Diyanet İşleri
(23-24) Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a, Haman'a ve Karun'a gönderdik. Onlar ise; "Bu çok yalancı bir sihirbazdır" dediler.
Mü'min suresi
Mü'min suresi, 24. ayet. إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَقَٰرُونَ فَقَالُوا۟ سَٰحِرٌ كَذَّابٌ
ilâ fir`avne vehâmâne veḳârûne feḳâlû sâḥirun keẕẕâb.
(23-24) Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a, Haman'a ve Karun'a gönderdik. Onlar ise; "Bu çok yalancı bir sihirbazdır" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yeryüzünde dolaşın; Mûsâ ve Firavun Mü'min 21–27 3
Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Böyle iken Allah, günahları sebebiyle onları yakaladı. Onları Allah'ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı.
Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Şüphesiz O, güçlüdür, cezası da çok şiddetlidir.
(23-24) Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a, Haman'a ve Karun'a gönderdik. Onlar ise; "Bu çok yalancı bir sihirbazdır" dediler.
Musa onlara tarafımızdan gerçeği getirince, "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Fakat kafirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.
Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum."
Musa da, "Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
24. Bu şekilde onu, “Firavun’a”, onun veziri olan “Hâmân’a ve” Mûsâ’nın kavminden olmakla birlikte elindeki malı sebebi ile kavmine karşı azgınlaşan “Kârûn’a” gönderdik. Hepsi de onu kesin ve ağır bir şekilde reddederek; “Bu, bir sihirbaz, bir yalancı!, dediler.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun'a, veziri Haman'a ve Karun'a gönderdik. Dediler ki: "Musa, iddia ettiği peygamberlikte yalancı bir sihirbazdır."
Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Firavun'un kavminden ileri gelenler, dediler ki: "Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır."
Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler."
Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Sihirbazlar Firavun'a geldiler. "Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır, değil mi?" dediler.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(23, 24) Yemin olsun ki Musa'yı da ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a, dipnot 1 Haman'a ve Karun'a göndermiştik de (onlar "Bu) bir büyücüdür; çok yalancıdır!" demişlerdi.
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a... Fakat onlar "Yalancı sihirbazın teki" demişlerdi.
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a; ama onlar (yalnızca), "O, bir büyücüdür, bir yalancıdır!" demişlerdi.
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a (irsal ettik). . . Dediler ki: "Çok yalancı bir büyücüdür. "
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama onlar: "(Bu,) yalan söyleyen bir büyücüdür" dediler.
Firavun, Hâmân ve Karun'a gönderdik. Onlar: Bu, çok yalancı bir sihirbazdır! dediler.
Firavun, Haman ve Karun'a. Fakat şöyle dediler: "Yalancı bir büyücü!"
- Andolsun ki biz, Musa'yı mucizelerimizle ve apaçık delille Firavun, Haman ve Karun'a gönderdik. Onlar, "Bu, yalancı bir büyücüdür" dediler.
Firavuna, Haman'a ve Karun'a... "Bu sihirbazın ve yalancının biridir" dediler. dipnot 1
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a... 'Bu sihirbazın ve yalancının biridir,' dediler.
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a; onlar dediler ki: "Bu bir sihirbaz, bir yalancı."
Fir'avn'e ve Haman'e ve Karun'a da dediler ki: bir sihirbaz, bir yalancı
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Fakat onlar: "Bu yalancı bir sihirbazdır." dediler.
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Fakat onlar: "Bu yalancı bir sihirbazdır." dediler.
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Fakat onlar: "Bu yalancı bir sihirbazdır." dediler.
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama onlar: "(Bu,) Yalan söyleyen bir büyücüdür" dediler.
(23-24) Andolsun ki biz Musayı mucizelerimizle ve apaçık bir hüccetle Fir'avna, Hamane ve Kaaruna gönderdik de (ona) "Çok yalancı bir sihirbaz" dediler..
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Bu, yalancı sihirbazın biridir, dediler.
(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.
Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a gönderdik. Dediler ki: "O bir sihirbazdır, bir yalancıdır."
Fir'avn'e, Haman'a ve Karun'a. "(Bu,) Yalancı bir büyücüdür." dediler.
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a... Onlar "O bir sihirbazdır, yalancının tekidir!" dediler dipnot 1 .
Onu Firavun'a, Haman'a ve Karun'a gönderince "yalancı büyücü" demişlerdi.
Firavun’a, Haman’a ve Karun’a... Hemen: Yalancı bir sihirbaz! demişlerdi
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a... Hemen: -Yalancı bir sihirbaz! demişlerdi
Firavun'a, Haman'a ve Karun'a göndermiştik de onlar şöyle demişlerdi: "Tam yalancı bir sihirbazdır bu!"
He was sent to I'haraoh, Haman and Qaroon who called him a necromancer skilled in magic and a great liar.
to Pharaoh, Haman, and Korah and they said, ‘Sorcerer! Liar!’
To Pharaoh, Haman, and Qarun; but they called (him)" a sorcerer telling lies!"...
to Pharaoh and Haman dipnot 1 and Korah. They said: "(He is) a sorcerer, an utter liar." dipnot 2
to Pharaoh, Haman and Qarun. But they said, ‘A lying magician.’
To Fir‘aun (Pharaoh), Hâmân and Qârûn (Korah), but they called (him): "A sorcerer, a liar!"
to Pharaoh, Hāmān and Korah, but they said, ‘A magician, a mendacious liar. ’
Towards Pharaoh, Hâmân and Korah, yet they said, `(This man is) a sorcerer, a great liar. '
to Pharaoh, Haman and Korah; they said, 'A lying sorcerer!'
Instead of submitting themselves, they denied [the undeniable] and called him a "sorcerer" and a “liar!”
unto Pharaoh and Haman and Qarun. They said, 'A lying sorcerer!'
To Pharaoh, Haman, and Qarun. But they said, "A lying magician!"
unto Pharaoh, and Haman, and Karûn; and they said, he is a sorcerer, and a liar.
To Pharaoh and Haman and Korah, but they said, "A lying sorcerer. "
To Firaawn, (Pharaoh) and Haman, and Qarûn (Korah). Yet they said, "A sorcerer, a constant liar."
Unto Pharaoh and Haman and Korah, but they said: A lying sorcerer!
To Pharaoh, Haman and Qarun. But they said: "He is only a deceiving sorcerer."
unto Pharaoh, and Haman, and Qarun; but they [only] said, "A spellbinder is he, a liar!"
to Pharaoh, Hamân, and Korah. But they responded: "Magician! Total liar!"
To Pharaoh, Haamaan, and Qaaroon. But they said: "A lying magician!"
To Pharaoh, Haamaan, and Qaaroon. But they said, "A magician; a liar."
To Pharaoh, Haman and Qarun; but they said, "[He is] a magician and a liar. "
To Pharaoh and Hāmān and Qārūn; they said: “A sorcerer and a liar.”
To Pharaoh, Haman and Qarun (Korah), (the archetypes of tyranny, priesthood, and wealth respectively), but they said, "A spellbinder is he, a liar. " (28:6), (29:39).
(And) to Firon (Pharaoh), Haman, and Qârûn (Qaroon); But they called (him) "A magician telling lies!". ..
to Pharaoh and Hāmān and Qārūn, but they said, "He is a sorcerer, a liar."
To Pharaoh, Haamaan, and Qaroon. But they said: "A lying magician!"