Mü'min suresi

Mü'min suresi, 35. ayet

Mü'min suresi, 35. ayet. ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلْبِ مُتَكَبِّرٍ جَبَّارٍ

elleẕîne yücâdilûne fî âyâti-llâhi bigayri sülṭânin etâhüm. kebüra maḳten `inde-llâhi ve`inde-lleẕîne âmenû. keẕâlike yaṭbe`u-llâhü `alâ külli ḳalbi mütekebbirin cebbâr.

Diyanet İşleri

Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 32–38 · surenin 35. ayeti / 85

Konu Firavun ailesinden imanını gizleyen adam Mü'min 28–45 3

  1. Mü'min 32–33

    (32-33) "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah'(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur."

  2. Mü'min 34

    Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, "Allah, ondan sonra asla peygamber göndermez" demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

  3. 35

    Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

  4. Mü'min 36–37

    (36-37) Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum." Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.

  5. Mü'min 38

    O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. Daha sonra şüpheci ve haddi aşan kimselerin niteliklerini söz konusu ederek şunları söylemektedir: “Onlar, kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın” herhangi bir belge, herhangi bir dayanakları bulunmaksızın “Allah’ın âyetleri hakkında tartışırlar.” Hakkı batıldan ayırt eden ve açıklıkları itibari ile gözle görülen güneş durumunda olan âyetler hakkında, bunca açıklıklarına rağmen onları çürütmek ve iptal etmek kastı ile tartışıp dururlar.

Herhangi bir delile dayalı olmaksızın bu âyetler hakkında tartışmak, Allah’ın âyetleri hakkında tartışan herkesin ayrılmaz vasfıdır. Çünkü herhangi bir delile dayalı olarak onlara karşı tartışmaya imkân yoktur. Çünkü hiçbir şey, hakka karşı çıkamaz. Dolayısı ile ne şer’î ne de aklî herhangi bir delil ile Allah’ın âyetlerine karşı çıkmaya asla imkân bulunmaz.

İşte hakkı batıl ile reddetme muhtevasında bulunan böyle bir söze “Bu ise hem Allah katında hem de mü’minler nezdinde büyük bir öfkeye neden olur.” Yüce Allah’ın böyle birisine olan öfkesi ise çok daha şiddetlidir. Çünkü böyle bir kimse, hem hakkı yalanlamış ve batılı doğrulamış hem de batılı Allah'a nispet etmiştir. Bu gibi işlere ve bu vasıflara sahip olan kimselere Allah’ın öfkesi pek şiddetlidir. Allah’ın mü’min kulları da bundan dolayı Rablerine uygun olarak böyle bir şeye en ileri derecede öfke duyarlar. İşte onlar Yüce Allah’ın seçkin kullarıdır ve onların bu öfkeleri, öfke duydukları kimselerin ne kadar çirkin bir iş yaptıklarına delildir.

“Allah” hakkı reddetmek sureti ile kendi kendine, insanları küçümsemek sureti ile de onlara karşı “büyüklük taslayan” ve çokça zulüm ve haksızlık etmesi dolayısı ile “her zorbanın kalbini işte böyle” Firavun ve hanedanının kalplerini mühürlediği gibi “mühürler.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendilerine gelen hiçbir delil ve kanıt olmadan Allah'ın ayetlerini iptal etmek için tartışıp duran kimselerin bu yaptığı hem Allah katında, hem de Allah'a ve resullerine iman edenlerin yanında büyük bir gazap sebebidir. Yüce Allah; ayetlerini iptal etmek için hakkında tartışıp duran kimselerin kalplerini mühürlediği gibi, zorba ve hakka karşı kibirlenen kimselerin kalplerini de mühürler. Onları doğruya iletmez ve hayra yöneltmez.

Kelimeler

23 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. يُجَـٰدِلُونَ yucadilune tartışırlar kök: جدل
  3. فِىٓ fi hakkında
  4. ءَايَـٰتِ ayati ayetleri kök: ايي
  5. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  6. بِغَيْرِ bigayri olmadan kök: غير
  7. سُلْطَـٰنٍ sultanin bir delil kök: سلط
  8. أَتَىٰهُمْ ۖ etahum kendilerine gelmiş kök: اتي
  9. كَبُرَ kebura ne büyük kök: كبر
  10. مَقْتًا mekten bir kızgınlıktır kök: مقت
  11. عِندَ inde yanında kök: عند
  12. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  13. وَعِندَ ve inde ve yanında kök: عند
  14. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  15. ءَامَنُوا۟ ۚ amenu inanan(lar) kök: امن
  16. كَذَٰلِكَ kezalike işte böyle
  17. يَطْبَعُ yetbeu mühürler kök: طبع
  18. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  19. عَلَىٰ ala üzerini
  20. كُلِّ kulli her kök: كلل
  21. قَلْبِ kalbi kalbi kök: قلب
  22. مُتَكَبِّرٍۢ mutekebbirin kibirli kök: كبر
  23. جَبَّارٍۢ cebbarin zorbanın kök: جبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Kibir

    Derken Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.

  • Aynı kök: جدل (29 geçiş) · Aynı kök: سلط (39 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Allah'ın ayetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır.…

  • Aynı kök: مقت (6 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    İnkar edenler var ya, muhakkak onlara: "Allah'ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da…

  • Aynı kök: مقت (6 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.

  • Aynı kök: جبر (10 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Dediler ki: "Ey Musa! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var. Onlar oradan çıkmadıkça, biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan…

  • Aynı kök: جبر (10 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak…

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…

  • Aynı kıssa: Firavun · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadığı hâlde Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenler, dipnot 1 gerek Allah katında, gerekse iman edenler katında büyük bir öfkeyle karşılanır. Allah her zorba kibirlinin kalbini işte böyle mühürler. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Mü'min 40:56.
  2. metne dön, dipnot 2
    İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr "sebep", mühürlenme ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:87, 93, Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü'min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.

Mustafa İslamoğlu

Bu gibiler kendilerine ulaşmış hiçbir belge ve yetki olmadan Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşurlar: (bu) hem Allah katında, hem de iman edenler nezdinde büyük bir bayağılaşmadır: İşte Allah her kibirli zorbanın kalbini böyle mühürler.

Muhammed Esed

Hiçbir delilleri olmadan Allah'ın mesajlarını sorgulayanları (da): hem Allah'ın, hem de iman etmiş olanların gözünde son derece çirkin (bir günah). Allah, bütün kibirli zorbaların kalbini işte böyle mühürler."

Ahmed Hulusi

Onlar ki kendilerine gelmiş reddedilemez bir delil olmaksızın Allah'ın işaretleri hakkında mücadele ederler. . . (Bu durum) hem Allah indinde ve hem de iman edenlerin indinde şiddetli gazaba sebep oldu. . . Böylece Allah, her kibirlenen, zorba bilinci kilitler.

Ali Bulaç

"Ki onlar, Allah'ın ayetleri konusunda kendilerine gelmiş bir delil bulunmaksızın mücadele edip dururlar. (Bu,) Allah katında da, iman edenler katında da büyük bir öfke (sebebi)dir. İşte Allah, her mütekebbir zorbanın kalbini böyle mühürler."

Ali Özek ve heyeti

Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadığı halde Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenler gerek Allah yanında, gerekse iman edenler yanında büyük bir nefretle karşılanır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

Ali Rıza Safa

Kendilerine gelmiş hiçbir kanıtları olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında tartışıyorlar. Allah'ın katında ve inananların yanında büyük bir öfkedir. Allah, büyüklük taslayan tüm zorbaların yüreklerine, işte böyle damga vurur.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışırlar. Bu, Allah katında da inananlar katında da büyük nefrete sebep olur. Allah, kibirli her zorbanın kalbini böyle mühürler.

Edip Yüksel

ALLAH'ın ayet ve mucizelerine karşı, hiçbir delile sahip olmadan tartışanlar, hem ALLAH katında ve hem de iman edenler katında büyük bir öfkeye muhataptır. ALLAH her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın ayet ve mucizelerine karşı, hiç bir delile sahip olmadan tartışanlar, hem ALLAH katında ve hem de inananlar katında büyük bir öfkeye muhataptır. ALLAH her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar ki, kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında mücadele ederler. Allah katında ve imanı olanların yanında kin beslenmesi için ne büyük huy! İşte Allah, her zorba, böbürlenen kimsenin kalbini öyle bir tabiat ile mühürler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki kendilerine gelmiş bir bürhan olmaksızın Allahın ayetlerinde mücadele ederler, Allah yanında ve iymanı olanlar ındinde mebğuz olmak için ne büyük huy, işte Allah her cebbar mütekebbirin kalbini öyle bir tabiat ile mühürler

Erhan Aktaş

O kimseler, kendilerine görevli kılınmış, yetki verilmiş bir kimse gelmediği halde, Allah'ın ayetleri hakkında tartışırlar. Bu da Allah'ın yanında da insanların yanında da büyük bir kızgınlığa neden olur. İşte böyle! Allah, her büyüklük taslayanın kalbini mühürler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O kimseler, kendilerine görevli kılınmış, yetki verilmiş bir kimse gelmediği halde, Allah'ın ayetleri hakkında tartışırlar. Bu da Allah'ın yanında da insanların yanında da büyük bir kızgınlığa neden olur. İşte böyle! Allah, her büyüklük taslayanın kalbini mühürler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O kimseler, kendilerine görevli kılınmış, yetki verilmiş bir kimse gelmediği halde, Allah'ın ayetleri hakkında tartışırlar. Bu da Allah'ın yanında da insanların yanında da büyük bir kızgınlığa neden olur. İşte böyle! Allah, her büyüklük taslayanın kalbini mühürler.

Gültekin Onan

"Ki onlar, Tanrı'nın ayetleri konusunda kendilerine gelmiş bir delil bulunmaksızın mücadele edip dururlar. (Bu) Tanrı katında da, inananlar katında da büyük bir öfke (sebebi)dir. İşte Tanrı, her mütekebbir zorbanın kalbini böyle mühürler."

Hasan Basri Çantay

"Onlar, kendilerine gelmiş hiçbir hüccet olmadığı halde Allahın ayetleri hakkında mücadele edenlerdir. Gerek Allah indinde, gerek iman edenler katında (buna) buğz büyümüşdür. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler".

İbni Kesir

Onlar ki; kendilerine gelmiş bir huccet bulunmaksızın Allah'ın ayetleri üzerinde tartışırlar. Bu, Allah katında da, iman edenlerin yanında da öfkeyi arttırır. Ve böylece Allah; büyüklük taslayan her zorbanın kalbini mühürler.

Mehmet Alagaş

(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bu kimseler, Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine gelen bir delil olmadığı halde tartışır dururlar. Bu; Allah katında da, iman edenlerin yanında da büyük bir gazap sebebidir. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

Süleyman Ateş

Onlar ki kendilerine gelmiş bir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışırlar. (Bu hareketleri) Gerek Allah yanında, gerek inananlar yanında (onlara karşı) ne büyük bir kızgınlık (doğurur)! İşte Allah, her kibirli zorbanın kalbini böyle mühürler."

Süleymaniye Vakfı

Onlar, kendilerine gelmiş bir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaya girenlerdir dipnot 1 . Bu davranış, hem Allah katında hem de inanıp güvenenler katında ne büyük öfke sebebidir! Allah, kibirli ve zorba olan herkesin kalbinde işte böyle bir tabiat oluşturur dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu durum, kişi tövbe edip kendini düzeltinceye kadar devam eder (Nisa 4/17-18, Furkan 25/68-71).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar Allah'ın ayetleri hakkında, kendilerinde bir delil olmadan tartışanlardır. Bu hem Allah katında, hem de inanıp güvenler katında öfkeyi büyütür. Allah, büyüklük taslayan her bir zorbanın kalbini böyle mühürler.

Şaban Britch

Bu kimseler, Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine gelen bir delil olmadığı halde tartışır dururlar. Bu, Allah katında da, iman edenlerin yanında da büyük bir gazap sebebidir. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

Şaban Piriş

Bu kimseler, Allah'ın ayetleri hakkında, kendilerine gelen bir delil olmadığı halde tartışır dururlar. Bu, Allah katında da, iman edenlerin yanında da büyük kızgınlık sebebidir. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine gelmiş bir kanıt olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenlerin durumu, hem Allah katında hem de inananların katında büyük bir öfke konusu olmuştur. Allah, tüm zorba, kibirli kalpler üzerine işte böyle mühür basıyor.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those who contend with opposing argument against Our signs and seem resolved to dispute the truth of Our revelations without being furnished with proof, occasion Allah's strong disgust as well as the strong repugnance of those whose hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues; Such objectionable disposition does Allah imprint on the heart of every extravagant in his account of himself, shackled with tyranny.

Abdul Haleem

those who dispute God’s messages, with no authority given to them, are doing something that is loathed by God and by those who believe. In this way God seals up the heart of every arrogant tyrant.

Abdullah Yusuf Ali

"(Such) as dispute about the Signs of Allah, without any authority that hath reached them, grievous and odious (is such conduct) in the sight of Allah and of the Believers. Thus doth Allah, seal up every heart - of arrogant and obstinate Transgressors."

Abul A'la Maududi

those dipnot 1 who contend regarding Allah's Signs without any evidence that might have come to them. dipnot 2 That is exceedingly loathsome to Allah and to those that believe. Thus does Allah seal the heart of everyone who is proud and high-handed. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It so appears that the next few sentences are an addition by Allah and an explanation of the words of the Believer of the people of Pharaoh.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, Allah allows only those people to go astray who possess the following three qualities:
  3. metne dön, dipnot 3
    (1) They transgress all limits in their evil doing, and then develop such a taste for it that they do not feel inclined to accept any invitation to reform their morals.

Aisha Bewley

Those who argue about the Signs of Allah without any authority coming to them do something hateful in the sight of Allah and in the sight of the people who have iman. That is how Allah seals up the heart of every arrogant oppressor.

Al-Hilali & Khan

Those who dispute about the Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) of Allâh, without any authority that has come to them, it is greatly hateful and disgusting to Allâh and to those who believe. Thus does Allâh seal up the heart of every arrogant, tyrant. (So they cannot guide themselves to the Right Path).

Ali Quli Qarai

Those who dispute the signs of Allah without any authority that may have come to them —[that is] greatly outrageous to Allah and to those who have faith. That is how Allah seals the heart of every arrogant tyrant.’

Amatul Rahman Omar

`Those who dispute concerning the Messages of Allâh without any proof and authority having come to them (from Allâh to support them). This (attitude of theirs) is extremely abhorring to Allâh and to those who believe. That is how it is! Allâh sets a seal upon the heart of every arrogant (and) haughty person.'

Arthur John Arberry

(Those who dispute concerning the signs of God, without any authority come to them, very hateful is that in the sight of God and the believers; 'so God sets a seal on every heart proud', arrogant. )

Bijan Moeinian

"These doubters and sinners are the ones who dispute the words of God with crooked arguments. This is a characteristic that is most resented by God and makes Him to put a seal on the heart of such arrogant people."

E. Henry Palmer

'Those who wrangle concerning the signs of God without authority having come to them are greatly hated by God and by those who believe; thus does God set a stamp upon the heart of every tyrant too big with pride!'

Edip-Layth

Those who dispute about God's signs without any authority that has come to them, it is greatly abhorred by God and by those who acknowledge. God thus seals the hearts of every arrogant tyrant.

George Sale

They who dispute against the signs of God, without any authority which hath come unto them, are in great abomination with God, and with those who believe. Thus doth God seal up every proud and stubborn heart.

Hamid S. Aziz

Those who dispute concerning the revelation (signs or communications) of Allah without any authority that He has given them; greatly hated is it by Allah and by those who believe. Thus does Allah set a seal over the heart of every proud, haughty one.

Mahmoud Ghali

The ones who dispute concerning the signs of Allah without any all-binding authority that has come up to them, it is greatly (detested) (Literally: great in detesting) in the Reckoning of Allah and in the (sight) of the ones who have believed. Thus Allah stamps upon (i.e., impresses or sets on) every heart of (every) proud potentate.

Marmaduke Pickthall

Those who wrangle concerning the revelations of Allah without any warrant that hath come unto them, it is greatly hateful in the sight of Allah and in the sight of those who believe. Thus doth Allah print on every arrogant, disdainful heart.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who dispute God's revelations, with no authority having come to them, (are) greatly odious in the sight of God, and the sight of those who believe. That is how God seals every proud and perverse heart."

Muhammad Asad

such as would call God’s messages in question without having any evidence therefor: [a sin] exceedingly loathsome in the sight of God and of those who have attained to faith. It is in this way that God sets a seal on every arrogant, self-exalting heart."

Mustafa Khattab

those who dispute Allah’s signs with no proof given to them. How despicable is that for Allah and the believers! This is how Allah seals the heart of every arrogant tyrant."

Progressive Muslims

Those who dispute about God's signs without any authority that has come to them, it is greatly abhorred with God and with those who believe. God thus seals the hearts of every arrogant tyrant.

Rashad Khalifa

They argue against GOD's revelations, without any basis. This is a trait that is most abhorred by GOD and by those who believe. GOD thus seals the hearts of every arrogant tyrant.

Sahih International

Those who dispute concerning the signs of Allah without an authority having come to them - great is hatred [of them] in the sight of Allah and in the sight of those who have believed. Thus does Allah seal over every heart [belonging to] an arrogant tyrant.

Sam Gerrans

“Those who dispute concerning the proofs of God without an authority having come to them; great is the hatred in the sight of God and in the sight of those who heed warning; thus does God seal every proud and tyrannical heart.”

Shabbir Ahmed

Such who keep opposing Allah's Messages without any authority that ever came unto them (40:56). Strongly disapproved is this attitude in the Court of Allah and in the sight of the believers. Thus Allah's Law sets a seal on every arrogant megalomaniac heart."

Syed Vickar Ahamed

"(Such as those) who dispute about the Signs of Allah, without any authority that has reached them. Serious (painful) and disliked (is such conduct) in the Sight of Allah and of the believers. Thus Allah closes every heart of proud and stubborn sinners."

Taqi Usmani

those who quarrel in Allah’s verses without any authority having reached them. It is terribly hateful with Allah and with those who believe. That is how Allah stamps a seal on the entire heart of an arrogant tyrant."

The Monotheist Group

Those who dispute about the revelations of God without any authority that has come to them, it is greatly abhorred with God and with those who believe. God thus seals the hearts of every arrogant tyrant.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩