Meryem suresi

Meryem suresi, 40. ayet

Meryem suresi, 40. ayet. إِنَّا نَحْنُ نَرِثُ ٱلْأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ

innâ naḥnü neriŝü-l'arḍa vemen `aleyhâ veileynâ yürce`ûn.

Diyanet İşleri

Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meryem 37–43 · surenin 40. ayeti / 98

Konu Meryem ve Îsâ Meryem 16–40 3

  1. Meryem 37

    (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!

  2. Meryem 38

    Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

  3. Meryem 39

    Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.

  4. 40

    Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.

  5. Meryem 41

    Kitap'ta İbrahim'i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.

  6. Meryem 42

    Hani babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"

  7. Meryem 43

    "Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 39–40. ayetler için yazılmıştır.

39-40. İnzâr/uyarı, korkulu bir şeyi uyarı amacıyla bildirmek ve onun niteliklerini sakındırma amaçlı haber vermektir. Kulların uyarılıp sakındırılmasına en layık olan şey, işin hükme bağlanacağı o pişmanlık günüdür. O gün ki öncekiler de sonrakiler de aynı yerde durdurulacaklar ve amelleri hakkında sorguya çekileceklerdir. Allah’a iman edip peygamberlerine uyan kimse, bir daha bedbahtlık söz konusu olmaksızın mutlu ve bahtiyar olacaktır. Allah’a iman etmeyip peygamberlerine uymayan kimseler ise bir daha mutluluk yüzü görmeksizin ebediyen bedbaht olacaklar, hem kendileri hem de aile halklarını ziyana uğratmış olacaklardır. İşte o vakit pişmanlık duyacak ve üzülecekledir. Öyle ki bu keden ve pişmanlıktan dolayı kalpler parçalanacaktır. Yeniden amelde bulunabilmek için geri dönme imkânı ve dünyaya dönüp durumunu değiştirme fırsatı bulunmayacak bir şekilde Allah’ın rızasını ve cennetini elden kaçırıp O’nun gazabını ve cehennem ateşini hak etmekten daha büyük pişmanlık sebebi olabilir mi? İşte onları bekleyen son, budur. Ancak onlar, bu dünya hayatında hatırlarına bile getirmedikleri bu büyük işten gaflettedirler. Hatırlarına gelecek olsa dahi gaflet içerisinde kalmaya devam ederler. Çünkü gaflet, onları büsbütün kuşatmış, sarhoşlukları her yanlarını kaplamıştır. Onlar, ne Allah’a iman ederler, ne peygamberlerine uyarlar. Dünyaları onları oyalayıp durmakta, fani ve geçici arzuları iman etmelerine engel olmaktadır. Başından sonuna kadar içindeki her şeyle birlikte dünya, dünyada yaşayanların elinden çıkacaktır. Onlar da bu dünyayı bırakıp gidecektir. Yüce Allah, yeryüzüne ve onun üzerindekilere mirasçı olacak, onları kendi huzuruna döndürecek ve dünyada iken yaptıkları amellerinin karşılığını onlara verecektir. Neyi kaybetmişler yahut neyi kazanmışlarsa onu göreceklerdir. Bundan dolayı hayır amel işleyen kimse, Yüce Allah’a hamdetsin. Bundan başka şeylerle karşılaşanlar ise kendilerinden başka kimseyi kınamasınlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz yaratılmışlar fani olduktan sonra biz kalıcı olacak, yeryüzünün mirasçıları olacağız. Onlar fani olup biz kalıcı olduktan sonra yeryüzünün üzerinde olan şeylerin sahibi ve mirasçısı olacağız. Dilediğimiz gibi onlar hakkında tasarrufta bulunacağız. Kıyamet günü hesap ve ceza için yalnızca bize döndürülecekler.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّا inna ancak biz
  2. نَحْنُ nehnu biz
  3. نَرِثُ nerisu varis oluruz kök: ورث
  4. ٱلْأَرْضَ l-erde dünyaya kök: ارض
  5. وَمَنْ ve men ve bulunanlara
  6. عَلَيْهَا aleyha onun üzerinde
  7. وَإِلَيْنَا ve ileyna ve bize
  8. يُرْجَعُونَ yurceune döndürülürler kök: رجع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş)

    -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş)

    Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş)

    Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz; dipnot 1 üstelik onlar da sadece bize döndürüleceklerdir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Hicr 15:23; Kasas 28:58.

Mustafa İslamoğlu

Ama bakın; (o gün) yeryüzü ve onun üzerinde yaşayan herkes yok olacak, geriye tek Biz kalacağız: nihayet onların tümü Bize dönecekler.

Muhammed Esed

Oysa, (o Gün er geç gelip çatacak ve) yeryüzü ve onun üzerinde yaşayanlar geçip gittikten sonra yalnızca Biz kalacağız; ve (o zaman) onların hepsi Bize dönecekler.

Ahmed Hulusi

Ne arz kalır ne de üstünde herhangi bir şey! Hepsi bize (hakikatlerine) döndürülürler.

Ali Bulaç

Elbette, yeryüzünde ve onun üzerindekilere biz varis olacağız ve onlar bize döndürülecekler.

Ali Özek ve heyeti

Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz (her şey gider, biz kalırız) ve onlar ancak bize döndürülürler.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara, Biz kalıtçı olacağız. Çünkü Bize döndürülecekler.

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz varis oluruz ve onlar ancak bize döndürülürler.

Edip Yüksel

Yer ve üzerindekiler bize kalacak; onlar bize döndürülecekler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yer ve üzerindekiler bize kalacak; onlar bize döndürülecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kesinlikle yeryüzüne ve bütün üzerindekilere Biz varis olacağız Biz! Ve onlar, hep Bize döndürüleceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

her halde Arza ve bütün üzerindekilere biz varis olacağız biz, ve hep onlar bize irca olunacaklar

Erhan Aktaş

Yeryüzüne ve onun üzerindeki her şeye Biz varis olacağız. Ve onlar, yalnızca Bize döndürülecekler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeryüzüne ve onun üzerindeki her şeye Biz varis olacağız. Ve onlar, yalnızca Bize döndürülecekler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzüne ve onun üzerindeki her şeye Biz varis olacağız. Ve onlar, yalnızca Bize döndürülecekler.

Gültekin Onan

Elbette, yeryüzünde ve onun üzerindekilere biz varis olacağız ve onlar bize döndürülecekler.

Hasan Basri Çantay

Şübhe yok ki (bütün) arza ve onun üzerinde bulunan kimselere biz varis olacağız biz. Onlar (nihayet) ancak bize döndürüleceklerdir.

İbni Kesir

Şüphe yok ki bütün yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara Biz, varis olacağız Ve onlar, Bize döndürüleceklerdir.

Mehmet Alagaş

(35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz

Rowwad Tercüme Merkezi

Arza ve üzerindekilere elbet biz mirasçı oluruz ve yalnız bize döndürülürler.

Süleyman Ateş

Dünyaya ve üzerinde bulunanlara biz varis oluruz biz, ve bize döndürülürler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yeryüzüne ve üzerindeki herkese mirasçı olacak olan biziz. Dönüş bizedir.

Şaban Britch

Şüphesiz yeryüzüne ve üzerindekilere biz varis olacağız ve bize döndürülecekler.

Şaban Piriş

Şüphesiz yeryüzüne ve üzerindekilere biz varis olacağız. Ve bize döndürülecekler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeryüzüne ve üzerindekilere biz mirasçı olacağız, biz. Ve bize döndürülecekler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They do not seem to realize that it is We Who inherit the earth and the whole and all in all thereon; they all return back to Us.

Abdul Haleem

It is We who will inherit the earth and all who are on it: they will all be returned to Us.

Abdullah Yusuf Ali

It is We Who will inherit the earth, and all beings thereon: to Us will they all be returned.

Abul A'la Maududi

Ultimately, We shall inherit the earth and whatever is on it; to Us shall they be returned. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here the address which was meant to be delivered before King Negus and his courtiers comes to an end. In the introduction to this Surah, we have already stated the historical background of this address. In order to form an idea of its great significance, it should be kept in mind that:

Aisha Bewley

It is We who will inherit the earth and all those on it. They will be returned to Us.

Al-Hilali & Khan

Verily We will inherit the earth and whatsoever is thereon. And to Us they all shall be returned,

Ali Quli Qarai

Indeed We shall inherit the earth and whoever there is on it, and to Us they shall be brought back.

Amatul Rahman Omar

It is We Who will remain after the earth and (all) who are inhabiting it have perished. To Us shall they all be returned.

Arthur John Arberry

Surely We shall inherit the earth and all that are upon it, and unto Us they shall be returned.

Bijan Moeinian

I am the One Who will eventually inherit the earth and everything in it. The inhabitants of the earth then have to return to face Me.

E. Henry Palmer

Verily, we will inherit the earth and all who are upon it, and unto us shall they return!

Edip-Layth

It is We who will inherit the earth and all that is on it. To Us they will return.

George Sale

Verily We will inherit the earth, and whatever creatures are therein; and unto Us shall they all return.

Hamid S. Aziz

And warn them of the Day of Sighs (Anguish, Regret, Distress) when the matter is determined. Now they are heedless, and believe not.

Mahmoud Ghali

Surely, We, Ever We, will inherit the earth and (all) who are upon it, and to Us they will be returned.

Marmaduke Pickthall

Lo! We, only We, inherit the earth and all who are thereon, and unto Us they are returned.

Mohamed Ahmed - Samira

Verily We shall inherit the earth and whosoever is on it, and to Us they will return.

Muhammad Asad

Behold, We alone shall remain after the earth and all who live on it have passed away, and (when] unto Us all will have been brought back.

Mustafa Khattab

Indeed, it is We Who will succeed the earth and whoever is on it. And to Us they will ˹all˺ be returned.

Progressive Muslims

It is We who will inherit the Earth and all that is on it. And to Us they will return.

Rashad Khalifa

We are the ones who inherit the earth and everyone on it; to us everyone will be returned.

Sahih International

Indeed, it is We who will inherit the earth and whoever is on it, and to Us they will be returned.

Sam Gerrans

We will inherit the earth and whoso is thereon, and to Us will they be returned.

Shabbir Ahmed

Behold, We inherit the earth, and all who are thereon, and unto Us all will return.

Syed Vickar Ahamed

Verily, It is We Who will take back the earth, and all living things upon it: And they will all be returned to Us.

Taqi Usmani

Surely We, only We, shall be the ultimate owner of the earth and all those on it, and to Us they will be returned.

The Monotheist Group

It is We who will inherit the earth and all that is on it. And to Us they will return.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 40. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 40. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 40. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩