Diyanet İşleri
Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahman'dan bir söz mü almış?
Meryem suresi
Meryem suresi, 78. ayet. أَطَّلَعَ ٱلْغَيْبَ أَمِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحْمَٰنِ عَهْدًا
eṭṭale`a-lgaybe emi-tteḫaẕe `inde-rraḥmâni `ahdâ.
Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahman'dan bir söz mü almış?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İki grubun karşılaştırılması ve "bana mal verilecek" diyen Meryem 73–82 3
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
Allah, doğruya erenlerin hidayetini artırır. Kalıcı salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç itibari ile de.
Ayetlerimizi inkar edip "Bana elbette mal ve evlat verilecek!" diyen kimseyi gördün mü?
Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahman'dan bir söz mü almış?
Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Biz, onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız!
Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek.
Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
78. “Acaba o, gayba mı muttali olmuş?” Yani onun bilgisi gaybı kuşatmış da ileride ne olacağını ve kıyamet gününde kendisine mal ve evlât verileceğini bilecek hale mi gelmiş? “Yoksa” bu söylediklerine nail olacağına dair “Rahmân’dan bir söz mü almış?” ki öyle bir şey yoktur. Böylelikle onun, bu iddiayı kendiliğinden uydurduğu ve bilgi sahibi olmadığı bir şeyi söylediği anlaşılmaktadır. Bu şekilde kısım kısım konunun ele alınması ve tekrar tekrar söz konusu edilmesi, gerçekten en ileri derecede susturucu delilleri ihtiva etmekte ve onlara karşı hakkın delilini ortaya koymaktadır. Şöyle ki ahiret gününde Allah nezdinde bir hayır elde edeceğini iddia eden kimse ya bu sözlerini gelecekteki gaybe dair bilgisine istinaden söylemektedir. Oysa gaybe dair bilginin yalnızca Allah’a ait olduğu bilinen bir husustur. Hiç kimse gelecekteki gaybi hususlara dair bir şey bilemez. Bundan Yüce Allah’ın peygamberlerini muttali kıldığı bazı şeyler müstesnadır. Böyle bir iddiada bulunan kişi, ikinci ihtimal olarak da Allah'tan bu konuda bir söz almış olabilir. Bu da ancak Allah’a imanla ve peygamberlerine tâbi olmakla olabilir. Çünkü Allah, böyle yapan söz sahiplerine ahirette kurtulacaklarını ve umduklarını elde edeceklerini bildirmiş ve taahhüd etmiştir. Bu iki husus da söz konusu olmadığına göre böyle bir iddianın batıl olduğu ortaya çıkmaktadır. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O gaybı bildi de elinde bir kanıt olduğu için mi böyle söyledi? Yoksa Rabbinden kendisini cennete girdireceğine, mal ve evlat verileceğine dair bir söz mü aldı?
Aynı kök: طلع (19 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Aynı kök: طلع (19 geçiş)
İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…
Aynı kök: طلع (19 geçiş)
O, gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler,…
Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bu kişi, gaybı (bilinemeyenleri) mi biliyor dipnot 1 yoksa Rahmân'ın katında bir söz mü aldı?
o, kendisine gaybın sırlarının açıldığını mı düşünüyor; yoksa O rahmet kaynağının katında (muteber olan) bir sözleşme mi yaptı?
Yoksa o beşeri algı ve tasavvurların ulaşamayacağı bir görüş alanına mı erişti; yahut sınırsız rahmet Sahibi'yle bir sözleşme mi yaptı?
Gayba ait bilgisi mi oldu yoksa Rahman'ın indinde bir söz mü edindi?
O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahman (olan Allah)ın katında(n) bir ahid mi aldı?
O, gaybı mı bildi, yoksa Allah’ın katından bir söz mü aldı?
Gizli gerçeklerin bilgisine mi erişti? Yoksa Bağışlayandan bir söz mü aldı?
O kişi gaybı mı bildi, yoksa Allah'ın katından bir söz mü aldı?
Geleceğin bilgisine mi sahip oldu? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
Geleceğin bilgisine mi sahip oldu? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
O, gayba vakıf mı olmuş yoksa esirgemesi çok olan Allah'ın katında bir söz mü almış?
Gaybe muttali' mi olmuş? Yoksa rahmanın huzurunda bir ahid mi almış?
O, gaybı mı biliyor? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
O, gaybı mı biliyor? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
O, bilinmeyeni mi biliyor? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahmanın katında(n) bir ahid mi aldı?
O, gayba mı vaakıf, yoksa çok esirgeyici (Allah) nezdinde bir ahid mi edinmiş?
O, görülmeyeni mi biliyor yoksa Rahman katından bir söz mü almış?
(77-87) İşaretlerimizi / Ayetlerimizi yok sayanları /örtbas edenleri ve bana mal ve evlat elbette verilecek diyeni gördün mü ? Gaybolan’a şahit mi oldu / muttali mi oldu? Yahut Rabbimin yanında O’ndan bir söz mü / ahit mi almış? Hayır ne dediğini kaydediyoruz, Onun (bu şekilde konuşanın) azap süresini / müddetini de uzattıkça uzatacağız. Dediğine de (mal ve evlatlara) biz mirasçı olacağız. O bize birey olarak / fert olarak gelecek. Allah'ın dışında ilahları, saygınlık / izzet kazanmak için edindiler. Hayır! ileride onlara olan ibadetlerini ilahları yok sayacaklar, Birbirlerine karşı zıtlaşacaklar. Görmedin mi? Biz kafirlerin üzerine şeytanları indiririz, onları kışkırttıkça kışkırtırlar. Onlar için acele etme. Onlar ı tek tek sayıyoruz. O gün sakınanları / muttakileri Rahman'a gitmeleri için misafir heyeti şeklinde toplayacağız. Suçluları / mücrimleri cehenneme sus uz ve y aya halde ileteceğiz / sevk edeceğiz. Rahman'ın yanında söz almış olanlar dışında herhangi bir kimse, aracılık etmeye / şefaat etmeye Malik değildir.
O gaybı mı tanık oldu, yoksa Rahman’dan bir söz mü almış?
Gaybe mi çık(ıp bak)tı, yoksa Rahman'ın huzurunda bir söz mü aldı (Allah ile bir andlaşma mı yaptı)?
O kişi gayba /gizli bilgilere mi ulaştı, yoksa Rahman'ın katından söz mü aldı!
Bu kimse gizli bilgilere mi ulaştı, yoksa Rahman'ın katından söz mü aldı?
O gaybı mı biliyor, yoksa Rahman’dan bir söz mü almış?
O gaybı mı biliyor, yoksa Rahman'dan bir söz mü almış?
Bu adam gaybı mı öğrendi, yoksa Rahman katında bir söz mü aldı?
How insolent to presume upon Providence! Has he been given divine knowledge of the unknown or the ability to realize the unseen or has he entered into a covenant with Allah, AL-Rahman!
Has he penetrated the unknown or received a pledge to that effect from the Lord of Mercy?
Has he penetrated to the Unseen, or has he taken a contract with (Allah) Most Gracious?
Has he obtained knowledge of the Unseen, or has he taken a covenant with the Most Compassionate Lord?
Has he surveyed the Unseen or has he a contract with the All-Merciful?
Has he known the Unseen or has he taken a covenant from the Most Gracious (Allâh)?
Has he come to know the Unseen, or taken a promise from the All-beneficent?
Has he looked into and gained knowledge of the unseen or has he taken a promise from the Most Gracious (God)?
What, has he observed the Unseen, or taken a covenant with the All-merciful?
Does he know his future? Has he received such a pledge from the Most Gracious?
Has he become acquainted with the unseen, or has he taken a compact with the Merciful?
Did he look into the future? Or has he taken a pledge with the Gracious?
Is he acquainted with the secrets of futurity; or hath he received a covenant from the Merciful that it shall be so?
Have you seen him who disbelieves in Our signs, and says, "I shall surely be given wealth and children?"
Has he viewed the Unseen or taken to himself a covenant from the Providence of The All-Merciful?
Hath he perused the Unseen, or hath he made a pact with the Beneficent?
Has he peeped into the Unknown, or obtained a promise from Ar-Rahman?
Has he, perchance, attained to a realm which is beyond the reach of a created being's perception? or has he concluded a covenant with the Most Gracious?
Has he looked into the unseen or taken a pledge from the Most Compassionate?
Did he look into the future Or has he taken a pledge with the Almighty
Has he seen the future? Has he taken such a pledge from the Most Gracious?
Has he looked into the unseen, or has he taken from the Most Merciful a promise?
Has he looked into the Unseen, or taken a covenant with the Almighty?
Do they know the realm of the Unseen? Have they taken a promise from the Beneficent?
Has he gone into the Unseen (Ghaib), or has he taken a promise from (Allah) Most Gracious (Ar-Rahmán).
Has he peeped into the Unseen or taken a covenant with the All-Merciful (Allah)?
Did he look into the future? Or has he taken a pledge with the Almighty?