Diyanet İşleri
Eğer Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene (Kur'an'a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
Mâide suresi
Mâide suresi, 81. ayet. وَلَوْ كَانُوا۟ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِىِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمْ أَوْلِيَآءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ
velev kânû yü'minûne billâhi vennebiyyi vemâ ünzile ileyhi me-tteḫaẕûhüm evliyâe velâkinne keŝîram minhüm fâsiḳûn.
Eğer Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene (Kur'an'a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lânetlenenler ve mü'minlere en yakın olanlar Mâide 78–86 3
İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.
İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!
Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah'ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar.
Eğer Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene (Kur'an'a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
(Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah'a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da "Biz hıristiyanlarız" diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.
Peygamber'e indirileni (Kur'an'ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. "Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed'in ümmeti) ile beraber yaz" derler.
"Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
81. “Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları dost edinmezlerdi.” Çünkü Allah’a, Peygambere ve ona indirilene iman etmek, kulun hem Rabbini hem de O’nun dostu olanları dost edinmesini, diğer taraftan O’nu inkar eden, O’na düşmanlık edip isyanda ileri gidenleri düşman edinmesini gerektirmektedir. Allah’ı dost ve yardımcı edinip O’na iman etmenin şartı, Allah düşmanlarının dost edinilmemesidir. Bunlar ise bu şartı yerine getirmediklerinden dolayı bu, şartın gerçekleşmesi halinde gerçekleşmesi söz konusu olan hususun onlar hakkında söz konusu olmadığının delilidir.
“Fakat birçoğu fasık kimselerdir.” Allah’a ve peygambere itaat ve imanın dışına çıkan kimselerdir. Allah’ın düşmanlarını dost ve yardımcı edinmeleri de onların fasıklıklarının bir parçasıdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şayet o Yahudiler, Allah'a ve peygamberine gerçekten iman etmiş olsalardı, Müminlerin dışında müşrikleri sevip kendilerine dost edinip onlara meyletmezlerdi. Çünkü onlar kâfirleri kendilerine dost edinmekten nehyedildiler. Fakat bu Yahudilerin çoğu Allah'ın itaatinden, dostluğundan ve Müminlerin dostluğundan çıkmışlardır.
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk · Ortak kavram: Nübüvvet
Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu…
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk · Ortak kavram: Nübüvvet
Andolsun, biz Nuh'u ve İbrahim'i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir,…
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Ortak kavram: Nübüvvet
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi fakat çoğu yoldan çıkmışlardır.
Eğer bu (Yahudiler) Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene inanmış olsalardı, o (Müşrikleri) müttefik edinmezlerdi. Ne ki, bunlardan çoğu yoldan sapmıştır.
Çünkü, eğer onlar Allaha, kendilerine gönderilen Peygambere ve ona indirilen her şeye (gerçekten) inansalardı, bu (hakikat inkarcı)larını dost edinmezlerdi: Ama onların çoğu sapkındır.
Eğer, varlıklarını El Esma'sından yaratan Allah'a, En Nebi'ye (Hz. Muhammed'e) ve O'na inzal olunana iman etmiş olsalardı, onları (inkarcıları) evliya edinmezlerdi. . . Fakat onlardan birçoğu fasıklardır (inancı bozuk olanlar).
Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasık olanlardır.
Eğer onlar Allah'a, Peygamber’e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmış (fâsık) lardır.
Allah'a ve hem peygambere hem de Ona indirilene inansalardı, onları dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu zaten yoldan çıkmıştır.
Eğer onlar Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, kafirleri dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu fasıktır.
ALLAH'ı, peygamberi ve ona indirileni onaylasalardı onları dost edinmezlerdi. Ne var ki, çoğu yoldan çıkmış bulunuyor.
ALLAH'a, peygambere ve ona indirilene inansalardı, onları dost edinmezlerdi. Ne var ki, çoğu yoldan çıkmış bulunuyor
Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inansalardı, o kafirleri dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu imandan uzak fasıklardır.
Eğer Allah ve Peygambere ve ona indirilene iymanları olsa idi o kafirleri yar tutmazlardı, lakin onların çoğu iymandan uzak fasıklardır
Eğer onlar, Allah'a, Nebi'ye ve ona indirilene iman etselerdi, onları evliya edinmezlerdi. Fakat onlardan pek çoğu fasıktır.
Eğer onlar, Allah'a, Nebi'ye ve ona indirilene iman etselerdi, onları evliya edinmezlerdi. Fakat onlardan pek çoğu fasıktır.
Eğer onlar, Allah'a, Nebi'ye ve ona indirilene iman etselerdi, onları evliya dipnot 1 edinmezlerdi. Fakat onlardan pek çoğu fasıktır.
Eğer Tanrı'ya, peygambere ve ona indirilene inansalardı, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fasıktır.
Eğer Allaha, peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (kafirleri) dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan bir çoğu faasık kimselerdir.
Şayet Allah'a, Peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı; onları dost edinmezlerdi. Ne var ki, onların çoğu fasıklardır.
(77-81) Deki, Ey kitap halkı, gerçek dışı bir şekilde dininiz konusunda hadleri aşmayın, öncekileri sapmış, birçok kavmi saptırmış ve kendileri de aynı yoldan sapmış topluluğun keyiflerine uymayın. İsrail oğullarından kafir olanlara, Davut ve Meryem oğlu İsa diliyle / lisanıyla lanet olundu , bu, onların isyan etmeleri ve önemsizleştirmeleri nedeniyle idi , tanınmayan / normal olmayan faaliyetlerden birbirlerini men etmezlerdi, yapıyor oldukları ne kötü bir şeydi. Onlardan çoklarının kafirlere yüz döndüklerini / onlarla dostluk ettiklerini görürsün, onlar kendileri için ne kötü bir şeyi sunuyorlar / takdim ediyorlar. Allah onlara kızgındır, azapta da onlar kalıcıdırlar. Şayet Allah’a, Nebiye ve ona indirilene iman etselerdi onları / kafirleri dost olarak edinmezlerdi ve fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
Eğer Allah’a, peygambere ve ona indirilene (Kur’an’a) iman ediyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.
Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilene inansalardı, o(inkar ede)nleri veli yapmazlardı. Ama onlardan çoğu yoldan çıkmış insanlardır.
Eğer Allah'a, nebisine ve ona indirilmiş olana (Kur'an'a) inanıp güvenselerdi kafirleri veli /yakın dost edinmezlerdi. Ama onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
Eğer Allah'a, Nebi'ye ve ona indirilmiş olana inanıp güvenmiş olsalardı onları dost (veli) edinmezlerdi. Ama onların çoğu yoldan çıkmış fasıklardır.
Eğer Allah’a, Peygamber'e ve ona indirilenlere iman etmiş olsalardı, küfredenleri veli edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fasıktır.
Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilenlere iman etmiş olsalardı, küfredenleri veli edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fasıktır.
Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inanmış olsalardı, küfre sapanları dostlar edinmezlerdi. Ama onların çokları yoldan sapmışlardır.
If they were indeed faithful to Allah and to the Prophet Muhammad and gave credence to the Quran sent to him, they would not have sought the infidels’ tutelage, but many of them are indeed wicked.
If they had believed in God, in the Prophet, and in what was sent down to him, they would never have allied themselves with the disbelievers, but most of them are rebels.
If only they had believed in Allah, in the Prophet, and in what hath been revealed to him, never would they have taken them for friends and protectors, but most of them are rebellious wrong-doers.
For had they truly believed in Allah and the Messenger and what was sent down to him, they would not have taken unbelievers (instead of believers) for their allies. dipnot 1 But many of them have rebelled against Allah altogether.
If they had had iman in Allah and the Prophet and what has been sent down to him, they would not have taken them as friends. But most of them are deviators.
And had they believed in Allâh, and in the Prophet (Muhammad صلى الله عليه وسلم) and in what has been revealed to him, never would they have taken them (the disbelievers) as Auliyâ’ (protectors and helpers); but many of them are the Fâsiqûn (rebellious, disobedient to Allâh).
Had they believed in Allah and the Prophet and what has been sent down to him, they would not have taken them for allies. But most of them are transgressors.
And if they had believed in Allâh and this perfect Prophet and (in) what has been revealed to him, they would not have taken them for allies; but (they do so for) many of them are disobedient.
Yet had they believed in God and the Prophet and what has been sent down to him, they would not have taken them as friends; but many of them are ungodly.
Had they believed in God and the Prophet (Mohammad) and in what was revealed to him (Qur’an), they would have never allied themselves with the disbelievers [after all, what kind of believer in God allies himself with the disbelievers against the Muslims who believe in God?] The fact of the matter is, many of them have become corrupt.
But had they believed in God and the prophet, and what was revealed to him, they had not taken these for their patrons; but many of them are evildoers.
If they had only acknowledged God and the prophet, and what was sent down to him, then they would not have taken them as allies; but many of them are corrupt.
But, if they had believed in God, and the prophet, and that which hath been revealed unto him, they had not taken them for their friends; but many of them are evil doers.
But had they believed in Allah and the Prophet, and what was revealed to him, they would not have taken these for friends. But many of them are evildoers.
And if they had believed in Allah and the Prophet and what has been sent down to him, in no way would they have taken them to themselves as patrons; but many of them are immoral.
If they believed in Allah and the Prophet and that which is revealed unto him, they would not choose them for their friends. But many of them are of evil conduct.
If they had believed in God and the Prophet and what had been revealed to him, they would never have held them as allies; and many among them are transgressors.
For, if they [truly] believed in God and their Prophet and all that was bestowed upon him from on high, they would not take those [deniers of the truth] for their allies: but most of them are iniquitous.
Had they believed in Allah, the Prophet, and what has been revealed to him, they would have never taken those ˹pagans˺ as allies. But most of them are rebellious.
And if they had only believed in God and the prophet, and what was sent down to him, then they would not have taken them as allies; but many of them are corrupt.
Had they believed in GOD, and the prophet, and in what was revealed to him herein, they would not have befriended them. But many of them are evil.
And if they had believed in Allah and the Prophet and in what was revealed to him, they would not have taken them as allies; but many of them are defiantly disobedient.
And had they believed in God and the Prophet and what has been sent down to him, they would not have taken them as allies; but many among them are perfidious.
If they had believed in Allah and the Prophet, and that which is revealed to him, they (the People of the Scripture) would not ally themselves with the rejecters. But a great many of them are drifting away from the Truth.
If they had only believed in Allah, in the Prophet, and in what has been sent down to him, they (the believers) would have never taken them (the disbelievers) for friends and protectors, but most of them are rebellious, wrongdoers.
If they believed in Allah, in the prophet, and in what had been sent down to him, they would have not taken them (the pagans) for friends, but many of them are sinners.
And if they had believed in God and the prophet, and what was sent down to him, then they would not have taken them as allies; but many of them are wicked.