Diyanet İşleri
Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!
Mü'min suresi
Mü'min suresi, 55. ayet. فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱسْتَغْفِرْ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ
faṣbir inne va`de-llâhi ḥaḳḳuv vestagfir liẕembike vesebbiḥ biḥamdi rabbike bil`aşiyyi vel'ibkâr.
Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'ya verilen hidayet; sabret Mü'min 53–59 3
O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lanet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.
(53-54) Andolsun, biz Musa'ya hidayet verdik. İsrailoğulları'na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat'ı) miras bıraktık.
Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!
Allah'ın ayetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
55. “O halde” ey Peygamber! Senden önceki ulu’l-azm peygamberlerin sabrettiği gibi “sen” de “Sabret! Çünkü Allah’ın vaadi haktır.” Onda şüphe yahut herhangi bir tereddüt yoktur, yalan da değildir ki senin için sabretmekte bir zorluk olsun. Allah’ın vaadi katıksız hakkın kendisidir. Sırf bir hidâyettir. Sabredenler onun üzerinde direnir ve basiret sahipleri ona sımsıkı yapışmak için olanca gayretlerini ortaya koyar.
Yüce Allah’ın: “Çünkü Allah’ın vaadi haktır” buyruğu, Yüce Allah’a itaat ve O’nun hoşlanmadığı şeylerden uzak durmak sureti ile sabretmeye teşvik eden sebeplerdendir.
Senin kurtuluşa ulaşmanı ve mutluluğu elde etmeni engelleyen türden (ve sana nispetle günah olan) “günahın için mağfiret dile” Yüce Allah, ona sevilen şeyleri elde etmeyi sağlayan sabrı ve sakınılan şeyleri bertaraf etmeyi sağlayan istiğfarı emretmektedir.
Bir de özellikle “sabah akşam Rabbini hamd ile tesbih” etmesini emretmektedir. Çünkü sabah ve akşam en faziletli vakitlerdir. Bu vakitlerde yerine getirilmesi gereken farz ve müstehab birtakım vazifeler ve zikirler vardır. Çünkü bunları yapmak bütün işler için bir yardımcıdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Kavminin seni yalanlamasına ve sana verdikleri eziyetlere sabret. Rabbinin sana yardım ve destek sözü, üzerinde şüphe olmayan bir hakikattir. Günahlarından dolayı bağışlanma dile. Sabah ve akşam Rabbini hamt ile tespih et.
Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)
O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında…
Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)
O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.
Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)
Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.
Aynı kök: بكر (12 geçiş) · Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş)
Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak…
Aynı kök: بكر (12 geçiş) · Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş)
Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.
Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş)
Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah'a) tevekkül et. O'nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar…
Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd
Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah'ı tespih edin.
Aynı kök: بكر (12 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
O'nu sabah akşam tespih edin.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sabret! Şüphesiz ki Allah'ın vaadi gerçektir. dipnot 1 Günahının bağışlanmasını iste! dipnot 2 Akşam sabah Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)!
Şu halde dirençli ol! Zira Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Hatan için af dile ve akşam sabah hamd ile Rabbinin yüceliğini dile getir!
o halde sıkıntılara karşı sabırlı ol; çünkü, Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir, günahların için bağışlanma dile ve Rabbinin şanını sabah akşam yücelt.
Sabret! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır! Yanlışların için istiğfar et! Akşam ve sabah Rabbinin hamdi olarak tespih et!
Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah'ın va'di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et.
(Rasûlüm!) Şimdi sen sabret. Çünkü Allah’ın vaadi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ile tesbîh et.
Artık, dirençli ol. Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Suçların için bağışlanma dile ve akşam-sabah övgülerle yücelterek Efendini an.
O halde sabret! Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini övgü ile an!.
Öyleyse sabret. Çünkü ALLAH'ın sözü gerçektir. Günahların için de bağışlanma iste ve Efendini akşam sabah överek yücelt.
Öyleyse sabret. Çünkü ALLAH'ın sözü gerçektir. Günahların için de bağışlanma iste ve Rabbini akşam sabah överek yücelt.
O halde sabret, çünkü Allah'ın va'di haktır; günahının bağışlanmasını dile ve akşam sabah Rabbini hamd ile tesbih et!
O halde sabret, çünkü Allahın va'di haktır hem günahına istiğfar ve akşam, sabah rabbına hamdiyle tesbih et
O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Suçların için bağışlanma dile. Akşam sabah dipnot 1 Rabb'ini hamd ile tesbih dipnot 2 et.
O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Suçların için bağışlanma dile. Akşam sabah dipnot 1 Rabb'ini hamd ile tesbih dipnot 2 et.
O halde sabret. Kuşkusuz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Kusurların için bağışlanma dile. Akşam sabah dipnot 1 Rabb'ini hamd ile tesbih et. dipnot 2
Şu halde sen sabret. Gerçekten Tanrı'nın vaadi haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah rabbini hamd ile tesbih et.
Şimdi sen (Habibim) sabret. Çünkü Allahın va'di gerçekdir. Günahının yarlığanmasını iste. Akşam, sabah Rabbini hamd ile (tenzih ve) tesbih et.
Şimdi sen; sabret, Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Günahının yarlığanmasını dile, sabah akşam Rabbını hamd ile tesbih et.
(53-65) Yemin olsun ki Musa’ya hidayeti verdik / doğru yola ilettik, İsrail oğullarını yola yönlendirsin ve akıl ulularına hatırlatma olsun diye kitabı miras bıraktık. Sabret!... Allah’ın verdiği sözü / vaadi gerçektir / haktır , günahlarının bağışlanmasını iste, akşam ve sabah Rabbini hamd ile üstün tut / tesbih et. Allah’ın ayetleri hakkında onlara verilmiş bir delil dayanağı / bir sultan olmadan mücadele içinde olanların göğüslerinde bir türlü ulaşamadıkları büyüklenme / kibir vardır, Allah’a sığın!... Muhakkak ki O, işitendir, görendir. Semaları ve arzı yaratması insan yaratmasından daha büyüktür ve fakat insanların çoğu /ekserisi bilmiyorlar. Gören ile kör hiç eş seviyede olur mu? İman edenler ve salih amel işleyenlerle de kötü aynı seviyede olur mu? Çok az düşünüyorsunuz. Saat kesinlikle gelecek , bunda bir kuşku yok ve lakin insanların çoğu iman etmiyorlar. Rabbiniz dedi ki, bana dua edin duanızı cevaplayayım , bana ibadet etmekten kibirlenenler ise kesinlikle cehenneme alçaklık içinde / küçük düşmüş halde girecekler. Allah size içinde dinlenesiniz diye geceyi yaptı ve gündüzü de görünür kıldı, Muhakkak ki Allah, insanlar için fazıl sahibidir ve fakat insanların çoğu teşekkür etmiyor. İşte bu Rabbinizdir, her şeyi yarattı , O’ndan başka ilah yok , nasıl olurda kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz ? Allah’ın ayetlerini bildiği halde tanımayanlar işte böyle kara çalıyorlar / ifk ediyorlar. Allah ki arzı size durulacak yer , göğü de kubbe / bina yaptı , sizlere suret verdi / şekil şema verdi , şekil suret olarak en güzeli ile. Sizi hoş ve temiz olanlardan rızıklandırdı, işte Rabbiniz Allah size böyledir ve Alemlerin Rabbi Allah bereketlendirendir / mübarektir / tebrik eder. O hayattadır / diridir, O’ndan başka ilah yoktur, O’nun dini üzere katışıksız bir halde ona çağrıda bulunun / dua edin, Övgü / Hamd Alemlerin rabbi Allah’adır.
(Rasûlüm!) Şimdi sen sabret. Çünkü Allah’ın vaadi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam ve sabah Rabbini hamt ile tesbih et.
Sabret, Allah'ın va'di mutlaka gerçektir. Günahına da istiğfar et ve akşam sabah Rabbini övgü ile an.
Sen, sabırlı ol. Allah'ın sözü gerçektir dipnot 1 . Günahın için de bağışlanma dile dipnot 2 ; akşamleyin ve sabahın erken vakitlerinde her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine (Sahibine) ibadet et dipnot 3 .
Sen, sabırlı ol. Allah'ın sözü gerçektir. Günahın için de bağışlanma dile; akşamleyin ve sabahın erken vakitlerinde her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine (Sahibine) ibadet et.
Sen de sabret, kuşkusuz Allah’ın vaadi haktır. Günahların için bağışlanma dile, sabah akşam hamd ederek Rabbini tesbih/tenzih et.
Sen de sabret, kuşkusuz Allah'ın vaadi haktır. Günahların için bağışlanma dile, sabah akşam hamd ederek Rabb'ini tesbih/tenzih et.
Öyleyse sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. Günahın için af dile. Akşam ve sabah, Rabbini överek tespih et!
Therefore, be patient O Muhammad and bear with them their faults and limitations; the promise of Allah, your Creator, is the truth personified. Invoke Allah's forgiveness for any instance where you went short of a standard or showed apprehension, and praise Allah, your Creator, in acknowledgement of His Divine favours and extol His glorious attributes evening and morning.
So be patient, Prophet, for what God has promised is sure to come. Ask forgiveness for your sins; praise your Lord morning and evening.
Patiently, then, persevere: for the Promise of Allah is true: and ask forgiveness for thy fault, and celebrate the Praises of thy Lord in the evening and in the morning.
Be steadfast, dipnot 1 then, (O Prophet), Allah's promise is true. dipnot 2 Seek forgiveness for your shortcomings, dipnot 3 and celebrate the praise of your Lord, evening and morning. dipnot 4
So remain steadfast. Allah’s promise is true. Ask forgiveness for your wrong action and glorify your Lord with praise in the evening and the early morning.
So be patient (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). Verily, the Promise of Allâh is true, and ask forgiveness for your fault[1] and glorify the praises of your Lord in the ‘Ashî (i.e. the time period after the midnoon till sunset) and in the Ibkâr (i.e. the time period from early morning or sunrise till before midnoon) [it is said that, that means the five compulsory congregational Salât (prayers) or the ‘Asr and Fajr prayers].
So be patient! Allah’s promise is indeed true. And plead for [Allah’s] forgiveness for your sin, and celebrate the praise of your Lord morning and evening.
So patiently persevere. The promise of Allâh is true. Ask His protection for (those who committed) offence against you and declare the holiness of your Lord along with His praise at nightfall and in the early hours of the morning.
So be thou patient; surely God's promise is true. And ask forgiveness for thy sin, and proclaim the praise of thy Lord at evening and dawn.
[You (Mohammad) will be helped in the same manner too; therefore] Be patient as God delivers what He promises. Glorify your Lord in the morning and in the evening and ask forgiveness for your sins.
Be thou patient, then; verily, God's promise is true: and ask thou forgiveness for thy sins, and celebrate the praise of thy Lord in the evening and in the morn.
So be patient, for the promise of God is true, and seek forgiveness for your sin, and glorify and praise your Lord at dusk and dawn.
Wherefore do thou, O prophet, bear the insults of the infidels with patience; for the promise of God is true: And ask pardon for thy fault; and celebrate the praise of thy Lord, in the evening and in the morning.
Therefore, be patient; surely the promise of Allah is true; and ask protection for your fault and sing the praise of your Lord in the evening and the morning.
So (endure) patiently; (This is addressed to the Prophet) surely the promise of Allah is true. And ask forgiveness for your guilty (deed), and extol with the praise of your Lord at nightfall and before the rising of the sun.
Then have patience (O Muhammad). Lo! the promise of Allah is true. And ask forgiveness of thy sin, and hymn the praise of thy Lord at fall of night and in the early hours.
So persevere; the promise of God is true; and seek forgiveness for your sins, and chant the praises of your Lord evening and morning.
hence, remain thou patient in adversity - for, verily, God’s promise always comes true - and ask forgiveness for thy sins, and extol thy Sustainer’s glory and praise by night and by day.
So be patient ˹O Prophet˺, ˹for˺ Allah’s promise is certainly true. Seek forgiveness for your shortcomings.[1] And glorify the praises of your Lord morning and evening.
So be patient, for the promise of God is true, and seek forgiveness for your sin, and glorify and praise your Lord evening and morning.
Therefore, be patient, for GOD's promise is true, and ask forgiveness for your sin, and glorify and praise your Lord night and day.
So be patient, [O Muúammad]. Indeed, the promise of Allah is truth. And ask forgiveness for your sin and exalt [ Allah ] with praise of your Lord in the evening and the morning.
So be thou patient; the promise of God is true. And ask thou forgiveness for thy transgression; and give thou glory with the praise of thy Lord evening and morning.
Hence, (O Prophet) remain patient in adversity - for, verily, Allah's Promise always comes True. And dispel and guard yourself against the slander and schemes of the alarmists, intended to cause dissension. And extol the Glory and Praise of your Lord night and day, working hard to set up the Divine Order for everyone to behold that He is Praiseworthy. (47:19), (48:2) - 'Zanb' also means sticking a blame or slander behind one's back for character assassination).
Patiently await, (O Prophet!): The Promise of Allah is true: And ask forgiveness for your fault, and celebrate the Praises of your Lord in the evening (‘Asr prayer), and in the morning (Faj’r prayer)
So, be patient - surely the promise of Allah is true - and seek forgiveness for your sins, and proclaim the purity and praise of your Lord in the afternoon and at dawn.
So be patient, for the promise of God is true, and seek forgiveness for your sin, and glorify and praise your Lord evening and morning.