Diyanet İşleri
Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.
Meâric suresi
Meâric suresi, 32. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
velleẕîne hüm liemânâtihim ve`ahdihim râ`ûn.
Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnsanın hırsı ve namaz kılanların vasıfları Meâric 19–35 3
Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.
Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.
Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.
Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.
Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.
Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.
İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
32. “Onlar emanetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.” Onları gereken şekilde korurlar. Emanetlerin eksiksiz olarak sahiplerine geri verilmesi, bunlara gereken riâyetin gösterilmesi ve gereklerinin yerine getirilmesi için gayret ederler. Bu buyruk, kulun kendisi ile Rabbi arasındaki O’ndan başkasının bilmediği gizli mükellefiyetleri ve yine kul ile insanlar arasında olan malî konuları ve sırları olmak üzere her türlü emaneti kapsamına almaktadır. Aynı şekilde ahit kavramı da Allah ile ahitleşilen hususları da insanlar ile ahitleşilerek verilen sözleri de kapsamına almaktadır. Kul, ahdin gereklerini yerine getirmekten dolayı sorgulanacaktır: Onu eksiksiz ifa edip yerine getirdi mi yoksa onu reddederek ve gereğini yerine getirmeyerek hainlik mi etti diye
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar kendilerine emanet edilen malları, sırları ve diğer şeyleri koruyup, muhafaza ederler. İnsanlara verdikleri sözleri tutarlar. Emanetlerine ihanet etmez, verdikleri sözleri bozmazlar.
Aynı kök: رعي (10 geçiş) · Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Aynı kök: رعي (10 geçiş)
Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.
Aynı kök: رعي (10 geçiş)
Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar emanetlerine ve sözlerine uyanlardır. dipnot 1
Onlar ki, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.
emanetlere ve ahidlerine riayet edenler;
Onlar ki (insanın yüklendiği) emanetlerine ve (Allah'a) ahdlerine riayet edicilerdir!
(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.
Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler;
Hem sorumluluklarına hem de verdikleri sözlere ilişkin güvenilir olanlar.
Emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.
Onlar güvenilirdirler, sözlerine bağlıdırlar;
Onlar güvenilirdirler, sözlerine bağlıdırlar;
Ve onlar ki, kendilerine emanet edileni korur, verdikleri sözü yerine getirirler.
Ve onlar ki emanetlerine ve ahdlerine riayet ederler
Onlar, dipnot 1 emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
Onlar dipnot 1 , emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
Onlar, kendilerine verilen emanete ihanet etmez, sözlerini tutarlar.
(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.
(Şunlar da müstesna:) Emanetlerine ve ahidlerine riaayet edenler.
Ve onlar ki; emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Onlar, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.
Emanetlerini ve ahidlerini gözetirler.
Aynı zamanda o namaz kılanlar / görevlerini aksatmayanlar, aldıkları emanetlere riayet eden ve verdikleri sözü yerine getirenlerdir dipnot 1 .
Onlar, aldıkları emanetler ve üstlendikleri sorumluluklar konusunda titiz davrananlardır.
Onlar, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler
Onlar, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.
Bunlar, kendilerindeki emanetlere ve ahitlerine sadık kalırlar.
f. Who honour their trusts, and their promises they keep,
who are faithful to their trusts and their pledges;
And those who respect their trusts and covenants;
and those who fulfil their trusts and their covenants, dipnot 1
those who honour their trusts and contracts;
And those who keep their trusts and covenants.
and those who keep their trusts and covenants,
And (different also is the case of) those persons who are watchful of their trusts and their covenants,
and who preserve their trusts and their covenant,
The patient ones are the one who respect their words, …
and those who observe their trusts and their compacts,
Those who are trustworthy and keep their pledges.
And those who faithfully keep what they are intrusted with, and their covenant;
And those who are faithful to their trusts and their covenant
And they (The thought continues from verse 29) are the ones who pay heed (i. e., rightly observe) to their deposits and their covenant,
And those who keep their pledges and their covenant,
And those who fulfil their trusts and covenants,
and who are faithful to their trusts and to their pledges:
˹The faithful are˺ also those who are true to their trusts and covenants;
And those who are trustworthy and keep their pledges.
And the believers keep their word; they are trustworthy.
And those who are to their trusts and promises attentive
And are those who are to their trusts and their covenant attentive,
----- (And Musalleen are those) who guard their trusts and duties assigned to them, and their pledges, as a shepherd guards his flock.
And those who respect their trusts and covenants;
and those who are careful about their trusts and covenants,
And those who look after what they have been entrusted to and to their pledges.