Muhammed suresi · 29–35. ayetler

Kalplerdeki hastalığın ortaya çıkması; barışa çağırmayın

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Muhammed suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 29. ayet. أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَن لَّن يُخْرِجَ ٱللَّهُ أَضْغَٰنَهُمْ

    Diyanet İşleri

    Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar Allah'ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?

    Mehmet Okuyan

    Kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın onların kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki mesaj Bakara 2:284, Târık 86:9 ve ‘Adiyât 100:10'da verilen bilgiler ışığında değerlendirilmelidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa kalplerinde bir tür hastalık bulunanlar, (içlerindeki) derin nefreti Allah'ın açığa çıkarmayacağını mı sandılar?

    Muhammed Esed

    Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar zannederler mi ki Allah onların ahlaki zaaflarını açığa çıkarmayacak?

    Ahmed Hulusi

    Yoksa hastalıklı düşünce sahipleri, onların (gizledikleri) amansız kinlerini Allah asla ortaya çıkarmayacak mı sandılar?

    Ali Bulaç

    Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar?

    Ali Özek ve heyeti

    Kalplerinde hastalık olanlar, yoksa Allah'ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?

    Ali Rıza Safa

    Yoksa yüreklerinde sayrılık olanlar, içlerindeki kini, Allah'ın açığa çıkarmayacağını mı sandılar?

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa o kalplerinde hastalık olanlar, Allah kendilerinin şiddetli kinlerini hiçbir zaman ortaya çıkarmayacak mı sandılar?

    Edip Yüksel

    Kalplerinde hastalık bulunanlar, ALLAH'ın, onların kinlerini açığa çıkaracağını bilmezler mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kalplerinde hastalık bulunanlar, ALLAH'ın, onların kinlerini açığa çıkaracağını bilmezler mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa o kalplerinde bir hastalık olanlar, Allah'ın kinlerini asla meydana çıkaramayacağını mı sandılar?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa o kalblerinde bir maraz bulunanlar, Allah kendilerinin kinlerini asla meydana çıkarmaz mı sandılar?

    Erhan Aktaş

    Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah'ın, içlerindeki kini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah'ın, içlerindeki kini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah'ın, içlerindeki kini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?

    Gültekin Onan

    Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Tanrı'nın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar?

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa kalblerinde maraz bulunanlar, kinlerini Allahın asla (meydana) çıkarmayacağını mı sandı (lar)?

    İbni Kesir

    Yoksa; kalblerinde hastalık olanlar, kinlerini Allah'ın dışarı vurmayacağını mı sandılar?

    Mehmet Alagaş

    (2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah’ın onların kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?

    Süleyman Ateş

    Yoksa kalblerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın, kendilerinin kinlerini ortaya çıkarmayacak mı sandılar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, içlerindeki kini Allah'ın ortaya çıkarmayacağını mı sanıyorlar?

    Şaban Britch

    Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar, Allah’ın onların kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?

    Şaban Piriş

    Yoksa, kalblerinde hastalık olanlar, Allah'ın onların kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa o kalplerinde maraz olanlar, Allah kendilerinin şiddetli kinlerini hiçbir zaman ortaya çıkarmayacak mı sandılar?

  2. Muhammed suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 30. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَأَرَيْنَٰكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُم بِسِيمَٰهُمْ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ فِى لَحْنِ ٱلْقَوْلِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ أَعْمَٰلَكُمْ

    Diyanet İşleri

    Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları, konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.

    Mehmet Okuyan

    Biz dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın; konuşma tarzlarından da tanıyorsun (tanıyor olurdun). dipnot 1 Allah işlerinizi bilmektedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Tevbe 9:101. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer isteseydik, onları sana kesin gösterirdik ve elbet sen de onları kendi (gerçek) yüzleriyle tanımış olurdun; yine de sen onları, sözün eda ve üslubundan mutlaka çıkarırsın; ama Allah bütün yaptıklarınızı bilir.

    Muhammed Esed

    Eğer dileseydik onları sana açıkça gösterirdik ki görünür/dış işaretlerine bakıp onları kesin olarak teşhis edebilesin ama (öyle olsa bile,) sen onları seslerinin tonundan mutlaka tanırsın. Ve Allah yaptığınız her şeyi bilir (ey insanlar!)

    Ahmed Hulusi

    Eğer dileseydik elbette onları sana gösterirdik de onları simalarından kesinlikle tanırdın! Yemin olsun ki sen onları sözlerinin üslubundan tanırsın. . . Allah yaptıklarınızı bilir!

    Ali Bulaç

    Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer dileseydik (Ey Muhammed!), onları sana muhakkak gösterirdik. Sen de onları simalarından tanırdın. Bununla beraber sen onları, konuşma tarzlarından yine de bilirsin. Allah, bütün amellerinizi bilir.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dileseydik, onları, sana kesinlikle gösterirdik; yüzlerinden kesinlikle tanırdın. Konuşma biçimlerinden de onları kesinlikle tanırsın. Allah, yaptıklarınızı zaten bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki, sen onları konuşma üsluplarından tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.

    Edip Yüksel

    Dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın. Sen onları sözlerinin eğriliğinden tanıyabilirsin. ALLAH tüm işlediklerinizi bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın. Sen onları sözlerinin eğriliğinden tanıyabilirsin. ALLAH tüm işlediklerinizi bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dileseydik Biz onları sana gösterirdik de kendilerini bütün simaları ile tanırdın ve herhalde sen onları lakırdılarının üslubundan tanırsın, Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dilesek biz onları sana gösteriverirdik de kendilerini bütün simalarıyle tanırdın ve her halde sen onları lakırdılarının edasından tanırsın, Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir

    Erhan Aktaş

    Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.

    Gültekin Onan

    Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Tanrı, amellerinizi bilir.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer biz dilersek sana onları her halde gösteririz de sen de kendilerini mutlakaa simalarından tanırsın. Andolsun sen onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah amel (ve hareket) terinizi bilir.

    İbni Kesir

    Şayet isteseydik; Biz, onları sana gösterirdik de sen; onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki; sen, onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah; bütün yaptıklarınızı bilir.

    Mehmet Alagaş

    (2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dileseydik onları sana elbette gösterirdik. Sen de onları simalarından tanırdın. Sen zaten onları konuşma uslûplarından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.

    Süleyman Ateş

    Biz dileseydik onları sana gösterirdik, sen onları simalarından tanırdın ve onları sözlerinin üslubundan tanırdın. Allah yaptığınız işleri bilir.

    Süleymaniye Vakfı

    Farklı tercihte bulunsaydık onları sana elbette gösterirdik, sen de onları kesinlikle görünüşlerinden tanırdın dipnot 1 . Ama onları, konuşmalarının üslubundan dipnot 2 kesin olarak tanırsın. Allah bütün amellerinizi bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Üslup, "oluş, yapış veya yapılış biçimi, tutulan yol, tarz, usul" anlamına gelir. Lehn (لَحْنِ) ise "melodi yani kulağa hoş gelen ses" anlamına gelebildiği gibi melodinin inişli çıkışlı olmasından mülhem "inişli çıkışlılık" anlamına da gelebilir. Bundan dolayı (لَحْنِ الْقَوْلِ)"kulağa hoş gelen ama dikkat edilince inişli çıkışlı yani birbiriyle çelişkili olduğu anlaşılan sözlerden oluşan bir uslup özelliğini" anlatır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tercihimiz farklı olsaydı onları sana gösterirdik, sen de yüzlerinden tanırdın. Ama onları, sözlerinin içeriğinden tanıyabilirsin. Allah bütün işlerinizi bilir.

    Şaban Britch

    Dileseydik, onları sana elbette gösterirdik. Zaten sen onları simalarından tanırdın. Sen onları konuşma uslûblarından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.

    Şaban Piriş

    Dileseydik, onları sana elbette gösterirdik. Zaten sen onları simalarından tanırsın. Konuşma uslublarından da onları tanıyabilirsin. Allah, çalışmalarınızı bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dileseydik onları sana mutlaka gösterirdik de sen onları yüzlerinden kesinlikle tanırdın. Zaten sen onları, sözlerinin tarzından da tanırsın. Allah tüm yaptıklarınızı biliyor.

  3. Muhammed suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 31. ayet. وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتَّىٰ نَعْلَمَ ٱلْمُجَٰهِدِينَ مِنكُمْ وَٱلصَّٰبِرِينَ وَنَبْلُوَا۟ أَخْبَارَكُمْ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.

    Mehmet Okuyan

    Sizi mutlaka imtihan edeceğiz; ta ki içinizden cihad edenlerle (fedakârlık yapanlarla) sabredenleri bil(dir)ip (ortaya çıkaralım) dipnot 1 ve haberlerinizi(n doğruluğunu) deneyelim.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yüce Allah'ın bilmesi" ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:140, dipnot 2.

    Mustafa İslamoğlu

    İçinizden (Allah yolunda) üstün çaba gösteren ve zorluklara karşı direnenleri ortaya koyuncaya kadar sizi mutlaka sınayacağız: zira Biz, sizin bütün iddialarınızı sınarız.

    Muhammed Esed

    Ve hepinizi mutlaka sınayacağız ki (Bizim yolumuzda) üstün gayret gösterenleri ve sıkıntılara göğüs gerenleri (diğerlerinden) ayırabilelim; çünkü biz, bütün iddialarınızı(n doğruluğunu) deneyeceğiz.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki biz, sizden, mücahitler (Allah yolunda mücahede edenler) ve sabredenler (sizce de) bilininceye kadar sizi (belalarla) deneyeceğiz. . . Haberlerinizi duyuracağız!

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz sizden mücahid olanlarla sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız).

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz.

    Ali Rıza Safa

    Aranızdan çaba gösterenleri ve dirençli olanları belirleyinceye değin, kesinlikle sizi sınayacağız. Üstelik tüm sözlerinizi sınayacağız.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, içinizden cihad edenleri ve sabredenleri bilmek için sizi imtihan edeceğiz; sözlerinizin doğruluğunu da test edeceğiz.

    Edip Yüksel

    Sizden çaba gösterenleri ve güçlüklere karşı direnenleri ortaya çıkarıncaya kadar sizi sınayacağız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizden çaba gösterenleri ve güçlüklere karşı direnenleri ortaya çıkarıncaya kadar sizi sınayacağız ve kalitenizi sınayacağız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki sizi, içinizden mücahitleri ve sabredenleri ortaya çıkarıp size ait haberleri ilan etmek için imtihan edeceğiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalım hakkı için sizi imtihana sokacağız, ta ki içinizden mücahidleri ve sabredenleri belli edelim ve haberlerinizi imtihan meydanlarına nümune yapalım

    Erhan Aktaş

    İçinizden cihad edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarıncaya kadar sizi sınava tabi tutarız. Ve haberlerinizi dipnot 1 de sınava tabi tutacağız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Konuştuklarınıza bağlı kalıp kalmadığınızı, sözünüzde durup durmadığınızı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İçinizden cihad edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarıncaya kadar sizi sınava tabi tutarız. Ve haberlerinizi dipnot 1 de sınava tabi tutacağız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Konuştuklarınıza bağlı kalıp kalmadığınızı, sözünüzde durup durmadığınızı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İçinizden cihad edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarıncaya kadar sizi sınava tabi tutarız. Ve haberlerinizi dipnot 1 de sınava tabi tutacağız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Konuştuklarınıza bağlı kalıp kalmadığınızı, sözünüzde durup durmadığınızı.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz sizden mücahid olanlarla sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız).

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun sizi imtihan edeceğiz. Taki içinizden mücahidleri ve sabr-u sebat edenleri belirtelim. Haberlerinizi açıklayalım.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; içinizden, cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki, içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz sizi deneyeceğiz ki içinizden cihad edenleri (güçlüklere) sabredenleri bilelim ve söylediğiniz sözlerin (doğru olup olmadığını) sınayalım.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz, içinizden cihad edenleri dipnot 1 ve sabırlı davrananları bilinceye, iç yüzünüzü ortaya çıkarıncaya kadar sizi, kesinlikle yıpratıcı bir imtihana sokacağız dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın en önemli parçasıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 2/155, 214, Al-i İmran 3/142, Tevbe 9/16, Kehf 18/7, Enbiya 21/35, Nur 24/47-50, Ankebut 29/2, Kıyamet 75/36. Benzer ifadeler Tevrat'ta da yer alır: "Ya RAB, sınayıp tanıdın beni." (
      Mezmurlar 139:1 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 139:1

      Ya RAB, sınayıp tanıdın beni.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şurası bir gerçek ki içinizden mücadele (cihad) edenleri ve sabırlı davrananları öğreninceye; haberlerinizi ortaya çıkarıncaya kadar sizi zorlu bir imtihandan geçireceğiz.

    Şaban Britch

    Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz

    Şaban Piriş

    -İçinizdeki mücahidleri ve sabırlı olanları tesbit edene kadar sizi elbette deneyeceğiz. Haberlerinizi de deneyeceğiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, içinizden gayret gösterip didinenlerle sabredenleri bilinceye kadar, sizi belalarla imtihan edeceğiz. Haberlerinizi de eleyip tarayacağız.

  4. Muhammed suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 32. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَشَآقُّوا۟ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْهُدَىٰ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًٔا وَسَيُحْبِطُ أَعْمَٰلَهُمْ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah'a zarar veremezler. Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki inkar edip (insanları) Allah yolundan alıkoyan ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Elçi'ye karşı gelenler, Allah'a asla hiçbir zarar veremeyeceklerdir. İleride onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphesiz inkarda direnen, Allah yolundan alıkoyan ve doğru yol kendilerine açıklandıktan sonra Elçi'yle yollarını ayıran kimseler, Allah'a hiçbir zarar vermiş olmayacaklar; ama (Allah) onların emeklerini boşa çıkaracaktır.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, hakikati inkara şartlanmış olan ve (başkalarını) Allah yolundan alıkoyanlar ve doğru yol rehberliği kendilerine tevdi edildikten sonra (bu şekilde) kendilerini (Allah'ın) Elçisi'nden koparanlar hiçbir şekilde Allah'a bir zarar veremezler; ama Allah, bunların bütün fiillerini değersiz kılacak, boşa çıkaracaktır.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki hakikat bilgisini inkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve hakikat ilmi kendilerine açıklandıktan sonra Er Rasul'e (Rasulullah'a) muhalefet edenler, Allah'a asla hiçbir zarar veremezler! (Ama O) onların amellerini boşa çıkaracaktır.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz inkar edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra 'elçiye karşı gelip zorluk çıkaranlar', kesin olarak Allah'a hiçbir şeyle zarar veremezler. (Allah,) Onların amellerini boşa çıkaracaktır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelenler, Allah’a hiçbir zarar veremezler. Allah onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, nankörlük edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra elçiye karşı gelenler, Allah'a, asla dokunca veremezler. Çünkü onların yaptıklarını işe yaramaz kılacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Peygambere karşı gelenler, Allah'a asla zarar veremezler. Allah onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    Edip Yüksel

    İnkar edip ALLAH'ın yolundan sapanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra elçiye karşı gelenler ALLAH'a hiçbir zarar veremezler. Aksine, onların yaptıklarını geçersiz kılacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edip ALLAH'ın yolundan sapanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra elçiye karşı gelenler ALLAH'a hiç bir zarar veremezler. Aksine, onların yaptıklarını geçersiz kılacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki, inkar edip Allah yolundan alıkoyanlar ve gerçek kendilerine belli olduktan sonra peygambere karşı gelenler, hiçbir zaman Allah'a zerre miktarı zarar veremeyeceklerdir. O, onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki o küfredip Allah yolundan men eyliyen ve hak kendilerine tebeyyün ettikten sonra Peygambere karşı gelenler hiçbir zaman Allaha zerrece bir zarar edecek değiller, o onların amellerini heder edecektir

    Erhan Aktaş

    Kafirler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar, doğru yol açıkça belli olduktan sonra Resul'e karşı gelen kimseler, hiçbir şekilde ve asla Allah'a zarar veremezler. Allah, onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler dipnot 1 , Allah'ın yolundan alıkoyanlar, doğru yol açıkça belli olduktan sonra Resul'e karşı gelen kimseler, hiçbir şekilde ve asla Allah'a zarar veremezler. Allah, onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar, doğru yol açıkça belli olduktan sonra Rasul'e karşı gelen kimseler, hiçbir şekilde ve asla Allah'a zarar veremezler. Allah, onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz küfredenler, Tanrı'nın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra 'elçiye karşı gelip zorluk çıkaranlar', kesin olarak Tanrı'ya hiçbir şeyle zarar veremezler. (Tanrı,) Onların amellerini boşa çıkaracaktır.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, küfredib de Allah yolundan sapanlar, hidayet (yolu) kendilerine besbelli oldukdan sonra bile, peygambere muhaalefet edenler Allaha hiçbir şeyle zarar yapamazlar. O, bunların amellerini hep boşa çıkarır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki küfredip de Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet belli olduktan sonra peygamberlere karşı gelenler; Allah'a hiç bir zarar veremeyeceklerdir. O; bunların amellerini hep boşa çıkaracaktır.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphe yok ki kâfir olanlar, Allah’ın yolundan alıkoyanlar ve hidayet kendilerine apaçık göründükten sonra rasule karşı gelenler Allah’a asla hiçbir zarar veremezler ve o bunların amellerini boşa çıkaracaktır.

    Süleyman Ateş

    Nankörlük edip Allah yoluna engel olanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Elçiyi incitenler Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onların işlerini boşa çıkaracaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenler ve Allah'ın yolundan engelleyenler, doğruları açıkça gördükleri halde Elçi'ye ters düşenler, Allah'a zarar veremezler. Allah, onların işlerini boşa çıkaracaktır.

    Şaban Britch

    Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, Allah’ın yolundan alı koyan ve Rasûl’e karşı gelen kâfirler, kesinlikle hiç bir şekilde Allah’a zarar veremezler. Allah, onların (bütün) amellerini boşa çıkaracaktır.

    Şaban Piriş

    Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, Allah'ın yolundan saptıran ve Resul'e karşı gelen kafirler, kesinlikle hiçbir şekilde Allah'a zarar veremezler. Allah, onların (bütün) işlerini boşa çıkaracaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nankörlüğe sapıp Allah yolundan alıkoyanlar ve hidayet kendilerine tam bir şekilde belli olduktan sonra resule kafa tutanlar, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. O, onların amellerini işe yaramaz hale getirecektir.

  5. Muhammed suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 33. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوٓا۟ أَعْمَٰلَكُمْ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Elçi'ye de itaat edin! İşlerinizi boşa çıkarmayın!

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Elçi'ye itaat edin ve asla emeklerini boşa çıkarmayın!

    Muhammed Esed

    Siz ey imana erenler! Allah'a ve Elçi'ye itaat edin ve (iyi/güzel) fiillerinizi heder etmeyin!

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! İtaat edin Allah'a ve itaat edin Rasul'e; yaptıklarınızın getirisini geçersiz kılmayın!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin ve kendi amellerinizi geçersiz kılmayın.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'a boyun eğin ve elçiye boyun eğin; yaptıklarınızı boşa çıkarmayın!

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Allah'a itaat ediniz, peygambere itaat ediniz, işlerinizi boşa çıkarmayınız!

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, ALLAH'a uyunuz, elçiye uyunuz ve işlerinizi boşa çıkarmayınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, ALLAH'a uyunuz, elçiye uyunuz ve işlerinizi boşa çıkarmayınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin de yaptıklannızı boşa çıkarmayın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Allaha itaat edin ve Resule itaat edin de amellerinizi ibtal eylemeyin

    Erhan Aktaş

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin ve Resul'e itaat edin. dipnot 1 Yaptıklarınızı boşa çıkarmayın. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam dininin "atalar" ve "rivayetler" dinine dönüştürülmesi, büyük oranda "Allah'a ve Resul'üne itaat" etmeyi buyuran ayetlerdeki "Resul'e itaat etmeye", "Peygambere, yani sünnete ve hadise itaat etmek" anlamı verilerek yapılmıştır. Bu anlam kesinlikle büyük bir yanılgıdır. Kur'an'da peygamber kelimesi geçmez. Peygamber, Farsça bir kelimedir. Kur'an'da Resul ve Nebi kelimeleri ayrı ayrı geçmektedir. Kur'an'da Nebi'ye itaat etmeyi buyuran ayet yoktur. Yalnızca Resul'e itaat etmek vardır. Çünkü Resul'e itaat etmeyle kast edilen şey, Resulün bize ilettiği ayetlere itaat etmektir. Dolayısı ile Resul'e itaat etmek demek, aslında Allah'a itaat etmek demektir. Resul'e tabi olmak demek, Allah'a yani vahye tabi olmak demektir. "Kur'an, Allah'ın kelamı, Resul'ün beyanıdır/sözüdür." Diğer bir ifade ile Resul'ün sözleri "ayettir", Nebi'nin sözleri ise "şahsidir" ve Nebi'nin şahsına aittir. Resul'ün söyledikleri ise şahsına ait olmayıp Allah'a aittir. (69:40) Resul, hatasızdır. Nebi'nin yanıldığı olmuştur. Resul ilahi koruma altındadır. Resul'e itiraz etmek, Allah'a itiraz etmektir. Ama Nebi'ye itiraz edilebilir, nitekim sahabe zaman zaman bunu yapmıştır. Allah'a itaatin emredildiği ayetlerde, bir terkip olarak Resul'e de itaat emredilmektedir. Aslında bu itaat, Resul'ün şahsına değil, onun vahiy olan sözlerine itaat etmektir ve bu Allah'a itaat etmek anlamına gelmektedir. Yani "Allah ve Resul'ü" terkibi, iki ayrı şey değil, yalnızca Allah'ı kast eden bir terkiptir. Bu terkipte yer alan "ve" edatı, "atf-ı beyan" olarak kendinden önceki kelimeyi kendinden sonraki kelime ile açıklama görevi yapmaktadır. Bu kurala göre Allah ve Resul'üne itaat etmek demek, anlam olarak yalnızca "Allah'a, vahye itaat etmek" demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İtaatsizlik ederek yaptıklarınızın boşa gitmesine neden olmayın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Rasul'e itaat edin. Yaptıklarınızı boşa çıkarmayın. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İtaatsizlik nedeniyle yaptıklarınızın boşa gitmesine neden olmayın.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Tanrı'ya itaat edin, Resüle itaat edin ve kendi amellerinizi geçersiz kılmayın.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, Allaha itaat edin. Peygambere itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah'a ita'at edin, Elçi'ye ita'at edin, işlerinizi boşa çıkarmayın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inananlar! Allah'a itaat edin, Elçi'ye itaat edin. İşlerinizi değersizleştirmeyin.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve çalışmalarınızı geçersiz kılmayın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; resule de itaat edin! Amellerinizi işe yaramaz hale getirmeyin.

  6. Muhammed suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 34. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ مَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ

    Diyanet İşleri

    İnkar eden, Allah yolundan alıkoyan, sonra da inkarcılar olarak ölenler var ya, Allah onları asla bağışlamayacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Evet, inkarda direnen ve Allah yolundan alıkoyan sonra da bu inkar üzere ölen kimseler gelince: Allah onları asla bağışlamayacaktır.

    Muhammed Esed

    Hakikati inkara şartlanmış olan ve (başkalarını) Allah yolundan alıkoyan ve sonra hakikat inkarcıları olarak ölenlere gelince; Allah onlara mağfiretini bağışlamayacaktır!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki hakikat bilgisini inkar edenler, (insanları dışsallık veya içsellik yüzünden) Allah yolundan alıkoyanlar, sonra da hakikati inkarlarıyla ölenler var ya, Allah onları kesinlikle bağışlamayacaktır!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, inkar edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar, sonra ölenler; işte Allah, onlara kesinlikle mağfiret etmeyecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edip Allah yolundan alıkoyanları ve sonra da kâfir olarak ölenleri Allah asla bağışlamaz.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, nankörlük edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve sonra nankörler olarak ölenler; artık Allah, onları asla bağışlamayacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edip Allah yolundan alıkoyanları ve sonra da kafir olarak ölenleri Allah asla bağışlamaz.

    Edip Yüksel

    İnkar edip ALLAH'ın yolundan saptıktan sonra inkarcılar olarak ölenleri ALLAH bağışlamayacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edip ALLAH'ın yolundan saptıktan sonra inkarcılar olarak ölenleri ALLAH bağışlamıyacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki, inkar edip Allah yolundan sapan sonra da kafir oldukları halde ölenleri Allah hiçbir zaman bağışlamayacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki küfredip Allah yolundan sapan sonra da kafir oldukları halde ölenleri Allah hiçbir zaman mağfiret buyurmaz.

    Erhan Aktaş

    Kafir olanlar, Allah'ın yolundan alıkoyanlar; sonra da kafir olarak ölen kimseleri, Allah, asla bağışlamayacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafir olanlar, Allah'ın yolundan alıkoyanlar; sonra da Kafir olarak ölen kimseleri, Allah, asla bağışlamayacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayarak nankörlük eden, Allah'ın yolundan alıkoyan; sonra da kafir olarak ölen kimseleri, Allah, asla bağışlamayacaktır.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, küfredenler Tanrı'nın yolundan alıkoyanlar, sonra da kafir (olarak) ölenler; işte Tanrı, onlara kesinlikle mağrifet etmeyecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Küfredib de Allah yolundan sapan, sonra kafirler olarak ölenler (yok mu?) Allah onları kat'iyyen yarlığamaz.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki küfredip de Allah yolundan alıkoyanlar, sonra da kafir olarak ölenler; işte onları Allah, asla bağışlamayacaktır.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hiç şüphesiz küfre sapanlar, Allah'ın yolundan alıkoyanlar, sonra da kâfir olarak ölenler (var ya), işte Allah onlara kesinlikle mağfiret etmeyecektir.

    Süleyman Ateş

    Nankörlük edip Allah yoluna engel olan, sonra kafir olarak ölenleri Allah affetmeyecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelen, Allah'ın yolundan engelleyen ve sonra (bu şekilde) kafir olarak ölenleri Allah asla bağışlamayacaktır.

    Şaban Britch

    Kâfirler ve Allah’ın yolundan alı koyanlar sonra da kâfir olarak ölenler... Allah onları asla bağışlamayacaktır.

    Şaban Piriş

    İnkar edenler ve Allah'ın yolundan saptıranlar, sonra da kafir olarak ölenler... Allah onları asla bağışlamayacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkar edip Allah yolundan döndüren, sonra da küfre saplanmış olarak ölenler yok mu, Allah onları asla affetmeyecektir.

  7. Muhammed suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 35. ayet. فَلَا تَهِنُوا۟ وَتَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلسَّلْمِ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ وَٱللَّهُ مَعَكُمْ وَلَن يَتِرَكُمْ أَعْمَٰلَكُمْ

    Diyanet İşleri

    Sakın za'f göstermeyin. Üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.

    Mehmet Okuyan

    Savaşta üstün durumdayken gevşeyip barışa çağırmayın (barışa çağırmak zorunda kalmayın)! dipnot 1 Allah sizinle beraberdir. O, yaptıklarınızı asla eksiltmeyecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bağlamdan bağımsız olarak ayet şöyle de tercüme edilebilir: "Barışa davet ederken ve siz üstün durumdayken gevşeklik yapmayın!" Buradaki mesaj, şartlar ne olursa olsun barışa yanaşmamak değildir; aksine ilk uyarı "gevşememe"yle ilgilidir. Müminler gevşeklik gösterirlerse bu defa barış istemek zorunda kalırlar ve düşman karşısında herhangi bir varlık gösteremezler. Barış karşıtlığı, adı İslam yani "barış" demek olan bir dinle elbette bağdaşmaz. Dahası Enfâl 8:61 ve Bakara 2:208'de de barış emri verilmektedir. Tevbe 9:25'te de ifade edildiği gibi, bazen müslümanlar sayısal çoğunluklarına bakarak gevşeklik göstermişler ve adeta bozgun yaşamışlardı. İşte Yüce Allah ayette bu noktada uyarıda bulunmakta ve savaş esnasında gevşeklik göstererek dağılma sürecine girmemelerini ve barış istemek zorunda kalmamalarını müslümanlara öğütlemektedir. Barıştan yana olmamak başka bir şeydir; barışa mecbur kalıp sığınmak bambaşka bir şeydir. Burada sözü edilen durum ikincisidir. Yoksa İslam'ın savaş ve barış konusundaki duruşu gayet açıktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık gevşeklik göstermeyin, ama siz üstün durumdaysanız barışa davet edin! Çünkü Allah sizinle beraberdir; ve O sizin emeklerinizi asla zayi etmeyecektir.

    Muhammed Esed

    Böylece, (adil bir dava uğrunda mücadele ettiğinizde) korkup gevşemeyin ve barış için yalvarıp yakarmayın! Allah sizinle beraber olduğuna göre (sonunda) mutlaka siz üstün geleceksiniz ve O, sizin (iyi ve güzel) fiillerinizi zayi etmeyecektir.

    Ahmed Hulusi

    Gevşemeyin ve siz üstünken selm'e (barışa, Hak ile batılı uzlaştırmaya) çağırmayın! Allah sizinle "Bir"liktedir! Sizin yaptıklarınızı asla eksiltmeyecektir.

    Ali Bulaç

    Öyleyse, siz üstün (bir durumda) iken, barışa çağırmak suretiyle gevşekliğe düşmeyin. Allah, sizinle beraberdir; O, sizin amellerinizi asla eksiltmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Üstün durumda iken gevşeyip barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizin sevabını asla eksiltmeyecek (ve size zulmetmeyecek) tir.

    Ali Rıza Safa

    Öyleyse üstün olmanıza karşın gevşemeyin ve barışa çağırmayın. Allah, sizinle birliktedir ve yaptıklarınızı asla eksiltmeyecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Üstün durumdayken gevşeyip barışa çağırmayınız. Allah sizinle beraberdir. O, amellerinizi asla heder etmeyecektir.

    Edip Yüksel

    Barışa giden yolda gevşemeyin. Zafer sizindir. ALLAH sizinle beraberdir ve işlediklerinizi ziyan etmeyecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Barışa giden yolda gevşemeyin. Zafer sizindir. ALLAH sizinle beraberdir ve işlediklerinizi ziyan etmeyecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için gevşeklik etmeyin de sizler daha üstün olacakken barış için yalvarmayın! Allah sizinledir ve asla sizin amellerinize kıymaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun için gevşeklik etmeyin de sizler daha üstün olacak iken sulha yalvarmayın, Allah sizinledir ve asla sizin amellerinize kıymaz

    Erhan Aktaş

    O halde gevşemeyin ve siz üstünken barışa çağırmayın. Allah, sizinle beraberdir. Yaptıklarınızı asla boşa çıkarmayacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde gevşemeyin ve siz üstünken barışa çağırmayın. Allah, sizinle beraberdir. Yaptıklarınızı asla boşa çıkarmayacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde gevşemeyin ve siz üstünken barışa çağırmayın. Allah, sizinle beraberdir. Yaptıklarınızı asla boşa çıkarmayacaktır.

    Gültekin Onan

    Öyleyse, siz üstün (bir durumda) iken, barışa çağırmak suretiyle gevşekliğe düşmeyin. Tanrı, sizinle beraberdir; O, sizin amellerinizi asla eksiltmez.

    Hasan Basri Çantay

    Onun için (düşmana karşı) gevşek davranmayın. Siz daha gaalib (ve kaahir durumda) iken (düşmanları, zillet göstererek) sulha da'vet etmeyin. Allah sizinle beraberdir. Amel (ve hizmet) leriniz (in mükafatın) ı asla eksiltmez O.

    İbni Kesir

    Öyleyse sakın gevşemeyin; üstün olduğunuz halde sulha davet etmeyin. Allah, sizinle beraberdir. O; amellerinizi asla eksiltmez.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Üstün durumda iken gevşeyip barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmeyecektir.

    Süleyman Ateş

    Siz galip durumda iken gevşeyip barış istemeyin. Allah sizinle beraberdir, O sizin amellerinizi zayi etmeyecektir.

    Süleymaniye Vakfı

    ْÖyleyse gevşemeyin, barış /uzlaşma çağrısı yapmayın dipnot 1 ! Üstün olan sizsiniz dipnot 2 ! Allah sizinle beraberdir. O sizi, işlerinizde asla yalnız bırakmaz dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaş, düşmanın saldırısını engellemek için yapılır (Bakara 2/190) Saldıran tarafa barış teklifi yapılamaz. Ancak düşman taraf savaştan vazgeçer de barış teklifi yaparsa teklifleri kabul edilir (Enfal 8/61).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gevşemeyin; üstün durumda iken barış teklifinde bulunmayın. Allah sizinle beraberdir. İşlerinizde sizi asla yalnız bırakmaz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ (139) "Gevşemeyin. Üzülmeyin de. Eğer inanıyorsanız üstün olan sizlersiniz. إِنْ يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِثْلُهُ وَتِلْكَ الْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنْكُمْ شُهَدَاءَ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمِينَ Siz bir yara aldıysanız, karşınızdaki topluluk da vaktiyle benzeri bir yara almıştı. Böyle günleri, bir ona bir öbürüne, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın inanmış olanları bilmesi ve içinizden kimilerini şahit tutması içindir. Allah, yanlış yapanları sevmez" Al-i İmran (3/139-140) وَإِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ (61)

    Şaban Britch

    Siz, (düşmandan) üstün durumda iken, gevşeklik göstermeyin ve barışa çağırmayın! Allah, sizinle beraberdir. Amellerinizi eksiltmeyecektir.

    Şaban Piriş

    Siz, (düşmandan) üstün durumda iken, gevşeklik göstermeyin ve barışa çağırmayın! Allah, sizinle beraberdir. Çalışmalarınızı asla eksiltmeyecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gevşemeyin, üstün durumda olduğunuz halde antlaşmaya davet etmeyin! Allah sizinledir; amellerinizi asla yitirmeyecektir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.