Mülk suresi

Mülk suresi, 29. ayet

Mülk suresi, 29. ayet. قُلْ هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَا فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

ḳul hüve-rraḥmânü âmennâ bihî ve`aleyhi tevekkelnâ. feseta`lemûne men hüve fî ḍalâlim mübîn.

Diyanet İşleri

De ki: "O, Rahman'dır. O'na iman ettik, yalnızca O'na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mülk 26–30 · surenin 29. ayeti / 30

Konu De ki: sorular ve son uyarı Mülk 22–30 3

  1. Mülk 26

    De ki: "O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."

  2. Mülk 27

    Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkar edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, "İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir" denir.

  3. Mülk 28

    De ki: "Söyleyin bakalım: Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helak etti, yahut bize acıdı. Peki, ya inkarcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?"

  4. 29

    De ki: "O, Rahman'dır. O'na iman ettik, yalnızca O'na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"

  5. Mülk 30

    De ki: "Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

29. Kafirler, kendilerinin hidâyet üzere, peygamberin de sapıklık üzere olduğunu söylemişler, tekrar tekrar bu hususu dile getirip bunu açıkça ifade ettiler, bu uğurda tartıştılar ve savaştılar. Yüce Allah da Peygamberine hem kendisinin hem de kendisine uyanların durumunu haber vermesini emretti. Böylelikle herkes, onların hidâyet ve takvâlarını da açıkça anlamış olacaktı. Bu şöyle dile getirilmektedir: “De ki: O, Rahmân’dır. Biz O’na iman ettik ve yalnız O’na tevekkül ettik.” İman hem kalbin tasdikini kapsar, hem gizli ve açık amelleri kapsar. Amellerin varlığı ve kemâli, Allah’a tevekküle bağlı olduğundan dolayı Yüce Allah, diğer ameller arasından özellikle tevekkülü söz konusu etmektedir. Yoksa tevekkül aslında imanın kapsamı içerisindedir ve onun gereklerindendir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Eğer müminseniz yalnız Allah’a tevekkül edin.” (el-Mâide, 5/23)

Peygamberin ve ona tabi olanların durumu işte budur. Bu ise kurtuluşa ermenin yegane yoludur. Bahtiyar olmak da bununla mümkündür. Düşmanlarının hali ise bunun zıddıdır. Onların imanları da yoktur tevekkülleri de yoktur. İşte bu yolla kimin hidâyet üzere kimin de apaçık bir sapıklık üzere olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- O müşriklere de ki: “O, sizi bir tek kendine ibadet etmeye davet eden Rahman’dır. Biz, bir tek ona iman ettik ve işlerimizde bir tek ona güvendik. Dosdoğru yolda olan kimselerden ayrılarak apaçık dalalete düşenin kimlerin olduğunu -kaçınılmaz olarak- öğreneceksiniz.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُلْ kul de ki kök: قول
  2. هُوَ huve O
  3. ٱلرَّحْمَـٰنُ r-rahmanu çok merhametlidir kök: رحم
  4. ءَامَنَّا amenna inanmışşızdır kök: امن
  5. بِهِۦ bihi O'na
  6. وَعَلَيْهِ ve aleyhi ve O'na
  7. تَوَكَّلْنَا ۖ tevekkelna dayanmışızdır kök: وكل
  8. فَسَتَعْلَمُونَ fesetea'lemune yakında bileceksiniz kök: علم
  9. مَنْ men kimdir
  10. هُوَ huve O
  11. فِى fi içinde olan
  12. ضَلَـٰلٍۢ delalin bir sapıklık kök: ضلل
  13. مُّبِينٍۢ mubinin apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    De ki: "Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur'an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa,…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

58 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

De ki: "O, Rahmân'dır. O'na inandık ve yalnızca O'na güvendik. Kimin apaçık bir şaşkınlık içinde olduğunu ileride bileceksiniz."

Mustafa İslamoğlu

De ki: "(İşte kurtaracak olan) O Rahman'dır! Biz O'na iman ettik ve O'na güvendik. (Size gelince): kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu günü gelince öğreneceksiniz.

Muhammed Esed

De ki: "O, Rahman'dır; biz O'na iman ettik ve O'na güvendik; kimin açık bir sapıklıkta olduğunu zamanı geldiğinde anlayacaksınız."

Ahmed Hulusi

De ki: "O, Rahman'dır; O'na hakikatimiz olarak iman ettik ve O'na tevekkül ettik! Kimin apaçık yanlış düşünce içinde olduğunu yakında bileceksiniz!"

Ali Bulaç

De ki: "O (Allah) Rahman olan (esirgeyen koruyan)dır; biz O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık siz kimin açık bir sapmışlık içinde olduğunu pek yakında bileceksiniz."

Ali Özek ve heyeti

De ki: (Sizi imana davet ettiğimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!

Ali Rıza Safa

De ki: "O, Bağışlayandır. O'na inandık ve O'na güvendik. Kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu, artık yakında öğreneceksiniz!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Bizim Rabbimiz Rahman'dır. O'na inandık ve yalnız O'na güvendik. Yakında, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."

Edip Yüksel

De ki: "O Rahman'dır; biz O'nu onayladık ve O'na güvendik. Kimin gerçekten tam bir sapıklık içinde olduğunu ileride öğreneceksiniz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De ki, 'O Rahman'dır; biz O'na inandık ve O'na güvendik. Kimin gerçekten tam bir sapıklık içinde olduğunu ileride öğreneceksiniz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "O, öyle Rahman'dır, işte biz O'na iman ettik ve O'na dayanmaktayız. İleride sizler de kimin açık bir sapıklık içinde bulunduğunu bileceksiniz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: O öyle Rahman, işte biz ona iyman ettik ve ona dayanmaktayız, ileride sizler de bileceksiniz ki o açık bir dalal içinde bulunan kim?

Erhan Aktaş

De ki: "O, Rahmeti Kesintisiz Olan'dır. O'na iman dipnot 1 ettik ve O'na tevekkül dipnot 2 ettik. Artık kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu yakında bileceksiniz."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İman; güvenli olmak, emin olmak, onaylamak, gönülden benimsemek, korku ve endişeden emin kılmak, güven vermek demektir. İman, bilginin, bilimin konusu değildir, aklın ve kalbin konusudur. İman dogma değildir, akletmeden, sorgulamadan, emin olunmadan, kanıt aramaksızın, inanmaya iman denemez. İman etmek; emin olmayı, emin olmak bilmeyi, bilmek aklı gerektirir. Kendi aklı ile iman etmeyenin, kendi aklı ile inkar edenden farkı yoktur. İman eden kimseye Mü'min denir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yapıp, yapılması gereken her şeyi yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "O, rahmeti kesintisiz olandır. O'na iman ettik ve O'na tevekkül dipnot 1 ettik. Artık kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu yakında bileceksiniz."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "O, rahmeti kesintisiz olandır. O'na iman ettik ve O'na tevekkül dipnot 1 ettik. Artık kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu yakında bileceksiniz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.

Gültekin Onan

De ki: "O (Tanrı) Rahman olandır; biz O'na inandık ve O'na tevekkül ettik. Artık siz kimin açık bir sapmışlık içinde olduğunu pek yakında bileceksiniz."

Hasan Basri Çantay

De ki: "(Sizi kendisine davet etdiğimiz) O (Zat-i ecelle ve a'la), rahmeti bütün yaratdıklarına şamil olan (Allah) dır ki biz Ona iman etdik ve ancak Ona güvenib dayandık. Artık apaçık bir sapıklık içinde bulunan kimmiş? İleride siz de bileceksiniz".

İbni Kesir

De ki: O, Rahman'dır. Biz, O'na inandık ve O'na tevekkül ettik. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz.

Mehmet Alagaş

(25-30) Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen iz vaadiniz ne zaman? De ki onun bilgisi Allah’ın yanındadır , kesinlikle ben apaçık bir uyarıcıyım. Onun / vaadin yaklaştığını gördüklerinde kafirlerin yüzünün kötüleştiğini görürsün işte davet edildiğiniz şey budur denilir. De ki ben ve beraberimdekileri Allah helak ederse yahut da merhamet ederse, kim kafirleri acıtıcı azaptan kurtarır, gösterebilir misiniz? (Ben ve beraber olduklarım olmasak dahi siz yine Rahmana muhtaçsınız) De ki O acıyandır / rahmandır, O’na iman ettik ve O’na tevekkül ettik , yakında kimin apaçık bir sapıklıkta olacağını bileceksiniz. De ki suyunuz saçılıp derinlere gittiğinde kim size akan bir su getirebilir ki gösterebilir misiniz?

Rowwad Tercüme Merkezi

De ki: “O, Rahman’dır. O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Kimin apaçık bir dalalette olduğunu yakında öğreneceksiniz.''

Süleyman Ateş

De ki: "O, çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "İyiliği sonsuz olan O'dur; biz O'na inanıp güvendik ve O'nu kendimize vekil ettik. Açık bir sapıklık içinde olanın kim olduğunu yakında öğrenirsiniz."

Şaban Britch

De ki: O, Rahman’dır. O’na iman ettik, yalnızca O’na tevekkül ettik. Kimin açık bir dalalette olduğunu yakında öğreneceksiniz.

Şaban Piriş

De ki: -Bizim kendisine iman ettiğimiz ve güvenip dayandığımız Rahman'dır. Kimin açık bir dalalette olduğunu yakında öğreneceksiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Rahman'dır O, O'na inandık biz ve yalnız O'na güvendik. Yakında bileceksiniz kimmiş apaçık sapıklığın içinde."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "He is AL-Rahman, we believed in Him and in Him we trust". "And soon will you know who has erred and evidently strayed from the path of righteousness".

Abdul Haleem

Say, ‘He is the Lord of Mercy; we believe in Him; we put our trust in Him. You will come to know in time who is in obvious error.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "He is (Allah) Most Gracious: We have believed in Him, and on Him have we put our trust: So, soon will ye know which (of us) it is that is in manifest error."

Abul A'la Maududi

Say to them: "He is Merciful, and it is in Him that we believe, and it is in Him that we put all our trust. dipnot 1 Soon will you know who is in manifest error."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, we have believed in God, and you are denying Him; we have put our trust in Him, and you have put your trust in yourself, your own resources and false deities besides Allah; therefore, only we deserve to be shown mercy by Allah, not you.

Aisha Bewley

Say: ‘He is the All-Merciful. We have iman in Him and trust in Him. You will soon know who is clearly misguided.’

Al-Hilali & Khan

Say: "He is the Most Gracious (Allâh), in Him we believe, and in Him we put our trust. So you will come to know who it is that is in manifest error."

Ali Quli Qarai

Say, ‘He is the All-beneficent; we have faith in Him, and in Him do we trust. Soon you will know who is in manifest error.’

Amatul Rahman Omar

Say, `He is the Most Gracious (God), in Him have we believed and in Him have we put our trust. And you will soon know which one of us is in manifest error.'

Arthur John Arberry

Say: 'He is the All-merciful. We believe in Him, and in Him we put all our trust. Assuredly, you will soon, know who is in manifest error.

Bijan Moeinian

Tell them: "God is the Most Merciful to us for the simple reason that we believe in God and in God we trust. "

E. Henry Palmer

Say, 'He is the Merciful; we believe in Him, and upon Him do we rely; and ye shall shortly know who it is that is in obvious error!'

Edip-Layth

Say, "He is the Gracious; we acknowledge Him, and we put our trust in Him. You will come to find out who is clearly astray."

George Sale

Say, He is the Merciful; in Him do we believe, and in Him do we put our trust. Ye shall hereafter know who is in a manifest error.

Hamid S. Aziz

Say, "He is the Beneficent. We believe in Him and in Him do we put our trust. And you will come to know who it is that is in error manifest."

Mahmoud Ghali

Say, "He is The All-Merciful. We believe in Him, and in Him we put our trust. So, you will soon know who it is that is in evident error"

Marmaduke Pickthall

Say: He is the Beneficent. In Him we believe and in Him we put our trust. And ye will soon know who it is that is in error manifest.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "He is the benevolent; in Him do we believe, and in Him do we place our trust. You will now realise who is in manifest error."

Muhammad Asad

Say: "He is the Most Gracious: we have attained to faith in Him, and in Him have we placed our trust; and in time you will come to know which of us was lost in manifest error. "

Mustafa Khattab

Say, "He is the Most Compassionate—in Him ˹alone˺ we believe, and in Him ˹alone˺ we trust. You will soon know who is clearly astray."

Progressive Muslims

Say: "He is the Almighty; we believe in Him, and we put our trust in Him. You will come to find out who is clearly astray."

Rashad Khalifa

Say, "He is the Most Gracious; we believe in Him, and we trust in Him. You will surely find out who is really far astray."

Sahih International

Say, "He is the Most Merciful; we have believed in Him, and upon Him we have relied. And you will [come to] know who it is that is in clear error."

Sam Gerrans

Say thou: “He is the Almighty. We believe in Him, and in Him we place our trust. And you will come to know who is in manifest error.”

Shabbir Ahmed

Say, "He is the Beneficent. In Him we believe and in Him we place our trust, (so our Mission will succeed). And soon you will come to know who it is that is in obvious error."

Syed Vickar Ahamed

Say: "He is (Allah), Most Gracious (Rahmán): We have believed in Him, and on Him have we put our trust: So, soon will you know which (of us) who is in serious error. "

Taqi Usmani

Say, "He is the RaHmān; we have believed in Him, and in Him we placed our trust. So, you will soon come to know who is in open error."

The Monotheist Group

Say: "He is the Almighty; we believe in Him, and we put our trust in Him. You will come to find out who is clearly astray."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mülk suresi, 29. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mülk suresi, 29. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mülk suresi, 29. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩