Diyanet İşleri
Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
Mâide suresi · 51–56. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mâide suresi, 51. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلْيَهُودَ وَٱلنَّصَٰرَىٰٓ أَوْلِيَآءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُۥ مِنْهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
Ey iman edenler! Yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin! dipnot 1 (Zira) onlar, birbirinin dostudurlar. dipnot 2 İçinizden onları dost edinen kişi şüphesiz ki onlardan olmuş olur. Şüphesiz ki Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Siz ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları müttefik edinmeyin! Onlar birbirlerinin müttefikidir. Sizden her kim onları müttefik edinirse, o onlardan olur. Şüphesiz Allah zulme gömülmüş bir topluma rehberliğini bahşetmez.
Siz ey imana ermiş olanlar! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin: Onlar yalnızca birbirlerinin dostlarıdır. Ve hanginiz onları dost edinirse kesinlikle onlardan olur: Bilin ki Allah böyle zalimlere doğru yolu göstermez!
Ey iman edenler. . . Yahudileri ve Hristiyanları hami - dostlar edinmeyin. . . Onlar birbirlerinin dostu - hamisidirler. . . Sizden kim onları hami - dost edinirse, muhakkak ki o da, onlardandır. . . Muhakkak ki Allah zalimler topluluğuna hidayet etmez (nefsine zulmedenlere hakikati yaşatmaz)!
Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.
Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden her kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğuna hidâyet etmez. (onları doğru yola iletmez).
Ey inanca çağırılanlar! Yahudileri ve Nasranileri dost edinmeyin; onlar, birbirlerinin dostudur. Kim onları dost edinirse, kesinlikle onlardan olur. Kuşkusuz, Allah, haksızlık yapan bir toplumu doğru yola eriştirmez.
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyiniz. Çünkü onlar sadece birbirlerinin dostudurlar. İçinizden kim onları vekil edinirse onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna doğru yolu göstermez.
Gerçeği onaylayanlar, Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlarla dost olursa onlardan sayılır. ALLAH zalim toplumu doğru yola iletmez. dipnot 1
İnananlar, Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlarla dost olursa onlardan sayılır. ALLAH zalim toplumu doğru yola iletmez.
Ey iman edenler, yahudilerle hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden her kim onlara yardaklık ederse, muhakkak o da onlardandır. Allah ise zulmedenleri doğru yola çıkarmaz.
Ey o bütün iyman edenler! Yehud ile Nesarayı yar tutmayın, onlar ancak birbirlerinin yaranıdırlar, içinizden her kim onlara yardaklık ederse muhakkak onlardan ma'duddur, Allah ise zulm edenleri doğru yola çıkarmaz
Ey İman Edenler! Yahudileri ve Nesara'yı dipnot 1 veliler dipnot 2 edinmeyin. Onlar, birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları mütevelli edinirse, kuşkusuz o, onlardandır. Kuşkusuz, Allah, zalim topluma hidayet dipnot 3 etmez.
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları veliler dipnot 1 edinmeyin. Onlar, birbirlerinin velileridir. dipnot 1 Sizden kim onları mütevelli dipnot 1 edinirse, kuşkusuz o, onlardandır. Kuşkusuz, Allah, zalim topluma hidayet etmez.
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları evliya dipnot 1 edinmeyin. Onlar, birbirlerinin evliyasıdır. dipnot 2 Sizden kim onları mütevelli dipnot 3 edinirse, kuşkusuz o, onlardandır. Kuşkusuz, Allah, zalim topluma hidayet etmez.
Ey inananlar, Yahudi ve Hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Kuşkusuz Tanrı zalimler topluluğuna hidayet vermez.
Ey iman edenler, Yahudileri de, Nasranileri de kendinize yar (ve üstünüze haakim) edinmeyin. Onlar (ancak) birbirinin yaranıdırlar içinizden kim onları dost (ve haakim) edinirse o da onlardandır. Şübhesiz Allah o zaalimler güruhuna muvaffakıyyet vermez.
Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden her kim ki, onları dost edinirse; o da, onlardandır. Şüphesiz ki Allah, zalimler güruhunu hidayete erdirmez.
(51-53) Ey iman edenler, Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin, sizler birbirinizin dostusunuz, her kim sizden yüz çevirirse onlardandır, muhakkak ki Allah, zalim kavmi yola iletmez. Kalpleri hastalıklı olanları onlar içine (karışmak için) koştuklarını görürsün, gün olur başımıza felaketin gelmesinden / tekrar iktidara gelmelerinden çekiniyoruz diyorlar, belki de Allah, bir fetih getirir yahut yanından bir emir verir de içlerinde gizledikleri ortaya çıkar ve pişman olurlar. İman edenler derler ki, Allah’a var güçleri ile sizinle beraber olduklarına dair yemin edenler işte bunlar mı? onların amelleri boşa çıktı, hasara uğramış halde sabahladılar.
Ey İman edenler! Yahudi ve Hristiyanları veli/dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları veli edinirse, o da onlardandır. Allah, zalim topluma hidayet vermez.
Ey inananlar, yahudileri ve hıristiyanları veliler edinmeyin! Onlar, birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları kendine veli yaparsa, o onlardandır. Şüphesiz Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.
Ey inanıp güvenenler! Yahudileri ve Hristiyanları veliler /yakın dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir dipnot 1 . Sizden kim onları veli edinirse o da onlardandır. Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Yahudileri ve Hristiyanları dost (veli) bilmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır. Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.
Ey İman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları veli/dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları veli edinirse, o da onlardandır. Allah, zalim topluma hidayet vermez.
- Ey İman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları veli / dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları veli kabul ederse o da onlardandır. Allah, zalim topluma hidayet vermez.
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları gönül dostları edinmeyin. Onlar birbirlerinin gönül dostlarıdır. Sizden kim onları gönül dostu edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.
Mâide suresi, 52. ayet. فَتَرَى ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يُسَٰرِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَىٰٓ أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةٌ فَعَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِىَ بِٱلْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِّنْ عِندِهِۦ فَيُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَآ أَسَرُّوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ نَٰدِمِينَ
İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar.
Kalplerinde hastalık bulunanların "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz." diyerek onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah bir zafer veya katından bir emir getirecek de onlar, içlerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olacaklardır.
Kalplerinde hastalık bulunanların, "İşlerin ters gidip başımıza bir şey gelmesinden korkarız" diyerek, ötekilerin işine yarayacak bir tavır sergilemekte yarıştıklarını görürsün. Belki Allah bir zafer verir ya da O'nun katından bir talimat gelir de, içlerinde sakladıkları düşüncelerden dolayı vicdan azabı çekmeye başlarlar.
Ve kalplerinde hastalık olanların, (kendi kendilerine) "Şansımızın kötü gitmesinden korkuyoruz!" diyerek onların işine yarayan bir tavır sergilemekte yarıştıklarını görebilirsin. Ama Allah, (müminler için) büyük bir başarı takdir ettiğinde yahut kendi planının (başka) bir tezahürünü gerçekleştirdiğinde o (kararsız)lar, kendi içlerinde gizlice barındırdıkları düşüncelerden dolayı vicdan azabı duymaya başlarlar.
Sağlıklı düşünemeyenlerin (münafıkların), "Olayların akışının bizim aleyhimize dönmesinden korkuyoruz" diyerek, onların (Yahudi ve Nasaranın) arasına süratle daldıklarını görürsün. . . Umulur ki Allah, açıklık veya (HU) indinden bir hüküm getirir de, (onlar) içlerinde sakladıklarından (nifaktan) pişmanlık duyarlar.
İşte kalplerinde hastalık olanları: "Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz" diyerek aralarında çabalar yürüttüklerini görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih veya katından bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır.
Kalplerinde bir hastalık bulunan (münafık) ların "Başımıza bir felâket gelmesinden korkuyoruz" diyerek (Yahudilerin) arasında koşuştuklarını görürsün. Fakat mümkündür ki, Allah, kendi katından bir zafer, yahut bir emir getirir de, onlar da, içlerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olurlar.
Yüreklerinde sayrılık olanların, "Başımıza bir yıkım gelmesinden korkuyoruz!" diyerek, onların arasına koştuklarını görürsün. Belki Allah, bir utku veya Kendi katından bir buyruk getirir; içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.
Kalplerinde hastalık bulunanların, "Bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek, onların arasına koştuklarını görürsün. Belki Allah, fetih ya da kendi katından bir iş getirir de onlar, içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.
Kalplerinde hastalık bulunanların, "Başımıza bir bela gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında dolanıp durduklarını göreceksin. Olur ki ALLAH, zaferi veya kendi tarafından bir emri getirir de, içlerinde gizledikleri düşüncelerinden dolayı pişman olurlar.
Kalplerinde hastalık bulunanların, 'Başımıza bir bela gelmesinden korkuyoruz,' diyerek onların arasında dolanıp durduklarını göreceksin. Olur ki ALLAH, zaferi veya kendi tarafından bir emri getirir de, içlerinde gizledikleri düşüncelerinden dolayı pişman olurlar.
Onun için yüreklerinde münafıklık derdi olanların: "Ne yapalım, başımıza tersine bir devrin gelmesinden korkuyoruz." diyerek onların içine koşup durduklarını görürsün. Umulur ki, Allah, yakında o zaferi getirir veya katından bir emir buyurur da içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.
Onun için yüreklerinde nifak ılleti olanları görürsün ki onların içine koşar dururlar ne yapalım tersine bir devrin başımıza dönmesinden korkuyoruz derler, me'mul ki Allah yakında o fethi veya nezdi İlahisinden bir emir ihsan ediverir de nefislerinde gizlediklerine pişman olurlar
Kalplerinde hastalık bulunanların, "Başımıza bir bela gelmesinden korkuyoruz." diyerek, onların aralarında koşuştuklarını görürsün. Olur ki, Allah bir fetih veya kendi katından bir emir getirir ve böylece onlar içlerinde gizledikleri şeyden pişman olurlar!
Kalplerinde hastalık bulunanların, "Başımıza bir bela gelmesinden korkuyoruz." diyerek, onların aralarında koşuştuklarını görürsün. Olur ki, Allah bir fetih veya kendi katından bir emir getirir ve böylece onlar içlerinde gizledikleri şeyden pişman olurlar!
Kalplerinde hastalık bulunanların, "Başımıza bir bela gelmesinden korkuyoruz." diyerek, onların aralarında koşuştuklarını görürsün. Olur ki, Allah bir fetih veya kendi katından bir emir getirir ve böylece onlar içlerinde gizledikleri şeyden pişman olurlar!
Kalplerinde hastalık olanların "zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize / bizi çarpmasından korkuyoruz" diyerek aralarında çaba harcadıklarını / çabalar yürüttüklerini görürsün. Umulur ki Tanrı, bir fetih veya katından bir buyruk getirecek de, onlar nefslerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır.
İşte kalblerinde bir (nifak) maraz (ı) bulunan kimselerin "Felaketin bize (dönüb) çarpmasından korkuyoruz" diyerek aralarında koşuşduklarını görüyorsun. Belki Allah feth (-ü zafer) veya kendi katından bir emir getirecek de onlar, yüreklerinde gizledikleri şey'e karşı peşiman kimseler olacaklardır.
Kalblerinde hastalık olanların; bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz, diyerek onlara koşuştuklarını görürsün. Olur ki, Allah, fetih verir veya katından bir emir getirir de onlar, içlerinde gizlediklerinden dolayı pişman olurlar.
(51-53) Ey iman edenler, Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin, sizler birbirinizin dostusunuz, her kim sizden yüz çevirirse onlardandır, muhakkak ki Allah, zalim kavmi yola iletmez. Kalpleri hastalıklı olanları onlar içine (karışmak için) koştuklarını görürsün, gün olur başımıza felaketin gelmesinden / tekrar iktidara gelmelerinden çekiniyoruz diyorlar, belki de Allah, bir fetih getirir yahut yanından bir emir verir de içlerinde gizledikleri ortaya çıkar ve pişman olurlar. İman edenler derler ki, Allah’a var güçleri ile sizinle beraber olduklarına dair yemin edenler işte bunlar mı? onların amelleri boşa çıktı, hasara uğramış halde sabahladılar.
Kalplerinde hastalık olanların: "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih verir veya katından bir emir getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.
Kalblerinde hastalık bulunanların: "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz!" diyerek onların arasına koştuklarını görürsün. Belki Allah fetih ya da kendi katından bir iş getirir de onlar, içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.
Kalplerinde hastalık olanların, "durumun aleyhimize dönmesinden korkuyoruz" diyerek Yahudi ve Hristiyanların arasında koşuştuğunu görürsün dipnot 1 . Belki Allah, bir fetih nasip eder veya kendi katından yeni bir durum ortaya çıkarır da içlerinde sakladıkları şeyden pişmanlık duyarlar.
Kalplerinde hastalık olanların, onların arasında koşuştuğunu görürsün; "Çepeçevre kuşatılmaktan korkuyoruz" derler. Bakarsın Allah, hastalıklarını açığa çıkarır veya katından bir iş meydana getirir de içlerinde gizledikleri şeylerden dolayı pişman olurlar.
Kalplerinde hastalık olanların: "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih verir veya katından bir emir getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.
Kalplerinde hastalık olanların: -Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz, diyerek onlara koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih verir veya katından bir emir getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.
Kalplerinde hastalık olanların, "Başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz." diyerek onların içine daldıklarını görürsün. Olabilir ki Allah, bir fetih yahut katından bir buyruk getirir de bunu yapanlar, benliklerinde sakladıkları şeye pişmanlık duyar hale gelirler.
Mâide suresi, 53. ayet. وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ إِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فَأَصْبَحُوا۟ خَٰسِرِينَ
(O zaman) iman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin edenler şunlar mı?" Bunların çabaları boşa çıkmıştır. Böylece ziyan edenler olmuşlardır.
İman edenler "Bunlar mıdır (bize gelip de) ‘Şüphesiz ki sizinle beraberiz!' diye bütün güçleriyle yemin edenler?" diyecekler. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir de kaybedenlerden olmuşlardır.
İman edenler de (birbirlerine) derler ki: "Var güçleriyle, sizinle beraber olacaklarına dair yemin edenler bunlar mı? Onların bütün çabaları boşa gitmiştir; sonuçta kaybeden onlar olmuştur."
Oysa imana erenler, (birbirlerine), "Sizinle birlikte olacaklarına dair kararlı şekilde Allaha yemin edenler bu kişiler midir? Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir, çünkü onlar ziyandadır!" derler.
İman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına, bütün güçleriyle Allah adına yemin edenler bunlar mı?" Yaptıkları boşa gitmiştir; hüsrana uğrayanlar olmuşlardır.
İman edenler: "Olanca yeminleriyle elbette sizlerle birlik olduklarına ilişkin Allah'a yemin edenler bunlar mıdır? Onların bütün yapıp ettikleri boşa çıkmıştır, böylece hüsrana uğrayanlar olmuşlardır." derler.
İman edenler ise, "Sizinle beraber olduklarına dair, Allah'a bütün güçleriyle yemin edenler bunlar mı?" derler. Onların bütün amelleri boşa gitmiş ve kendileri de kaybedenlerden olmuşlardır.
İnanca çağırılanlar, şöyle derler: "Sizinle kesinlikle birlikte olduklarına ilişkin, tüm güçleriyle, Allah'ın üzerine yemin edenler gerçekten bunlar mı?" Onların yaptıkları boşa gitmiş; böylece yitime uğramışlardır.
O zaman iman edenler, "Bunlar mıdır sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle yemin edenler?" diyeceklerdir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir de kaybedenlerden olmuşlardır.
O zaman iman edenler, "Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle ALLAH adına yemin edenler bunlar mı" diyecek. Çabaları boşa çıkmış ve zarar etmişlerdir.
O zaman inananlar, 'Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle ALLAH adına yemin edenler bunlar mı,' diyecek. Çabaları boşa çıkmış ve zarar etmişlerdir.
İman edenler de: "O sizinle birlikte olduklarına dair Allah'a olanca güçleriyle yemin edenler şunlar mı? Onların bütün çabaları boşa gitti de en büyük zarara uğradılar." derler.
Mü'minler de ha, derler: Şunlar mı o, sizinle beraber olduklarına olanca yeminleriyle Allaha yemin edenler?, bütün çabaladıkları boşuna gitti de husran içinde kaldılar
İman Edenler şöyle derler: "Bütün yeminleri dipnot 1 ile senin yanında olacaklarına dair Allah'a yemin edenler bunlar mı?" İşte onların yaptığı bütün işler boşa gitti. Ve hüsrana uğrayanlar oldular.
İman edenler şöyle derler: "Bütün yeminleri dipnot 1 ile senin yanında olacaklarına dair Allah'a yemin edenler bunlar mı?" İşte onların yaptığı bütün işler boşa gitti. Ve hüsrana uğrayanlar oldular.
İman edenler şöyle derler: "Bütün güçleri ile senin yanında olacaklarına dair yemin edenler bunlar mı? İşte onların yaptığı bütün işler boşa gitti. Ve hüsrana uğrayanlar oldular.
İnananlar dedi ki: "Olanca yeminleriyle elbette sizlerle birlik olduklarına ilişkin Tanrı'ya yemin edenler bunlar mıdır? Onların bütün yapıp ettikleri boşa çıkmıştır, böylece hüsrana uğrayanlar olmuşlardır."
İman edenler de diyecek (ler) ki: "Her halde sizinle berabe olduklarına dair (zaman zaman) yeminlerini te'kide çalışarak Allaha and içenler bunlar mı? Onların bütün yapdıkları boşuna gitmiş, bu suretle onlar en büyük zarara uğrayan (insan) lar olmuşlardır".
Aman edenler derler ki: Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıdır? Amelleri boşa gitmiş ve hüsrana uğrayanlardan olmuşlardır.
(51-53) Ey iman edenler, Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin, sizler birbirinizin dostusunuz, her kim sizden yüz çevirirse onlardandır, muhakkak ki Allah, zalim kavmi yola iletmez. Kalpleri hastalıklı olanları onlar içine (karışmak için) koştuklarını görürsün, gün olur başımıza felaketin gelmesinden / tekrar iktidara gelmelerinden çekiniyoruz diyorlar, belki de Allah, bir fetih getirir yahut yanından bir emir verir de içlerinde gizledikleri ortaya çıkar ve pişman olurlar. İman edenler derler ki, Allah’a var güçleri ile sizinle beraber olduklarına dair yemin edenler işte bunlar mı? onların amelleri boşa çıktı, hasara uğramış halde sabahladılar.
Müminler: "Sizinle beraber olduklarına var güçleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mıdır?" derler. Onların amelleri boşa gitmiş ve hüsrana uğrayanlardan olmuşlardır.
(O zaman) inananlar, "Bunlar mı o, bütün güçleriyle sizinle beraber olduklarına yemin edenler?" derler. Bütün çabaları boşa çıkmış, kaybedenlerden olmuşlardır.
(O zaman) Müminler şöyle derler: "Kesinlikle sizin yanınızdayız, diye var güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mı?" Artık onların bütün yaptıkları boşa çıkmış ve hüsrana uğramışlardır.
(O zaman) Müminler derler ki "Bunlar mı bizimle dipnot 1 birlikte olduklarına dair Allah'a yemin edip duranlar?" Onların emekleri boşa gider ve hüsrana düşerler.
Müminler: "Sizinle beraber olduklarına var güçleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mıdır?" derler. Onların amelleri boşa gitmiş ve hüsrana uğrayanlardan olmuşlardır.
Müminler: -Sizinle beraber olduklarına var güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıdır? derler, onların çalışmaları boşa gitmiş ve kaybedenler olmuşlardır.
İman edenler derler ki: "Şunlar mıdır o tüm güçleriyle sizinle beraber olduklarına yemin edenler?" Bütün amelleri boşa çıkmıştır da hüsrana uğrayanlardan oluvermişlerdir.
Mâide suresi, 54. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَسَوْفَ يَأْتِى ٱللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَآئِمٍ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, dipnot 1 (bilsin ki) Allah kendilerini sevdiği, onların da O'nu (Allah'ı) sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, dipnot 2 (ayrıca) Allah yolunda cihad eden (fedakârlık yapan) ve kınayanın kınamasından korkmayan bir topluluk getirecektir. dipnot 3 Bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine (layık olana) verir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.
Siz ey iman edenler! İçinizden her kim dininden dönerse, iyi bilsin ki Allah zaman içerisinde onun yerine başka bir topluluk getirir; O onları sever, onlar da O'nu; mü'minlere karşı alçakgönüllü, kafirlere karşı onurlu davranırlar; Allah yolunda tüm çabalarını sergiler, kınayacak olanın da kınamasından korkmazlar: İşte bütün bu özellikler Allah'ın isteyene bahşetmeyi dilediği lutfudur. Zira Allah engin (lütuf) sahibidir, her şeyi ayrıntısıyla bilendir.
Siz ey imana ermiş olanlar! Eğer imanınızı kaybederseniz, Allah, zaman içinde (sizin yerinize) Onun sevdiği ve Onu seven insanlar geçirecektir; müminlere karşı alçak gönüllü, hakikati inkar edenlere karşı onurlu; Allah yolunda üstün çaba gösteren ve kendilerini kınayabilecek kimselerin kınamasından korkmayan (insanlar): Bu, Allahın dilediğine bağışladığı lütfudur. Allah (lütfunda) sınırsızdır ve her şeyi bilendir.
Ey iman edenler. . . Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah (onun yerine) öyle bir topluluk getirir ki, (O) onları sever, (onlar da) O'nu severler. . . İman edenlere karşı alçak gönüllü, hakikati inkar edenlere karşı onurludurlar. (Onlar) hiçbir kınayanın kınamasından korkmaksızın, Allah uğruna mücahede ederler. . . Bu Allah'ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. . . Allah Vasi'dir, Aliym'dir.
Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği, mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu', Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.
Ey iman edenler! İçinizden her kim, dîninden dönerse, (böylelerine karşı) Allah, öyle bir kavim getirir ki, kendisi onları sever, onlar da Allah'ı severler; mü'minlere, karşı yumuşak, kâfirlere karşı güçlüdürler. Allah yolunda savaşırlar ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın dilediğine verdiği bir fazilettir. Allah, ihsanı bol, her şeyi hakkıyla bilendir.
Ey inanca çağırılanlar! Aranızdan kim dininden dönerse, Allah, O'nun sevdiği ve O'nu seven bir toplum getirecektir. İnananlara karşı alçakgönüllü; nankörlük edenlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah'ın yolunda çaba gösterirler ve kınayanların kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın lütfudur; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Lütfu Geniştir; Bilendir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirecek ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever. Müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler; hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah lütfunda sınırsızdır ve her şeyi bilendir.
Gerçeği onaylayanlar, kim dininden dönerse şunu bilsin: ALLAH sevdiği bir toplumu getirir; onlar da O'nu sever. Gerçeği onaylayanlara karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve pektirler. ALLAH yolunda cihat ederler, kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu, ALLAH'ın lütfudur; onu dilediğine verir. ALLAH Cömerttir, Bilendir.
İnananlar, kim dininden dönerse şunu bilsin: ALLAH sevdiği bir toplumu getirir; onlar da O'nu sever. İnananlara karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve pektirler. ALLAH yolunda cihad ederler, kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu, ALLAH'ın lütfudur; onu dilediğine verir. ALLAH Cömerttir, Bilendir.
Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse, duysun: Allah onların yerine, kendisinin sevdiği, onların da kendisini seveceği, mü'minlere karşı boyunları aşağıda, kafirlere karşı başları yukarıda, Allah yolunda savaşan, dil uzatanın kınamasından korkmayan bir kavim getirir. İşte o, Allah'ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol, herşeyi bilendir.
Ey o bütün iyman edenler! İçinizden kim dininden dönerse duysun: Allah onun yerine öyle bir kavm getirecek ki Allah onları sever, onlar Allahı severler, mü'minlere karşı boyunları aşağıda, kafirlere karşı başları yukarıda, Allah yolunda mücahede ederler, dil uzatanın levminden korkmazlar, işte o Allahın fazlıdır, onu dilediğine verir, ve Allah vasi'dir, alimdir
Ey İman Edenler! Sizden kim dininden dönerse dipnot 1 bilsin ki Allah, Kendisinin onları sevdiği ve onların da O'nu sevdiği; Mü'minlere karşı alçak gönüllü, Kafirlere karşı izzetli, dipnot 2 Allah yolunda cihad eden, kınayıcının kınamasından korkmayan bir halk getirir. İşte bu Allah'ın fazlıdır dipnot 3 ki o fazlı dilediğine verir. Ve Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse dipnot 1 bilsin ki Allah, Kendisinin onları sevdiği ve onların da O'nu sevdiği; Müminlere karşı alçak gönüllü, Kafirlere karşı izzetli, dipnot 2 Allah yolunda cihad eden, kınayıcının kınamasından korkmayan bir halk getirir. İşte bu Allah'ın fazlıdır dipnot 3 ki o fazlı dilediğine verir. Ve Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse dipnot 1 bilsin ki Allah, Kendisinin onları sevdiği ve onların da O'nu sevdiği; müminlere karşı alçak gönüllü, gerçeği yalanlayan nankörlere karşı izzetli, dipnot 2 Allah yolunda cihad eden, kınayıcının kınamasından korkmayan bir toplum getirir. İşte bu Allah'ın fazlıdır dipnot 3 ki o fazlı dilediğine verir. Ve Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ey inananlar, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Tanrı (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği, inançlılara karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu', Tanrı yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Tanrı'nın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Tanrı (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.
Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse Allah — mü' minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinin onları seveceği, onların da kendisini seveceği — bir kavm getirir ki onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiç bir kınayanın kınamasından (dedi kodusundan) çekinmezler. Bu, Allahın lutf-ü inayetidir ki onu kime dilerse ona verir. Allah ihsanı bol olan, en çok bilendir.
Ey iman edenler; içinizden her kim, dininden dönerse; Allah'ın sevdiği ve onların da O'nu sevdikleri, mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı zorlu bir kavim getirir. Allah yolunda cihad ederler, hiç bir yerenin yermesinden korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur. O'nu dilediğine verir. Allah; Vasi'dir, Alim'dir.
(54) Ey iman edenler sizden kim din değiştirirse / mürted olursa ilerde Allah öyle bir topluluk getirir ki , onları sever, onlar da O’nu / Allah’ı severler, müminlere karşı alçalırlar, kafirlere karşı onurlu / izzetli olurlar, Allah’ın yolunda gayret gösterirler / cihat ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar, işte bu Allah’ın maddi ve manevi hazinesidir / erdemidir onu istediği kişiye verir, Allah kapsamı geniştir, bilendir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdiği bir toplum getirir. Onlar da Allah’ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah (lütfu) geniştir, her şeyi bilendir.
Ey inananlar, sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki (O) onları sever, onlar da O'nu severler. Mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allah'(ın lutfu) geniştir, (O), bilendir.
Ey inanıp güvenenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, daha sonra Allah bir topluluk getirir. Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Müminlere alçak gönüllü, kafirlere karşı dik duruşlu olur; Allah yolunda cihad eder /ellerinden geleni yapar dipnot 1 ve kınayanın kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın lütfudur; onu, gereğini yapana dipnot 2 verir. Allah, imkanları geniş olan ve daima bilendir.
Ey inanıp güvenenler! Sizden kim dininden dönerse Allah, çok geçmeden onların yerine sevdiği bir topluluk getirir; onlar da O'nu severler. İnanıp güvenenlere karşı saygılı, ayetleri görmezden gelenlere karşı başları dik olur. Allah yolunda mücadele eder ve kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte Allah'ın lütfu budur; onu, tercihini doğru yapana verir. Allah'ın imkanları geniştir, her şeyi bilir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdiği bir toplum getirir. Onlar da Allah’ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah (lütfu) geniştir, her şeyi bilendir.
-Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdiği bir toplum getirir. Onlar da Allah'ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar, işte bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah kuşatandır, bilendir.
Ey inananlar! İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kafirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda savaşırlar, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın, dilediğine yönelttiği bir lütuftur. Allah, yaratılışı ve yarattıklarını genişletir, her şeyi bilir.
Mâide suresi, 55. ayet. إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُمْ رَٰكِعُونَ
Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir.
Sizin dostunuz yalnızca Allah, Elçisi ve boyun eğerek namazı kılan ve zekâtı veren müminlerdir. dipnot 1
Yalnızca Allah, O'nun Elçi'si ve inananlardır sizin müttefikiniz. O inananlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, zekatı gönülden gelerek verirler; çünkü onlar Allah'a boyun eğerler.
Unutmayın ki sizin yardımcılarınız sadece Allah ve Elçisi ve imana erenler olacaktır; (yani) namazlarında devamlı ve dikkatli olanlar, arındırıcı (mali) yükümlülüklerini yerine getirenler ve (Allahın karşısında) boyun eğenler:
Sizin Veliyy'niz sadece Allah'tır, "HU"nun Rasulüdür ve (şu) iman edenlerdir ki, onlar salatı ikame ederler ve rüku halinde zekatı verirler.
Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir.
Sizin asıl dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Rasûlüdür, iman edenlerdir. Onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler.
Sizin dostunuz, yalnızca Allah, O'nun elçisi ve inananlardır. Onlar, namazlarında sürekli olanlar, zekatı verenler ve eğilenlerdir.
Sizin dostunuz, ancak Allah'tır, peygamberdir ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılıp zekatı veren, iman edenlerdir.
Gerçek dostlarınız, ALLAH, elçisi ve salatı gözetip alçak gönüllü olarak zekatı veren müminlerdir.
Gerçek dostlarınız, ALLAH, elçisi ve namazı gözetip alçak gönüllü olarak zekatı veren müminlerdir.
Sizin dostunuz önce Allah, sonra peygamberi, sonra namaza devam eden ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek zekat veren mü'minlerdir,
Sizin veliniz evvel Allah, sonra Resulü, sonra o iyman etmiş olanlardır ki namaza devam ederler ve rüku' halinde zekat verirler
Sizin veliniz; ancak Allah, O'nun Resul'ü ve "salatı ikame edip ruku halinde zekat yapan dipnot 1 " Mü'minlerdir.
Sizin veliniz; ancak Allah, O'nun Resulü ve "salatı ikame edip ruku halinde zekat yapan" dipnot 1 mü'minlerdir.
Sizin veliniz dipnot 1 ; ancak Allah, O'nun Rasul'ü ve "salatı ikame edip ruku halinde zekat veren" dipnot 2 mü'minlerdir.
Sizin dostunuz (veliniz) ancak Tanrı, O'nun elçisi, rüku ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren inananlardır.
Sizin yariniz ancak Allahdır, Onun peygamberidir, Allahın emirlerine boyun eğici olarak namazı dosdoğru kılan, zekatı veren o mü minlerdir.
Sizin dostunuz yalnız Allah, O'nun Rasulü ve namaz kılan, zekat veren, rüku edenlerdir.
(55-56) Sizin dostlarınız Allah’tır, Resulüdür ve iman edenlerdir, ki onlar namazı kalkar kılarlar, zekâtı verirler, onlar rükû edenlerdir. Her kim Allah’ı Resulünü ve iman edenleri dost edinirse muhakkak ki Allah’ın taraftarları, yeneceklerdir / galip geleceklerdir.
Sizin veliniz/yardımcınız ancak Allah’tır, Rasûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren Müminlerdir.
Sizin veliniz, ancak Allah, Elçisi ve namazlarını kılan, zekatlarını veren, rüku'a varan mü'minlerdir.
Sizin veliniz /en yakınınız sadece Allah, resulü, namazını özenle ve sürekli kılan, Allah'a boyun eğerek zekatını veren müminlerdir.
Sizin yakın dostunuz (veliniz) sadece Allah ve Elçisidir; bir de namazını tam kılan ve saygıyla zekatını veren müminlerdir.
Sizin veliniz/yardımcınız ancak Allah, O’nun Peygamberi, namaz kılan, boyun eğerek zekat veren müminlerdir.
Sizin veliniz ancak Allah, O'nun Peygamberi, namaz kılan, boyun eğerek zekat veren müminlerdir.
Sizin gönül dostunuz Allah'tır, O'nun resulüdür, bir de rüku eder bir halde namazı kılıp zekatı vererek iman edenlerdir.
Mâide suresi, 56. ayet. وَمَن يَتَوَلَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَإِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ
Kim Allah'ı, O'nun peygamberini ve inananları dost edinirse, bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.
Kim Allah'ı, Elçisini ve iman edenleri dost edinirse, galip gelecek olanlar şüphesiz ki yalnızca Allah'ın tarafında olanlardır. dipnot 1
Allah'a, Rasulü'ne ve inananlara müttefik olanlar var ya: işte onlardır Allah taraftarı olanlar: galip gelecek olan da onlardır.
Çünkü Allah ve Elçisi ve imana erenler ile dost olanlar; işte onlar, Allahın taraftarlarıdır, onlardır zafere ulaşanlar!
Kim Allah'ı, "HU"nun Rasulünü ve iman edenleri veli edinir ise, (bilsin ki) muhakkak Allah taraftarları, galip gelecek olanların ta kendileridir!
Kim Allah'ı, Resulü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.
Kim Allah'ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) galip (üstün) gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.
Allah'ı, O'nun elçisini ve inananları kim dost edinirse, kesinlikle üstün gelecek olanlar; işte aslında, Allah'ın yandaşlarıdır.
Kim Allah'ı, peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah'tan yana olanlar üstün gelirler.
Kim ALLAH'ı, elçisini ve iman edenleri dost edinirse bilsin ki ALLAH'ın partisi üstün gelecek.
Kim ALLAH'ı, elçisini ve inananları dost edinirse bilsin ki ALLAH'ın partisi üstün gelecek.
Ve her kim Allah'a, peygamberine ve iman edenlere dost olursa, şüphe yok ki, ancak Allah'tan yana olanlar üstün geleceklerdir.
Ve her kim Allah ve Resulüne iyman edenlere yar olursa şübhe yok ki Allah hizbidir ancak galib olacaklar
Ve kim Allah'ı ve O'nun Resul'ünü ve Mü'minleri veli edinirse, Allah'ın taraftarları onlardır. Galip gelecek olanlar da onlardır.
Ve kim Allah'ı ve O'nun Resul'ünü ve mü'minleri veli edinirse, Allah'ın taraftarları onlardır. Galip gelecek olanlar da onlardır.
Ve kim Allah'ı ve O'nun Rasul'ünü ve mü'minleri veli edinirse, Allah'ın taraftarları onlardır. Galip gelecek olanlar da onlardır.
Kim Tanrı'yı, elçisini ve inananları veli edinirse, hiç kuşku yok, galip gelecek olanlar Tanrı'nın taraftarlarıdır.
Kim Allahdan, peygamberinden ve iman edenlerden yüz çevirirse. Hiç şüphe yok ki galebeyi kazanacak olanlar Allahın yardımcılarının ta kendileridir.
Her kim ki Allah'ı, peygamberini ve mü'minleri dost edinirse; muhakkak ki galig gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır.
(55-56) Sizin dostlarınız Allah’tır, Resulüdür ve iman edenlerdir, ki onlar namazı kalkar kılarlar, zekâtı verirler, onlar rükû edenlerdir. Her kim Allah’ı Resulünü ve iman edenleri dost edinirse muhakkak ki Allah’ın taraftarları, yeneceklerdir / galip geleceklerdir.
Kim Allah’ı, peygamberini ve iman edenleri veli edinirse (bilsin ki), elbette Allah’ın taraftarları galip gelecektir.
Kim Allah'ı, Elçisini ve mü'minleri dost tutarsa (bilsin ki) galib gelecek olanlar, yalnız Allah'ın taraftarlarıdır.
Kim Allah'ı, resulünü ve müminleri kendine veli /yakın dost edinirse bilsin ki galip gelecek olanlar Allah'tan yana olanlardır.
Kim Allah'ı, Elçisini ve inanıp güvenenleri (müminleri) dost (veli) edinirse bilsin ki zafer, Allah'tan yana olanlarındır.
Kim, Allah’ı, Peygamberini ve iman edenleri veli edinirse (bilsin ki) elbette Allah’ın hizbi galip gelecektir.
Kim, Allah'ı ve Peygamberini ve iman edenleri veli edinirse (bilsin ki) elbette Allah'ın grubu galip gelecektir.
Allah'ı, O'nun resulünü ve iman edenleri dost edinen/Allah'tan, O'nun resulünden ve iman edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.