Mâide suresi · 41–50. ayetler

Tevrat, İncil ve Kur'an ile hükmetmek

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mâide suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 41. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحْزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْكُفْرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِأَفْوَٰهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِن قُلُوبُهُمْ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ سَمَّٰعُونَ لِقَوْمٍ ءَاخَرِينَ لَمْ يَأْتُوكَ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ مِنۢ بَعْدِ مَوَاضِعِهِۦ يَقُولُونَ إِنْ أُوتِيتُمْ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمْ تُؤْتَوْهُ فَٱحْذَرُوا۟ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتْنَتَهُۥ فَلَن تَمْلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمْ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمْ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: "Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının." Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Ey Elçi! Kalpleri iman etmediği hâlde ağızlarıyla "İnandık." diyen kişilerden ve sürekli olarak yalana kulak veren, sana gelmeyen (bazı) kişileri can kulağıyla dinleyen yahudilerin bir kısmından küfürde koşuşanlar(ın hâli) seni üzmesin! Onlar, kelimelerin yerlerini değiştirirler. (Onlar) "Size şu verilirse hemen alın; o verilmezse sakının!" derler. Allah o kişinin fitnesini (azabını) isterse, sen Allah'a karşı onun için hiçbir şey yapamazsın. Onlar, kalplerini Allah'ın temizlemek istemediği kişilerdir. dipnot 1 Onlar için dünyada rezillik vardır; onlar için ahirette de büyük bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilenler, küfürde ısrarcı ve kararlı olanlardır. Çünkü Yüce Allah kullarına hiçbir şekilde haksızlık etmez.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey Peygamber! Yürekten iman etmedikleri halde ağızlarıyla "iman ettik" diyen kimseler arasından inkarda birbirleriyle yarışanlar seni üzmesin; Yahudileşenler arasından yalanı can kulağıyla dinleyen ve sana başvurmak yerine başka insanların laflarına kulak kesilenler de.. Onlar, sözleri asıl bağlamlarından kopararak manalarını çarpıtırlar, "Eğer size şu tür bir öğreti verilirse hemen alın; yok verilmezse sakın yaklaşmayın!" derler. Allah birini fitneye sokmayı dilemişse, Allah'ın onun hakkındaki iradesine hiçbir şekilde engel olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir; onları dünyada zillet, ahirette korkunç bir azap bekler.

    Muhammed Esed

    Ey Peygamber! Hakikati inkarda birbirleriyle yarışanlardan dolayı üzülme: şu, ağızlarıyla "Biz inanıyoruz!" diyen, halbuki kalben inanmayanlardan ve her türlü yalanı can kulağıyla dinleyen ve (aydınlanmak için) sana gelmek yerine başka insanlara kulak veren Yahudilerden. Onlar, (vahyedilen) sözleri asıl bağlamlarından kopararak anlamlarını çarpıtırlar ve "Eğer size şöyle şöyle (bir öğreti) verilirse onu kabul edin; ama verilmezse uzak durun!" derler. (Onlara bakıp üzülme,) çünkü Allah, bir kişinin kötülüğe meyletmesini dilemişse Allahın onun hakkındaki iradesine hiçbir şekilde mani olamazsın. İşte onlar kalplerini Allahın temizlemek istemedikleridir. Onları bu dünyada zillet, öteki dünyada da korkunç bir azap bekler;

    Ahmed Hulusi

    Ey Rasul! Kalpleriyle (şuurlu olarak - anlamını hissedip yaşayarak) iman etmedikleri halde, ağızlarıyla "İman ettik" diyenlerden küfürde koşuşanlar, seni mahzun etmesin. . . Yahudi olanlardan öylesi var ki, yalan uydurmak için veya sana gelmemiş bir topluluk adına (aracı olarak) dinleyendir. . . Yerli yerince söylenen Kelimeleri tahrif ederek, "Size şu verilirse alın, eğer o verilmez (Allah hükmü ile hükmedilir) ise sakın yanaşmayın" derler. . . Allah bir kimsenin dalaletini dilerse, artık onun için sen Allah'tan bir şey bekleyemezsin. . . İşte onlar, Allah'ın kalplerini arındırmayı dilemediği kimselerdir. . . Dünyada onlar için rezillik vardır. . . Sonsuz gelecek sürecinde de onlar için çok büyük azap vardır.

    Ali Bulaç

    Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "İnandık" diyenlerle Yahudiler'den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Allah'tan hiç bir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Rasûl! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla «inandık» diyen (münafık) lerin ve yahudilerden küfür içinde koşuşanlar ( ın hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler ve sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; (Tevrât'taki) kelimeleri (anlayıp aklettikten sonra) yerlerinden kaydırıp değiştirirler. «Eğer size şu verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!» derler. Allah bir kimseyi şaşkınlığa (fitneye) düşürmek isterse, sen Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Ey peygamber! Yürekleri inanmamış olmasına karşın, ağızlarıyla "İnandık!" diyenler ve Yahudiler arasında nankörlük etmekte yarışanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak verirler. Sana yaklaşmayan bir topluma yalan söylemek için kulak verirler; sözlerin anlamlarını saptırırlar. "Size bu verilirse alın, ama verilmezse kaçının!" derler. Allah, kimi sıkıntıya düşürmeyi dilerse, artık, Allah'ın karşısında, onun için hiçbir şey yapa mazsın. İşte onlar, Allah'ın, yüreklerini temizlemek istemediği kişilerdir. Onlar için, dünyada aşağılanma; sonsuz yaşamda ise büyük bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey peygamber! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla "inandık" diyenlerden ve Yahudilerden inkarda yarışırcasına koşanlar seni üzmesin. Onlar daima yalana ve sana gelmeyenlere kulak verirler. Kelimeleri yerlerinden değiştirirler. "Eğer size şu verilirse hemen alınız, o verilmezse sakınınız" derler. Allah bir kimseyi fitneye düşürmek isterse, Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın, kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik,ahirette de büyük bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Ey elçi, ağızlarıyla "Onayladık" dedikleri halde kalpleriyle onaylamayanların inkarcılıktaki gayretleri seni üzmesin. Yahudilerin bir grubu var ki yalana kulak veriyor, seninle hiç karşılaşmamış bir topluluğu dinliyor. Kelimelerin anlamını kaydırıp: "Size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" diyorlar. ALLAH birini sınamak isterse ALLAH'a karşı kimse ona yardım edemez. İşte onlar, ALLAH'ın kalplerini temizlemeyi dilemediği kişiler. Onlar için dünyada aşağılanma ve ahirette de büyük bir azap var.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ağızlarıyla 'İnandık,' dedikleri halde kalpleriyle inanmıyanların inkarcılıktaki gayretleri seni üzmesin. Yahudilerin bir grubu var ki yalana kulak veriyor, seninle hiç karşılaşmamış bir topluluğu dinliyor. Kelimelerin anlamını kaydırıp. 'Size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının,' diyorlar. ALLAH birini şaşırtmak isterse ALLAH'a karşı kimse ona yardım edemez. İşte onlar, ALLAH'ın kalplerini temizlemeyi dilemediği kişiler. Onlar için dünyada aşağılanma, ve ahirette de büyük bir azap var.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey şanlı Peygamber, gerek ağızlarıyla "Biz inandık." deyip de kalpleriyle inanmayanlardan, gerekse yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin! Onlar yalancılık etmek için dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler, yerli yerinde söylenen kelimeleri sonradan değiştirirler, "Size böyle fetva verilirse tutun, verilmezse sakının!" derler. Allah, kimin fitneye düşmesini dilerse sen onun lehine Allah'tan hiçbir şey koparamazsın. Onlar, öyle kimselerdir ki, Allah, kalplerini temizlemek istememiştir. Onların hakları dünyada zillet ahirette de büyük bir azaptır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o şanlı Resul, seni mahzun etmesin o küfürde yarış edenler: gerek o ağızlariyle "amenna" deyib de kalbleri mü'min olmıyanlardan olsun ve gerek Yehudi olanlardan, onlar yalancılık etmek için dinlerler, sana gelmiyen diğer bir kavm için dinlerler, yerli yerinde söylenen kelimeleri sonradan tahrif ederler, size böyle fetva verilirse tutun verilmezse sakının derler, kim ki Allah onun fitneye düşmesini murad etmiştir sen, ihtimali yok, onun lehine Allahdan zerrece bir şey'e malik olamazsın; onlar öyle kimselerdir ki Allah kalblerini tathir etmek murad etmemiştir, onların Dünyada hakları bir zillet, Ahırette de hakları azim bir azabdır

    Erhan Aktaş

    Ey Resul! Küfre koşuşanlar seni üzmesin. O kimseler ki ağızlarıyla iman ettik dedikleri halde, kalben iman etmediler. Ve bir de yalan uydurmak amacıyla kasıtlı dinleyen Yahudiler, sana gelmeyen başka bir halk adına casusluk yapmak için dinlerler. Sözleri bağlamlarından kopararak değiştiriyorlar: "Eğer bu size verilirse onu alın, eğer bu verilmezse sakının!" diyorlar. Allah, kimin fitneye düşmesini isterse, onun için Allah'a karşı elinden hiçbir şey gelmez. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. dipnot 1 Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalplerinin arındırılmasını hak etmeyen kimselerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Resul! Küfre koşuşanlar seni üzmesin. O kimseler ki ağızlarıyla inandık dedikleri halde, kalben inanmadılar. Ve bir de yalan uydurmak amacıyla kasıtlı dinleyen Yahudiler, sana gelmeyen başka bir halk adına casusluk yapmak için dinlerler. Sözleri bağlamlarından kopararak değiştiriyorlar: "Eğer bu size verilirse onu alın, eğer bu verilmezse sakının!" diyorlar. Allah, kimin fitneye düşmesini isterse, onun için Allah'a karşı elinden hiçbir şey gelmez. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. dipnot 1 Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalplerinin arındırılmasını hak etmeyen kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Rasul! Küfre koşuşanlar seni üzmesin. O kimseler ki ağızlarıyla inandık dedikleri halde, kalben inanmadılar. Ve bir de yalan uydurmak amacıyla kasıtlı dinleyen Yahudiler. Sana gelmeyen başka bir toplum adına casusluk yapmak için dinlerler. Sözleri bağlamlarından kopararak değiştiriyorlar: "Eğer bu size verilirse onu alın, eğer bu verilmezse sakının." diyorlar. Allah, kimin fitneye düşmesini isterse, onun için Allah'a karşı elinden hiçbir şey gelmez. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. dipnot 1 Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalplerinin arındırılmasını hak etmeyen kimselerdir.

    Gültekin Onan

    Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "inandık" diyenlerle Yahudiler'den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır. Onlar kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar. "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Tanrı kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Tanrı'dan hiç birşeye malik olamazsın. İşte onlar, Tanrı'nın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Ey peygamber, kalbleriyle inanmadıkları halde ağızlariyle "İnandık" diyen (münafık) larla Yahudilerden o küfr içinde (alabildiğine) koşuşanlar seni mahzun etmesin. Onlar, durmadan yalan dinleyen, senin huzuruna gelmeyen diğer bir kavm hesabına casusluk eden (kimse) lerdir. Kelimeleri (Allah tarafından) yerlerine konuldukdan sonra (tutub) bir tarafa atarlar onlar, "Eğer size şu (fetva) verilirse onu alın, şayet o verilmezse onu (kabul etmekden) çekinin" derler, Allah kimin sapıklığını irade ederse artık sen Allahın ona aid (meşiyyetini) önlemiye hiç bir vech ile muktedir olamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki Allah, kalblerini temizlemek dilememişdir. Dünyada hor ve hakıyr olmak onların hakkıdır. Ahiretde de onlara pek büyük bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Ey peygamber; ağızlarıyla inandık dedikleri halde kalbleriyle inanmayanlardan, yahudi olanlardan, yalan kulak verenler ve sana gelmeyen başka bir kavmin sözünü dnleyenlerden küfre koşanlar, sen, üzmesin. Sözlerin yerlerini değiştirirler de; size bu verilirse alın, verilmezse kaçının, derler. Allah, kimin de fitneye düşmesini isterse; onun için senin Allah'a karşı hiçbir şeye gücün yetmez. İşte onlar; Allah'ın kalblerini temizlemek istemediği kimselerdir. Dünyada rüsvaylık, onlaradır. Ve onlar için ahirette, büyük bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (41) Ey Resul, küfür konusunda yarışanlar seni üzmesin, onlar ki ağızları ile iman ettik derler, kalpleri ile iman etmezler, Yahudilerden birileri yalana kulak kabartırlar, sana gelmeyen diğer bir topluluk için kulak kabartırlar, (gidin ne konuşuyor gelin bize anlatın diyen birileri) kelimelerin anlam yerlerini harfleri kullanarak tahrif ediyorlardı, sizin lehinize ise verilen, onu alın, eğer lehinize değilse verilen, ondan sakının / uzak durun, Allah, kimin sınanmasını dilemişse, asla Allah’tan ona gelecek şeye malik olamazsın, işte onlar, Allah’ın kalplerini temizlemek istemedikleridir, onlara dünyada aşağılanma ve Ahirette de büyük bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Peygamber! Kalpleri inanmamışken, ağızlarıyla “İman ettik” diyerek küfürde yarışanlar, seni üzmesin. Yahudilerden yalana kulak verenler ve sana gelmeyen başka bir topluluk hesabına seni dinleyenler kelimeleri (konuldukları) yerlerinden tahrif ederler. Size şu hüküm verilirse alın, o verilmezse kaçının, derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar, Allah’ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. Onlara dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Ey Elçi, ağızlariyle "inandık" dedikleri halde kalbleri inanmamış olanlar arasında küfürde yarış edenler seni üzmesin. yahudiler arasında da yalana kulak veren, sana gelmemiş olan bir kavme kulak verenler vardır. Onlar kelimeleri yerlerinden kaydırırlar: "Eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının!" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın, kalblerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey resul! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla "inandık!" diyenlerin ve Yahudilerin kafirlikte yarışmaları seni üzmesin. Onlar, yalan söylemek için kulak kesilir, sana gelmeyen başka topluluklara bilgi ulaştırmak için tüm dikkatleri ile seni dinlerler. Kelimelerin asıl anlamlarını yerlerinden kaydırır (tahrif eder dipnot 1 ); "Size şu hüküm verilirse kabul edin, verilmezse kabul etmeyin" derler. Allah'ın sıkıntıda kalmasını istediği bir kişiye, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi engellemeye gücün yetmez. İşte onlar Allah'ın, kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Dünyada onların payına düşen, rezillik; ahirette de büyük bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tahrif (التحريف), Nisa 4/46'da açıklandığı gibi iki tarafa çekilebilecek bir anlamı, kolayca anlaşılmayacak biçimde, sözün akışına uygun olmayan tarafa çekmektir. Tahrif, metinde değil anlamda olduğu için Kur'an, önceki kitapların ana metinlerini tasdik eder. Ama tahrif kelimesi de tahrif edilip ona "tebdil" yani metni değiştirme anlamı verildiğinden hem Kur'an'ın önceki kitapları tasdik ettiği unutturulmuş hem de Kur'an ayetlerinde yapılan anlam kaydırmalarının üstü örtülmüştür. En fazla tahrif, Yahudileri rahatsız eden ayetlerde olmuştur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Elçi, içten güvenmedikleri halde ağızları ile "İnanıp güvendik!" diyenlerin ve Yahudilerin, ayetlerin üstünü örtmede yarışması seni üzmesin. Onlar yalan için kulak kesilir, sana gelmeyen bir topluluk için dinler, kelimelerin anlamlarını yerlerinden kaydırırlar. "Size şu verilirse alın, verilmezse almayın" derler. Allah, kimi bozguna uğratmak isterse sen onun için Allah'tan bir yardım alamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onların payına düşen dünyada rezil olmak, ahirette de şiddetli bir azaba çarpılmaktır.

    Şaban Britch

    Ey Peygamber! Kalpleri inanmamışken, ağızlarıyla “İman ettik” diyerek küfürde yarışanlar, seni üzmesin. Yahudilerden yalana kulak verenler ve sana gelmeyen başka bir topluluk hesabına seni dinleyenler kelimeleri (konuldukları) yerlerinden/anlamlarından tahrif ederler. Size şu hüküm verilirse alın, o verilmezse kaçının, derler. Allah’ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar, Allah’ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. Onlara dünyada rezillik, ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    - Ey peygamber, kalpleri inanmamışken, ağızlarıyla "iman ettik" diyenler, Yahudilerden yalana kulak verenlerden ve sana gelmeyen başka bir toplum hesabına casusluk yapanlardan küfre koşturanlar seni üzmesin. Kelimeleri asıl anlamlarından saptıranlar da: - Bu fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının, derler. Allah'ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah'a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. Onlara dünyada rezillik, ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey resul! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla "inandık" diyenlerin küfürde yarışırcasına koşanları seni üzmesin. Yahudilerden bazıları yalancılık etmek için dinlerler; huzuruna çıkmamış olan başka bir topluluk için dinlerler. Yerlerine oturmuş kelimeleri, yapılarını bozup değiştirirler. "Size şu verilirse alın, eğer o verilmezse çekinin." derler. Allah birini fitneye çarptırmak isterse sen onun için Allah karşısında hiçbir şey yapamazsın. Bunlar o kişilerdir ki, Allah kalplerini temizlemek istemiyor. Dünyada bir rezillik vardır onlar için; ahirette de büyük bir azap var onlara.

  2. Mâide suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 42. ayet. سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحْتِ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْـًٔا وَإِنْ حَكَمْتَ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, adil davrananları sever.

    Mehmet Okuyan

    Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver; ister onlardan yüz çevir! Onlardan yüz çevirirsen sana asla zarar veremezler. Hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet! Şüphesiz ki Allah adil olanları sever. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:135; Mâide 5:8; En‘âm 6:152; Nahl 16:90; Hucurât 49:9; Mümtehine 60:8.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar yalana kulak kesilir, haram adına ne varsa ona yumulurlar. İmdi eğer sana başvururlarsa; ister aralarında hüküm ver, ister onları kendi hallerine bırak. Zira eğer onları kendi hallerine bırakacak olursan, sana hiçbir zarar veremezler. Ama eğer hüküm verecek olursan aralarında adaletle hükmet: çünkü Allah adil olanları sever.

    Muhammed Esed

    onlar, her türlü yalanı can kulağıyla dinleyenler, kötü olan her şeyi aç gözlülükle yutanlardır! Öyleyse (bir karar vermen için) sana gelirlerse ister onlar arasında karar verirsin, ister kendi hallerine bırakırsın: Çünkü eğer onları kendi hallerine bırakırsan sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama eğer bir karar verirsen, onlar arasında adaletle karar ver: Allah adil davrananları bilir.

    Ahmed Hulusi

    (Onlar) sürekli yalan dinleyenler, çokça haram yiyenlerdir. . . Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet yahut onlardan yüz çevir. . . Eğer onlardan yüz çevirir isen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. . . Şayet hükmedersen onların arasında adaletle hükmet. . . Muhakkak ki Allah muksitleri (adil olup her şeyin hakkını verenleri) sever.

    Ali Bulaç

    Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiç bir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.

    Ali Özek ve heyeti

    Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet. Allah âdil olanları sever.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, yalana kulak verirler; açgözlülükle yutarlar. Sana gelirlerse, aralarında yargı ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir şeyle dokunca veremezler. Yargı verirsen, adaletle yargı ver. Kuşkusuz, Allah, adaletli olanları sever.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar yalanı can kulağı ile dinlerler; haramı tıka basa yerler. Sana geldiklerinde, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet! Allah, adil davrananları sever.

    Edip Yüksel

    Yalana kulak veriyor, yasa dışı yoldan yiyorlar. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, istersen yüz çevir. Onlardan yüz çevirdiğin taktirde sana hiçbir zarar veremezler. Hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. ALLAH adaletli olanları sever.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalana kulak veriyor, yasadışı yoldan yiyorlar. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, istersen yüz çevir. Onlardan yüz çevirdiğin taktirde sana hiç bir zarar veremezler. Hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. ALLAH adaletli olanları sever.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, sürekli yalancılık için dinler, boyuna haram yerler. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet, istersen onlardan yüz çevir. Eğer yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Şayet hükmedersen, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, adaletli kimseleri sever.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Boyuna yalancılık için dinlerler, boyuna haram yerler, artık sana gelirlerse ister aralarında hukmet, ister kendilerinden yüz çevir, eğer yüz çevirirsen sana hiç bir zarar edemezler, şayed hukmedersen aralarında adaletle hukmet, çünkü Allah adalet edenleri sever

    Erhan Aktaş

    Yalan uydurmak için can kulağı ile dinlerler ve sürekli suhtla dipnot 1 geçinirler. Eğer hüküm vermen için sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında hakkaniyetle hüküm ver. Kuşkusuz, Allah, hakkaniyetli olanları sever.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haram kazanç, meşru olmayan kazançların tamamı, her türlü yolsuzluk.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yalan uydurmak için can kulağı ile dinlerler ve sürekli suhtla dipnot 1 geçinirler. Eğer hüküm vermen için sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında hakkaniyetle hüküm ver. Kuşkusuz, Allah, hakkaniyetli olanları sever.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haram kazanç, meşru olmayan kazançların tamamı, her türlü yolsuzluk.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yalan uydurmak için can kulağı ile dinlerler ve sürekli suhtla dipnot 1 geçinirler. Eğer hüküm vermen için sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. Kuşkusuz, Allah, adil olanları sever.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suht: haram kazanç, meşru olmayan kazançların tamamı, her türlü yolsuzluk.

    Gültekin Onan

    Onlar yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet ve onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz cevirecek olursan, sana hiç birşeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Kuşkusuz Tanrı adaletle hüküm yürütenleri sever.

    Hasan Basri Çantay

    Alabildiğine yalanı dinleyenler, haram yiyenlerdir onlar. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Şayet kendilerinden yüz çevirirsen sana hiç bir şeyle zarar yapamazlar, Eğer hükmedersen aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah adalet saahiblerini sever.

    İbni Kesir

    Yalan kulak verici, haramı yiyicidirler. Sana gelirlerse; ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen; sana hiçbir zarar veremezler. Şayet hükmedersen de; aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah; adil olanları sever.

    Mehmet Alagaş

    (42-43) Yalana kulak kabartanlar, aynı zamanda rüşveti yiyenlerdir, eğer sana gelirlerse aralarında karar ver veya hiç ilgilenme onlardan yüzünü çevir, eğer onlardan yüzünü çevirirsen, sana asla hiçbir zarar veremezler, eğer hüküm vereceksen de ölçüye / kıstasa dayanarak aralarında hükmet, muhakkak ki Allah ölçülü / kıstaslı / iktisatlı karar verenleri sever. Tevrat yanlarındayken ve onda da Allah’ın hükümleri varken nasıl olur da seni hakem yapıyorlar ki? Sonra da bunun ardından / bu kararın ardından da döneklik ediyorlar, işte onlar güvenen / iman edenler değildirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar (Yahudiler), yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet. Allah adil olanları sever.

    Süleyman Ateş

    Yalana kulak verirler, haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir; eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar yalan söylemek için kulak kesilen, haram yemeyi meslek edinen kimselerdir. Sana gelirlerse istersen aralarında hakemlik yap, istersen onlarla arana mesafe koy. Onlarla arana mesafe koyarsan sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Hakemlik yapacak olursan aralarında hakka uygun hüküm ver. Allah, hakka uygun davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yalan için kulak kesilir, boyuna haram yerler. Sana başvururlarsa ister aralarında hakem ol, ister ilgilenme. Onlarla ilgilenmezsen sana bir zarar veremezler. Eğer hakem olursan aralarında hakça hüküm ver. Allah, hakka uygun davrananları sever.

    Şaban Britch

    Onlar (Yahudiler), yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler, eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet. Allah adil olanları sever.

    Şaban Piriş

    Onlar, yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiç bir zarar veremezler, eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet. Allah adil olanları sever.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler. Sana geldiklerinde ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet. Allah, adaletle hükmedenleri/adaleti ayakta tutanları sever.

  3. Mâide suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 43. ayet. وَكَيْفَ يُحَكِّمُونَكَ وَعِندَهُمُ ٱلتَّوْرَىٰةُ فِيهَا حُكْمُ ٱللَّهِ ثُمَّ يَتَوَلَّوْنَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَمَآ أُو۟لَٰٓئِكَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Yanlarında, içinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir.

    Mehmet Okuyan

    İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında olduğu hâlde dipnot 1 seni nasıl hakem tayin ediyorlar ve sonra bunun arkasından yüz çevirip gidiyorlar! Onlar, asla inanmış değildir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Muhammed'i hakem olarak tanıyan kitap ehlinin yanlarında bulunan Tevrat'tan kastedilen şey Hz. Musa'ya verilen Tevrat'ın orijinal hali değildir. Buna rağmen ayette, Hz. Muhammed'i hakem edinmek istedikleri konunun cevabının ellerinde bulunan Tevrat'ta bulunduğuna dikkat çekilmektedir. Çünkü onların kitabı tahrif ettikleri çeşitli ayetlerde haber verilmektedir. İlgili ayetler için bkz. Bakara 2:75; Nisâ 4:46; Mâide 5:13.

    Mustafa İslamoğlu

    Yanlarında Tevrat ve onda da Allah'ın hükmü bulunduğu halde seni nasıl hakem tutuyorlar ve daha sonra da o hükümden yüz çeviriyorlar? İşte böyleleri, gerçek mü'min de değildirler.

    Muhammed Esed

    Onlar Allahın buyruklarını ihtiva eden Tevrata sahip oldukları halde nasıl senden bir hüküm vermeni isterler ve ondan sonra da (senin verdiğin hükümden) yüz çevirirler? O halde böyleleri (gerçek) müminler değildir.

    Ahmed Hulusi

    İçinde Allah hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, neden seni hakem yaparlar; üstelik senin verdiğin hükümden sonra da yüz çevirip giderler! Böyleleri iman eden değildir!

    Ali Bulaç

    Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar, inanmış değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında olduğu halde nasıl seni hakem kılıyorlar da sonra, bunun arkasından yüz çevirip gidiyorlar? Onlar inanmış kimseler değildir.

    Ali Rıza Safa

    İçinde Allah'ın yargısı bulunan Tevrat yanlarında dururken, nasıl olur da seni yargıcı yapar; sonra da bunun ardından dönerler? İşte onlar, zaten inanmış değiller.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, Allah'ın hükümlerini içeren Tevrat'a sahip oldukları halde, nasıl senden hüküm vermeni isterler ve ondan sonra da senin verdiğin hükümlerden yüz çevirirler? Onlar inanmış kimseler değildir.

    Edip Yüksel

    İçinde ALLAH'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken nasıl olur da ondan yüz çevirip de seni hakem yapıyorlar? Onlar aslında gerçeği onaylamıyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İçinde ALLAH'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken nasıl olur da ondan yüz çevirip de seni hakem yapıyorlar? Onlar aslında inanmıyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken seni nasıl hakem yapıyorlar, sonra arkasından ne diye dönüyorlar? Öylelerin müminlerle alakası yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yanlarında Tevrat onda hukmullah dururken seni nasıl hakem yapıyorlar? Sonra arkasından ne diye dönüyorlar? Öylelerin mü'minlerle alakası yok

    Erhan Aktaş

    İçinde, Allah'ın hükmünün dipnot 1 bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde, nasıl olur da sana hüküm verdiriyorlar? Sonra da o hükümden döneklik ediyorlar. Onlar, aslında inanmış değiller.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kısas hükmü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İçinde, Allah'ın hükmünün dipnot 1 bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde, nasıl olur da sana hüküm verdiriyorlar? Sonra da o hükümden döneklik ediyorlar. Onlar, aslında inanmış değiller.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kısas hükmü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İçinde, Allah'ın hükmünün dipnot 1 bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde, nasıl olur da sana hüküm verdiriyorlar? Sonra da o hükümden döneklik ediyorlar. Onlar, aslında inanmış değiller.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kısas hükmü.

    Gültekin Onan

    İçinde Tanrı'nın hükmü bulunan Tevrat yanlarında olduğu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar inançlı kimseler değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Hem içinde Allahın hükmü (yazılı) olan Tevrat yanlarında bulunub dururken nasıl oluyor da senin hükmüne, hakemliğine müracaat ediyorlar ve sonra da bunun (bu hükmünün) arkasından yine yüz çevirib gidiyorlar? Onlar (hiç bir şey'e) inanan kimseler değildir.

    İbni Kesir

    Nasıl seni hakem tayin ediyorlar? Halbuki Tevrat yanlarındadır. Onda Allah'ın hükmü vardır. Hem bundan sonra yüz çevirirler. Onlar inanıcı değillerdir.

    Mehmet Alagaş

    (42-43) Yalana kulak kabartanlar, aynı zamanda rüşveti yiyenlerdir, eğer sana gelirlerse aralarında karar ver veya hiç ilgilenme onlardan yüzünü çevir, eğer onlardan yüzünü çevirirsen, sana asla hiçbir zarar veremezler, eğer hüküm vereceksen de ölçüye / kıstasa dayanarak aralarında hükmet, muhakkak ki Allah ölçülü / kıstaslı / iktisatlı karar verenleri sever. Tevrat yanlarındayken ve onda da Allah’ın hükümleri varken nasıl olur da seni hakem yapıyorlar ki? Sonra da bunun ardından / bu kararın ardından da döneklik ediyorlar, işte onlar güvenen / iman edenler değildirler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında olduğu halde nasıl seni hakem kılıyorlar da sonra, bunun arkasından yüz çevirip gidiyorlar? İşte bunlar Mümin değillerdir.

    Süleyman Ateş

    İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar, ondan sonra da (verdiğin hükümden) dönüyorlar. Onlar inanıcı değillerdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar /o Yahudiler seni nasıl hakem yapıyorlar! Halbuki ellerinde Tevrat, içinde de Allah'ın hükmü var dipnot 1 . Hakem yapıyor, sonra da yüz çeviriyorlar? Bunlar (sana da kendi kitaplarına da) inanan kimseler değillerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir gün Muhammed aleyhisselama zina etmiş Yahudi erkek ve kadın getirildi. Henüz zina ile ilgili bir ayet inmemişti. Tevrat'ta zina cezasının recm olduğunu öğrenince (
      Levililer 20/10-26 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 20:10

      “ ‹Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse, hem kendisi, hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) onlara o cezayı uyguladı (Buhari, Hudud, 24). Daha hafif bir ceza vermesini bekledikleri için onları Nebimize gönderen Yahudiler: "Size şu hüküm verilirse kabul edin, verilmezse kabul etmeyin" (Maide 5/41) demişlerdi (Taberi). Bir rivayete göre de ayetin indirilmesine sebep olan olay şudur: Beni Kureyza'dan biri Beni Nadir'den birini öldürürse öldürülür. Fakat Beni Kureyza'dan birini öldürürse yüz vesk (1 vesk = 200 kg) hurma diyet alınırmış. İbnü Zeyd'in rivayetine göre Huyey b. Ahtebi, Nadirli için iki diyet, Kureyzalı için bir diyet hükmedermiş. Sonra Beni Nadir'den biri, Beni Kureyza'dan birini öldürmüş, Beni Kureyza da Nebimizin hükmüne müracaat etmiş. Ayet buna işaret olarak inmiştir. Hasılı bu ayetler Müslüman olmayanların, İslam'ın hükmüne müracaatı hakkında nazil olmuştur. (Elmalılı).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ellerinde Tevrat, içinde de Allah'ın hükmü varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyor sonra da yüz çeviriyorlar? Bunlar inanıp güvenmiş kimseler değillerdir.

    Şaban Britch

    Allah’ın hükmünün yer aldığı Tevrat yanlarında iken nasıl gelip senin hüküm vermeni istiyorlar. Sonra da bundan yüz çeviriyorlar? İşte bunlar mümin değillerdir.

    Şaban Piriş

    Allah'ın hükmünün yer aldığı Tevrat yanlarında iken nasıl gelip senin hüküm vermeni istiyorlar. Sonra da bundan yüz çeviriyorlar? İşte bunlar mümin değillerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine baş vuruyorlar? Daha sonra da verilen hükümden yüz çeviriyorlar. Bunlar inanan kişiler değillerdir.

  4. Mâide suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 44. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَا ٱلتَّوْرَىٰةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسْلَمُوا۟ لِلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ بِمَا ٱسْتُحْفِظُوا۟ مِن كِتَٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ عَلَيْهِ شُهَدَآءَ فَلَا تَخْشَوُا۟ ٱلنَّاسَ وَٱخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًا قَلِيلًا وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Tevrat'ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah'a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb'e adamış kimseler ile alimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah'ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat'ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu halde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat'ı biz indirdik. dipnot 1 (Allah'a) teslim olmuş peygamberler, yahudiler(e ait davalarda) onunla (Tevrat ile) hükmederler(di). Allah'ın Kitabı'nı korumakla görevlendirildikleri için Rablerine teslim olmuş kişiler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi de ona (Tevrat'ın hak olduğuna) şahitti. (Ey hâkimler)! İnsanlardan korkmayın; bana saygı duyun! Ayetlerimi az bir değer karşılığında satmayın! Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta hidayet yani hak ve hakikata rehberlik eden esaslar bulunması ve onun da hakikatın ışığını içermesi ifadesi, Mâide 5:41'de yer alan "kelimelerin yerlerini değiştirmeleri, onu tahrif etmeleri" ile çelişki arz etmez. Çünkü burada iki ihtimalden söz edilebilir: 1. Tevrat'ın ilk indirilmiş orijinal, yani bozulmamış hali kastediliyor olabilir ki elbette Tevrat da Yüce Allah'ın bir kitabıdır ve elbette o da diğer ilahi mesajlar gibi hidayet rehberidir, hakikatın ışığını temsil etmekte, buna göre evrensel anlamda tevhid çizgisinde sadece ve sadece Yüce Allah'a imanı ve teslimiyeti içeren "islâm"ın temel öğretilerini içermekteydi. Enbiyâ 21:48'de de belirtildiği gibi, Hz. Musa'ya ve Hz. Harun'a verilen ilahi mesajlara "gerçekleri yanlışlardan ayıran" anlamında [el-furkân], "hakikatın ışık kaynağı" anlamında [dıyâ'] ve "takvâ sahibi insanlara gerçeği hatırlatan şey" anlamında [zikr] denmesinin nedeni de elbette budur. İlahi mesajlarda esas ve öz itibariyle fark olmaz, olamaz; sorun o mesajların daha sonra insanlar eliyle tahrifinde yaşanmaktadır. Mâide 5:46'da da [hidâyet] ve [nûr] sıfatları bu defa İncîl için kullanılmaktadır. 2. Tevrat'ın burada sözü edilen "hidayet rehberi ve ışık oluşu", o gün ellerinde bulunan Tevrat metinlerinin bir kısmına işaret ediyor olabilir. Zaten bağlam dikkate alındığında kastedilenin bu ikincisi olduğu, öncelikle hakeme müracaat konularının ellerindeki Tevrat nüshalarında bulunduğuna dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki, kendisinde rehberlik ve ışık bulunan Tevrat'ı Biz indirdik. Hepsi de Allah'a teslim olmuş bulunan peygamberler, Yahudi olanlara onunla hükmetmişlerdi; Allah kelamından bir kısmı kendi korumalarına bırakıldığı için, Allah'a adanmış adamlar ve hahamlar da öyle yapmışlardı; hepsi de ona şahit idiler. O halde (Ey Yahudileşen İsrailoğulları), gözünüzde büyüttüğünüz insanlardan korkmayın, Benden korkun! Ayetlerimi az bir menfaat karşılığı pazarlamayın! Zira Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridirler.

    Muhammed Esed

    Şüphe yok ki, içinde rehberlik ve aydınlık bulunan Tevratı indiren Biziz. Kendilerini Allaha teslim eden peygamberler, ona dayanarak yahudi itikadına uyanlar arasında hüküm verirlerdi; (eski) din adamları ve hahamları da öyle yaptılar, çünkü Allahın kelamının bir kısmı onların himayesine emanet edilmişti; ve hepsi onun doğruluğuna şahitlik yaptılar. Bu nedenle, (ey İsrailoğulları,) insanlardan korku duymayın, yalnız Benden korkun; ve Benim mesajlarımı önemsiz bir kazanç karşılığı değiştirmeyin: Çünkü Allahın indirdiklerine göre hüküm vermeyenler, gerçekten hakikati inkar edenlerdir!

    Ahmed Hulusi

    Gerçek ki, içinde nur ve hakikat bilgisi olan Tevrat'ı biz inzal ettik. . . Teslim olmuş Nebiler, onunla Yahudilere hükmederdi; Rabbaniler (Tevrat'a göre Yahudilerin terbiyesiyle ilgilenenler) ve Ahbar (ilim ve hikmet sahipleri) da onun üzerine şahitler olarak hakikat bilgisini korumakla görevliydiler. . . O halde insanlardan korkmayın, Ben'den korkun! Benim bildirdiğim gerçekleri az bir menfaate satmayın! Kim Allah'ın inzal ettiği (hüküm) ile hükmetmezse, işte onlar hakikati inkar edenlerin ta kendisidir!

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, içinde hidâyet (doğruya rehberlik) ve nur olduğu halde Tevrat'ı indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermiş peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah'ın Kitabı'nı korumaları kendilerinden istendiği için Rablerine teslim olmuş (Yahudi) dîn adamları ve âlimleri de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduğuna) şahitlerdi. Şu halde (Ey yahudiler ve hakimler!) insanlardan korkmayın, benden korkun. Âyetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, içinde yol gösteren ve aydınlık olan Tevrat'ı, Biz indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere, Onunla yargı verirlerdi. Kendisini Efendisine adamış olanlar ve dini uğraş edinenler de zaten tanık oldukları, Allah'ın Kitabı'ndan gözetmekle görevli olduklarıyla. dipnot 104 Artık, insanlardan korkmayın; Benden korkun ve Benim ayetlerimi az bir değere satmayın. Sonuç olarak, Allah'ın indirdiği ile kim yargı vermezse; nankörlük edenler, işte onlardır.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 104
      Yahudilere Tevrat'la yargı verenlerin, teslim olmuş -Müslüman- peygamberler olduğu bildirilmiştir. "Kendisini Efendisine adamış olanlar" olarak yazdığımız "Rabbaniyyune" tanımlaması, kimi Kur'an çevirilerinde, "Bilgin yöneticiler" veya "Yüksek bilginler" veya "Hükümleri bilenler" veya "Hahamlar" veya "Yahudilerin terbiyesiyle ilgilenenler" biçiminde çevrilmiştir. Bu tanımlama, 3:79,146; 5:63 ve 57:27 ayetlerinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçekten Tevrat'ı biz indirdik; onda yol gösterme ve nur vardır. Teslim olmuş peygamberler, onunla Yahudilere hüküm verirlerdi; kendilerini Tanrı'ya vermiş zahid ve abidler de Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden onunla hüküm verirlerdi ve onu gözetleyip kollarlardı. "Ey Allah'ın kitabına tanık olanlar, insanlardan korkmayınız, benden korkunuz ve benim ayetlerimi az bir paraya satmayınız! Kimler Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte kafirler onlardır!"

    Edip Yüksel

    İçinde hidayet ve ışık bulunan Tevrat'ı biz indirdik. Müslüman peygamberler onunla Yahudiler arasında hüküm veriyorlardı. Hahamlar ve din bilginleri de ALLAH'ın kitabından emredildikleri şeylerle hüküm verirler ve onun üzerine tanık olurlardı. Halkı yüceltmeyin, beni yüceltin ve ayetlerimi ucuz bir fiyata satmayın. ALLAH'ın indirdiği ile hüküm vermeyenler inkarcıdır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Tevrat, Musa'ya verilen kitabın özel ismi olarak bilinmektedir. Ne var ki bu yaygın anlayış yanlış olabilir. Kuran hiçbir yerde Musa'ya Tevrat verildiğini bildirmemektedir. Kuran'da 18 kere geçen Tevrat kelimesi, İncil'den önce Yahudi peygamberlerine verilen kırkı aşkın kitap koleksiyonuna verilen addır. Musa'ya verilen kitabın özel ismi zikredilmemiş ancak "Furkan", "İmam", "Rahmet", "Nur", "Huda" gibi sıfatlarla tanımlanmıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İçinde hidayet ve ışık bulunan Tevrat'ı biz indirdik. müslüman peygamberler onunla Yahudiler arasında hüküm veriyorlardı. Hahamlar ve din bilginleri de ALLAH'ın kitabından emredildikleri şeylerle hüküm verirler ve onun üzerine tanık olurlardı. Halkıululamayın, beni ululayın ve ayetlerimi ucuz bir fiyata satmayın. ALLAH'ın indirdiği ile hüküm vermeyenler inkarcıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekten Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bir de Allah dostları ve ilim adamları da Allah'ın kitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit olmaları dolayısıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin! Ey hakimler, her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Filvakı' biz Tevratı indirdik, onda bir hidayet, bir nur vardı, müslim olan nebiyyun, Yehudilere onunla hukmederlerdi, rabbaniyyun ve ahbar da, kitabullahın muhafazasına me'mur edilmiş olmaları ve üzerine nazır ve murakıb bulunmaları hasebile hukmederlerdi, artık insanlardan korkmayın benden korkun, benim ayetlerimi bir kaç paraya değişmeyin, ey hakimler! Her kim Allahın indirdiği ahkam ile hukmetmezse onlar hep kafirlerdir

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz, Biz, doğru yola iletici ve aydınlatıcı olan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmuş Yahudiler için Nebiler onunla hüküm veriyorlardı. Rabbaniler dipnot 1 ve ahbar dipnot 2 olanlar da Allah'ın kitabından ezberletilmiş olmasından dolayı, ona tanıklık ediyorlardı. Öyleyse siz insanlardan değil, Bana karşı gelmekten sakının. Benim ayetlerimi az bir bedele değişmeyin! Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, Kafirlerin dipnot 3 ta kendileridirler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabb'e adanmış olanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Din bilginleri, haber getiren.
    3. metne dön, dipnot 3
      Nankörlerin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz, Biz, doğru yola iletici ve aydınlatıcı olan Tevrat'ı indirdik. Nebiler, onunla teslim olan Yahudiler için hüküm veriyorlardı. Rabbaniler dipnot 1 ve ahbar dipnot 2 olanlar da Allah'ın kitabından ezberletilmiş olmasından dolayı, ona tanıklık ediyorlardı. Öyleyse siz insanlardan değil, Bana karşı gelmekten sakının. Benim ayetlerimi az bir bedele değişmeyin! Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, Kafirlerin dipnot 3 ta kendileridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabb'e adanmış olanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Din bilginleri, haber getiren.
    3. metne dön, dipnot 3
      Nankörlerin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz, Biz, içinde doğru yola iletici ve aydınlatıcı olan Tevrat'ı indirdik. Nebiler onunla, teslim olan Yahudiler, rabbaniler dipnot 1 ve ahbar dipnot 2 için hükmediyorlardı. Onlar da Allah'ın kitabından ezberletilmiş olmasından dolayı, ona tanıklık ediyorlardı. Öyleyse siz insanlardan değil Bana karşı gelmekten sakının. Benim ayetlerimi az bir bedele değişmeyin. Ve Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, nankörlerin ta kendileridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabb'e adanmış olanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Din bilginleri.

    Gültekin Onan

    İçinde hidayet ve ışık bulunan Tevrat'ı biz indirdik. Müslüman peygamberler onunla Yahudiler arasında hüküm veriyorlardı. Hahamlar ve din bilginleri de Tanrı'nın kitabından emredildikleri şeylerle hüküm verirler ve onun üzerine tanık olurlardı. Halkı ululamayın, beni ululayın ve ayetlerimi ucuz bir fiyata satmayın. Tanrı'nın indirdiği ile hüküm vermeyenler kafirlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki Tevratı biz indirdik ki Onda bir hidayet, bir nur vardır. Kendisini (Allaha) teslim etmiş olan (İsrail) peygamberler (i), Yahudiler (e aid da'valarda) onunla hükmeder (ler) di. Alimler, fakıyhler de Allahın (o) kitabını hıfza me'mur oldukları için (yine hükümlerini onunla verirlerdi). Hepsi de onun (Allah tarafından gönderilmiş olduğu) üzerinde (bil'ittifak) şahid idiler. O halde (ey Yahudiler) siz insanlardan korkmayın, benden korkun. Benim ayetlerimi az bir bahaya (hasis menfaatlere) satmayın. Kim Allahın indirdiği (hükümler) le hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Doğrusu Tevrat'ı Biz indirdik. Onda hidayet ve nur vardır. Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla, Rabb'a kul olanlarla bilginler de Allah'ın kitabından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Ve ona şahid idiler. İnsanlardan korkmayın da Ben'den korkun. Ve ayetlerimi az bir değerle değiştirmeyin. Kim de Allah'In indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafirlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (44-47) HÜKMETMEYENLER KAFİRDİR, ZALİMDİR, FASIKTIR) Muhakkak ki biz Tevrat’ı indirdik, içinde rehberlik var ve nur var, teslim olmuş nebiler, yahudiler, ruhbanlar / rabbaniyyunlar ve alimler Allah’ın kitabını korumaları görevleri nedeniyle onunla karar verirlerdi, bu duruma da şahittiler, insanlardan çekinm eyin, benden çekinin, ayetlerimi az bir dünyalığın müşterisi olarak satmayın, her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta kendisidir. Onda / Tevrat’ta şöyle yazdık, her bir kişi karşılığında bir kişi, gözün karşılığı göz, burunun karşılığı burun, kulağın karşılığı kulak, dişin karşılığı di ş, yaraların kısası yara, her kim buna bağlı kalırsa / sadık kalırsa, o yaptığı onun için kefarettir (Günahını örtbas ettirir) her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendisidir. Meryem oğlu İsa’yı onların izleri / eserleri üzere artlarından , ellerindeki Tevrat’a bağlı / tasdik edici olarak gönderdik, O’na incili verdik, içinde rehberlik var ve nur var, Tevrat’tan ellerinde olana bağlılık gösterir / tastik eder, rehberdir, sakınanlar için bir öğüttür / vaazdır. İncil halkı Allah’ın onda indirdikleri ile hüküm versin, her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar yoldan çıkmışların / fasıkların ta kendisidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu biz içinde bir hidayet ve bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Rabbani âlimler ve bilginler de Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahitler olduklarından (onunla hükmederlerdi). Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerdir

    Süleyman Ateş

    Gerçekten Tevrat'ı biz indirdik, onda yol gösterme ve nur vardır. İslam olmuş peygamberler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi, kendilerini Tanrıya vermiş zahidler ve alimler de "Allah'ın Kitabını korumakla görevlendirildiklerinden onunla (hüküm verirlerdi) ve onu gözetip kollarlardı. (Ey hakimler), insanlardan korkmayın, benden korkun ve benim ayetlerimi az bir paraya satmayın! Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte kafirler onlardır!

    Süleymaniye Vakfı

    İçinde doğru yol rehberi ve bir nur bulunan Tevrat'ı biz indirdik. Allah'a teslim olmuş nebiler, Yahudilere onunla hüküm verirlerdi dipnot 1 . Kendini Rabbinin yoluna adayanlar ve alimler de Allah'ın kitabını koruma ve onun Allah katından olduğuna şahitlik etme dipnot 2 görevleri gereği, onunla hüküm verirler. Siz insanlardan çekinmeyin; benden çekinin. Ayetlerimi geçici dipnot 3 bir çıkara karşılık satmayın. Her kim Allah'ın indirdiği ile hüküm vermezse kafirler işte onlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette nebilerin Yahudilere Tevrat'la hükmettikleri bildirilmektedir. Bakara suresinin 140. ayetinde de İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve esbatın Yahudi ya da Nasrani olmadığı vurgulanır. Esbatın da Musa'ya kadar devam ettiği düşünülürse, Tevrat sürecinin Musa ile başladığı söylenebilir. Kur'an'ın hiçbir ayetinde Musa'ya Tevrat'ın verildiğinden bahsedilmez. Musa'ya kitap verildiği bildirilir. Yahudi geleneğinde de Eski Ahit'in/Tanakh'ın ilk beş bölümünün Musa'ya verildiği kabul edilmektedir. Hali hazırdaki Kitab-ı Mukaddes'in içeriğinden hareketle Tevrat'ın omurgasını /ahkama dair yönünü Musa'ya verilen kitabın oluşturduğu düşünülebilir. Tevrat pek çok nebiye indirilen kitapların toplamıdır. Yahudi geleneğinde Eski Ahit'in/Tanakh'ın tamamına "Yazılı Tevrat" denmektedir. Musa'dan sonraki nebilere indirilen her kitap Musa'ya indirilen kitaba eklenmiş, Tevrat meydana gelmiştir. Nebiler sadece kendilerine verilenle değil kendilerinden önce indirilenle de amel ediyor, hüküm veriyorlardı.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      (Kalil = قليل), bir şeyin az olduğu veya kalıcı olmadığı anlamına gelir (Mekayis).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçinde (doğru yola) bir rehber ve nur olan Tevrat'ı biz indirdik. Allah'a teslim olmuş nebiler, Yahudiler arasında onunla hükmederlerdi. Hocalar ve alimler ise kendilerinden Allah'ın kitabını korumaları istenmesi sebebiyle onunla hükmederler ve ona şahit olurlardı. Siz, insanlardan korkmayın; benden korkun. Ayetlerimi geçici bir bedelle değişmeyin. Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenler, kafir olanlardır.

    Şaban Britch

    Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. Allah’a teslim olmuş Peygamberler, ruhbanlar ve rabbani alimler Yahudiler arasında hüküm verirler. Onlar, Allah'ın Kitab'ının korunması kendilerine bırakılmış ve buna şahit tutulmuşlardır. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerdir.

    Şaban Piriş

    Tevrat'ı yol gösterici ve aydınlatıcı olarak biz indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, Yahudilere Tevrat ile ve Rabbin yolunda yürüyenler, bilginler de Allah'ın kitabından elde kalmış olan kısmı ile hükmederlerdi. Tevrat'ı gözetiyorlardı. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedelle değiştirmeyin. Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz indirdik Tevrat'ı, biz. İyiye ve güzele kılavuz var onda, ışık var. Allah'a teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hakemlik yaparlardı. Kendini Rabb'e adayanlarla ilim ve hikmette derinleşmiş olanlar da Allah'ın Kitabı'ndan korumakla görevli olduklarıyla hükmederlerdi. Zaten onlar Allah'ın Kitabı'na tanıklardı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun da ayetlerimi basit bir ücret karşılığı satmayın. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir.

  5. Mâide suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 45. ayet. وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَآ أَنَّ ٱلنَّفْسَ بِٱلنَّفْسِ وَٱلْعَيْنَ بِٱلْعَيْنِ وَٱلْأَنفَ بِٱلْأَنفِ وَٱلْأُذُنَ بِٱلْأُذُنِ وَٱلسِّنَّ بِٱلسِّنِّ وَٱلْجُرُوحَ قِصَاصٌ فَمَن تَصَدَّقَ بِهِۦ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَّهُۥ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Onda (Tevrat'ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Orada (Tevrat'ta) onlara şöyle yazmıştık: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısası) bağışlarsa kendisi için o, kefaret (bir günahı örtme sebebi) olur. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir."

    Mustafa İslamoğlu

    Onlara orada şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda eş değer bir karşılık; fakat kim de onu bağışlarsa, o kendi günahlarına keffarettir. Ama Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridirler.

    Muhammed Esed

    Ve onlar için (Tevratta) hükmettik: cana can, göze göz, dişe diş, kulağa kulak, buruna burun ve yaralamalarda (benzer) bir karşılık; ama kim hayrı için ondan vazgeçerse, bu geçmiş günahlarının bir kısmına kefaret olacaktır. Allahın vahyettiğine göre hüküm vermeyenler, işte onlar zalimlerdir!

    Ahmed Hulusi

    Onda (Tevrat'ta), onlara şöyle hükmettik: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak ve dişe diş! Yaralarda da eş değer karşılık. . . " Fakat kim onu (kısas hakkını) bağışlarsa, o onun için geçmiş suçlarına örtü olur!. . Kim Allah'ın inzal ettiği (hüküm) ile hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Ali Bulaç

    Biz onda, onların üzerine yazdık: Can'a can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir keffarettir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Tevrat'ta onlara şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (Her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısas hakkını) bağışlarsa kendisi için o (nun günahlarına) keffâret olur. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Ve onların üzerine, şöyle yazdık: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamada tıpkısı karşılık. Ama kim onu bağışlarsa, kendisi için bir kurtulmalık olur!" Sonuç olarak, Allah'ın indirdiği ile kim yargı vermezse; haksızlık yapanlar, işte onlardır. dipnot 105

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 105
      Tıpkısı karşılık –kısas- konusu, Tevrat ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Mısır'dan Çıkış 21:23; "Başka bir zarar varsa; cana can, göze göz, dişe diş, ele el, ayağa ayak, yanığa yanık, yaraya yara, bereye bere ödenecektir." Yasanın Tekrarı 19:21; "Acımayacaksınız; cana can, göze göz, dişe diş, ele el, ayağa ayak."

    Bayraktar Bayraklı

    O hak kitabında onlara, "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas/ödeşme" yazdık. Kim bunu bağışlar, kısas hakkından vazgeçerse o, kendisi için kefaret olur ve kimler Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse zalimler onlardır!

    Edip Yüksel

    Orada onlara: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara ödeşmeyi emrettik. Kim bu hakkından vazgeçerse günahlarını örter. ALLAH'ın indirdiği ile hüküm vermeyenler zalimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada onlara: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara ödeşmeyi emrettik. Kim bu hakkından vazgeçerse günahlarını örter. ALLAH'ın indirdiği ile hüküm vermeyenler zalimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz, onda onların üzerine şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, dişe diş, yaralamada ödeşme. Kim de bu hakkını sadakasına sayarsa, o, günahlarının bağışlanmasına vesile olur. Her kim de Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, onlar hep zalimlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem ondan üzerlerine şöyle yazdık: cana can, göze göz, buruna burun, dişe diş, carhler birbirine kısastır, kim de bu hakkını sadakasına sayarsa o, ona keffaret olur ve her kim Allahın indirdiği ahkam ile hukmetmezse onlar hep zalimlerdir

    Erhan Aktaş

    Ve Biz, onda, onların üzerine yazdık: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda kısas dipnot 1 vardır." Artık kim onunla tasadduk dipnot 2 ederse o, onun için bir kefarettir. dipnot 3 Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridirler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eş değer karşılık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kısas hakkını bağışlarsa, kısastan vazgeçerse.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bağışlanmadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Biz, onda, onların üzerine yazdık: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda kısas dipnot 1 vardır." Artık kim onunla tasadduk dipnot 2 ederse o, onun için bir kefarettir. dipnot 3 Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eş değer karşılık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kısas hakkını bağışlarsa, kısastan vazgeçerse.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bağışlanmadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Biz, onda, onların üzerine yazdık: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda kısas dipnot 1 vardır.". Artık kim onunla tasadduk dipnot 2 ederse o, onun için bir kefarettir. dipnot 3 Ve Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eş değer karşılık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kısas hakkını bağışlarsa, kısastan vazgeçerse.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bağışlanmadır.

    Gültekin Onan

    Biz onda onların üzerine yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir kefarettir. Kim Tanrı'nın indirdiğiyle hükmetmezse, İşte onlar zalim olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onda (Tevratda) onların üzerine (şunu da) yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılıkdır. Hulasa bütün) yaralar birbirine kısasdır. Fakat kim bunu (bu hakkını) sadaka olarak bağışlarsa o, kendisine (günahına) keffaret (onun yarlıganmasına vesile) dir. Kim Allahın indirdiği (ahkam) ile hükmetmezse onlar zaalimlerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Orada onlara yazdık ki: Muhakkak cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diştir. Yaralamalara kısas vardır. Kim de hakkından vazgeçerse; o, kendisi için keffarettir. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse; işte onlar, zalimlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (44-47) HÜKMETMEYENLER KAFİRDİR, ZALİMDİR, FASIKTIR) Muhakkak ki biz Tevrat’ı indirdik, içinde rehberlik var ve nur var, teslim olmuş nebiler, yahudiler, ruhbanlar / rabbaniyyunlar ve alimler Allah’ın kitabını korumaları görevleri nedeniyle onunla karar verirlerdi, bu duruma da şahittiler, insanlardan çekinm eyin, benden çekinin, ayetlerimi az bir dünyalığın müşterisi olarak satmayın, her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta kendisidir. Onda / Tevrat’ta şöyle yazdık, her bir kişi karşılığında bir kişi, gözün karşılığı göz, burunun karşılığı burun, kulağın karşılığı kulak, dişin karşılığı di ş, yaraların kısası yara, her kim buna bağlı kalırsa / sadık kalırsa, o yaptığı onun için kefarettir (Günahını örtbas ettirir) her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendisidir. Meryem oğlu İsa’yı onların izleri / eserleri üzere artlarından , ellerindeki Tevrat’a bağlı / tasdik edici olarak gönderdik, O’na incili verdik, içinde rehberlik var ve nur var, Tevrat’tan ellerinde olana bağlılık gösterir / tastik eder, rehberdir, sakınanlar için bir öğüttür / vaazdır. İncil halkı Allah’ın onda indirdikleri ile hüküm versin, her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar yoldan çıkmışların / fasıkların ta kendisidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kitapta onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu onun günahlarına kefaret olur. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.

    Süleyman Ateş

    O(Hak Kitabı)nda onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılıklı kısas (ödeşme) yazdık. Kim bunu bağışlar(kısas hakkından vazgeçer)se o, kendisi için keffaret olur. Ve kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte zalimler onlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara o kitapta şunu yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalara karşılık kısas gerekir. Kim kısas hakkını bağışlarsa dipnot 1 , günahları için keffaret dipnot 2 olur. Her kim Allah'ın indirdiği ile hüküm vermezse yanlış yapanlar işte onlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta şu ifadeler yer alır: Acımayacaksınız: Cana can, göze göz, dişe diş, ele el, ayağa ayak (Yasanın Tekrarı 19:21). Ama başka bir zarar varsa, cana karşılık can, göze karşılık göz, dişe karşılık diş, ele karşılık el, ayağa karşılık ayak, yanığa karşılık yanık, yaraya karşılık yara, bereye karşılık bere verilecektir (Mısır'dan Çıkış 21:23-25). Kur'an'da kısas, sadece adam öldürmelerde farz kılınarak Tevrat'taki hükümler daha hayırlısı ile neshedilmiştir (Bakara 2/106, 178-179).
    2. metne dön, dipnot 2
      Kefere kökünden olan keffaret kelimesi, suçun üstünü örten şey anlamına gelir. Türk okuyucunun kafirlik ve kafir kavramlarını anlaması bakımından önemlidir; çünkü keffaret, Türkçeye de Arapça anlamına çok yakın bir şekilde geçmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara o kitapta şunu yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve her yaraya karşılık kısas gerekir. Kim onu sadakasına sayarak bağışlarsa bu kendi için keffaret dipnot 1 olur. Kim Allahın indirdiğine göre hükmetmezse onlar, yanlış yapan kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kefere kökünden olan keffaret kelimesi, suçun üstünü örten şey anlamına gelir. Türk okuyucunun kafirlik ve kafir kavramlarını anlaması bakımından önemlidir çünkü kefaret, Türkçe'ye de Arapça anlamına çok yakın bir şekilde geçmiştir.

    Şaban Britch

    Kitapta onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu onun günahlarına kefaret olur. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.

    Şaban Piriş

    Kitapta onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu onun günahlarına kefaret olur. Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O Kitap'ta onlar üzerine şöyle yazmıştık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş... Yaralamalar karşılığında da kısas. Kim kısası bağışlarsa, bu bağışlaması kendisi için günahlara bir perde olur. Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.

  6. Mâide suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 46. ayet. وَقَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ فِيهِ هُدًى وَنُورٌ وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ

    Diyanet İşleri

    O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil'i verdik.

    Mehmet Okuyan

    Önündeki (kendinden önce gelen) Tevrat'ı(n aslını) doğrulayıcı olarak onların (peygamberlerin) izleri üzerine Meryem oğlu İsa'yı arkalarından göndermiştik. Ona, içinde hidayet ve nûr bulunan, önündeki Tevrat'ı(n aslını) doğrulayıcı, muttakîlere (duyarlı olanlara) bir rehber ve öğüt olmak üzere İncil'i vermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve ardından onları izdüşümü olarak Meryem oğlu İsa'yı, Tevrat'tan geriye kalanların doğruluğunu tasdik edici olarak gönderdik. Yine Biz kendisinde rehberlik ve ışık olan, muttakilere bir rehber ve bir öğüt olarak Tevrat'tan geriye kalan hakikatleri onaylayan İncil'i verdik.

    Muhammed Esed

    Biz, Meryem oğlu İsayı, o (geçmiş peygamber)lerin izleri üzerinde Tevrattan (o güne) kalanın doğruluğunu tasdik edici olarak gönderdik. Biz, ona, Allaha karşı sorumluluk bilinci taşıyanlara bir rehber ve bir öğüt olarak Tevrattan (o güne) kalanı tasdik eden, içinde rehberlik ve aydınlık bulunan İncili verdik.

    Ahmed Hulusi

    Daha onların (teslim olmuş Nebilerin) izleri üzere, Tevrat'tan, ellerindekini (gerçek olanını) tasdik edici olarak Meryemoğlu İsa'yı gönderdik. Ona, içinde Hüda (hakikat ilmi) ve Nur bulunan; Tevrat'tan Ona ulaşmış olanı da tasdik eden, korunanlar için bir hidayet kılavuzu mahiyetindeki İncil'i, öğüt olması için verdik.

    Ali Bulaç

    Onların (peygamberleri) ardından yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların izleri üzere (gitmesi için, arkadan), önceden gönderilmiş olan Tevrât'ı tasdik edici olarak Meryem Oğlu Îsâ'yı göndermiş, ona da, hem kendinden önceki Tevrât'ı tasdik etmesi, hem de Allah'tan korkanlara hidayet ve öğüt olması için, içinde hidâyet ve nûr bulunan İncîl'i vermiştik.

    Ali Rıza Safa

    Onların ardından, ellerinde bulunan Tevrat'ı doğrulayan, Meryem Oğlu İsa'yı gönderdik. Ayrıca, Ona, hem içinde yol gösteren ve aydınlık olan ellerindeki Tevrat'ı doğrulayan hem de içinde yol gösteren ve aydınlık olan İncil'i, sorumluluk bilinci taşıyanlar için verdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Ardından, o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu. Onda hidayet ve ışık olan İncil'i ona verdik. Tevrat'tan yanında olanı doğrulayıcı idi. Doğruya ve güzele kılavuz, takvaya sarılanlara bir öğüttür.

    Edip Yüksel

    Onların ardından, önceki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona, içinde hidayet ve ışık bulunan, önceki Tevrat'ı doğrulayan ve erdemliler için bir kılavuz ve öğüt olan İncil'i verdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların ardından, önceki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona, içinde hidayet ve ışık bulunan, önceki Tevratı doğrulayan ve erdemliler için bir kılavuz ve öğüt olan İncil'i verdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Arkadan da o peygamberlerin izleri üzerinde Meryem'in oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı bir doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona içinde bir hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı ve takva sahipleri için bir hidayet ve öğüt olmak üzere İncil'i verdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arkadan da o Peygamberlerin izleri üzerinde Meryemin oğlu Isayı gönderdik: bir tasdıkçı olmak üzere önündeki Tevrat için, ve ona İncili verdik, içinde bir hidayet ve nur, ve önündeki Tevratı musaddık, ve bir irşad ve mev'ıza olarak müttekiler için

    Erhan Aktaş

    Onların ardından, Tevrat'ı tasdik edici olarak, Meryem Oğlu İsa'yı gönderdik. Biz ona, içinde hidayet ve nur bulunan, Tevrat'ı tasdik eden, takva sahipleri için hidayet ve öğüt olan İncil'i verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların ardından, Tevrat'ı tasdik edici olarak, Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Biz ona, içinde hidayet ve nur bulunan, Tevrat'ı tasdik eden, takva sahipleri için hidayet ve öğüt olan İncil'i verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların ardından, Tevrat'ı tasdik edici olarak, Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Biz ona, içinde hidayet ve nur bulunan, Tevrat'ı tasdik eden, takva dipnot 1 sahipleri için hidayet ve öğüt olan İncil'i verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan.

    Gültekin Onan

    Onların (peygamberleri) ardından, yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan ve muttakiler için bir kılavuz ve öğüt olan İncil'i verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Arkadan da (bu peygamberlerin) izlerince Meryem oğlu İsayı — kendinden evvelki Tevrahn bir tasdikcisi olarak — gönderdik. Ona da içinde bir hidayet, bir nur bulunan İncili — ondan evvelki Tevratın bir tasdikcisi ve takvaa saahibleri için bir hidayet ve öğüd olmak üzere — verdik.

    İbni Kesir

    Ve onların izinden Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ve ona İncil'i verdik. Onda hidayet ve nur vardır. Kendinden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı, hidayet ve müttakiler için bir öğüt olarak.

    Mehmet Alagaş

    (44-47) HÜKMETMEYENLER KAFİRDİR, ZALİMDİR, FASIKTIR) Muhakkak ki biz Tevrat’ı indirdik, içinde rehberlik var ve nur var, teslim olmuş nebiler, yahudiler, ruhbanlar / rabbaniyyunlar ve alimler Allah’ın kitabını korumaları görevleri nedeniyle onunla karar verirlerdi, bu duruma da şahittiler, insanlardan çekinm eyin, benden çekinin, ayetlerimi az bir dünyalığın müşterisi olarak satmayın, her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta kendisidir. Onda / Tevrat’ta şöyle yazdık, her bir kişi karşılığında bir kişi, gözün karşılığı göz, burunun karşılığı burun, kulağın karşılığı kulak, dişin karşılığı di ş, yaraların kısası yara, her kim buna bağlı kalırsa / sadık kalırsa, o yaptığı onun için kefarettir (Günahını örtbas ettirir) her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendisidir. Meryem oğlu İsa’yı onların izleri / eserleri üzere artlarından , ellerindeki Tevrat’a bağlı / tasdik edici olarak gönderdik, O’na incili verdik, içinde rehberlik var ve nur var, Tevrat’tan ellerinde olana bağlılık gösterir / tastik eder, rehberdir, sakınanlar için bir öğüttür / vaazdır. İncil halkı Allah’ın onda indirdikleri ile hüküm versin, her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar yoldan çıkmışların / fasıkların ta kendisidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların ardından Meryem oğlu İsâ’yı kendinden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat’ı tasdik eden ve muttakiler için yol gösterici ve bir öğüt olan İncil’i verdik.

    Süleyman Ateş

    Onların ardından, yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve ona, içinde yol gösterme ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan, korunanlar için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra arkalarından, onların izini takip eden ve önündeki Tevrat'ı tasdik eden Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. İsa'ya da içinde doğru yol rehberi ve bir nur bulunan, önündeki Tevrat'ı tasdik eden, müttakiler için bir rehber ve öğüt olan İncil'i verdik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette İsa Aleyhisselamın gönderilmesinin Tevrat'ı tasdik etmesiyle kendisine verilen İncil'in Tevrat'ı tasdik etmesi birbirinden ayrılmaktadır. Çünkü İsa Aleyhisselam, doğumundaki özel durum sebebiyle Tevrat'ı, İncil'den ayrı olarak tasdik etmektedir. Tahrim 66/12. ayette geçen Meryem validemizin Allah'ın kelimelerini ve kitaplarını tasdik etmesi ifadeleri de bunu göstermektedir. Enbiya 21/91 ve Müminun 23/50. ayetlerde Meryem validemiz ve oğlunun birer ayet olduklarının söylenmesi de yine Tevrat'taki bölümü tasdik etmeleriyle ilgilidir. Zira Meryem validemiz ve İsa Aleyhisselam, Tevrat'ta da ayet kelimesinin karşılığı olan "alamet" ifadesi ile anlatılır: "Bunun için Rab kendisi size bir alamet verecek; işte, bakire kız gebe kalacak ve bir oğul doğuracak ve onun adını İmmanuel (Allah bizimle) koyacak." (İşaya, 7:14) İsa Aleyhisselamın babasız olarak dünyaya gelmesi Tevrat'taki bu ifadeleri tasdik etmiştir. Matta İncili'nde de Tevrat'taki ifadelere gönderme yapılmakta ve beklenen olayın gerçekleştiği ifade edilmektedir. "Ve bir oğul doğuracaktır; ve onun adını İsa koyacaksın; çünkü kavmini günahlarından kurtaracak olan odur. İmdi peygamber vasıtası ile Rab tarafından söylenen: 'İşte kız gebe kalacak ve bir oğul doğuracak ve onun adını İmmanuel koyacaklar' sözü yerine gelsin diye hep bunlar vaki oldu." (
      Matta, 1: 23 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 1:23

      “İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.” İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) Böylece İncil, Tevrat'taki ifadeleri aynen kullanmak suretiyle onu tasdik etmiş olmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onların izinden Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı tasdik etsin diye gönderdik. Ona da içinde bir rehber ve nur olan İncil'i, önündeki Tevratı tasdik etsin, çekinerek korunanlar için bir rehber ve doğru bilgi (öğüt) olsun diye verdik.

    Şaban Britch

    Onların ardından Meryem oğlu İsa’yı kendinden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat’ı tasdik eden ve muttakiler için yol gösterici ve bir öğüt olan İncil’i verdik.

    Şaban Piriş

    Onların ardından Meryem oğlu İsa'yı kendinden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona yol gösterici, aydınlatıcı olan ve önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olarak İncil'i verdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu. Ona İncil'i verdik. Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat'tan yanında olanı tasdikleyici idi. Doğruya ve güzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir öğüt.

  7. Mâide suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 47. ayet. وَلْيَحْكُمْ أَهْلُ ٱلْإِنجِيلِ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فِيهِ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    Diyanet İşleri

    İncil ehli Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, fasıkların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    İncil'e inananlar, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsin! Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen "fasıklar" (yoldan çıkanlar), 44. ayette geçen "kâfirler" ve 45. ayetin sonunda yer alan "zalimler" ifadeleri, Yüce Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenlerin durumunu tarif etmektedir. Bu hükümleri kabul etmeyen kişiler "kâfir", inanıp uygulamayanlar "nankör" ve "zalim", Allah'ın hükümleri yerine kendi arzularına göre hükmedenler ise "fasık" olurlar. Zira ilahi bir hükmü reddetmediği sürece kişi günahkâr olsa da inançsızlıkla itham edilemez.

    Mustafa İslamoğlu

    İncil'e inananlar da, Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Zira her kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar fasıkların ta kendileridir.

    Muhammed Esed

    O halde İncile uyanlar, Allahın onunla vahyettikleri doğrultusunda hüküm versinler: Kim Allahın indirdiği ile hükmetmezse işte onlardır gerçek fasıklar!

    Ahmed Hulusi

    İncil'e uyanlar, Allah'ın inzal ettiği İncil'deki hükümlerle hükmetsin. . . Kim Allah'ın inzal ettiği ile (hükümlerle) hükmetmez ise, işte onlar fasıkların ta kendileridir!

    Ali Bulaç

    İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İncil'e inananlar, Allah'ın onda indirdiği (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıklardır.

    Ali Rıza Safa

    İncil'e bağlı olanlar, Allah'ın, Onda indirdikleri ile yargı versinler. Sonuç olarak, Allah'ın indirdiği ile kim yargı vermezse; yoldan çıkanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İncil inanırları, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir.

    Edip Yüksel

    İncil halkı ALLAH'ın onda indirdiğiyle hüküm versin. Kim ALLAH'ın indirdiği ile hüküm vermezse işte onlar yoldan çıkanlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İncil halkı ALLAH'ın onda indirdiğiyle hüküm versin. Kim ALLAH'ın indirdiği ile hüküm vermezse işte onlar yoldan çıkanlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İncil'e inananlar da Allah'ın onun içinde indirdiği ile hükmetsin. Kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, onlar dinden çıkmış günahkarlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ehli İncil de onun içinde Allahın indirdiğiyle hukm etsin ve kim Allahın indirdiğile hukmetmezse hep onlar -dinden çıkmış- fasıklardır

    Erhan Aktaş

    İncil Ehli, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Ve kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar Fasıklardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnandığı halde, yaşantı olarak Kafir olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İncil ehli, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Ve kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıklardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, amal olarak Kafir olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İncil ehli, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Ve kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıklardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha sapan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan.

    Gültekin Onan

    İncil ehli de Tanrı'nın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Tanrı'nın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıktır.

    Hasan Basri Çantay

    (Ve dedik ki:) "İncil saahibleri Allahın, onun içinde indirdiği (hükümler) le hükmetsin. Kim Allahın indirdiği (ahkam) ile hükmetmezse onlar faasıkların ta kendileridir".

    İbni Kesir

    İncil ehli, Allah'ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Kim de Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse; işte onlar, fasıkların kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (44-47) HÜKMETMEYENLER KAFİRDİR, ZALİMDİR, FASIKTIR) Muhakkak ki biz Tevrat’ı indirdik, içinde rehberlik var ve nur var, teslim olmuş nebiler, yahudiler, ruhbanlar / rabbaniyyunlar ve alimler Allah’ın kitabını korumaları görevleri nedeniyle onunla karar verirlerdi, bu duruma da şahittiler, insanlardan çekinm eyin, benden çekinin, ayetlerimi az bir dünyalığın müşterisi olarak satmayın, her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta kendisidir. Onda / Tevrat’ta şöyle yazdık, her bir kişi karşılığında bir kişi, gözün karşılığı göz, burunun karşılığı burun, kulağın karşılığı kulak, dişin karşılığı di ş, yaraların kısası yara, her kim buna bağlı kalırsa / sadık kalırsa, o yaptığı onun için kefarettir (Günahını örtbas ettirir) her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendisidir. Meryem oğlu İsa’yı onların izleri / eserleri üzere artlarından , ellerindeki Tevrat’a bağlı / tasdik edici olarak gönderdik, O’na incili verdik, içinde rehberlik var ve nur var, Tevrat’tan ellerinde olana bağlılık gösterir / tastik eder, rehberdir, sakınanlar için bir öğüttür / vaazdır. İncil halkı Allah’ın onda indirdikleri ile hüküm versin, her kim Allah’ın indirdikleri ile karar vermezse / hükmetmezse, işte onlar yoldan çıkmışların / fasıkların ta kendisidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İncil ehli, Allah’ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar fasıklardır.

    Süleyman Ateş

    İncil sahipleri, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar, yoldan çıkmışlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    İncil'de uzman olanlar, Allah'ın o kitapta indirdiği ile hüküm versinler. Her kim Allah'ın indirdiği ile hüküm vermezse fasık /yoldan çıkmış dipnot 1 olanlar işte onlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fasık: Allah'ın indirdiğine güvenmeyip onunla hükmetmeyerek, yoldan çıkan kişidir

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İncil'i bilenler, Allah'ın o kitapta indirdiği ile hüküm versinler. Kim Allah'ın indirdiğine göre hükmetmezse onlar yolda çıkmış (fasık) dipnot 1 kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fasık: Allah'ın indirdiğine güvenmeyip onunla hükmetmeyerek, yoldan çıkanlar

    Şaban Britch

    İncil ehli, Allah’ın onda indirdikleri ile hükmetsinler, Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar fasıklardır.

    Şaban Piriş

    İncil ehli, Allah'ın onda indirdikleri ile hükmetsinler, Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar fasıklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İncil bağlıları Allah'ın onda indirdiğiyle hükmetsinler. Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler sapıkların ta kendileridir.

  8. Mâide suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 48. ayet. وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ عَمَّا جَآءَكَ مِنَ ٱلْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن لِّيَبْلُوَكُمْ فِى مَآ ءَاتَىٰكُمْ فَٱسْتَبِقُوا۟ ٱلْخَيْرَٰتِ إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

    Mehmet Okuyan

    Sana da daha önceki Kitabı(n aslını) doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak Kitabı (Kur'an'ı) bir amaç ile indirdik. Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet! Sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma! Hepiniz için bir kanun ve bir yol belirledik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı dipnot 1 fakat size verdiği imkânlarla sizi denemek için (böyle yaptı). dipnot 2 İyiliklerde yarışın! Hepinizin dönüşü yalnızca Allah'adır. (Allah) hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n içyüzünü) size bildirecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:35, 107, 149; Yûnus 10:99; Hûd 11:118-119; Ra‘d 13:31; Nahl 16:9, 93; Secde 32:13; Şûrâ 42:8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kimlerin ne ile imtihan edileceği konusundaki temel öğreti Mâide 5:48'de "Fakat size verdiği imkânlarla sizi denemek için (böyle yaptı)." şeklinde belirlenmektedir. İmtihan edilecek oluşumuz elbette gerçektir; ancak herkese aynı soruların sorulacağını iddia etmek hatalıdır. Çünkü imtihanın insanlara verilen nimet ve imkânlar üzerinden gerçekleşeceği açık bir biçimde ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:233, 286; Nisâ 4:84; En‘âm 6:152, 165; A‘râf 7:42; Mü'minûn 23:62; Talâk 65:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Sana da, hakikatin ifadesi olan bu Kitabı, geçmiş vahiyden geriye kalan hakikatleri doğrulayıcı ve onların doğrusunu yanlışından ayırt edici olarak gönderdik. O halde artık onların aralarında Allah'ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver; sana gelen hakikati bırakarak onların keyfi yargılarına uyma! Sizden her biriniz için bir şeriat ve (onu) uygulama yöntemleri belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir topluluk yapardı; fakat size emanet ettikleriyle sizi sınamak için (öyle yapmadı): O halde hayırlarda birbirinizle yarışın! Topyekün dönüşünüz Allah'adır: işte o zaman Allah ihtilaf ettiğiniz şeyleri size bir bir haber verecektir.

    Muhammed Esed

    Ve sana, (ey Peygamber), hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı, geçmiş vahiylerden (bu güne) kalanı tasdik edici ve içinde hangi doğruların bulunduğunu belirleyici olarak indirdik. Öyleyse, (ey Peygamber,) geçmiş vahyin izleyicileri arasında Allahın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver, ve sana gelmiş olan hakikati terk ederek onların mesnetsiz görüşlerine uyma. Biz, her biriniz için (farklı) bir sistem ve (farklı) bir hayat tarzı belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir topluluk yapardı: ama indirdikleri aracılığıyla sizi sınamak için (başka türlü diledi). O halde hayırlı işlerde yarışın! Hepinizin dönüşü Allahadır; o zaman Allah, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size gösterecektir.

    Ahmed Hulusi

    Sana da, kendinden önce inzal olmuş hakikat bilgilerini tasdik eden ve onlar üzerine koruyucu, şahit, hakim olan, Hakk'ı ihtiva eden hakikat (Sünnetullah bilgisini) inzal ettik. . . O halde onların aralarında Allah'ın inzal ettiği ile hükmet. . . Hak'tan sana geleni bırakıp, onların boş heves ve arzularına tabi olma. . . Sizden her biriniz için bir şir'at (yaşam ortam ve şartlarına göre kurallar) ve bir minhac (zamanla değişmesi mümkün olmayan realiteler üzerine kurulmuş sistem) oluşturduk. . . Eğer Allah dileseydi, elbette sizi bir tek toplum yapardı! Fakat size verdiği ile sizi denemek istedi (ta ki ne olduğunuz sizce bilinsin). . . O halde hayır yapmada yarışın! Hep birlikte dönüşünüz Allah'adır. . . Hakkında ayrılığa düşüp tartıştığınız şeyleri size haber verecektir.

    Ali Bulaç

    Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatler de) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri (n gerçek tarafını) O haber verecektir.

    Ali Rıza Safa

    Hem Kitap'tan ellerinde bulunanı doğrulayan hem de Onu koruyan Kitap'ı, gerçek olarak sana indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında yargı ver ve sana gelen gerçekten ayrılıp da onların isteklerine uyma. Her biriniz için, bir yasa ve yol belirledik. Oysa Allah dileseydi, kesinlikle, sizi bir tek topluluk yapardı. Fakat verdikleriyle sizi sınamak için böyle yapmıştır. Artık, iyiliklerde yarışın. Tümünüz, Allah'a döneceksiniz. Sonunda, hakkında uyuşmazlığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sana da Kitap'tan onun yanında bulunanı doğrulayıcı ve onu denetleyip güvenirliğini sağlayıcı kitabı hak olarak indirdik. O halde, onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet; Hakk'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma! Sizden herbiri için bir yol ve bir yöntem, bir hukuk belirledik. Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye, öyle yapmamıştır. O halde hayırda yarışınız. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.

    Edip Yüksel

    Kendinden önceki kitapları doğrulayan, onların yerine geçen bu kitabı, gerçekleri kapsayıcı olarak sana indirdik. ALLAH'ın sana indirdiğiyle aralarında hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların hevesine uyma. Her biriniz için bir yasa ve yöntem belirledik. ALLAH dileseydi hepinizi bir tek toplum yapardı. Ancak, size verdikleriyle sizleri sınıyor. İyilikte yarışın. Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Ayrılığa düştüğünüz konuları size bildirecek. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Muhammed peygamber, Kuran'dan başka bir şeyle hüküm vermiyordu. Ne var ki Buhari, Müslim, Ebu Davud vs., uydurdukları Hadislerle Muhammed peygamberi Kuran ile çelişip duran ikinci bir hüküm kaynağı haline getirmişler ve cahillik döneminden kalma hurafeleri İslam dinine sokmuşlardır. Din, sadece Allah'ındır. Muhammed peygamberin biricik görevi ise Allah'ın dinini insanlara iletmekti. * Bak 6:19, 38, 114 .

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendinden önceki kitapları doğrulayan, onların yerine geçen bu kitabı, gerçekleri kapsayıcı olarak sana indirdik. ALLAH'ın sana indirdiğiyle aralarında hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların hevesine uyma. Her biriniz için bir yasa ve yöntem belirledik. ALLAH dileseydi hepinizi bir tek toplum yapardı. Ancak, size verdikleriyle sizleri sınıyor. İyilikte yarışın. Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Ayrılığa düştüğünüz konuları size bildirecek.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sana da önünde bulunan kitapları doğrulayıcı ve onlara bir şahit olmak üzere bu hak kitabı indirdik; onun için sen de aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, sana gelen gerçekten ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme! Her biriniz için bir kanun ve bir yol tayin ettik. Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat sizi, her birinize verdiği şeylerde imtihan edecek. O halde durmayın, hayırlı işlerde yarışın. Nihayet dönüşünüz hep Allah'adır. O zaman O, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sana da bu hak kitabı indirdik, kitab cinsinden önünde olanı musaddık ve üzerine nigahban hakim olmak üzere, onun için sen de aralarında Allahın indirdiğiyle hukmet, bu sana gelen haktan ayrılıb da onların arzuları arkasından gitme, her biriniz için bir şir'a yaptık, bir de minhac, Allah dilese idi hepinizi bir tek ümmet kılardı, lakin sizi her birinize verdiği şeyde imtihan edecek, o halde durmayın, hayırlara nelerde ıhtılaf ediyoridiğinizi haber verecektir

    Erhan Aktaş

    Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen dipnot 1 bu Kitap'ı hakk dipnot 2 olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına dipnot 3 uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat dipnot 4 ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. dipnot 5 O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Düzenleyen. Çarpıtılmış, tahrif edilmiş hakikatleri ve tevhid inancının gerçeğini ortaya koymak. Gözetici ve koruyucu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerçeklik. Doğruluğu kesin olan. Bir işin aslı.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı isteklere uymak. Sahip olduğu zenginlik, makam, ün, güç, bilgi vb. imkanları imtiyaza dönüştürerek üstünlük taslamak. Vahiy yerine din adamları sınıfının uydurduğu dine uymak.
    4. metne dön, dipnot 4
      İlahi yasalar bütünü. Gerçeğin kaynağına götüren yol.
    5. metne dön, dipnot 5
      Samimiyetiniz ortaya çıksın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen dipnot 1 bu Kitap'ı hakk dipnot 2 olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına dipnot 3 uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat dipnot 4 ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. dipnot 5 O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Düzenleyen. Çarpıtılmış, tahrif edilmiş hakikatleri ve tevhid inancının gerçeğini ortaya koymak. Gözetici ve koruyucu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerçeklik, doğruluk, bir işin doğrusu, aslı ve esası. Gerçek olan.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı istekler, geçici tatminler. Sahip olunan imkanları imtiyaza dönüştürmek. Vahiy yerine din adamları sınıfınca uydurulan şeylere uymak.
    4. metne dön, dipnot 4
      İlahi yasalar bütünü. Gerçeğin kaynağına götüren yol.
    5. metne dön, dipnot 5
      Samimiyetiniz ortaya çıksın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen dipnot 1 bu Kitap'ı hakk dipnot 2 olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına dipnot 3 uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat dipnot 4 ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. dipnot 5 O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Müheymin/düzenleyen" sözcüğü; çarpıtılmış, tahrif edilmiş hakikatleri ve tevhid inancının gerçeğini ortaya koymak demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir işin doğrusu. Gerçeklik. Gerçek olan. Doğru olan. Bir şeyin aslı ve esası.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kuruntularına, keyiflerine.
    4. metne dön, dipnot 4
      İlahi yasalar bütünü. Gerçeğin kaynağına götüren yol.
    5. metne dön, dipnot 5
      Ki nasıl kimseler olduğunuz belli olsun.

    Gültekin Onan

    Sana da (Ey Muhammed) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak kitabı (Kuran'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Tanrı'nın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların hevalarına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Tanrı dileseydi, sizi tek bir ümmet kılardı; ancak (bu) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Tanrı'yadır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) sana da hak olarak kitabı (Kur'anı) — kendinden evvelki kitab (lar) ı tasdıyk edici (ve doğrultucu) ve ona karşı bir şahid olmak üzere — gönderdik. O halde (bütün ehl-i kitab) aralarında Allahın (sana) indirdiği ile hükmet, sana gelen hakıykatden (dönüb de) onların heva (ve heves) lerine uyma. (Ey Musanın, İsanın, Muhammedin, ümmetleri) sizden her biriniz için bir şeriat, bir yol ta'yin etdik. Eğer Allah dileseydi (topunuzu bir şeriata tabi) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği (Muhtelif şeriatlar dairesi) nde sizi imtihan etmek için (ayırdı.) öyle ise (hepiniz) hayırlı işlerde birbirinizle yarış edin. Zaten topunuzun en son dönüb gelişi Allahadır. Artık O, hakkında ihtilaf etmekde olduğunuz şeyleri size (orada) haber verecekdir.

    İbni Kesir

    Sana da; kendinden önceki kitabları doğrulayıcı ve üzerlerine şahid olarak bu kitabı hak ile indirdik. Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Sana hak gelmişken onların heveslerine uyma. Sizden her biriniz için bir yol, bir şeriat kıldık. Şayet Allah dileseydi; sizi tek bir ümmet yapardı. Lakin sizi verdiği ile denemek istedi. Öyleyse hayırda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'a dır. Size ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

    Mehmet Alagaş

    (48-49) Sana da (Ey Muhammed) kitaptan ellerinde olana bağlılık gösteren / tasdik edici ve kollayıp gözetici / müheymin kitabı da (Kuran-ı kerimi de) gerçek olarak indirdik, onlar arasında Allah’ın indirdiği ile karar ver / hükmet, sana gerçek geldikten sonra onların keyiflerine uyma, Her biriniz için belli bir yol, belli bir program yaptık, şayet Allah isteseydi, sizi tek bir toplum / ümmet yapardı ve fakat size verdiklerimizle sizi sınanmak için farklı yol ve yöntemler uyguladık, İyiliklerde / hayırlarda yarışın, hepinizin geri dönüşü Allah’adır, aranızda karşıtlaştığınız / ihtilafa düştüğünüz şeyler hakkında size haber verilecektir. Aralarında Allah’ın indirdikleri ile hükmet, onların havai keyiflerine uyma, şayet yüz çevirirlerse, şunu bil ki Allah onlara günahlarının bazısının nasip olmasını diliyordur, muhakkak ki insanlardan çoğunluğu yoldan çıkmış haldedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kur’an’ı sana, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hükmet! Sana gelen haktan sonra onların arzularına uyma! Sizin her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi imtihan etmektedir. Hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri açıklayacaktır.

    Süleyman Ateş

    Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri'at ve bir yol belirledik. Allah isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdiğ(i ni'met)ler(i) içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyler(in hakikatin)i haber verecektir.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey Muhammed!) Gerçekleri içeren bu kitabı sana, kendinden önceki kitapları tasdik edici ve koruyucu özellikte indirdik. O halde aralarında Allah'ın indirdiği ile hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların arzularına uyma. Her biriniz için bir özel hüküm dipnot 1 ve açık yol oluşturduk dipnot 2 . Allah gerek görseydi dipnot 3 sizi tek bir ümmet yapardı. Böyle olması, verdiği şeylerle sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. Siz iyi işlerde yarışın dipnot 4 . Hep birlikte dönüp geleceğiniz yer Allah'ın huzurudur. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah size bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      </b>"Açık yol" anlamı verdiğimiz kelime (minhac = مِنهاجُ)tır (Lisan'ul-arab). Bu, Allah'ın sünnet veya sünnetullah diye nitelediği ve gidilmesini emrettiği ana yoldur (Nisa 4/26-27, Ahzab 33/38-39). "Özel hüküm" anlamı verdiğimiz kelime ise (şir'a = شِّرْعةُ)dır. Şir'a, şeriat ile aynı kökten türemiş, çeşit bildiren mastardır. Şeriat ana yolun içindeki değişmez kanunları gösterirken (Şura 42/13) şir'a, ilahi kitaplardan her birine konan özel hükümleri ifade eder. Her bir ümmete özel olan bu hükümler, nesih kavramını (Bakara 2/106) doğru anlamamızı sağlar.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      (Şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz Maide 5/17. ayetin dipnotu.
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gerçekleri içeren bu Kitabı sana, önceki Kitapları onaylayıcı ve koruyucu özellikte indirdik. O halde aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen doğruları bırakıp onların arzularına uyma. Her birinize bir şeriat (kitap) ve bir yöntem (hikmet) verdik dipnot 1 . Allah sizi tek bir toplum (tek bir nebinin ümmeti) yapmayı tercih etseydi yapardı. Oysa verdiği şeylerle sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek için (böyle yaptı). Öyleyse (tartışma yerine dipnot 2 ) iyi işlerde yarışın. Tekrar hayata dönünce hep birlikte Allah'ın huzurunda toplanacaksınız. O, anlaşmazlığa düştüğünüz konuları size bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah nebilerinden kesin söz aldığında şöyle demişti: "Size Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı onaylayan bir elçi (bir kitap) gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü (ısr) yüklendiniz mi?". Onlar: "Kabul ettik" demişlerdi. Allah: "Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim" demişti. Bundan sonra sözünden dönenler, yoldan çıkmış olurlar." (Al-i İmran 3/81-82)
    2. metne dön, dipnot 2
      "Gerçek, senin Rabbinden gelendir. Sakın tartışmaya girenlerden olma! Herkesin bir hedefi olur ve ona yönelir. (tartışma yerine) İyi işlerde yarışın. Nerede olursanız olun, Allah sizi bir araya getirecektir. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır." (Bakara 2/147-148)

    Şaban Britch

    Kur’an’ı sana, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hükmet, sana gelen haktan sonra onların arzularına uyma, sizin her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat, size verdikleriyle sizi imtihan etmektedir. Hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri açıklayacaktır.

    Şaban Piriş

    Kur'an'ı sana, önce gelen kitabı doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak hak ile indirdik. Allah'ın indirdikleri ile aralarında hükmet, hak olan sana geldikten sonra onların arzularına uyma, sizin her biriniz için bir yol ve gidişat belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat, size verdikleriyle sizi denemek için ( bu haldesiniz) öyleyse hayırlarda yarışın. Dönüşünüz Allah'adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri bildirecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik. Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden her biri için bir yol/şeriat ve bir yöntem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.

  9. Mâide suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 49. ayet. وَأَنِ ٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَٱحْذَرْهُمْ أَن يَفْتِنُوكَ عَنۢ بَعْضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَٰسِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır.

    Mehmet Okuyan

    Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma! Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmalarıyla ilgili olarak onlara karşı dikkatli ol! (Verdiğin hükümden) yüz çevirirlerse, bil ki Allah ancak günahlarının bir kısmı sebebiyle onlara sıkıntı vermek ister. İnsanların birçoğu yoldan çıkmışlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Sen aralarında Allah'ın indirdiğine uygun olarak hükmet! Onların keyfi yargılarına da uyma! Allah'ın sana gönderdiklerinden bir kısmında seni yanıltmalarından sakın! Eğer yüz çevirmekte ısrar ederlerse, iyi bil ki Allah onları birtakım günahlarından dolayı cezalandırmak istiyor. Unutmayın ki insanların çoğu yoldan çıkmıştır.

    Muhammed Esed

    O halde, geçmiş vahyin mensupları arasında Allahın indirdiğine göre hükmet ve onların mesnetsiz görüşlerine uyma; ve onlardan sakın ki Allahın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırmasınlar. Eğer onlar (Allahın buyruklarından) yüz çevirirlerse, bil ki bir kısım günahlarından dolayı onları (böylece) cezalandırmak, Allahın iradesi gereğidir: Unutma ki insanların çoğu gerçekten sapkındır.

    Ahmed Hulusi

    (Sana şu hükmü verdik): Onların aralarında Allah'ın sana inzal ettiği hüküm ile hükmet. . . Onların (nefsaniyetten kaynaklanan) gerçeğe dayanmayan isteklerine tabi olma. . . Allah'ın sana inzal ettiğinin bazısından seni fitneye düşürmelerinden sakın! Eğer yüz çevirirlerse iyi bil ki, bazı suçlarından dolayı, Allah onlara bir musibet vermek istiyor. . . Muhakkak ki, insanların çoğu gerçekten bozuk inanca sahiptirler.

    Ali Bulaç

    Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Sana şu talimatı verdik): Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına belâ etmek ister. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmış (fâsık) lardır.

    Ali Rıza Safa

    Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında yargı ver ve onların isteklerine uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir bölümünden seni uzaklaştırmamaları için, onlardan sakınmalısın. Yüz çevirirlerse, suçları yüzünden, Allah'ın, onları yıkıma uğratmayı dilediğini bilmelisin. Aslında, insanların çoğu gerçekten yoldan çıkmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen de aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet veonların arzularına uyma! Dikkat et de, Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belaya çarptırmak istiyor. Zaten insanların birçoğu doğru yoldan iyice sapmış bulunuyorlar.

    Edip Yüksel

    Aralarında ALLAH'ın indirdiği ile hüküm vermelisin. Onların keyfine uyma. ALLAH'ın sana indirdiklerinin bir kısmından sakın seni şaşırtmasınlar. Yüz çevirirlerse, demek ki ALLAH bazı günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. Gerçekten insanların çoğu yoldan çıkmıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aralarında ALLAH'ın indirdiği ile hüküm vermelisin. Onların keyfine uyma. ALLAH'ın sana indirdiklerinin bir kısmından sakın seni şaşırtmasınlar. Yüz çevirirlerse, demek ki ALLAH bazı günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. Gerçekten insanların çoğu yoldan çıkmıştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve şu emri indirdik: "Aralarında yalnız Allah'ın indirdiği ile hükmet, onların keyiflerine uyma ve onların Allah'ın indirdiği hükümlerin birinden seni şaşırtmalarından sakın! Yine yüz çevirirlerse bil ki, Allah, onların bazı günahları sebebiyle, başlarına bir bela getirmek istiyor. Her halde insanlardan birçoğu Allah yolundan çıkmışlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve şu emri indirdik: aralarında sırf Allahın indirdiği ile hukmet, keyiflerine tabi' olma ve onlardan sakın Allahın indirdiği ahkamın birinden seni şaşırtmasınlar, yine yüz çevirirlerse bil ki Allah onların bazı günahları sebebiyle başlarına mutlaka bir musibet getirmek istiyor ve herhalde insanlardan bir çoğu fasıktırlar.

    Erhan Aktaş

    Ve aralarında, Allah'ın sana indirdiğiyle hükmet. Onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni şaşırtmalarından ve onlardan sakın. Eğer verdiğin kararlara uymazlarsa, bilesin ki Allah, bazı günahları nedeniyle onlara musibet isabet ettirmeyi istiyor. İnsanların pek çoğu elbette fasıktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve aralarında, Allah'ın sana indirdiğiyle hükmet. Onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni şaşırtmalarından ve onlardan sakın. Eğer verdiğin kararlara uymazlarsa, bilesin ki Allah, bazı günahları nedeniyle onlara musibet isabet ettirmeyi istiyor. İnsanların pek çoğu elbette fasıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve aralarında, Allah'ın sana indirdiğiyle hükmet. Onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni şaşırtmalarından ve onlardan sakın. Eğer verdiğin kararlara uymazlarsa, bilesin ki Allah, bazı günahları nedeniyle onlara musibet isabet ettirmeyi istiyor. İnsanların pek çoğu elbette fasıktır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha sapan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan.

    Gültekin Onan

    Aralarında Tanrı'nın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Tanrı'nın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki Tanrı bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibet tattırmak istemektedir. Kuşkusuz insanların çoğu fasıktır.

    Hasan Basri Çantay

    (Ve şu emri indirdik:) Aralarında Allahın indirdiği (vech) ile hükmet, onların keyflerine uyma, Allahın sana indirdiği (hükümlerin) bir kısmından seni sapıtacaklar diye kaçın onlardan. Eğer onlar (indirilen hükümleri kabulden) yüz çevirirlerse bil ki Allah, günahlarının (yalınız (şu) biri (veya şu yüz çevirmeleri) sebebiyle bile kendilerini mutlakaa musıybete uğratmak istiyordur. İnsanlardan bir çoğu muhakkak ki Allahın emrinden dışarı çıkanlar (güruhu) dur.

    İbni Kesir

    Ve aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların heveslerine uyma. Seni Allah'ın sana indirdiğinden vazgeçirmelerinden sakın. Eğer yüz çevirirlerse; bil ki, bir kısım günahları yüzünden Allah onları cezalandırmak istiyor. Gerçekten insanların bir çoğu fasıklardır.

    Mehmet Alagaş

    (48-49) Sana da (Ey Muhammed) kitaptan ellerinde olana bağlılık gösteren / tasdik edici ve kollayıp gözetici / müheymin kitabı da (Kuran-ı kerimi de) gerçek olarak indirdik, onlar arasında Allah’ın indirdiği ile karar ver / hükmet, sana gerçek geldikten sonra onların keyiflerine uyma, Her biriniz için belli bir yol, belli bir program yaptık, şayet Allah isteseydi, sizi tek bir toplum / ümmet yapardı ve fakat size verdiklerimizle sizi sınanmak için farklı yol ve yöntemler uyguladık, İyiliklerde / hayırlarda yarışın, hepinizin geri dönüşü Allah’adır, aranızda karşıtlaştığınız / ihtilafa düştüğünüz şeyler hakkında size haber verilecektir. Aralarında Allah’ın indirdikleri ile hükmet, onların havai keyiflerine uyma, şayet yüz çevirirlerse, şunu bil ki Allah onlara günahlarının bazısının nasip olmasını diliyordur, muhakkak ki insanlardan çoğunluğu yoldan çıkmış haldedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şu halde, Allah’ın indirdiği (kitap) ile aralarında hükmet, onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği Kur’an’ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktır.

    Süleyman Ateş

    Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, onların keyiflerine uyma ve onların, Allah'ın indirdiği şeylerin bir kısmından seni şaşırtmalarından sakın! Eğer dönerlerse bil ki Allah, bazı günahları yüzünden onları felakete uğratmak istiyordur. Zaten insanlardan çoğu, yoldan çıkmışlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Aralarında Allah'ın indirdiği ile hüküm ver; onların arzularına uyma. Onlara karşı dikkatli ol! Allah'ın sana indirdiklerinin herhangi birinden uzaklaştırıp dipnot 1 seni sıkıntıya sokabilirler. Yüz çevirirlerse bil ki bazı günahları sebebiyle Allah, onların başına bir iş gelmesini istiyordur. Zaten insanların çoğu yoldan çıkmıştır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; onların arzularına uyma. Dikkatli ol! Allah'ın indirdiği emirlerin herhangi birinden seni şaşırtabilirler. Yüz çevirirlerse bil ki bazı günahlarına karşılık Allah, kesinlikle onların başına bir kötülük gelmesini istiyordur. Zaten insanların çoğu yoldan çıkmıştır.

    Şaban Britch

    Şu halde, Allah’ın indirdiği (kitap) ile aralarında hükmet, onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği Kur’an’ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktır.

    Şaban Piriş

    Şu halde, Allah'ın indirdiği (kitap) ile aralarında hükmet, Allah'ın sana indirdiği Kur'an'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Heveslerine uyma, eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen de aralarında, Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Dikkat et de Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belaya çarptırmak istiyor. Zaten insanların birçokları doğru yoldan iyice sapmış bulunuyorlar.

  10. Mâide suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mâide suresi, 50. ayet. أَفَحُكْمَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ ٱللَّهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar hala cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah'ınkinden daha güzeldir?

    Mehmet Okuyan

    (Yoksa) onlar, (İslam öncesi) Cahiliye hükmünü mü arıyorlar! dipnot 1 Kesin bir şekilde inanan bir toplum için hüküm konusunda Allah'tan daha güzel kim olabilir ki! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah müşrik Arapların, ilahi hükümler yerine kendi itibar ettikleri ve gelenek haline getirdikleri, menfaate, adaletsizliğe ve hukuksuzluğa dayalı hüküm ve uygulamaları istediklerini ifade etmektedir. Ayetin başındaki soru edatı, onların durumunun ne olduğunu sorgulamayı değil tercihlerinin yanlışlığını ortaya koymayı amaçlayan bir sorudur. Yani soruya konu olan şeyin eleştirisi yapılmakta ve durumun hayret sebebi olduğuna dikkat çekilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: En‘âm 6:114.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa onlar cahiliye yasasını mı istiyorlar? Aklı başında bir toplum için, Allah'tan daha iyi yasa yapıcı olabilir mi?

    Muhammed Esed

    Yoksa onlar, cahiliyye kanunu (ile yönetilmek) mi istiyorlar? Halbuki, kalben mutmain olan insanlar için Allahtan daha iyi kanun koyucu olabilir mi?

    Ahmed Hulusi

    (Yoksa) Cahiliye hükmünü mü istiyorlar? Hakikata yakini olan topluluk için, Allah'tan daha güzel hüküm veren kimdir?

    Ali Bulaç

    Onlar hala cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir?

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, yine de câhiliyye devrinin (o kokuşmuş) hükmünü mü arıyorlar? Oysa yakînen bilen insanlar için, Allah'tan daha güzel hüküm sahibi olan kim vardır?

    Ali Rıza Safa

    Yine de bilisizlik dönemindeki yasaları mı istiyorlar? Oysa kesin bilgiyle inanan bir toplum için, Allah'tan daha güzel yargı veren kimdir?

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa onlar, cahiliye kanununu nu istiyorlar? İyi anlayanlar için Allah'tan daha iyi kanun koyucu olabilir mi?

    Edip Yüksel

    Yoksa cahillik dönemindeki yasaları mı arıyorlar? Kuşkusuz bir bilgiye sahip olanlar için ALLAH'tan daha güzel yasa koyucu olabilir mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoksa cahillik dönemindeki yasaları mı arıyorlar? Bilgiye dayanan kesin inanç sahipleri için ALLAH'tan daha güzel yasa koyucu olabilir mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Durmuşlar da onlar cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kimmiş Allah'tan daha güzel hüküm verecek? Fakat bunu inancı kesin bir kavim anlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Durmuşlar da cahiliyyet devrinin hukmünü mü istiyorlar? Kimmiş Allahdan daha güzel huküm verecek; fakat bunu yakin şanından olan bir kavm anlar.

    Erhan Aktaş

    Cahiliye dipnot 1 hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği kavramış bir toplum için, Allah'tan daha iyi hüküm veren kim olabilir?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy dışı inanç, düşünce ve yaşam biçimleri. Kur'an; Cahiliye'yi, bilgisizlik, bilmezlik, okuryazar olmamak anlamında değil; gerçeğin dışında bir şeye inanmak, yapılması gerekenin veya gerçeğin tersini yapmak anlamında kullanmaktadır. Kur'an'a göre vahiy dışı yaşam biçimi Cahiliye'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Cahiliye dipnot 1 hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği kavramış bir toplum için, Allah'tan daha iyi hüküm veren kim olabilir?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy dışı inanç, düşünce ve yaşam biçimleri. Kur'an; cehaleti, cahiliyeyi; bilgisizlik, bilmezlik, okuryazar olmamak anlamı ile değil; gerçeğin dışında bir şeye inanmak, yapılması gerekenin veya gerçeğin tersini yapmak anlamında kullanmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Cahiliye hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği kavramış bir toplum için, Allah'tan daha iyi hüküm veren kim olabilir?

    Gültekin Onan

    Onlar hala cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için, hükmü Tanrı'dan daha güzel olan kimdir?

    Hasan Basri Çantay

    Onlar haala cahillik (devri) nin (o kötü)hükmünü mü arıyorlar? Şübhesiz bir kanaata sahib olacak bir kavm indinde hükmü Allahdan daha güzel olan da kimdir?

    İbni Kesir

    Cahiliyet hükmünü mü istiyorlar? Ama yakın getiren bir kavim için Allah'tan daha iyi hüküm veren kimdir?

    Mehmet Alagaş

    (50) Hâlâ, cahiliye hükümlerini mi arıyorlar? kesin ikna olmuş / yakinen iman etmiş kavim için Allah’tan başka kim güzel hüküm verebilir ki?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, cahiliye hükmünü mü arzuluyorlar? Yakinen bilen bir topluluk için Allah'tan daha iyi hüküm veren kimdir?

    Süleyman Ateş

    Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? İyi bilen bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar cahiliye dipnot 1 hükümlerini /bilgisizce uygulamaya konan şeyleri mi arıyorlar! Kesin bilgi peşinde olan bir topluluk için kimin hükmü Allah'ın hükmünden güzel olabilir!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayete göre Allah'ın hükmü dışında kalan bütün hükümler cahiliye hükmüdür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cahiliye dipnot 1 hükümlerini mi arıyorlar? İkna olmak isteyen bir topluluk için kimin hükmü Allah'ın hükmünden güzel olabilir?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayete göre Allah'ın hükmü dışında kalan bütün hükümler cahiliye hükmüdür.

    Şaban Britch

    Onlar, cahiliye hükmünü mü arzuluyorlar? İyice bilen bir toplum için Allah’tan daha iyi hüküm veren kim vardır?

    Şaban Piriş

    Onlar, cahiliye dönemi hükmünü mü arıyorlar? İyice bilen bir toplum için Allah'tan daha iyi hüküm veren kim vardır?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa cahiliye devrinin hükmünü mü arıyorlar? Gerçeği görebilen bir toplum için, Allah'tan daha güzel hüküm veren kim vardır?

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.