Mü'min suresi

Mü'min suresi, 18. ayet

Mü'min suresi, 18. ayet. وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْـَٔازِفَةِ إِذِ ٱلْقُلُوبُ لَدَى ٱلْحَنَاجِرِ كَٰظِمِينَ مَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ حَمِيمٍ وَلَا شَفِيعٍ يُطَاعُ

veenẕirhüm yevme-l'âzifeti iẕi-lḳulûbü lede-lḥanâciri kâżimîn. mâ liżżâlimîne min ḥamîmiv velâ şefî`iy yüṭâ`.

Diyanet İşleri

Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 15–21 · surenin 18. ayeti / 85
  1. Mü'min 15

    O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arş'ın sahibidir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için, iradesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir.

  2. Mü'min 16

    O gün onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan, her şeyi kudret ve hakimiyeti altında tutan Allah'ındır

  3. Mü'min 17

    Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün asla zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

  4. 18

    Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.

  5. Mü'min 19

    Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.

  6. Mü'min 20

    Allah, hak ve adaletle hükmeder. Allah'tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

  7. Mü'min 21

    Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Böyle iken Allah, günahları sebebiyle onları yakaladı. Onları Allah'ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

18. Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır: “Onları yaklaşan güne karşı uyar.” Yani onları dehşetli hallerine, sıkıntılarına, sarsıntılarına kavuşma vaktinin oldukça yaklaştığı o Kıyamet günü ile korkut.

“Zira (o günün dehşetinden) yürekler ağza gelecek, gam ve kederle dolup yutkundukça yutkunacaklardır.” Yani kalpler ta gırtlaklara dayanmış olacak, içleri her türlü düşünceden boşalmış olacaktır. Kalpler dehşet ve sıkıntılardan gırtlaklara kadar ulaşırken gözler de yuvalarından dışarı fırlamış olacaktır. “Rahman olan Allah’ın kendisine izin verdiklerinden başkası konuşmayacak ve onlar da doğruyu söyleyeceklerdir.” (en-Nebe’, 78/38) Kalplerinin içindeki büyük dehşetlerden, korkunç, rahatsız ve tedirgin edici hallerden dolayı yutkunacaklardır.

“Zalimlerin ne candan bir dostu” yakını, arkadaşı “ne de şefaati kabul edilecek bir şefaatçisi olacaktır.” Çünkü şefaatçiler, şirk işleyerek nefsine zulmetmiş kimse için şefaat etmeyeceklerdir. Onların şefaat edeceklerini farz etsek dahi Yüce Allah, onların şefaatlerine razı olmayacak ve onu kabul etmeyecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Kıyamet günü ile onları korkut. O kıyamet günü yaklaşmış ve gelecektir. Her gelecek olan şey yakındır. O günün şiddetli korkusundan kalpler, o kimselerin boğazlarına kadar yükselir. Rahman'ın izin verdikleri hariç, onlardan hiçbiri konuşamaz ve konuşmadan sessizce beklerler. Kendi nefislerine şirk ve günah ile zulmedenler için o gün bir dost ya da yakın yoktur. Eğer ona şefaat edecek olduğu farz edilse, sözü dinlenecek bir şefaatçisi de yoktur.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَنذِرْهُمْ ve enzirhum ve onları uyar kök: نذر
  2. يَوْمَ yevme güne (karşı) kök: يوم
  3. ٱلْـَٔازِفَةِ l-azifeti yaklaşan kök: ازف
  4. إِذِ izi zira
  5. ٱلْقُلُوبُ l-kulubu yürekler kök: قلب
  6. لَدَى leda dayanmıştır
  7. ٱلْحَنَاجِرِ l-hanaciri gırtlaklara kök: حنجر
  8. كَـٰظِمِينَ ۚ kazimine yutkunur dururlar kök: كظم
  9. مَا ma yoktur
  10. لِلظَّـٰلِمِينَ lizzalimine zalimlerin kök: ظلم
  11. مِنْ min hiçbir
  12. حَمِيمٍۢ hamimin dostu kök: حمم
  13. وَلَا ve la ve yoktur
  14. شَفِيعٍۢ şefiin bir aracıları kök: شفع
  15. يُطَاعُ yutau sözü tutulur kök: طوع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حنجر (2 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli…

  • Aynı kök: ازف (3 geçiş)

    Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat · Aynı kök: نذر (130 geçiş)

    Kendileri için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab'lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah'a karşı gelmekten…

  • Aynı kök: حمم (21 geçiş) · Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat · Ortak kavram: Kalp

    Allah katında, O'nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret) · Ortak kavram: Kalp

    (193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Kalp

    Ey iman edenler! Siz eğer kafir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yaklaşan gün dipnot 1 hakkında onları uyar! Çünkü (o anda) dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelecektir. Zalimlerin hiçbir dostu ve sözü dinlenir hiçbir şefaatçisi yoktur.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah bu ayette mahşer gününün [yevmü'l-âzifeh] "yaklaşmakta olan gün" olduğunu bildirmektedir. Ayette geçen [el-âzifeh] kelimesi Kamer 54:1. ayet gereği "Son Saat", Necm 53:57 gereği "yaklaşan şey" yani "kıyamet günü" anlamına gelmektedir. Kur'an'da bir kez de Al-i İmrân 3:134'te [el-kâzımîne] şeklinde geçen [kâzımîne] kelimesi "yutanlar" anlamına gelmekte, burada da kişinin sıkıntılı zamanında yutkunarak yüreklerin ağızlara gelmesi bağlamında kullanılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Ve onları yüreklerin sahibini boğarcasına gırtlağa dayanacağı dehşet gününe karşı uyar: o gün zalimler ne samimi bir dost, ne de sözü geçen bir şefaatçi bulacaktır.

Muhammed Esed

Bu sebeple, onları yüreklerin boğulurcasına gırtlağa dayanacağı o yaklaşan Gün'e karşı uyar! (o Gün) zalimler ne bir dost bulacaklar, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi.

Ahmed Hulusi

Yaklaşan ölüm süreci ile onları uyar! O zaman gamla dolu olarak yürekleri gırtlaklarına dayanmıştır! Zalimlerin ne bir dostu ve ne de itaat ederse (kurtaracak) bir şefi vardır.

Ali Bulaç

Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yoktur.

Ali Özek ve heyeti

Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Çünkü o, onda dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir şefaatçisi vardır.

Ali Rıza Safa

Yaklaşan gün hakkında onları uyar. Yürekler gırtlağa dayanmıştır; yutkunup dururlar. Haksızlık yapanlar için, ne bir dost ne de sözü dinlenecek bir ara bulucu yoktur.

Bayraktar Bayraklı

Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Yürekler gırtlaklara dayanacaktır, habire yutkunacaklar. Zalimlerin ne bir dostu, ne de sözü dinlenir yardımcıları olacaktır.

Edip Yüksel

Onları yaklaşan gün hakkında uyar, o zaman yürekler gırtlaklara dayanmıştır, yutkunurlar. Zalimler için ne bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları yaklaşan gün hakkında uyar, o zaman yürekler gırtlaklara dayanmıştır, yutkunurlar. Zalimler için ne bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçı vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de o yaklaşan felaket gününü onlara haber ver ki, o zaman yürekleri gırtlaklara dayanmış yutkunur da yutkunurlar. Zalimler için ne ısınacak bir hısım (ne sıcak bir yakın) vardır, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi!

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem haber ver onlara o yaklaşan felaket gününü: O dem ki yürekler gırtlaklara dayanmış yutkunur da yutkunurlar; zalimler için ne ısınacak bir hısım vardır, ne dinlenecek bir şefi.

Erhan Aktaş

Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O Gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi dipnot 1 vardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şefaat, kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat etme" inancı kesinlikle şirktir (2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi dipnot 1 vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yardımcı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

Gültekin Onan

Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman kalpler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yoktur.

Hasan Basri Çantay

Onlara o yakın günün tehlikesini anlat. O zaman yürekleri — gamla dolu ve herkes ebsem olarak — ta gırtlakların yanındadır. Zaalimlerin ne müşfik bir yakın, ne de (şefaati) dinlenebilecek bir aracısı yokdur.

İbni Kesir

Onları yaklaşan gün ile uyar. O zaman ki; yürekler ağızlara gelecek, tasadan yutkunacaklar. Zalimlerin ne dostu, ne de dinlenecek şefaatçısı olur.

Mehmet Alagaş

(10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyarıp korkut; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

Süleyman Ateş

Onları yaklaşan güne karşı uyar. Zira (o gün) yürekler, (korkudan adeta yerinden sökülüp) gırtlaklara dayanmıştır; (kederlerini) yutkunur dururlar. Zalimlerin ne bir dostu, ne de sözü tutulur bir aracıları yoktur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çok yakında gelecek olan o gün konusunda onları uyar. O, yüreklerin ağza geleceği, boğazların düğümleneceği gündür. Yanlış yapanların ne bir can yoldaşı olacak ne de sözü dinlenecek bir şefaatçısı dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şefaat ile iligli baknız: Bakara 2/48 ve dipnot

Şaban Britch

Onları, iyice yaklaşan günden uyarıp, korkut. O zaman yürekler kederli bir halde gırtlaklara dayanır. Zalimler için bir dost ve sözü dinlenen bir şefaatçi de yoktur.

Şaban Piriş

Onları, iyice yaklaşan, korkudan yüreklerin ağza geldiği, gün ile uyar. Zalimler için bir koruyucu ve sözü dinlenen bir şefaatçi de yoktur.

Yaşar Nuri Öztürk

Onları, yaklaşan felaket günü hakkında uyar! Yürekler gırtlaklara dayanmıştır; habire yutkunurlar. Zalimlerin ne bir dostu vardır ne de sözü dinlenir bir şefaatçıları.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Caution them O Muhammad; against the approaching Day of Resurrection when the hearts sink, choking the breath, the tongue and the utterance, connoting extreme fear disabling them to put their thoughts into words; there and then shall they find no friend nor an intercessor whose mediation is accepted.

Abdul Haleem

Warn them [Prophet] of the ever-approaching Day, when hearts are at throats, choking them. The evildoer will have no friends, nor any intercessor to be heeded.

Abdullah Yusuf Ali

Warn them of the Day that is (ever) drawing near, when the hearts will (come) right up to the throats to choke (them); No intimate friend nor intercessor will the wrong-doers have, who could be listened to.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), then warn them of the Day that has drawn near, dipnot 1 the Day when hearts full of suppressed grief will leap up to the throats and the wrong-doers shall neither have any sincere friend dipnot 2 nor intercessor whose word will be heeded. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In the Quran the people have been made to realize again and again that Resurrection is not far off but has approached near at hand, and can take place any moment. In(Surah An-Nahal, Ayat 1), it has been said: Allah’s judgment has come, so do not clamor for hastening it. In (Surah Al-Anbiya, Ayat 1): The time of the reckoning of the people has drawn near, and yet they are turning away in heedlessness. In(Surah Al-Qamar, Ayat 1): The Hour of Resurrection has drawn near and the moon has split asunder. And in(Surah An-Najm, Ayat 57): That which is coming is near at hand, none but Allah can avert it. All this is meant to warn the people to the effect that they should not become fearless of Resurrection thinking it to be yet far away, but should mend their ways and reform themselves at once.
  2. metne dön, dipnot 2
    The word hameem as used in the original implies such a friend of a person as is aroused to action when he sees him being beaten, and rushes forward to protect and save Him.
  3. metne dön, dipnot 3
    This thing has been said to refute the concept of intercession held by the disbelievers. As a matter of fact, the wicked people will have no intercessor at all, for permission to intercede, if at all granted, can be granted only to the righteous servants of Allah, and Allah’s righteous servants can never make friends with the disbelievers, polytheists and sinners so that they should even think of intruding on their behalf to save them. But as the disbelievers have generally held, and still hold, the belief that the saints, whose disciples they are, will not allow that they go to Hell, but will see that they are forgiven. Therefore, it has been said: There will be no such intercessor there who may have to be listened to, and whose recommendation Allah may have to accept necessarily.

Aisha Bewley

And warn them of the Day of Immediacy when hearts rise choking to the throat. The wrongdoers will have no close friend nor any intercessor who might be heard.

Al-Hilali & Khan

And warn them (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) of the Day that is drawing near (i.e. the Day of Resurrection), when the hearts will be choking the throats, and they can neither return them (hearts) to their chests nor can they throw them out. There will be no friend, nor an intercessor for the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers), who could be given heed to.

Ali Quli Qarai

Warn them of the Imminent Day when the hearts will be at the throats, choking with suppressed agony, [and] the wrongdoers will have no sympathizer, nor any intercessor who might be heard.

Amatul Rahman Omar

And warn these people of the day drawing nigh, (day by day,) when the hearts will leap to their throats due to suppressed grief. The unjust will have no warm (hearted) friend, nor any intercessor who will be listened to (and could prevail for them on that day).

Arthur John Arberry

And warn them against the Day of the Imminent when, choking with anguish, the hearts are in the throats and the evildoers have not one loyal friend, no intercessor to be heeded.

Bijan Moeinian

Let them know that the Day is approaching very fast when the hearts will leap up to the throat and they will stay motionless at awe. Wrongdoers then will be so sorry; they will have no friend or a counselor to defend them.

E. Henry Palmer

And warn them of the day that approaches, when hearts are choking in the gullets; those who do wrong shall have no warm friend, and no intercessor who shall be obeyed.

Edip-Layth

Warn them of the imminent day, when the hearts will reach the throats, and many will be remorseful. For the transgressors there will be no friend, nor intercessor to be obeyed.

George Sale

Wherefore warn them, O prophet, of the day which shall suddenly approach; when men's hearts shall come up to their throats, and strangle them. The ungodly shall have no friend or intercessor who shall be heard.

Hamid S. Aziz

And warn them of the day that draws near, when heart shall rise up to the throats to choke them; the wrongdoers shall have no compassionate friend nor any intercessor who will be heard.

Mahmoud Ghali

And warn them against the Day of theImminent (Doom) as the hearts are close to the larynxes, and they are repressing (anguish inwardly); in no way will the unjust have any intimate (friend) nor any constant intercessor to be obeyed.

Marmaduke Pickthall

Warn them (O Muhammad) of the Day of the approaching (doom), when the hearts will be choking the throats, (when) there will be no friend for the wrong-doers, nor any intercessor who will be heard.

Mohamed Ahmed - Samira

Warn them of the coming day inevitable, when hearts would jump to the throats, filling them with anguish. The sinners will have neither friend nor intercessor whose (word) will be heeded.

Muhammad Asad

Hence, warn them of that Day which draws ever nearer, when the hearts will chokingly come up to the throats: no loving friend will the evildoers have, nor any intercessor who would be heeded:

Mustafa Khattab

Warn them ˹O Prophet˺ of the approaching Day when the hearts will jump into the throats, suppressing distress. The wrongdoers will have neither a close friend nor intercessor to be heard.

Progressive Muslims

And warn them of the imminent Day, when the hearts will reach the throats, and many will be remorseful. The transgressors will have no friend nor intercessor to be obeyed.

Rashad Khalifa

Warn them about the imminent day, when the hearts will be terrified, and many will be remorseful. The transgressors will have no friend nor an intercessor to be obeyed.

Sahih International

And warn them, [O Muúammad], of the Approaching Day, when hearts are at the throats, filled [with distress]. For the wrongdoers there will be no devoted friend and no intercessor [who is] obeyed.

Sam Gerrans

And warn thou them of the Day of the Drawing Near, when the hearts will choke in the throats: — No loyal friend for the wrongdoers! No intercessor who is obeyed!

Shabbir Ahmed

Hence, warn them of the Day which draws near - when the hearts will throb muffling the voices in the sound boxes. No bosom friend will be there for the violators of human rights, nor shall any mediator be granted audience.

Syed Vickar Ahamed

And warn them of the Day, which is (always) coming closer, when the hearts will (come) right up to the throats to choke (the unbelievers): No close friend, nor anybody will the wrongdoers have to plead, who could be listened from.

Taqi Usmani

And warn them of the Day of approaching horror, when hearts will jump up into the throats, (and they will be) choked. There will be neither a friend for the unjust, nor an intercessor to be listened to.

The Monotheist Group

And warn them of the imminent Day, when the hearts will reach the throats, and many will be remorseful. The transgressors will have no friend nor intercessor to be obeyed.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 18. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 18. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 18. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩