Mülk suresi

Mülk suresi, 27. ayet

Mülk suresi, 27. ayet. فَلَمَّا رَأَوْهُ زُلْفَةً سِيٓـَٔتْ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقِيلَ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ

felemmâ raevhü zülfeten sîet vucûhü-lleẕîne keferû veḳîle hâẕe-lleẕî küntüm bihî tedde`ûn.

Diyanet İşleri

Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkar edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, "İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir" denir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mülk 24–30 · surenin 27. ayeti / 30

Konu De ki: sorular ve son uyarı Mülk 22–30 3

  1. Mülk 24

    De ki: "O, sizi yeryüzünde yaratıp çoğaltandır. Ancak O'nun huzurunda toplanacaksınız."

  2. Mülk 25

    "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

  3. Mülk 26

    De ki: "O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."

  4. 27

    Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkar edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, "İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir" denir.

  5. Mülk 28

    De ki: "Söyleyin bakalım: Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helak etti, yahut bize acıdı. Peki, ya inkarcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?"

  6. Mülk 29

    De ki: "O, Rahman'dır. O'na iman ettik, yalnızca O'na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"

  7. Mülk 30

    De ki: "Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

27. Yani kâfirler, dünyada iken hakkı yalanladılar ve onun hakkında aldanışa düştüler. Amellerin karşılığının verileceği Kıyamet günü gelip de azabın kendilerine çok yakın olduğunu “gördüklerinde” bu, onları üzer. Onları dehşete düşürüp tedirgin eder. Bundan dolayı da çehreleri değişir. Yalanlamaları dolayısı ile de azarlanarak onlara şöyle denilir:

“İşte (acele gelmesini) istediğiniz şey budur.” Bugün onu açıkça görmüş bulunuyorsunuz. Artık her şey sizin için açıklık kazanmıştır. Ama kurtuluş çareleri de tükenmiştir, geriye azaba uğramaktan başka bir şey kalmamıştır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kıyamet günü tehdit olundukları şeyin gerçekleştiği, çok yakın olan azabı gözleriyle gördükleri zaman kâfirlerin yüzleri değişir ve simsiyah olur. Onlara; “İşte dünya hayatında arzuladığınız ve onun için acele ettiğiniz buydu.” denir.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  2. رَأَوْهُ raevhu onu görünce kök: راي
  3. زُلْفَةًۭ zulfeten yakından kök: زلف
  4. سِيٓـَٔتْ siyet kötüleşti kök: سوا
  5. وُجُوهُ vucuhu yüzleri kök: وجه
  6. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin
  7. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(lerin) kök: كفر
  8. وَقِيلَ ve kile ve dendi kök: قول
  9. هَـٰذَا haza işte budur
  10. ٱلَّذِى llezi
  11. كُنتُم kuntum olduğunuz şey kök: كون
  12. بِهِۦ bihi onu
  13. تَدَّعُونَ teddeune çağırıyor(lar) kök: دعو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: زلف (10 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir…

  • Aynı kök: زلف (10 geçiş)

    Ötekileri de oraya yaklaştırdık.

  • Aynı kök: زلف (10 geçiş)

    Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak.

  • Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Rab'lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey…

  • Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O'na) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı…

  • Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini…

  • Ortak kavram: Dua

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Dua

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Fakat onun çok yakın olduğunu gördükleri zaman, inkara şartlanmış olanların suratları asılacak; dahası kendilerine denilecek ki: "İşte (gelmeyeceğini) iddia edip durduğunuz (gün) budur!"

Muhammed Esed

Ama sonunda, bu (gerçekleşme)nin yakın olduğunu gördükleri zaman, hakikati inkar edenlerin yüzleri acı ile buruşacak ve onlara: "İşte (o kadar küçümseyerek) çağırıp durduğunuz şey budur!" denilecek.

Ahmed Hulusi

Onu (ölümü) yaklaşmış gördüklerinde, o hakikat bilgisini inkar edenlerin yüzleri kötü oldu (karardı)! "İşte bu, kendisini bir an önce yaşamayı temenni ettiğinizdir!" denildi.

Ali Bulaç

Nihayet onu pek yakında gördüklerinde, o inkar edenlerin yüzleri kötüleşip karardı. Ve: "İşte bu, sizin (gerçekleşmeyecek diye) öne sürüp durduğunuz şeydir" denildi.

Ali Özek ve heyeti

Ama onu (azabı) yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): İşte sizin isteyip durduğunuz budur! denecektir.

Ali Rıza Safa

Fakat onu yaklaşırken gördükleri zaman, nankörlük edenlerin yüzleri asılacaktır. Ve şöyle denilecektir: "İsteyip durduğunuz şey, işte budur!"

Bayraktar Bayraklı

Onu yakından gördüklerinde, inkar edenlerin suratları asılır ve kendilerine, "İşte durmadan istediğiniz azap budur!" denilir.

Edip Yüksel

Onu yaklaşırken gördükleri zaman inkarcıların suratı asılır ve onlara "İşte isteyip durduğunuz şey budur" denir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu yaklaşırken gördükleri zaman inkarcıların suratı asılır, ve onlara 'İşte isteyip durduğunuz şey budur,' denir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken vakti gelip de onu yakından gördüklerinde o inkar edenlerin yüzleri kötüleşti ve: "İşte o sizin kendinize davet edip durduğunuz budur!" denildi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken vaktı gelip de onu yakından gördüklerinde o küfredenlerin yüzleri kötüleşiverdi. Ve denildi ki işte, o sizin kendilerine da'vet edip durduğunuz budur

Erhan Aktaş

Onu yakından gördükleri zaman, Kafirlerin yüzleri kötüleşti. Onlara: "İşte bu, sizin isteyip durduğunuz şey! dipnot 1 " denildi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Ne zaman olacakmış, gelsin de görelim." diye alaya aldığınız gün.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu yakından gördükleri zaman, gerçeği yalanlayan nankörlerin yüzleri kötüleşti. Onlara: "İşte bu, sizin isteyip durduğunuz şey!" dipnot 1 denildi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Ne zaman olacakmış, gelsin de görelim." diye alaya aldığınız gün.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu yakından gördükleri zaman, gerçeği yalanlayan nankörlerin yüzleri kötüleşti. Onlara: "İşte bu, sizin isteyip durduğunuz şey!" dipnot 1 denildi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Ne zaman olacakmış, gelsin de görelim." diye alaya aldığınız gün.

Gültekin Onan

Nihayet onu pek yakında gördüklerinde, o küfredenlerin yüzleri kötüleşip karardı. Ve: "İşte bu, sizin (gerçekleşmeyecek diye) öne sürüp durduğunuz şeydir" denildi.

Hasan Basri Çantay

Artık onu yakında gördükleri zaman o küfredenlerin yüzleri kötü bir haale getirilmiş ve (onlara) "İşte bu, sizin (çarçabuk istediğiniz ve aksini) iddia etdiğiniz şeydir" denilmişdir (denilecek).

İbni Kesir

Onu yaklaşırken gördükleri vakit, küfredenlerin yüzleri buruştu. Ve: Sizin isteyip durduğunuz işte budur, denildi.

Mehmet Alagaş

(25-30) Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen iz vaadiniz ne zaman? De ki onun bilgisi Allah’ın yanındadır , kesinlikle ben apaçık bir uyarıcıyım. Onun / vaadin yaklaştığını gördüklerinde kafirlerin yüzünün kötüleştiğini görürsün işte davet edildiğiniz şey budur denilir. De ki ben ve beraberimdekileri Allah helak ederse yahut da merhamet ederse, kim kafirleri acıtıcı azaptan kurtarır, gösterebilir misiniz? (Ben ve beraber olduklarım olmasak dahi siz yine Rahmana muhtaçsınız) De ki O acıyandır / rahmandır, O’na iman ettik ve O’na tevekkül ettik , yakında kimin apaçık bir sapıklıkta olacağını bileceksiniz. De ki suyunuz saçılıp derinlere gittiğinde kim size akan bir su getirebilir ki gösterebilir misiniz?

Rowwad Tercüme Merkezi

Onun yaklaştığını gördükleri zaman, kâfirlerin yüzleri kötüleşir ve onlara; “İşte, isteyip durduğunuz şey budur!” denir.

Süleyman Ateş

Onu yakın görünce inkar edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: "İşte çağırıp durduğunuz şey budur!" dendi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O tehdidi yakından görünce ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) yüzleri fenalaşır ve onlara "Öğrenmek istediğiniz şey budur" denir.

Şaban Britch

O’nu yakından gördükleri zaman, kâfirlerin yüzleri kötüleşir. Onlara denir ki: İşte! İsteyip durduğunuz şey!

Şaban Piriş

O'nu yakından gördükleri zaman, inkarcıların yüzleri simsiyah kesilir. Onlara denir ki: -İşte, isteyip durduğunuz şey!

Yaşar Nuri Öztürk

Onu yakından gördüklerinde, inkar edenlerin yüzleri kötüleşti. Şöyle denildi: "O habire çağırıp durduğunuz şey budur."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then when the Day of Judgment comes to be a matter of fact and they face it resolutely, their countenances shall speak a different language, the language of dismay and despair. Now is the encounter with Allah's punishment awaiting the wicked. They will be told: "This is what you defiantly asked for ! and what you were promised."

Abdul Haleem

When they see it close at hand, the disbelievers’ faces will be gloomy, and it will be said, ‘This is what you were calling for.’

Abdullah Yusuf Ali

At length, when they see it close at hand, grieved will be the faces of the Unbelievers, and it will be said (to them): "This is (the promise fulfilled), which ye were calling for!"

Abul A'la Maududi

When they will see it near at hand, the faces of all those who had denied it will be distraught, dipnot 1 and then they will be told: "This is the doom which you used to ask for."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, they will be in the same agony as is suffered by the criminal who is being taken to the gallows.

Aisha Bewley

When they see it right up close, the faces of those who are kafir will be appalled and they will be told, ‘This is what you were calling for. ’

Al-Hilali & Khan

But when they will see it (the torment on the Day of Resurrection) approaching, the faces of those who disbelieve will change and turn black with sadness and in grief and it will be said (to them): "This is (the promise) which you were calling for!"

Ali Quli Qarai

When they see it brought near, the countenances of the faithless will be distorted, and [they will be] told, ‘This is what you asked for!’

Amatul Rahman Omar

But when they see it (- the threatened punishment) nigh, the faces of those who disbelieve will wear a grieved look. And it will be said (to them), `This is what you used to ask for so persistently.'

Arthur John Arberry

Then, when they see it nigh at hand, the faces of the unbelievers will be vexed, and it will be said, 'This is what you were promised. '

Bijan Moeinian

When the Day of Judgment arrives, their faces will look like the criminals who are being led to the prison. Then they will be said: "This is the time that you were wondering when it will happen."

E. Henry Palmer

And when they see it nigh, sorry shall be the faces of those who misbelieve; and it shall be said, 'This is that for which ye used to call!'

Edip-Layth

So when they see it near, the faces of those who rejected will turn miserable, and it will be proclaimed: "This is what you had called for!"

George Sale

But when they shall see the same nigh at hand, the countenance of the infidels shall grow sad: And it shall be said unto them, this is what ye have been demanding.

Hamid S. Aziz

But when they shall see it nigh, the faces of those who disbelieve shall be sorry, and it shall be said, "This is that which you used to call for. "

Mahmoud Ghali

Then, as soon as they see it drawn forward, the faces of the disbelievers will be vexed, and it will be said, "This is (the thing) that you used to claim. "

Marmaduke Pickthall

But when they see it nigh, the faces of those who disbelieve will be awry, and it will be said (unto them): This is that for which ye used to call.

Mohamed Ahmed - Samira

When they realise it has come upon them, distraught will be the faces of unbelievers. They will be told: "This is what you asked for."

Muhammad Asad

Yet in the end, when they shall see that [fulfilment] close at hand, the faces of those who were bent on denying the truth will be stricken with grief; and they will be told, "This it is that you were [so derisively] calling for!"

Mustafa Khattab

Then when they see the torment drawing near, the faces of the disbelievers will become gloomy, and it will be said ˹to them˺, "This is what you claimed would never come."[1]

Progressive Muslims

So when they see it near, the faces of those who rejected will turn miserable, and it will be proclaimed: "This is what you had called for!. "

Rashad Khalifa

When they see it happening, the faces of those who disbelieved will turn miserable, and it will be proclaimed: "This is what you used to mock."

Sahih International

But when they see it approaching, the faces of those who disbelieve will be distressed, and it will be said, "This is that for which you used to call. "

Sam Gerrans

Then when they see it approaching, the faces of those who ignore warning will be distressed, and it will be said: “This is that for which you called.”

Shabbir Ahmed

But when they see it close at hand, grieved will be the faces of the rejecters, and they will be told, "This it is which you were calling for. "

Syed Vickar Ahamed

At length, when they see it (the time) close at hand, painful will be the faces of the unbelievers, and it will be said (to them): This is (the Promise fulfilled), which you were asking for!

Taqi Usmani

Then, once they will see it approaching, the faces of the disbelievers will be turned awkward, and it will be said, "This is what you were calling for!"

The Monotheist Group

So when they see it near, the faces of those who rejected will turn miserable, and it will be proclaimed: "This is what you had called for!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mülk suresi, 27. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mülk suresi, 27. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mülk suresi, 27. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩