgeçirmezdi. Böylelikle kötülüğü fiilen işleyen kimse ile alıkoyma imkânına sahip olduğu halde susan kişi, o kötülüğü işlemekte ortak oluyordu. Bu, onların Allah’ın emrini önemsemediklerine ve Allah’a karşı gelip asi olmanın hafif bir iş olduğunu kabul ettiklerine delildir. Eğer onlar Rab’lerini gereği gibi tazim eden kimseler olsalardı, O’nun haramlarının işlenmesinden gayrete gelir ve Allah’ı gazaplandıran iş dolayısı ile kendileri de gazaplanırlardı.
Engelleme gücü olmakla birlikte kötülüğe karşı ses çıkarmayıp susmak, ilâhi azabı gerektirir. Çünkü böyle bir tutumun çok büyük kötülükleri vardır:
1. Yalnızca susmak -susan kişi fiilen günah işlemese dahi- bir günahtır. Çünkü günahtan kaçınmak gerektiği gibi, günahın işlenmesine karşı çıkmak ve gereken tepkiyi göstermek de icabeder.
2. Kötülüğe karşı çıkmayış, -önceden de geçtiği gibi- günahların önemsenmediğini ve onlara aldırış edilmediğini gösterir.
3. Diğer taraftan isyankârlar ve fasıklar, eğer bu isyan ve fısklarından alıkonulmayacak olurlarsa daha çok masiyet işleme cesaretini bulurlar. Böylelikle kötülük artar, dinî ve dünyevî musibet alabildiğine büyür ve isyankârlar, güç ve galebe sahibi olurlar. Bundan sonra ise hayır ehli olan kimseler, şer ehli olan kimselere karşı çıkma gücünü kaybederler, zayıf düşerler ve nihâyet bir zamanlar güç yetirebildikleri şeylere artık güç yetiremez olurlar.
4. Kötülüğe karşı çıkmayı terk etmek, ilmin ortadan kalkmasına ve cahilliğin çoğalmasına sebep olur. Çünkü günah tekrarlandıkça ve pek çok kişi tarafından işlenip din ve ilim ehli bunlara karşı tepki göstermedikçe o işin günah olmadığı kanaati meydana gelir. Hatta cahil olan bir kimse, bu masiyeti uygun görülen bir ibadet dahi zannedebilir. Allah’ın haram kıldığı bir şeyin, helâl olduğuna inanmaktan daha büyük bir kötülük olabilir mi? Kişilerin nazarında gerçeklerin ters yüz olması ve batılın hak olarak görülmesinden daha büyük bir şer var mı?
5. İsyankârların masiyetlerine susup ses çıkarmamak sonucunda kimi zaman masiyet insanlara hoş görünebilir ve onlar bu konuda birbirlerine uyabilirler. Çünkü insanoğlu, kendi benzerlerine ve hemcinslerine uyma meyline sahiptir. Kötülüğe karşı gereken tepkiyi göstermemenin buna benzer daha pek çok kötülükleri vardır.
Kötülüğe karşı tepki göstermeyip susmanın durumu bu olduğundan dolayı Yüce Allah, İsrailoğullarından kâfir olanları, masiyetleri ve haddi aşmaları sebebi ile lanetlediğini bildirmekte ve bunlar arasından da özellikle bu büyük kötülüğü söz konusu ettiğini görüyoruz. “Yapmakta oldukları şey gerçekten ne kötüydü!”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Birbirlerinin yaptıkları kötülüklere engel olmuyorlardı. Bilakis kendilerinden olan asiler işlemiş oldukları günahları ve münkerleri açıktan işliyorlardı. Çünkü onları bu kötülükten nehyeden yoktu. Münkeri nehyetmeyi terk etmeleri ne kadar da kötü bir iştir.
Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: نهي (56 geçiş)
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: نهي (56 geçiş)
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı…
Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: نهي (56 geçiş)
Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar…
Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)
Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)
Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir…
Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)
Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde…
Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden…
Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar, işledikleri (kötülükler)den, birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. dipnot 1 Yaptıkları ne kötüdür!
Onlar birbirlerini, yapageldikleri kötülüklerden caydırmaya çalışmıyorlardı; gerçekten bu yaptıkları ne fena şeydi.
Onlar birbirlerini yaptıkları iğrenç şeylerden vazgeçirmeye çalışmadılar: yaptıkları şey gerçekten ne kötü idi!
Yaptıkları herhangi bir çirkin davranıştan birbirlerini vazgeçirmezlerdi. Yaptıkları ne kötü idi!
Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!
Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!
Yaptıkları kötülüklerden birbirlerini caydırmaya çalışmadılar; ne kötü bir şey yapıyorlar.
Onlar, işledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun, yaptıkları ne kötüdür!
Yaptıkları kötülükler konusunda birbirlerini uyarmıyorlardı. Yaptıkları ne kötü idi.
Yaptıkları kötülükler konusunda birbirlerini uyarmıyorlardı. Yaptıkları ne kötü idi.
İşledikleri bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmezlerdi. Gerçekten ne kötü iş yapıyorlardı!
işledikleri bir münkerden vaz geçmezlerdi, filhakıka ne fena yapıyorlardı
Yaptıkları kötü şeylerde, birbirlerini uyarmıyorlardı. Gerçekten yapmakta oldukları şey ne kadar çirkindi.
Yaptıkları kötü şeylerde, birbirlerini uyarmıyorlardı. Gerçekten yapmakta oldukları şey ne kadar çirkindi.
Yaptıkları kötü şeylerde, birbirlerini uyarmıyorlardı. Gerçekten yapmakta oldukları şey ne kadar çirkindi.
Yapmakta oldukları münkerden (kötülüklerden) birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi.
Onlar işledikleri her hangi fenalıkdan birbirini vazgeçirmiye çalışmazlardı. Hakıykat, yapmakda devam etdikleri (o hal) ne kötü idi!..
Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara engel olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.
(77-81) Deki, Ey kitap halkı, gerçek dışı bir şekilde dininiz konusunda hadleri aşmayın, öncekileri sapmış, birçok kavmi saptırmış ve kendileri de aynı yoldan sapmış topluluğun keyiflerine uymayın. İsrail oğullarından kafir olanlara, Davut ve Meryem oğlu İsa diliyle / lisanıyla lanet olundu , bu, onların isyan etmeleri ve önemsizleştirmeleri nedeniyle idi , tanınmayan / normal olmayan faaliyetlerden birbirlerini men etmezlerdi, yapıyor oldukları ne kötü bir şeydi. Onlardan çoklarının kafirlere yüz döndüklerini / onlarla dostluk ettiklerini görürsün, onlar kendileri için ne kötü bir şeyi sunuyorlar / takdim ediyorlar. Allah onlara kızgındır, azapta da onlar kalıcıdırlar. Şayet Allah’a, Nebiye ve ona indirilene iman etselerdi onları / kafirleri dost olarak edinmezlerdi ve fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
Onlar işledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Onların yapmakta oldukları gerçekten ne kötü bir şeydi!
Yaptıkları kötülükten vazgeçmiyorlardı. Ne kötü işler yapıyorlardı!
Birbirlerini, işledikleri kötülüklerden sakındırmazlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötüydü.
İşledikleri kötülüklerden dolayı biri diğerine karşı çıkmazdı. Yapmakta oldukları şey ne kötüydü.
Birbirlerinin yaptıkları kötülüklere mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.
Birbirlerinin yaptıkları kötülüklere mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.
İşledikleri kötülükten birbirlerini sakındırmıyorlardı. Ne kötü şeydi yapmayı sürdürdükleri!
They never exhorted each other to laudable conduct but they shut their eyes to iniquities and abuses. Evil indeed is what they perpetrated of atrocities and wrong deeds.
they did not forbid each other to do wrong. How vile their deeds were!
Nor did they (usually) forbid one another the iniquities which they committed: evil indeed were the deeds which they did.
They did not forbid each other from committing the abominable deeds they committed. dipnot 1 Indeed what they did was evil.
They would not restrain one another from any of the wrong things that they did. How evil were the things they used to do!
They used not to forbid one another from Al-Munkar (wrong, evil-doing, sins, polytheism, disbelief) which they committed. Vile indeed was what they used to do.
They would not forbid one another from the wrongs that they committed. Surely, evil is what they had been doing.
They did not prohibit one another from hateful things they committed. How evil were the practices they used to follow!
They forbade not one another any dishonour that they committed; surely evil were the things they did.
They would not forbid each other of wrongdoings; what an evil way of life they had chosen [this indicates that encouraging the righteousness and forbidding the wrongdoings was a part of "original" Judeo-Christianity as it is one of the main pillars of Islam. ]
they would not desist from the wrong they did; evil is that which they did.
They would not stop each other from doing sin. Wickedness is what they used to do.
They forbade not one another the wickedness which they committed; and wo unto them for what they committed.
They would not restrain each other from the wickedness they did; verily, evil is that which they used to do.
They used not to forbid one another any malfeasance that they performed. Miserable indeed was whatever they were performing!
They restrained not one another from the wickedness they did. Verily evil was that they used to do!
They did not restrain one another from the wicked things they used to do; and vile were the things that they were doing!
They would not prevent one another from doing whatever hateful things they did: vile indeed was what they were wont to do!
They did not forbid one another from doing evil. Evil indeed was what they did!
They would not stop each other from doing sin. Wickedness is what they used to do.
They did not enjoin one another from committing evil. Miserable indeed is what they did.
They used not to prevent one another from wrongdoing that they did. How wretched was that which they were doing.
They forbade not one another what is perverse, but they did it; evil was what they did.
They restrained not one another from violating the Divine Values. Miserable indeed was their behavior.
Also (because) they did not (often) prevent one another from the iniquities that they committed: The deeds that they did were indeed evil.
They did not forbid each other from any evil they committed. Evil indeed is what they have been doing.
They would not stop each other from doing vice. Wickedness is what they used to do.