Meryem suresi

Meryem suresi, 38. ayet

Meryem suresi, 38. ayet. أَسْمِعْ بِهِمْ وَأَبْصِرْ يَوْمَ يَأْتُونَنَا لَٰكِنِ ٱلظَّٰلِمُونَ ٱلْيَوْمَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

esmi` bihim veebṣir yevme ye'tûnenâ lâkini-żżâlimûne-lyevme fî ḍalâlim mübîn.

Diyanet İşleri

Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meryem 35–41 · surenin 38. ayeti / 98

Konu Meryem ve Îsâ Meryem 16–40 3

  1. Meryem 35

    Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da oluverir.

  2. Meryem 36

    Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur.

  3. Meryem 37

    (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!

  4. 38

    Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

  5. Meryem 39

    Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.

  6. Meryem 40

    Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.

  7. Meryem 41

    Kitap'ta İbrahim'i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

38. “Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitir, ne iyi görürler!” Küfürlerini, şirklerini ve söyledikleri sözleri bizzat kendileri ikrar ve itiraf edecekler ve: “Rabbimiz, gördük ve işittik artık bizi dünyaya geri döndür de salih amel işleyelim, gerçekten biz kesin olarak inandık.” (es-Secde, 32/12) diyeceklerdir. İşte kıyamet gününde dünyada iken tuttukları yolun gerçek mahiyetinin ne olduğunu kesin olarak bilmiş olacaklardır. “Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedir.” Ve bu konuda onların herhangi bir mazeretleri olmayacaktır. Çünkü onlar, ya hakkı bilen ama inat edip haktan bile bile sapan ve ondan yan çizen kimselerdirler yahut da hakkı ve doğruyu bilme imkânına sahip olmakla birlikte hak yoldan sapan, sapıklığına ve kötü amellerine razı olan, hakkı batıldan ayırt etmek için de hiçbir çaba göstermeyen kimselerdir.

urada Yüce Allah’ın: “(Ehl-i kitaptan) birtakım gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler” buyruğundan sonra: “Vay o kâfirlerin haline!” buyurularak “vay onların haline” buyrulmadığı üzerinde dikkatle düşünelim. Çünkü “onlar” denilecek olsa zamir “gruplar”a ait olur. Oysa anlaşmazlığa düşen bu gruplar arasında doğruyu isabet ettiren bir kesim de vardır. Bunlar hakka uygun kanaata sahiptirler ve İsa’nın Allah’ın kulu ve rasûlü olduğunu söyleyip ona iman etmiş ve ona uymuşlardır. Bunlar mü’mindirler ve bu tehdidin kapsamına girmezler. Bundan dolayı Yüce Allah da tehdidi sadece kâfirlere tahsis etmiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O gün (gerçekleri) ne iyi işitip, ne iyi görecekler. Duydukları zaman duymaları onlara fayda sağlamayacağı zaman duyacaklar, gördükleri zaman görmeleri onlara fayda sağlamayacağı zaman görecekler. Fakat zalimler dünya hayatında dosdoğru yoldan sapmış kimselerdir. Onlar zulüm etmeye devam ederken kıyamet ansızın gelir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَسْمِعْ esmia' ne güzel işitirler kök: سمع
  2. بِهِمْ bihim onlar
  3. وَأَبْصِرْ ve ebsir ne güzel görürler kök: بصر
  4. يَوْمَ yevme gün kök: يوم
  5. يَأْتُونَنَا ۖ ye'tunena bize geldikleri kök: اتي
  6. لَـٰكِنِ lakini ama
  7. ٱلظَّـٰلِمُونَ z-zalimune zalimler kök: ظلم
  8. ٱلْيَوْمَ l-yevme bugün kök: يوم
  9. فِى fi içindedirler
  10. ضَلَـٰلٍۢ delalin sapıklık kök: ضلل
  11. مُّبِينٍۢ mubinin apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Huzurumuza gelecekleri gün (gerçeği) nasıl da duyacak ve nasıl da görecekler! Fakat o zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlıktadır.

Mustafa İslamoğlu

Bize gelecekleri o günde neler işitip neler görecekler (bir bilsen)! Fakat zalimler, o gün aşikar bir biçimde yoldan sapmış bulunacaklar.

Muhammed Esed

Bizim karşımıza çıkacakları o Gün, (gerçeği) nasıl da apaçık işitecek ve görecekler! Ne var ki, bu zalimler o gün artık aşikar bir biçimde bir kere yoldan çıkmış bulunacaklar:

Ahmed Hulusi

(Hakikati) işitecekler, görecekler bize gelecekleri süreçte! Ne var ki bugün, o zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.

Ali Bulaç

Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler. Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.

Ali Özek ve heyeti

Onlar, bizim huzurumuza çıkacakları gün (başlarına gelecek olanları) ne iyi duyarlar ve ne iyi görürler (bir görsen)! Fakat o zalimler bugün açık bir sapıklık içindedirler.

Ali Rıza Safa

Bize gelecekleri gün, neler duyacaklar ve neler görecekler. Fakat bugün, haksızlık yapanlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler. dipnot 241

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 241
    "Neler duyacaklar ve neler görecekler." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Onları dinle ve seyret." veya "Ne güzel duyacaklar ve ne güzel görecekler." biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Bize gelecekleri gün, ne güzel işitecekler ve ne güzel görecekler! Fakat, haksızlık yapanlar o gün apaçık bir şaşkınlık içindedirler.

Edip Yüksel

Bize geldikleri gün onları dinle ve seyret! Zalimler, o gün apaçık bir sapıklık içindedirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bize geldikleri gün onları dinle ve seyret! Zalimler, o gün apaçık bir sapıklık içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar Bize gelecekleri gün neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Neler işidecek neler görecekler onlar bize gelecekleri gün, lakin o zalimler bugün açık dalal içindeler

Erhan Aktaş

Bize gelecekleri gün, onlara gerçekler işittirilir ve gösterilir. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlık içindeler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bize gelecekleri gün, onlara gerçekler işittirilir ve gösterilir. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlık içindeler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bize gelecekleri gün, onlara gerçekler işittirilir ve gösterilir. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlık içindeler.

Gültekin Onan

Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler. Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.

Hasan Basri Çantay

Onlar bize gelecekleri gün neler işidecekler, neler görecekler! Fakat o zaalimler (buna rağmen) bugün (haala) apaçık sapıklık içindedirler.

İbni Kesir

Bize geldikleri gün; neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

Mehmet Alagaş

(35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz

Rowwad Tercüme Merkezi

Bize gelecekleri gün, ne kadar iyi işitecek, ne kadar da iyi görecekler! Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.

Süleyman Ateş

Bize geldikleri gün ne güzel işitir, ne güzel görürler. Ama o zalimler, bugün apaçık sapıklık içindedirler!

Süleymaniye Vakfı

Bize gelecekleri gün öyle iyi işitecek ve öyle iyi görecekler ki! dipnot 1 Ama yanlışlara dalan o kimseler bugün açık bir sapkınlık içindeler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bize gelecekleri gün ne güzel işitecekler ve ne iyi göreceklerdir! Ama yanlışlar içindeki o kimseler bugün açık bir sapkınlık içindedirler.

Şaban Britch

Bize geldikleri gün, neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir fasıklık içindedirler.

Şaban Piriş

Bize geldikleri gün, neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir fasıklık içindedirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bize gelecekleri gün neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün, açık bir sapıklık içindedirler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

How acute shall be their vision and their hearing on the Day they assemble before Us in Day of Judgement when the wrongful of actions shall realize their grave error.

Abdul Haleem

How sharp of hearing, how sharp of sight they will be when they come to Us, although now they are clearly off course! Warn them [Muhammad] of the Day of Remorse when the matter will be decided,

Abdullah Yusuf Ali

How plainly will they see and hear, the Day that they will appear before Us! but the unjust today are in error manifest!

Abul A'la Maududi

How well shall they hear and how well shall they see on the Day they come to Us! But today the evil-doers are in manifest error.

Aisha Bewley

How clear will be their hearing, how perfect their sight, on the Day they come to Us; whereas today the wrongdoers are clearly misguided.

Al-Hilali & Khan

How clearly will they (polytheists and disbelievers in the Oneness of Allâh) see and hear the Day when they will appear before Us! But the Zalimûn (polytheists and wrong-doers) today are in plain error.

Ali Quli Qarai

How well they will hear and how well they will see on the day when they come to Us! But today the wrongdoers are in manifest error.

Amatul Rahman Omar

How clear they will hear and how well they will see on the day they come to Us. But this day the unjust are steeped in manifest error.

Arthur John Arberry

How well they will hear and see on the day they come to Us! But the evildoers even today are in error manifest.

Bijan Moeinian

You will see and hear them on the Day that they have to face Me. They will be totally lost.

E. Henry Palmer

they can hear and they can see, on the day when they shall come to us; but the evildoers are today in obvious error!

Edip-Layth

Listen to what they say and watch on the day they come to Us. But the wicked today are in clear misguidance.

George Sale

Do Thou cause them to hear, and do Thou cause them to see, on the day whereon they shall come unto Us to be judged: But the ungodly are this day in a manifest error.

Hamid S. Aziz

And the sects among them disagree, but woe to those who disbelieve from the meeting of the mighty Day.

Mahmoud Ghali

How well they will hear and behold the Day they come up to Us! But the unjust (ones) are today in evident error.

Marmaduke Pickthall

See and hear them on the Day they come unto Us! yet the evil-doers are to-day in error manifest.

Mohamed Ahmed - Samira

How keenly would they hear and see when they come before Us then, even though today the evil-doers are lost in palpable error.

Muhammad Asad

How well will they hear and see [the truth] on the Day when they come before Us! Today, however, these evildoers are obviously lost in error:

Mustafa Khattab

How clearly will they hear and see on the Day they will come to Us! But today the wrongdoers are clearly astray.

Progressive Muslims

Listen to what they say and watch on the Day they come to Us. But the wicked today are in clear misguidance.

Rashad Khalifa

Wait till you hear them and see them when they come to face us. The transgressors on that day will be totally lost.

Sahih International

How [clearly] they will hear and see the Day they come to Us, but the wrongdoers today are in clear error.

Sam Gerrans

How they hear and how they see the day they come to Us! But the wrongdoers are this day in manifest error.

Shabbir Ahmed

How plainly will they hear and see the truth when they come before Us! Today, however, they persist in doing wrong to themselves and are obviously lost in error.

Syed Vickar Ahamed

How plainly will they see and hear, the Day that they will appear before Us! But today, the unjust are clearly in error!

Taqi Usmani

How strong will their hearing be, and how strong their vision, the day they will come to Us! But today the transgressors are straying in clear error.

The Monotheist Group

Listen to what they say and watch on the Day they come to Us. But the wicked today are in a clear misguidance.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 38. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 38. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 38. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩