Müddessir suresi

Müddessir suresi, 22. ayet

Müddessir suresi, 22. ayet. ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

ŝümme `abese vebesera.

Diyanet İşleri

Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Müddessir 19–25 · surenin 22. ayeti / 56

Konu Yalnız yarattığım kişi ve Sekar Müddessir 11–30 3

  1. Müddessir 19

    Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!

  2. Müddessir 20

    Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!

  3. Müddessir 21

    Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü.

  4. 22

    Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.

  5. Müddessir 23–24

    (23-24) Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir."

  6. Müddessir 25

    "Bu, ancak insan sözüdür."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 11–30. ayetler için yazılmıştır.

Bu âyet-i kerimeler, hakka karşı inatla duran, Allah’a ve Rasûlüne savaş açan, onlara karşı duran el-Velîd b. el-Muğîre hakkında inmiştir. Yüce Allah onu başka hiçbir kimseyi yermediği bir şekilde yermiştir. İşte hakka karşı inatlaşan, hakka karşı mücadele veren kimsenin cezası budur. Bu dünya hayatında rezil olur. Âhiretteki azap ise daha bir rezil edicidir elbette. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

11. “Sen Bana bırak o tek başına yarattığım.” Malsız, ailesiz ve başka hiçbir şeye sahip olmaksızın yalnız başına yarattığım ve halen kendisine lütufta bulunup pek çok şeyler verdiğim;

12-13. “Kendisine bolca” pek çok “mal verdiğim ve” yanı başında “hazır duran oğullar” sürekli yanında bulunan, kendileri ile faydalanıp ihtiyaçlarını gördüğü, kendileri ile güç kazandığı erkek çocuklar verdiğim;

14. “Her türlü imkanı önüne serdiğim” ona dünyevî imkânlar ve bu imkânları elde etme yollarını bağışladı; öyle ki o ihtiyaçlarını kolaylıkla görebilmekte, arzuladığı ve istediği her şeyi elde etmektedir.

15. Bunca nimetler ve ihsanlarımla birlikte “bir de kalkmış (nimetleri) daha da artırmamı bekliyor.” Yani dünyada nimetlere nail olduğu gibi âhiret nimetlerine de nail olmayı ümit ediyor.

16. “Asla!” Durum onun istediği gibi olmayacaktır. Aksine onun istediğinin ve arzu ettiğinin tersine olacaktır. Bunun böyle olmasının sebebi ise şudur:

17. “Çünkü o, âyetlerimize karşı çok inatçıdır.” Âyetlerimizi anladığı halde onları inkâr etmiş, âyetlerimiz onu hakka çağırdığı halde onlara itaat etmemiştir. Hatta yüz çevirmekle de yetinmeyerek bunlarla savaşmaya koyulmuş, âyetlerimi iptal etmeye çalışmıştır. Bundan dolayı Yüce Allah onun hakkında şöyle buyurmaktadır:

18-20. “Çünkü o” kendi kendine “düşündü” Kur’ân-ı Kerîm’i kendisi ile çürüteceği söz söylemek maksadı ile hakkında düşündüğü hususları “ölçtü biçti. Kahrolası! Ne biçim ölçtü biçti? Yine kahrolası! Ne biçim ölçü biçti?” Çünkü o, kendisi ile asla boy ölçüşemeyeceği bir işe kalkışmıştı. Kendisinin ve benzerlerinin asla ulaşamayacağı bir yokuşa tırmanmaya çalışmıştı.

21-22. “Sonra” ne söyleyeceğine “baktı, sonra suratını astı, kaşlarını çattı.” Yüzünde ve dış görünüşünde haktan nefret ettiği ve hakka karşı kin duyduğu belirgin hale geldi.

23. “Sonra yüz çevirip” geri döndü “Büyüklük tasladı.” Bu ise onun düşünme çabasının fiilî ve sözlü olarak ortaya koyduklarının bir sonucudur.

24-25. “Nihayet dedi ki: “Bu (eskilerden) nakledilen bir sihirden ibarettir. Bu, insan sözünden başka bir şey değil!” Yani bu, Allah’ın kelâmı değildir, insan sözüdür. Aynı şekilde bu, iyi ve hayırlı insanların da sözü değildir. Aksine onların kötülerinin, günahkârlarının, her türlü yalancı ve sihirbazın bir sözüdür.

Kahrolasıca! Haktan ne kadar da uzak! Hüsran ve helâke ne kadar müstehak! En yüce ve en büyük söz olan, pek yüce ve azametli Rabbin sözünü yaratılmış, muhtaç ve her bakımdan aciz varlıkların sözüne benzediği nasıl düşünülebilir yahut bunu bir kimse nasıl tasavvur edebilir? Bu yalancı ve inatçı kişi, Yüce Allah’ın kelâmını bu şekilde nitelendirme cesaretini kendinde nasıl bulabilir?

Böylesinin çetin azaptan başka bir şeyi hak etmesi söz konusu değildir. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

26-28. “Ben onu Sekar’a sokacağım. Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? O, yakıp bitirmedik bir şey bırakmaz, ama yakmaktan da vazgeçmez.” Azaba uğratılan kimseye vermedik zorluk, sıkıntı ve acı bırakmaz.

29. “Derileri yakıp kavurur.” Onları kavurur, azabının içine alıp yakar. Aşırı sıcak ve aşırı soğuğu ile onlarda rahat namına bir şey bırakmaz.

30. “Başında da on dokuz” bekçi melek “vardır.” Bunlar, “(O ateşin) başında çok sert ve çok güçlü melekler vardır ki onlar, Allah'ın kendilerine verdiği emirlerde O’na isyan etmezler. Ne emredilirse onu yaparlar.” (et-Tahrim, 66/6)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra da Kur’an’da aleyhine konuşabileceği bir şey bulamayınca kaşlarını çatarak suratını ekşitti.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra
  2. عَبَسَ abese surat astı kök: عبس
  3. وَبَسَرَ ve besera kaşlarını çattı kök: بسر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بسر (2 geçiş)

    O gün birtakım yüzler de asıktır.

  • Aynı kök: عبس (3 geçiş)

    "Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."

  • Aynı kök: عبس (3 geçiş)

    (1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonra surat(ını) astı, kaş(larını) çattı.

Mustafa İslamoğlu

ardından surat astı ve rengi attı.

Muhammed Esed

sonra kaşlarını çatarak dik dik süzer,

Ahmed Hulusi

Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti!

Ali Bulaç

Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.

Ali Özek ve heyeti

Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.

Ali Rıza Safa

Sonra, yüzünü buruşturdu ve kaşlarını çattı.

Bayraktar Bayraklı

- Sonra baktı. Sonra yüzünü ekşitti ve suratını astı. Sonra arkasını döndü ve kibirlendi. Şöyle dedi: "Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür."

Edip Yüksel

Sonra surat astı, kaşlarını çattı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra surat astı, kaşlarını çattı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı

Erhan Aktaş

Sonra kaşlarını çatıp surat astı!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra kaşlarını çatıp surat astı!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra kaşlarını çatıp surat astı!

Gültekin Onan

Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.

Hasan Basri Çantay

Sonra (ümidsizliğinden ve öfkesinden) kaşlarını çatdı, suratını asdı.

İbni Kesir

Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.

Mehmet Alagaş

(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra da kaşlarını çatıp, surat astı.

Süleyman Ateş

Sonra surat astı, kaşlarını çattı,

Süleymaniye Vakfı

Sonra yüzünü ekşitti ve kaşlarını çattı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;

Şaban Britch

Sonra kaşlarını çatıp, surat astı.

Şaban Piriş

Sonra kaşlarını çatıp, surat astı.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra yüzünü buruşturdu, kaşlarını çattı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then he ended with knitting his brows in displeasure and his look expressed disapproval,

Abdul Haleem

and frowned and scowled

Abdullah Yusuf Ali

Then he frowned and he scowled;

Abul A'la Maududi

then frowned and scowled;

Aisha Bewley

Then he frowned and glowered.

Al-Hilali & Khan

Then he frowned and he looked in a bad tempered way;

Ali Quli Qarai

then he frowned and scowled.

Amatul Rahman Omar

Then he frowned and scowled (in disdain),

Arthur John Arberry

then he frowned, and scowled,

Bijan Moeinian

Then he frowned and winkled to show his displeasure.

E. Henry Palmer

then he frowned and scowled;

Edip-Layth

Then he frowned and scowled.

George Sale

and frowned, and put on an austere countenance:

Hamid S. Aziz

Then he frowned and scowled,

Mahmoud Ghali

Thereafter he frowned, and he scowled;

Marmaduke Pickthall

Then frowned he and showed displeasure.

Mohamed Ahmed - Samira

And frowned and puckered his brow,

Muhammad Asad

and then he frowns and glares,

Mustafa Khattab

then frowned and scowled,

Progressive Muslims

Then he frowned and became bad tempered.

Rashad Khalifa

He frowned and whined.

Sahih International

Then he frowned and scowled;

Sam Gerrans

Then frowned and scowled,

Shabbir Ahmed

And then he frowned and glared.

Syed Vickar Ahamed

Then he and frowned (in anger) and glowered (with rage);

Taqi Usmani

then he frowned and scowled,

The Monotheist Group

Then he frowned and became bad tempered.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 22. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 22. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 22. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩