Diyanet İşleri
Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları, konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.
Muhammed suresi
Muhammed suresi, 30. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَأَرَيْنَٰكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُم بِسِيمَٰهُمْ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ فِى لَحْنِ ٱلْقَوْلِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ أَعْمَٰلَكُمْ
velev neşâü leeraynâkehüm fele`araftehüm bisîmâhüm. veleta`rifennehüm fî laḥni-lḳavl. vellâhü ya`lemü a`mâleküm.
Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları, konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kalplerdeki hastalığın ortaya çıkması; barışa çağırmayın Muhammed 29–35 3
Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak?
Bu, Allah'ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O'nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır.
Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar Allah'ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?
Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları, konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.
Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.
İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah'a zarar veremezler. Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır.
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
30. “Eğer dileseydik onları sana elbette gösterirdik ve sen de onları simalarından” yüzlerinde adeta bir resimmiş gibi duran alâmetlerinden “tanırdın. Bununla beraber sen onları konuşma üsluplarından da kesinlikle tanırsın.” Yani kalplerinde olan mutlaka açığa çıkar ve istemeyerek dillerinden kaçırdıkları sözlerle durumları açıkça anlaşılır. Çünkü diller, kalp kazanının kepçeleridir. Onlar vasıtası ile kalplerde bulunan hayır ve şer açığa çıkar.
“Allah (tüm) amellerinizi bilir.” ve yaptıklarınızın karşılığını sizlere verecektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Eğer onları sana tanıtmak isteseydik bunu yapardık ve sen onları işaretlerinden tanırdın. Yine de sen onları konuşma üsluplarından tanırsın. Allah, sizin amellerinizi bilir. O hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılık verecektir.
Aynı kök: سوم (15 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…
Aynı kök: سوم (15 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…
Aynı kök: سوم (15 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar…
Aynı kök: عرف (71 geçiş)
Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile)…
Aynı kök: عرف (71 geçiş)
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.
Aynı kök: عرف (71 geçiş)
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın; konuşma tarzlarından da tanıyorsun (tanıyor olurdun). dipnot 1 Allah işlerinizi bilmektedir.
Eğer isteseydik, onları sana kesin gösterirdik ve elbet sen de onları kendi (gerçek) yüzleriyle tanımış olurdun; yine de sen onları, sözün eda ve üslubundan mutlaka çıkarırsın; ama Allah bütün yaptıklarınızı bilir.
Eğer dileseydik onları sana açıkça gösterirdik ki görünür/dış işaretlerine bakıp onları kesin olarak teşhis edebilesin ama (öyle olsa bile,) sen onları seslerinin tonundan mutlaka tanırsın. Ve Allah yaptığınız her şeyi bilir (ey insanlar!)
Eğer dileseydik elbette onları sana gösterirdik de onları simalarından kesinlikle tanırdın! Yemin olsun ki sen onları sözlerinin üslubundan tanırsın. . . Allah yaptıklarınızı bilir!
Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.
Eğer dileseydik (Ey Muhammed!), onları sana muhakkak gösterirdik. Sen de onları simalarından tanırdın. Bununla beraber sen onları, konuşma tarzlarından yine de bilirsin. Allah, bütün amellerinizi bilir.
Eğer dileseydik, onları, sana kesinlikle gösterirdik; yüzlerinden kesinlikle tanırdın. Konuşma biçimlerinden de onları kesinlikle tanırsın. Allah, yaptıklarınızı zaten bilir.
Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki, sen onları konuşma üsluplarından tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.
Dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın. Sen onları sözlerinin eğriliğinden tanıyabilirsin. ALLAH tüm işlediklerinizi bilir.
Dileseydik onları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın. Sen onları sözlerinin eğriliğinden tanıyabilirsin. ALLAH tüm işlediklerinizi bilir.
Dileseydik Biz onları sana gösterirdik de kendilerini bütün simaları ile tanırdın ve herhalde sen onları lakırdılarının üslubundan tanırsın, Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir.
Dilesek biz onları sana gösteriverirdik de kendilerini bütün simalarıyle tanırdın ve her halde sen onları lakırdılarının edasından tanırsın, Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir
Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.
Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.
Eğer isteseydik onları sana tanıttırırdık. Sen de onları simalarından tanırdın. Yine de sen; onları, konuşma tarzlarından tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir.
Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Tanrı, amellerinizi bilir.
Eğer biz dilersek sana onları her halde gösteririz de sen de kendilerini mutlakaa simalarından tanırsın. Andolsun sen onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah amel (ve hareket) terinizi bilir.
Şayet isteseydik; Biz, onları sana gösterirdik de sen; onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki; sen, onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah; bütün yaptıklarınızı bilir.
(2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)
Dileseydik onları sana elbette gösterirdik. Sen de onları simalarından tanırdın. Sen zaten onları konuşma uslûplarından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.
Biz dileseydik onları sana gösterirdik, sen onları simalarından tanırdın ve onları sözlerinin üslubundan tanırdın. Allah yaptığınız işleri bilir.
Farklı tercihte bulunsaydık onları sana elbette gösterirdik, sen de onları kesinlikle görünüşlerinden tanırdın dipnot 1 . Ama onları, konuşmalarının üslubundan dipnot 2 kesin olarak tanırsın. Allah bütün amellerinizi bilir.
Tercihimiz farklı olsaydı onları sana gösterirdik, sen de yüzlerinden tanırdın. Ama onları, sözlerinin içeriğinden tanıyabilirsin. Allah bütün işlerinizi bilir.
Dileseydik, onları sana elbette gösterirdik. Zaten sen onları simalarından tanırdın. Sen onları konuşma uslûblarından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.
Dileseydik, onları sana elbette gösterirdik. Zaten sen onları simalarından tanırsın. Konuşma uslublarından da onları tanıyabilirsin. Allah, çalışmalarınızı bilir.
Dileseydik onları sana mutlaka gösterirdik de sen onları yüzlerinden kesinlikle tanırdın. Zaten sen onları, sözlerinin tarzından da tanırsın. Allah tüm yaptıklarınızı biliyor.
Had We willed We would have written a letter of discredit upon their faces, and you Muhammad would have recognized them by the emblem imprinted on their sinister faces. But in any case, you will recognize them when they express their thoughts in words in an air of contempt and they adjust them to their malicious attitude. Allah Knows all that they do.
We could even point them out to you [Prophet] if We wished, and then you could identify them by their marks, but you will know them anyway by the tone of their speech. God knows everything you [people] do.
Had We so wiled, We could have shown them up to thee, and thou shouldst have known them by their marks: but surely thou wilt know them by the tone of their speech! And Allah knows all that ye do.
If We were to so will, We could have shown them to you so that you would recognise them by their faces, and you would certainly know them by the manner of their speech. Allah knows all your deeds.
If We wished, We would show them to you and you would know them by their mark and know them by their ambivalent speech. Allah knows your actions.
Had We willed, We could have shown them to you, and you should have known them by their marks; but surely, you will know them by the tone of their speech! And Allâh knows (all) your deeds.
If We wish, We will show them to you so that you recognize them by their mark. Yet you will recognize them by their tone of speech, and Allah knows your deeds.
Indeed, if We so will We could show them to you so that you would know them by their appearance, yet you shall of course recognise them from the tenor of (their) speech. (Allâh knows their empty words as) He knows your (solid) deeds.
Did We will, We would show them to thee, then thou wouldst know them by their mark; and thou shalt certainly know them in the twisting of their speech; and God knows your deeds.
If I (God) will, I can mark their faces to be recognizable. However, you can easily recognize them by the way that they argue. God is aware of what you all do.
But did we please we would show thee them, and thou shouldst know them by their cognisances. But thou shalt know them by their distorting their speech, and God knows their works!
If We wished, We would show them to you so you would recognize them by their looks. However, you can recognize them by their speech. God is fully aware of your works.
If We pleased, We could surely shew them unto thee, and thou shouldest know them by their marks; but thou shalt certainly know them by their perverse pronunciation of their words. God knoweth your actions:
And if We willed We could have made you (Muhammad) know them so that you would certainly have recognised them by their marks. And you shall certainly recognize them by the intent (tone) of their speech; and Allah knows your deeds.
And if We had (so) decided, We would indeed have shown them to you. Then you would indeed recognize them by their marks, and indeed you would definitely know them by the distortion in their saying, and Allah knows your deeds.
And if We would, We could show them unto thee (Muhammad) so that thou shouldst know them surely by their marks. And thou shalt know them by the burden of their talk. And Allah knoweth your deeds.
Had We pleased We could have shown them to you that you could know them by their marks, and recognise them from the way they twist their words. Yet God knows all your deeds.
Now had We so willed, We could have shown them clearly to thee, so that thou wouldst know them for sure as by a visible mark: but [even so,] thou wilt most certainly recognize them by the tone of their voice. And God knows all that you do, [O men;]
Had We willed, We could have truly shown them to you ˹O Prophet˺, and you would have certainly recognized them by their appearance. But you will surely recognize them by their tone of speech. And Allah ˹fully˺ knows your doings ˹O people˺.
And if We wished, We would show them to you so you would recognize them by their looks. However, you can recognize them by their speech. And God is fully aware of your works.
If we will, we can expose them for you, so that you can recognize them just by looking at them. However, you can recognize them by the way they talk. GOD is fully aware of all your works.
And if We willed, We could show them to you, and you would know them by their mark; but you will surely know them by the tone of [their] speech. And Allah knows your deeds.
— And had We willed, We would have shown them to you, then wouldst thou know them by their mark — but thou wilt know them by their tone of speech; and God knows your deeds.
Had We so willed, We could have pointed them out to you and you would have identified them by their faces. But you will surely recognize them by the tone of their speech. And Allah knows all that you humans do.
Had We so willed, We could have shown them to you, and you should have known them by their marks: But surely you will know them by the way they talk! And Allah knows all that you do.
Had We willed, We would have shown them to you (by identifying each one of them,) so as you would definitely recognize them by their features. However, you will recognize them by the tone of (their) speech. And Allah knows (all) your deeds.
And if We wished, We would show them to you so you would recognize them by their looks. However, you can recognize them by their speech. And God is fully aware of your works.