Diyanet İşleri
O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim."
Mü'min suresi
Mü'min suresi, 38. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُونِ أَهْدِكُمْ سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ
veḳâle-lleẕî âmene yâ ḳavmi-ttebi`ûni ehdiküm sebîle-rraşâd.
O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun ailesinden imanını gizleyen adam Mü'min 28–45 3
Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.
(36-37) Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum." Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.
O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim."
"Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir."
"Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü'min olarak salih bir amel işlerse, işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır."
"Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
38. “İman eden kişi” kavmine öğüdünü tekrarlayarak “dedi ki: Ey kavmim, bana uyun ki size doğru yolu göstereyim.” Durum Firavun’un size söylediği gibi değildir. O, sizleri ancak azgınlık ve fesat yoluna götürür.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun'un ailesinden iman eden o adam kavmine nasihat ederek ve onları hak yola irşat ederek şöyle dedi: "Ey Kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim ve hakkı göstereyim."
Aynı kök: رشد (19 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Yol (sebîl)
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu…
Aynı kök: رشد (19 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Yol (sebîl)
"Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hakim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah'ın azabından kim kurtarır?"…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Uyma (ittibâ) · Ortak kavram: Yol (sebîl)
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kök: رشد (19 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
(96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!"
Ortak kavram: Uyma (ittibâ) · Ortak kavram: Yol (sebîl)
Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ) · Ortak kavram: Yol (sebîl)
(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İman eden kişi şöyle demişti: dipnot 1 "Ey kavmim! Siz bana uyun ki ben de size doğru yolu göstereyim. dipnot 2
Derken iman eden o kimse, "Ey kavmim!" dedi, "Bana uyun ki ben sizi akl-ı selim yoluna yönelteyim!
İmana ermiş olan adam (şöyle) devam etti: "Ey kavmim! Bana uyun; (uyun ki) sizi doğruluk ve dürüstlük yoluna yönelteyim!
(Firavun'un ailesinden) o iman eden dedi ki: "Ey halkım. . . Bana uyun, sizi olgunluğa erdirici yola yönlendireyim. "
İman eden (adam) dedi ki: "Ey Kavmim, siz bana tabi olun, ben sizi doğru yola iletip yönelteyim."
O iman eden kimse: Ey kavmim! dedi, siz bana uyun, sizi doğru yola götüreceğim.
İnanmış olan, şöyle dedi: "Ey toplumum! Beni izleyin; sizi doğru yola eriştireyim!"
O mümin kişi, "Ey kavmim! Siz bana uyunuz, sizi doğru yola götüreceğim" dedi.
Gerçeği onaylayan adam dedi ki, "Ey halkım, beni izleyin ki size doğru yolu göstereyim."
İnanan adam dedi ki, 'Ey halkım, beni izleyin ki size doğru yolu göstereyim.'
O iman eden kişi ise: "Ey kavmim, gelin arkamdan size reşad yolunu (murada erdirecek yolu) göstereyim.
O iyman eden zat ise: ey kavmım, dedi: Gelin ardımca size reşad yolunu göstereyim
İman etmiş olan kimse: "Ey halkım! Bana uyun ki sizi reşadın dipnot 1 yoluna ileteyim."
İman etmiş olan kimse: "Ey halkım! Bana uyun ki sizi reşadın dipnot 1 yoluna ileteyim."
İman etmiş olan kimse: "Ey halkım! Bana uyun ki sizi reşadın dipnot 1 yoluna ileteyim."
İnanan (adam) dedi ki: "Ey kavmim, siz bana tabi olun, ben sizi doğru yola iletip yönelteyim."
İman eden o (zat): "Ey kavmim, dedi, siz bana uyun, size doğru yolu göstereceğim".
İnanmış olan demişti ki: Ey kavmim; bana uyun, sizi doğru yola hidayet edeyim.
(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.
İman eden kişi şöyle dedi: "Ey halkım! Bana uyun ki, size doğru yolu göstereyim."
İnanan (adam) dedi ki: "Ey kavmim, bana uyun, sizi doğru yola götüreyim."
O inanmış adam şöyle dedi: "Ey halkım! Bana uyun ki size akla uygun olan yolu göstereyim.
Mümin olan o kimse dedi ki "Ey halkım! Bana uyun, size doğru yolu göstereyim.
İman eden kişi şöyle dedi: Ey halkım! Bana uyun, size doğru yolu göstereyim.
İnanmış kişi şöyle dedi: -Ey halkım, bana uyun, size doğru yolu göstereyim.
O iman eden kişi dedi ki: "Ey toplumum! Bana uyun, sizi doğru yola götüreyim."
Then said he whose heart had been touched with the divine hand: "O people: follow me and keep up with my train of thoughts; I will lead you to the path of righteousness"
The believer said, ‘My people, follow me! I will guide you to the right path.
The man who believed said further: "O my people! Follow me: I will lead you to the Path of Right.
The person endowed with faith said: "My people, follow me; I shall direct you to the Path of Rectitude.
The man who had iman said, ‘My people! follow me and I will guide you to the path of rectitude.
And the man who believed said: "O my people! Follow me, I will guide you to the way of right conduct [i.e. guide you to Allâh’s religion of Islâmic Monotheism with which Mûsâ (Moses) has been sent].
And he who had faith said, ‘O my people! Follow me, I will guide you to the way of rectitude.
And he who had believed (in Moses from the people of Pharaoh) said, `O my people! follow me and I will guide you in the way of rectitude.
Then said he who believed, 'My people, follow me, and I will guide you in the way of rectitude.
The man who had believed continued saying: "O my people, follow me and let me show you the right path. "
and he who believed said, 'O my people! follow me, I will guide you to the way of the right direction.
The one who acknowledged said, "O my people, follow me, and I will guide you to the right path."
And he who had believed, said, O my people, follow me: I will guide you into the right way.
And he who believed said, "O my people! Follow me; I will guide you to the Right Way;
And he who believed said, "O my people, closely follow me; I will guide you in the way of right-mindedness.
And he who believed said: O my people! Follow me. I will show you the way of right conduct.
The man who believed said: "O my people, follow me; I will guide you to the right path.
Still, the man who had attained to faith went on: "O my people! Follow me: I shall guide you onto the path of rectitude!
And the man who believed urged, "O my people! Follow me, ˹and˺ I will lead you to the Way of Guidance.
And the one who believed said: "O my people, follow me, and I will guide you to the right path. "
The one who believed said, "O my people, follow me, and I will guide you in the right way.
And he who believed said, "O my people, follow me, I will guide you to the way of right conduct.
And he who heeded warning said: “O my people: follow me; I will guide you to the path of rectitude.
Still, the man who had believed, went on, "O My people! Follow me. I will show you the right way.
In addition, the man who believed said: "O my people! Follow me: I will lead you to the right Path;
And said he who had believed, "O my people, follow me, I will show you the path of guidance.
And the one who believed said: "O my people, follow me, and I will guide you to the right path."