Meryem suresi

Meryem suresi, 72. ayet

Meryem suresi, 72. ayet. ثُمَّ نُنَجِّى ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوا۟ وَّنَذَرُ ٱلظَّٰلِمِينَ فِيهَا جِثِيًّا

ŝümme nünecci-lleẕîne-tteḳav veneẕeru-żżâlimîne fîhâ ciŝiyyâ.

Diyanet İşleri

Sonra Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meryem 69–75 · surenin 72. ayeti / 98
  1. Meryem 69

    Sonra her bir topluluktan, Rahman'a karşı en isyankar olanları mutlaka çekip çıkaracağız.

  2. Meryem 70

    Sonra, oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz.

  3. Meryem 71

    (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.

  4. 72

    Sonra Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız.

  5. Meryem 73

    Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkar edenler, inananlara, "İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?" dediler.

  6. Meryem 74

    Biz onlardan önce, mal mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik.

  7. Meryem 75

    (Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

72. “Sonra” emrolundukları işleri yapmak ve yasak kılınanlardan uzak durmak suretiyle Allah’tan “korkup sakınanları kurtarırız.” Küfür ve masiyetler işlemek suretiyle kendisine zulmeden “zalimleri ise diz üstü çökmüş halde orada bırakırız.” Bu, onların zulüm ve küfürlerinden ötürüdür. Onların ebediyen cehennemde kalmaları ve azaba uğramaları hak olmuştur. Artık kurtuluşun bütün çareleri onlar için tükenmiş olacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra Sırat köprüsünden bu geçişin ardından Rablerinin emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak korkanları selamette kılacağız. Zalimleri diz üstü çökmüş bir vaziyette bırakırız. Ondan kaçmaya güç yetiremeyeceklerdir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra
  2. نُنَجِّى nunecci kurtarırız kök: نجو
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  4. ٱتَّقَوا۟ ttekav muttakileri (sakınanları) kök: وقي
  5. وَّنَذَرُ ve nezeru ve bırakırız kök: وذر
  6. ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine zalimleri kök: ظلم
  7. فِيهَا fiha orada
  8. جِثِيًّۭا cisiyyen diz üstü çökmüş olarak kök: جثو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جثو (3 geçiş)

    Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.

  • Aynı kök: جثو (3 geçiş)

    O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) "Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı…

  • Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonra elbette biz takvâlı (duyarlı) olanları koruy(up kurtar)acağız; zalimleri ise diz üstü çökmüş olarak orada bırakacağız.

Mustafa İslamoğlu

En sonunda, (hayatta) sorumluluk bilinciyle hareket etmiş olanları (oraya düşmekten) kurtaracağız; fakat kendilerine kötülük edenleri orada perişan bir halde bırakacağız.

Muhammed Esed

Bir kere daha (hatırlatalım ki): Biz, Bize karşı sorumluluk bilinci taşıyanları (cehennemden) kurtaracağız; ama zalimleri onun içinde diz üstü bırakacağız.

Ahmed Hulusi

Sonra korunanları (korunmanın getirisi, nurani kuvve sahiplerini) kurtarırız; nefsine zulmedenleri de dizüstü orada bırakırız.

Ali Bulaç

Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz.

Ali Özek ve heyeti

Sonra biz, Allah'tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız .

Ali Rıza Safa

Sonra, sorumluluk bilinci taşıyanları kurtaracağız. Haksızlık yapanları da diz üstü çökmüş durumda bırakacağız.

Bayraktar Bayraklı

Sonra biz, Allah'tan sakınanları cehennemden uzak tutarız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.

Edip Yüksel

Sonra, erdemlileri kurtaracağız. Zalimleri ise orada diz üstü bırakacağız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra, erdemlileri kurtaracağız. Zalimleri ise orada diz üstü bırakacağız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra takva sahiplerini kurtarırız ve zalimleri diz üstü bırakırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra müttakı olanlara necat veririz de zalimleri dizleri üstü bırakırız

Erhan Aktaş

Sonra Biz takva sahiplerini kurtuluşa erdireceğiz. Ve zalimleri, orada diz üstü çökmüş halde bırakacağız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra Biz takva sahiplerini kurtuluşa erdireceğiz. Ve zalimleri, orada diz üstü çökmüş halde bırakacağız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra Biz takva sahiplerini dipnot 1 kurtuluşa erdireceğiz. Ve zalimleri, orada diz üstü çökmüş halde bırakacağız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alanları.

Gültekin Onan

Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz.

Hasan Basri Çantay

Sonra takvaaya erenleri kurtaracağız. Zaalimleri ise orada diz üstü düşmüş bir halde bırakacağız.

İbni Kesir

Sonra Biz, takvaya erenleri kurtaracağız. Zalimleri de orada diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.

Mehmet Alagaş

(64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 76) Bizler ancak Allah'ın emri için ineriz. İlerimizde / önümüzde ve gerimizde / ardımızda ve bu ikisi arasında olanlar onundur. Rabbim unutan / unutkan değildir . Göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin rabbidir. Ona ibadet et, ona ibadette sebat et. Ona bir adaş / isimdaş hiç biliyor musun? insan diyor ki; ben öldüğüm vakit ileride diri olarak gerçekten çıkarılacak mıyım? İnsan düşünmüyor mu ki önceden o hiçbir şey değilken biz onu yarattık. Senin Rabbin kesinlikle onları ve şeytanları toplayacak sonra onları cehennemin etrafında dizüstü çökmüş vaziyette girişe hazır hale getirecek. Sonra her bir gruptan Rahman ’a karşı en şiddetli küstahları çekip çıkaracağız. Onlardan oraya atılmaya en layık olanları elbette biz biliriz. Sizden hiç kimse yok ki oraya varacak olmasın / uğramasın. Bu Rab binin önceden belirlediği ve gerçekleşecek bir zorunluluktur. Sonra sakınanları kurtaracağız ve zalimler orada dizüstü çökmüş halde kalmaya devam edecekler. Ayetlerimiz onlara apaçıkça okunduğu vakit, kafirler iman edenlere dedi ki; makam ve güzel bir itibar olarak her iki bölükten hangisi hayırlıdır? Onlardan önce nice nesilleri helak ettik, ki onlar eşyaca ve görünüşçe daha güzellerdi. De ki sapmış kimsenin süresini Rahman istediği kadar uzatsın, onlar kendilerine vaad edilen azabı yahut kıyamet saatini görünce, işte o zaman, kimin mekânı kötü, kimin ordusu zayıf bilecekler. Allah doğru yola soktuklarına olan rehberliğini artırır / ziyadeleştirir, kalıcı olan / baki kalan onarıcı işlerdir / salih ameldir. Rabbinin yanında sevapça da hayırlıdır, akıbetçe de hayırlıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra, takva sahiplerini kurtaracağız, zalimleri de orada dizüstü çökmüş olarak bırakacağız.

Süleyman Ateş

Sonra korunanları kurtarırız ve zalimleri öyle diz üstü çökmüş olarak bırakırız.

Süleymaniye Vakfı

İçinizden kendini (şirkten) korumuş olanları dipnot 1 daha sonra kurtaracak, bile bile yanlışlar içinde kalanları dipnot 2 da orada dizleri üstüne çökmüş olarak bırakacağız dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Yanlış yapan diye meal verdiğimiz kelime "zalim"dir. Kelimenin kökü olan zulüm (ظلم), sınırları aşarak bir şeyi, olması gereken yerin dışına koymaktır (Mekayis). Bunun Türkçe karşılığı "bile bile yanlış yapmak" olur.
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'tan çekinerek kendini korumuş olanları dipnot 1 kurtaracak, yanlış yapanları (zalimleri) de orada diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın affetmeyeceği şirk günahından kendini korumuş olanları Bkz. Nisa 4/48, Nisa 4/116

Şaban Britch

Sonra, takva sahiplerini kurtaracağız, zalimleri de orada dizüstü çökmüş olarak bırakacağız.

Şaban Piriş

Sonra, korunanları kurtaracağız, zalimleri de orada dizüstü çökmüş olarak bırakacağız.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra biz, korunup sakınanları kurtaracağız. Zalimleri de orada dizleri üzerinde çökmüş bırakacağız.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There, will We lead safely and deliver those who entertained the profound reverence dutiful to Allah and leave to it down on their knees the wrongful of actions whom it asserts as her own.

Abdul Haleem

We shall save the devout and leave the evildoers there on their knees.

Abdullah Yusuf Ali

But We shall save those who guarded against evil, and We shall leave the wrong-doers therein, (humbled) to their knees.

Abul A'la Maududi

Then We shall deliver those that feared Allah and leave the wrong-doers there on their knees.

Aisha Bewley

Then We will rescue those who had taqwa and We will leave the wrongdoers in it on their knees.

Al-Hilali & Khan

Then We shall save those who used to fear Allâh and were dutiful to Him. And We shall leave the Zâlimûn (polytheists and wrongdoers) therein (humbled) to their knees (in Hell).

Ali Quli Qarai

Then We will deliver those who are Godwary, and leave the wrongdoers in it, fallen on their knees.

Amatul Rahman Omar

And (let Us tell you another thing, ) We shall save those who guard against evil and are righteous. We shall leave only the wrong doing people therein (the Hell) fallen on their knees.

Arthur John Arberry

Then We shall deliver those that were godfearing; and the evildoers We shall leave there, hobbling on their knees.

Bijan Moeinian

Then I will rescue the righteous ones and leave the criminals therein to suffer.

E. Henry Palmer

Then we will save those who fear us; but we will leave the evildoers therein on their knees.

Edip-Layth

Then We will save those who were righteous, and We leave the wicked in it on their knees.

George Sale

Afterwards We will deliver those who shall have been pious, but We will leave the ungodly therein on their knees.

Hamid S. Aziz

There is not one of you who will not go down to it (the Fire), that is a fixed Decree of your Lord.

Mahmoud Ghali

Thereafter We will safely deliver the ones who were pious and leave behind the unjust (ones), (abjectly) kneeling.

Marmaduke Pickthall

Then We shall rescue those who kept from evil, and leave the evil-doers crouching there.

Mohamed Ahmed - Samira

We shall deliver those who took heed for themselves, and leave the evil-doers kneeling there.

Muhammad Asad

And once again: We shall save [from hell] those who have been conscious of Us; but We shall leave in it the evildoers, on their knees.

Mustafa Khattab

Then We will deliver those who were devout, leaving the wrongdoers there on their knees.

Progressive Muslims

Then We will save those who were righteous, and We leave the wicked in it on their knees.

Rashad Khalifa

Then we rescue the righteous, and leave the transgressors in it, humiliated.

Sahih International

Then We will save those who feared Allah and leave the wrongdoers within it, on their knees.

Sam Gerrans

Then will We deliver those who were in prudent fear, and leave the wrongdoers therein on bended knee.

Shabbir Ahmed

And once again, We shall save the upright and leave the wrongdoers crouching in humiliation. (Those who walk aright will be kept so clear of hell that they won't even hear any commotion (21:102)).

Syed Vickar Ahamed

Then We shall save those who kept away from evil, and We shall leave the wrongdoers in there, (pulled down) on their knees.

Taqi Usmani

Then We will save those who feared Allah, and will leave the wrongdoers in it, fallen on their knees.

The Monotheist Group

Then We will save those who were righteous, and We will leave the wicked in it on their knees.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 72. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 72. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 72. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩