Mü'min suresi

Mü'min suresi, 83. ayet

Mü'min suresi, 83. ayet. فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَرِحُوا۟ بِمَا عِندَهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

felemmâ câethüm rusülühüm bilbeyyinâti feriḥû bimâ `indehüm mine-l`ilmi veḥâḳa bihim mâ kânû bihî yestehziûn.

Diyanet İşleri

Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 80–85 · surenin 83. ayeti / 85

Konu Sabret; hayvanlardaki faydalar; azabı görünce iman Mü'min 77–85 3

  1. Mü'min 80

    Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.

  2. Mü'min 81

    Allah, size ayetlerini gösteriyor. Allah'ın hangi ayetlerini inkar edersiniz?

  3. Mü'min 82

    Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.

  4. 83

    Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.

  5. Mü'min 84

    Azabımızı gördükleri zaman, "Yalnız Allah'a inandık; O'na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkar ettik" dediler.

  6. Mü'min 85

    Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkarcılar hüsrana uğradılar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

83. “Peygamberleri onlara apaçık deliller” ilâhî kitaplar, muazzam ve olağanüstü mucizeler, sapıklıktan hidâyete, batıldan hakka ileten apaçık ve faydalı bilgiler “getirdiklerinde onlar, yanlarındaki” peygamberlerin dini ile çelişen “ilim ile şımardılar.”

Onların bu ilimler dolayısı ile şımarmaları, bu ilimleri ileri derecede beğendiklerine, bunlara güvenip sımsıkı sarıldıklarına, peygamberlerin getirdikleri hakka ise düşmanlık ederek kendi batıllarını hak olarak ileri sürdüklerine delildir.

Bu, kendileri ile peygamberlerin getirdiklerine karşı çıkılan bütün ilimler hakkında geçerlidir. Bu tür ilimler arasında bu kapsama girmeye en layık olanlar ise kendisi vasıtası ile pek çok Kur’ânî âyetlerin reddedildiği, Kur’ân’ın kalplerdeki kıymetinin azaltıldığı, kat’î ve yakinî delillerinin, yakîn diye bir şey ifade etmeyen lafzî delillere dönüştürüldüğü, akılsızların ve batıl ehlinin akıllarının âyetlerin önüne geçirildiği Yunan kaynaklı felsefe ve mantık ilimleridir. Bu ise Allah’ın âyetleri hakkında batıla meyletmenin, onlara karşı çıkmanın ve onlarla zıtlaşmanın en açık şekillerindendir. Allah yardımcımız olsun.

“sonunda alay etmekte oldukları” azap “onları kuşatıverdi.” Üzerlerine indi ve onları çepeçevre sardı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Peygamberleri onlara apaçık deliller ile geldiğinde onları yalanladılar. Peygamberlerinin getirdiğine, muhalefet eden ilimlerine sarılıp ondan razı oldular. Peygamberlerinin kendilerini korkuttuğu ve alay ettikleri o azap onları yakalayıverdi.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  2. جَآءَتْهُمْ ca'ethum onlara gelince kök: جيا
  3. رُسُلُهُم rusuluhum elçileri kök: رسل
  4. بِٱلْبَيِّنَـٰتِ bil-beyyinati açık kanıtlarla kök: بين
  5. فَرِحُوا۟ ferihu sevindiler kök: فرح
  6. بِمَا bima ile
  7. عِندَهُم indehum yanlarında bulunan kök: عند
  8. مِّنَ mine -den
  9. ٱلْعِلْمِ l-ilmi bilgi- kök: علم
  10. وَحَاقَ ve haka sonunda kuşatıverdi kök: حيق
  11. بِهِم bihim kendilerini
  12. مَّا ma şey
  13. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  14. بِهِۦ bihi onunla
  15. يَسْتَهْزِءُونَ yestehziune alay ediyor(lar) kök: هزا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حيق (10 geçiş) · Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.

  • Aynı kök: حيق (10 geçiş) · Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka "Onu ne alıkoyuyor?" derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği…

  • Aynı kök: حيق (10 geçiş) · Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş)

    Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız,…

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş)

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği…

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş)

    Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle…

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Elçileri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (eksik) bilgiye güvenmişlerdi. (Buna karşılık) alay ettikleri şey kendilerini kuşatacaktır. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her kim her ne sebeple olursa olsun, Yüce Allah'ın gönderdiği vahye itibar etmez, bir anlamda onunla alay ederse alay etmesinin karşılığının kendisini çepeçevre kuşatacağını bilmelidir.

Mustafa İslamoğlu

Çünkü onlara elçileri hakikatin apaçık delilleriyle geldiğinde, elde tuttukları bir parça bilgiye güvenip küstahça şımardılar: sonunda alay ede geldikleri gerçek kendilerini çepeçevre kuşattı.

Muhammed Esed

Çünkü elçileri onlara, hakikatin bütün kanıtlarıyla geldiklerinde, (halen) sahip oldukları bilgiye yaslanarak küstahça böbürlendiler ve (böylece / sonunda,) küçümsedikleri şey tarafından sarılıp kuşatıldılar.

Ahmed Hulusi

Rasulleri onlara apaçık deliller olarak geldiklerinde, onlar kendi bildiklerine dayanarak sevinip şımardılar! Alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır!

Ali Bulaç

Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman, onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp kuşatıverdi.

Ali Özek ve heyeti

Peygamberleri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşerî) bilgiye güvendiler (onu alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.

Ali Rıza Safa

Elçiler onlara açık kanıtlar getirdikleri zaman, yanlarında bulunan bilgiden dolayı büyüklük tasladılar. Ve alay ettikleri şey, onları kuşattı.

Bayraktar Bayraklı

Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiklerinde, kendi bildikleri ile şımarmışlar ve alay ettikleri azap kendilerini çepeçevre kuşatmıştı.

Edip Yüksel

Elçileri apaçık kanıtlarla kendilerine vardıklarında, yanlarındaki bilgiyle gururlandılar. Alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Elçileri apaçık kanıtlarla kendilerine vardıklarında, yanlarındaki bilgiyle gururlandılar. Alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü onlara peygamberleri açık delillerle geldiği zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de alay ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü onlara Peygamberleri beyyinelerle geldikleri vakıt kendilerinde bulunan ılme güvendiler de o istihza ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi

Erhan Aktaş

Resulleri kendilerine kanıt içeren açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Resulleri kendilerine kanıt içeren açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rasulleri kendilerine kanıt içeren açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.

Gültekin Onan

Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp kuşatıverdi.

Hasan Basri Çantay

Öyle ya, kendilerine peygamberleri apaçık mu'cizeler getirince onların nezdindeki ilme karşı (eğlenerek) şımarıklık gösterdiler de hakkında istihza edegeldikleri şey kendilerini çepçevre kuşatıverdi.

İbni Kesir

Peygamberleri kendilerine huccetlerle gelince; kendi yanlarındaki bilgi ile gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini kuşatıverdi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Rasulleri onlara apaçık deliller ile geldiğinde onlar yanlarındaki ilim dolayısı ile şımardılar ve alay edegeldikleri şey onları kuşatıverdi.

Süleyman Ateş

Elçileri onlara açık kanıtlar getirince, yanlarında bulunan bilgi ile sevin(ip övün)düler (peygamberlerin getirdikleri bilgiye değer vermediler, onlarla alay ettiler). Sonunda alay edegeldikleri şey, kendilerini kuşatıverdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elçileri onlara o açık belgelerle(mucizelerle) gelince, kendilerindeki bilgiyle(din diye bildikleriyle) avundular. Hafife aldıkları şey başlarına geliverdi.

Şaban Britch

Peygamberleri onlara apaçık delillerle geldiği zaman, kendi bilgileri ile şımardılar ve alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.

Şaban Piriş

Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiği zaman, kendi bilgileri ile şımardılar ve alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Resulleri onlara açık seçik beyyineler getirdiklerinde, onlar yanlarındaki bilgiyle sevinip övündüler. Ve alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıverdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when their Messengers brought them the clear and plain revelations guiding out of darkness and superstition of later times and out of want of spiritual and intellectual sight into illumination and enlightenment, they rejected the good counsel. They favoured what enriched their bosoms of worldly knowledge which satisfied their desires and made them rejoice beyond a common joy. And so, on all sides are they beset by the same material and immaterial things they had turned in to ridicule.

Abdul Haleem

When messengers came to them with clear signs, they revelled in the knowledge they had, and so they were engulfed by the very punishment they mocked:

Abdullah Yusuf Ali

For when their messengers came to them with Clear Signs, they exulted in such knowledge (and skill) as they had; but that very (Wrath) at which they were wont to scoff hemmed them in.

Abul A'la Maududi

When their Messengers came to them with Clear Signs, they arrogantly exulted in whatever knowledge they had. dipnot 1 They were then encompassed by what they had mocked.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, they took their philosophy and their science, their law, their secular sciences and their mythology and theology invented by their religious guides as the real knowledge, and regarded the Knowledge brought by the Prophets of Allah as worthless and therefore paid no heed to it.

Aisha Bewley

When their Messengers brought them the Clear Signs, they exulted in the knowledge they had and then were engulfed by the very things they mocked.

Al-Hilali & Khan

Then when their Messengers came to them with clear proofs, they were glad (and proud) with that which they had of the knowledge (of worldly things). And that at which they used to mock, surrounded them (i.e. the punishment).

Ali Quli Qarai

When their apostles brought them manifest proofs, they exulted in the knowledge they possessed, and they were besieged by what they used to deride.

Amatul Rahman Omar

And when their Messengers (of God) came to them with clear proofs they (vainly) boasted of their own partial knowledge. But they were caught by the very thing (- the calamity) which they used to treat very lightly.

Arthur John Arberry

So, when their Messengers brought them the clear signs, they rejoiced in what knowledge they had, and were encompassed by that they mocked at.

Bijan Moeinian

When I sent them My Prophets with clear signs and proofs, they stuck to their own style of life and social systems. The very things that they ridiculed, were the cause of their fall.

E. Henry Palmer

And when there came to them their apostles with manifest signs they rejoiced in what knowledge they had; but there closed in upon them that whereat they had mocked.

Edip-Layth

Then, when their messengers came to them with clear proofs, they were content with what they already had of the knowledge. What they ridiculed became their doom.

George Sale

And when their apostles came unto them with evident proofs of their mission, they rejoiced in the knowledge which was with them: But that which they mocked at, encompassed them.

Hamid S. Aziz

Then when their messengers came to them with clear arguments, they exulted in what they had with them of knowledge, and there beset them that which they used to mock.

Mahmoud Ghali

So, as soon as their Messengers came to them with the supreme evidence (s), they exulted with what knowledge was in their presence, and what they used to mock at redounded on them.

Marmaduke Pickthall

And when their messengers brought them clear proofs (of Allah's Sovereignty) they exulted in the knowledge they (themselves) possessed. And that which they were wont to mock befell them.

Mohamed Ahmed - Samira

For when Our apostles came to them with clear proofs, they boasted and exulted at the knowledge they possessed; but what they used to mock recoiled back on them,

Muhammad Asad

for when their apostles came to them with all evidence of the truth, they arrogantly exulted in whatever knowledge they [already] possessed: and [so, in the end,] they were overwhelmed by the very thing which they were wont to deride.

Mustafa Khattab

When their messengers came to them with clear proofs, they were prideful in whatever ˹worldly˺ knowledge they had,[1] and were ˹ultimately˺ overwhelmed by what they used to ridicule.

Progressive Muslims

Then, when their messengers came to them with clear proofs, they were content with what they already had of the knowledge. And that which they ridiculed became their doom.

Rashad Khalifa

When their messengers went to them with clear proofs, they rejoiced in the knowledge they had inherited, and the very things they ridiculed were the cause of their fall.

Sahih International

And when their messengers came to them with clear proofs, they [merely] rejoiced in what they had of knowledge, but they were enveloped by what they used to ridicule.

Sam Gerrans

When their messengers came to them with clear signs, they exulted at what they had of knowledge; but there surrounded them that whereat they mocked.

Shabbir Ahmed

For when their Messengers came to them with all evidence of the Truth, they took delight in the knowledge they possessed. And the very thing they used to mock came on to pay a visit to them. (They took pride in their knowledge and skill and ridiculed the warnings of the Messengers that wrong Systems crash down however smartly they might be run).

Syed Vickar Ahamed

Then when their messengers came to them with clear proofs and evidences, they were only happy (and proud) with the knowledge (and worldly things) that they had; And that very (suffering) at which they used to mock surrounded them.

Taqi Usmani

When their messengers came to them with manifest signs, they exulted because of whatever knowledge they had, and they were encircled by what they used to ridicule.

The Monotheist Group

Then, when their messengers came to them with clear proofs, they were content with what they already had of knowledge. And they will be surrounded by that which they used to mock.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 83. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 83. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 83. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩