Mü'min suresi

Mü'min suresi, 85. ayet

Mü'min suresi, 85. ayet. فَلَمْ يَكُ يَنفَعُهُمْ إِيمَٰنُهُمْ لَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا سُنَّتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدْ خَلَتْ فِى عِبَادِهِۦ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلْكَٰفِرُونَ

felem yekü yenfe`uhüm îmânühüm lemmâ raev be'senâ. sünnete-llâhi-lletî ḳad ḫalet fî `ibâdih. veḫasira hünâlike-lkâfirûn.

Diyanet İşleri

Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkarcılar hüsrana uğradılar.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 82–85 · surenin 85. ayeti / 85

Konu Sabret; hayvanlardaki faydalar; azabı görünce iman Mü'min 77–85 3

  1. Mü'min 82

    Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.

  2. Mü'min 83

    Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.

  3. Mü'min 84

    Azabımızı gördükleri zaman, "Yalnız Allah'a inandık; O'na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkar ettik" dediler.

  4. 85

    Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkarcılar hüsrana uğradılar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

85. “Ama azabımızı gördüklerinde” o hal içinde “imanlarının onlara bir faydası olmadı. Zira Allah’ın kulları hakkında geçerli olan sünneti/kanunu budur” Yani inkarcılar, üzerlerine Allah’ın azabı ve cezası indiği takdirde iman edecek olurlarsa onların bu imanları, geçerli bir iman değildir ve onları azabtan kurtarmaz.

Çünkü böyle bir iman, mecburiyet halindeki bir imandır. Yan, onlar çaresizlikten iman etmişlerdir. Ayrıca bu, gözle gördükten sora yapılmış bir imandır.

Kişiyi kurtaracak olan iman ise ihtiyarî/isteyerek ve görmeden yapılan imandır ki bu da azabın belirtilerinin görülmesinden önce olur.

“Böylece kâfirler oracıkta hüsrana uğradılar.” Helâk oldukları ve azabı tattıkları vakit, dinlerini, dünyalarını ve âhiretlerini kaybettiler.

Yalnızca bu dünyadaki hüsranla kalmayacaklar; aksine çetin azap içinde onları bedbaht kılacak ve orada ebedi kalmalaraına yol açacak bir hüsran da onlar için kaçınılmazdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Azabımızın indiğini gördükleri vakit iman etmeleri onlara fayda vermedi. Azap kendilerine indiğinde fayda vermemesi Yüce Allah'ın kulları hakkında süre gelen kanunudur. Kâfirler, Allah'ı küfretmeleri ve azap kendilerine tayin edilmeden önce tövbe etmemeleri sebebi ile kendi nefislerini helaka sürükleyerek azap indiğinde hüsrana uğradılar.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمْ felem fakat
  2. يَكُ yeku sağlamadı kök: كون
  3. يَنفَعُهُمْ yenfeuhum kendilerine bir fayda kök: نفع
  4. إِيمَـٰنُهُمْ imanuhum inanmaları kök: امن
  5. لَمَّا lemma zaman
  6. رَأَوْا۟ raev gördükleri kök: راي
  7. بَأْسَنَا ۖ be'sena hışmımızı kök: باس
  8. سُنَّتَ sunnete yasası budur kök: سنن
  9. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  10. ٱلَّتِى lleti
  11. قَدْ kad elbette
  12. خَلَتْ halet gelip geçen kök: خلو
  13. فِى fi hakkında
  14. عِبَادِهِۦ ۖ ibadihi kulları kök: عبد
  15. وَخَسِرَ ve hasira ve ziyana uğramışlardır kök: خسر
  16. هُنَالِكَ hunalike orada
  17. ٱلْكَـٰفِرُونَ l-kafirune kafirler kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir.…

  • Aynı kök: سنن (21 geçiş) · Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

  • Aynı kök: سنن (21 geçiş) · Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.

  • Aynı kök: سنن (21 geçiş) · Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler,…

  • Aynı kök: نفع (50 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: نفع (50 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    Zararı faydasından daha yakın olana tapar. O (taptığı) ne kötü yardımcı, ne fena yoldaştır!

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

63 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'ın kulları hakkında süregelen kanunu olarak dipnot 1 azabımızı gördükleri zaman (o anki) imanları, kendilerine yarar sağlamamıştır. dipnot 2 Kâfirler, orada kaybetmiş (olacak)lardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Ahzâb 33:38, 62; Fâtır 35:43; Fetih 48:23.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ölüm anında veya Son Saat'te ya da mahşerde dile getirilecek olan iman ve tevbenin kabul edilmeyeceği çeşitli ayetlerde dile getirilmektedir. Benzer mesajlar: Nisâ 4:18; En‘âm 6:158; Yûnus 10:90-91; Secde 32:29; Sebe' 34:52; Duhân 44:13; Muhammed 47:18.

Mustafa İslamoğlu

Fakat kahredici cezamızı gördükten sonra iman etmeleri, onlara hiçbir yarar sağlamadı. Kulları hakkında geçmişten bugüne Allah'ın uygulaması budur: Nitekim inkarı tabiat edinenler orada ve o anda hüsrana uğradılar.

Muhammed Esed

Fakat cezamızın farkına vardıktan sonra iman etmiş olmaları kendilerine bir fayda sağlamayacaktır. Allah'ın kulları için her zaman uyguladığı yol yöntem budur. İşte, hakikati inkar etmiş olanlar, o zaman ve orada, ziyana uğramış olacaklardır.

Ahmed Hulusi

Fakat hışmımızı gördükten sonra onların iman etmeleri kendilerine fayda vermedi! Bu, geçmişten beri uygulanan kulları hakkındaki Sünnetullah'tır! Hakikat bilgisini inkar edenler (hakikatlerinden, Sünnetullah'tan perdeliler) işte bundan dolayı hüsrana uğradı!

Ali Bulaç

Ama Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman, imanları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. (Bu,) Allah'ın kulları arasında sürüp giden sünnetidir. İşte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.

Ali Özek ve heyeti

Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'ın kulları hakkında süregelen âdeti budur. İşte o zaman kâfirler hüsrana uğrayacaklardır.

Ali Rıza Safa

Sonunda, cezamızın yaman olduğunu gördükleri zaman, inanmaları onlara yarar sağlamaz. Allah'ın Yasası, kulları için böyle gelip geçmiştir. Ve nankörlük edenler, orada yitime uğramışlardır.

Bayraktar Bayraklı

Ancak, azabımızı görünce, inanmalarının kendilerine hiçbir faydası olmamıştı. İşte, öteden beri Allah'ın kullarına uyguladığı yasası budur. O durumda inkar edenler kaybedeceklerdir.

Edip Yüksel

Azabımızı gördüklerinde gerçeği onaylamaları kendilerine bir yarar sağlamaz. Bu, daha önceki kulları hakkında sürekli uygulanan ALLAH'ın sünneti (yasası) dır. İşte o zaman inkarcılar hüsrana uğramışlardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Azabımızı gördüklerinde inanmaları kendilerine bir yarar sağlamaz. Bu, daha önceki kulları hakkında sürekli uygulanan ALLAH'ın sünneti (yasası) dır. İşte o zaman inkarcılar hüsrana uğramışlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dediler ama, hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın kulları hakkındaki süregelen kanunu (bu), işte hüsrana bu noktada düştü kafirler!

Elmalılı Hamdi Yazır

Dediler amma hışmımızı gördükleri vakıtki iymanları kendilerine faide verecek değildi. Allahın kullarında geçegelen sünneti, ve işte husrana bu noktada düştü kafirler

Erhan Aktaş

Cezamızı görünce iman etmeleri onlara bir fayda vermedi. Allah'ın kulları hakkındaki geçmişten bugüne uyguladığı yasası dipnot 1 budur. Kafirler orada zarara uğradılar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sunnetullah.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Cezamızı görünce iman etmeleri onlara bir fayda vermedi. Allah'ın kulları hakkındaki geçmişten bugüne uyguladığı yasası dipnot 1 budur. Kafirler orada zarara uğradılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sunnetullah.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Cezamızı görünce iman etmeleri onlara bir fayda vermedi. Allah'ın kulları hakkındaki geçmişten bugüne uyguladığı yasası budur. Gerçeği yalanlayan nankörler orada zarara uğradılar.

Gültekin Onan

Ama bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman inançları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. (Bu,) Tanrı'nın kulları arasında sürüp giden sünnetidir. İşte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.

Hasan Basri Çantay

Fakat hışmımızı gördükleri zaman imanları faide verecek değildi. Allahın, kulları hakkında cari olagelen adeti (budup). İşte kafirler burada hüsrana uğradı.

İbni Kesir

Ama baskınımızı görüp de öylece inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu; Allah'ın kulları hakkında öteden beri cari olan sünnetidir. Ve işte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ama bizim azabımızı gördüklerinde iman etmeleri kendilerine fayda vermedi. Bu Allah’ın kulları hakkında geçerli olagelen sünnetidir (adetidir) ve kâfirler işte burada hüsrana uğradı.

Süleyman Ateş

Fakat hışmımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine bir fayda sağlamadı. Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan yasası budur. İşte o zaman kafirler ziyana uğramışlardır.

Süleymaniye Vakfı

Ama baskınımızı görünce inanmalarının onlara bir faydası olmadı dipnot 1 . Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan sünneti /yasasıdır dipnot 2 . Kafirler /ayetleri görmezlikten gelenler, işte o son noktada kaybederler dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunun bir örneği Firavun'dur (Yunus 10/90-91).
  2. metne dön, dipnot 2
    Sünnet, Allah'ın bütün nebileri için belirlediği yolu, sırat-ı müstakimi ifade eder. Bu kavram üç ayette sünnetullah /Allah'ın sünneti şeklinde geçer (Ahzab 33/38, 62, Fetih 48/23 ). O yola girmeyenler kaybederler (İsra 17/76-77, Kehf 18/55).
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şiddetli azabımızı gördükleri zaman inanmalarının onlara faydası olmadı. Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır dipnot 1 . Kendilerini doğrulara kapatanlar (kafirler) işte o zaman(azabı görünce) kaybederler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Af dilemek ve Allah'a yönelmek(tevbe) kapısı ölene kadar açıktır. Ölüm gerçekleştikten sonra dönüş yapmak fayda sağlamaz.

Şaban Britch

Azabımızı gördükleri zaman iman etmeleri onlara bir yarar sağlamadı. (Bu,) Allah'ın kulları arasında sürüp gitmekte olan sünnetidir. İşte kâfirler orada hüsrana uğramışlardır.

Şaban Piriş

Azabımızı gördükleri zaman iman etmeleri onlara bir yarar sağlamadı. Allah'ın geçen kulları hakkındaki kanunu budur. İşte inkarcılar böyle hüsrana uğrar.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne var ki, şiddetimizi gördüklerinde, ettikleri iman kendilerine yarar sağlamadı. Allah'ın, kulları hakkında işleyip duran yolu yöntemidir bu. İnkarcılar orada hüsrana uğradılar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But their submission to Allah, then and their acknowledgment of His Godhead when they saw His severe punishment befalling them precluded forgiveness; a mode of action adopted by Allah and has long been pursued. The loss, then, falls on those who deny Him.

Abdul Haleem

but believing after seeing Our punishment did not benefit them at all- this has always been God’s way of dealing with His creatures- there and then the disbelievers were lost.

Abdullah Yusuf Ali

But their professing the Faith when they (actually) saw Our Punishment was not going to profit them. (Such has been) Allah's Way of dealing with His Servants (from the most ancient times). And even thus did the Rejecters of Allah perish (utterly)!

Abul A'la Maududi

But their believing after they had seen Our chastisement did not avail them. That has been Allah's Way concerning His servants. dipnot 1 And the unbelievers courted utter loss, then and there.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Allah’s established way": the Law that repentance and faith are beneficial only till the time man is not seized by the torment of Allah or death. Believing or repenting after the torment has arrived or the signs of death have appeared, is not acceptable to Allah.

Aisha Bewley

But when they saw Our violent force their iman was of no use to them. That is the pattern Allah has always followed with His slaves. Then and there the kafirun were lost.

Al-Hilali & Khan

Then their Faith (in Islâmic Monotheism) could not avail them when they saw Our punishment. (Like) this has been the way of Allâh in dealing with His slaves. And there the disbelievers lost utterly (when Our Torment covered them).

Ali Quli Qarai

But their faith was of no benefit to them when they sighted Our punishment —Allah’s precedent which has passed among His servants, and it is thence that the faithless will be losers.

Amatul Rahman Omar

But their belief was of little use to them when they have (actually) seen Our calamity. Such is the law of Allâh that has ever been in vogue in respect of His servants. It is at such times that the disbelievers suffer a loss (and are reminded).

Arthur John Arberry

But their belief when they saw Our might did not profit them -- the wont of God, as in the past, touching His servants; then the unbelievers shall be lost.

Bijan Moeinian

But the belief or the repentance after the inevitable [death or punishment of God] is not acceptable. The fact of the matter is: "The disbelievers are always doomed."

E. Henry Palmer

But their faith was of no avail to them when they saw our violence - the course of God with His servants in time past, and there the misbelievers lose!

Edip-Layth

But their acknowledgement could not help them once they saw Our might. Such is God's sunna that has been established with His servants. The ingrates were then totally in loss.

George Sale

But their faith availed them not, after they had beholden our vengeance. This was the ordinance of God, which was formerly observed in respect to his servants: And then did the unbelievers perish.

Hamid S. Aziz

But their belief could not avail them when they had seen Our punishment; this is Allah's law, which has indeed held true for His servants, and then the disbelievers perished (or were ruined).

Mahmoud Ghali

Yet their belief did not in the least profit them as soon as they saw Our violence, the enactment of Allah, which has passed on His bondmen; and there over the disbelievers lost

Marmaduke Pickthall

But their faith could not avail them when they saw Our doom. This is Allah's law which hath ever taken course for His bondmen. And then the disbelievers will be ruined.

Mohamed Ahmed - Samira

But then their affirming served them nothing after they had seen Our torment. This is the law of God that has prevailed among His creatures, Then the unbelievers went to rack and ruin.

Muhammad Asad

But their attaining to faith after they had beheld Our punishment could not possibly benefit them such being the way of God that has always obtained for His creatures -: and so, then and there, lost were they who had denied the truth.

Mustafa Khattab

But their faith was of no benefit to them when they saw Our torment. This has ˹always˺ been Allah’s way ˹of dealing˺ with His ˹wicked˺ servants. Then and there the disbelievers were in ˹total˺ loss.

Progressive Muslims

But their belief could not help them once they saw Our might. Such is God's way that has been established with His servants. And the rejecters were then totally in loss.

Rashad Khalifa

Their belief then could not help them in the least, once they saw our retribution. Such is GOD's system that has been established to deal with His creatures; the disbelievers are always doomed.

Sahih International

But never did their faith benefit them once they saw Our punishment. [It is] the established way of Allah which has preceded among His servants. And the disbelievers thereupon lost [all].

Sam Gerrans

But their faith did not benefit them when they saw Our might — the practice of God which has passed among His servants[...] — and thereupon the false claimers of guidance were lost.

Shabbir Ahmed

But their proclamation of Faith could not help them, once they saw Our Blow. This is the Law of Allah that has always applied to His servants. And so, there and then, lost were the rejecters of the changeless Divine Laws.

Syed Vickar Ahamed

Then their accepting the Faith after they (actually) saw Our Punishment was not going to help them. (Such has been) Allah’s Way of dealing with His servants, (from the oldest of times). And the rejecters of Allah were (totally) destroyed (in the Punishment)!

Taqi Usmani

But, their profession of faith was not (competent) to benefit them, once they had seen Our punishment - a customary practice of Allah that has been there all along in the matter of His servants - and hence, the disbelievers became the losers.

The Monotheist Group

But their belief could not help them once they saw Our might; such is the way of God that has been established for His servants; and the rejecters were then totally in loss.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 85. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 85. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 85. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩